31 Ağustos 2017 Perşembe

Hayırlı Bayramlar..!


Öncelikle 30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun..!
(Malum dün bloga girmek nasip olmadı da bugün paylaşayım dedim)



Sevdiklerinizle beraber geçireceğiniz mutlu,huzurlu bir bayram diliyorum☺

Umarım keseceğiniz hayvanları " emin ellere " bırakırsınız.

Bir keresinde hiç unutmam Anneannemlerin orada kesiyorlardı daha da küçüktüm yani liseye geçmemiştim. Hayvan nasıl acıdan kıvranıyordu nasıl acı çekiyor anlatamam size oturup ağladığımı biliyorum .. Yahu siz o hayvana acı çektirdikten sonra nerde bunun sevabı ? O yüzden bir bilene bırakın ..!


29 Ağustos 2017 Salı

Çanakkale / Saros Tatili Part / 1

Tatilimi iki part şeklinde yazmayı planlıyorum 4,5 gün kaldık daha doğrusu dolu dolu geçirdiğimiz 4 gün vardı pazar günü saat 15:00 gibi koya koyulduk ve o gün hiçbir şey yapmadık. Saros'da kalmamıza rağmen Tekirdağ / Şarköy ve Çanakkale / Gelibolu'yu da gezdik bu yüzden iki part'a bölmeye karar verdim.Aslında Çanakkale merkezi gezip şehitliğe falan gidecektik ama maalesef vaktimiz yoktu hoş ben şehitliğe çok eskiden gitmiştim ama merkeze gitmedim aslında ben en çok Gökçeada ve Bozcaadayı merak ediyorum.

Önce ani kararımızdan bahsedelim 1 Ağustos Salı günü işten ayrıldım,eşimi aradım durumu anlattım eşim de " Gülay yengem aradı, dayım pazar günü arabayla İstanbul'a dönüş yapıyormuş gelin diyor ne yapalım "dedi ben " benim için artık hava hoş sen izin alabileceksen al gidelim" dedim ve Serhat iş çıkışına 15 dakika kala 3 gün izin aldı hafta sonları zaten çalışması yok. Ben koştur koştur eve gittim saat 19:00 falandı evde yemek var ama yanına makarna yapmam lazım su ısınıncaya,işte haşlayana kadar bavulu hazırlarım dedim ama önüme geleni koyuyorum düzenli de koymuyorum atıyorum üst üste sonra toparlarım önemli olan unutmayayım alacaklarımı diyorum Serhat geldi " yemek hazır değilse gidip otobüs bileti alayım"dedi bende "bir 10 dakikaya hazır olur ama sen istersen git" dedim gitti almaya geldiğinde bende bavul işini bitirmiş , toparlamıştım da güzelce..

Saat 23:30'a almış ama bizim 22:00'da yazıhane de olmamız lazımmış kısacası 3 saat içinde ne yaptıysa yaptık yani.Evden çıktık yazıhaneye gittik neredeyse 40 dakika sonra servis geldi , otogora gittik saat 00:00'da otobüs geldi bir de asker uğurlaması vardı o yüzden iki katı trafik oluşmuştu neyse o kadar bekledik ama değdi otobüsün koltukları inanılmaz rahattı Truva Turizm tercih ettik eskisi gibi daracık rahatsız edici koltukları yoktu çok rahat ettim ben..Bilmiyorum diğer otobüslerde artık böyle mi ben yaklaşık 3-3.5 yıldır hiç uzun yol yolcuğuna çıkmadım da..


Uzun zamandır otobüsle yolculuğa çıkmamıştım iyi de oldu 6-6.5 saat sürer demişler yalnız biz 5 saatte vardık bende hani otobüsle yolculuğu özlemişim ya uyuyayım sonra sabaha karşı kalkar biraz izlerim etrafı dedim ne hacet mola haricinde hep uyudum şaka değil ya Serhat orada film falan izlemiş çocuk hiç uyumamış ben bildiğiniz fosur fosur uyumuşum ☺

Eve vardık hemen uykuya geçtik. Sabah ben çocukların sesiyle uyandım ikizlerimiz var 3.5 yaşında ama biri sanki deyin 5 yaşında gibi..ikiz oldukları hiç belli değil benzerliği geçtim o yok , onu anladım da Elif hem toplu hem daha uzun , Ela daha kısa daha zayıf  Ela yaşıtlarına göre iyi de Elif yaşıtlarını geçmiş durumda. Onlarla falan oynadım onlar beni çok seviyorlar zaten alışıklar bana..Bir de o kadar komik konuşuyorlar ki mesela bir sabah uyuyoruz bunlar oyun oynuyor Ela " şalak" dedi Elif'de " Bana şalak deme düzgün konuş" dedi ben gülmeye başladım bir döndüm ki Serhat'ta uyanmış o da gülüyor. Her sabah bizim odaya çıkıyorlardı yani iki kat merdivenleri çıkıyorlardı ama sesimi duyarlarsa mesela biz uyurken hiç gelmiyorlardı bir gün Ela " Anne kalkmaylar"dedi ben başladım gülmeye.Bir de ela y'leri L olarak söylüyor mesela düşmüş bacağı kanamış diyor ki " acilo geçmilo" benim ağzıma dolandı gitti bu karşıdan karşıya geçerken " araba gelilor" diyor " istemilom istilom" böyle konuşuyor. Aklıma direkt " delilo" geliyor ya ☺

(Bazı fotoğraflarım bulanık , kaymış olabilir benim telefon bozuktu ne yapayım☺ )



2 Ağustos Çarşamba günü çocukların sesiyle uyandım aşağı indim onlarla biraz oynadık herkesin kalkmasını bekledik.Gülay yengenin her gün hazırladığı kahvaltı bir öncekinden de daha güzeldi yedirmeyi içirmeyi gerçekten çok seven biri gerek sabah kahvaltısı gerek denize giderken hazırladıkları (makarna salatası,poğaça vs) gerek akşam yemekleri harikaydı.

 

Kahvaltımızı yaptık,arabaya bindik Güneyli Sahiline indik.


Biraz da bilgi vereyim size; Gülay Yengenin Annesinin burada yazlığı var yazlık şöyle diyeyim yol kenarında , sitenin içinde , 3 katlı bir ev. ( biz otobüsle direkt sitenin önünde indik ☺)Bol yeşillikli , bol bol sebze meyve yetiştirilen herkesin kendine ait bir bahçesi var ama tek sıkıntı inanılmaz sessiz ☺buraya emekli olunca"kafa dinlemek" için gelebilirsin o da bizde ikizler var arada başka çocuklarda dışarı çıkınca biraz ses oluyordu onun haricinde mesela akşam balkonda oturuyorsun o kadar sessiz ki kendin ses çıkarmaya korkuyorsun milleti rahatsız ederim diye. 

Sitenin karşısı tarla gibi zaten burada en çok Ayçiçeğini görüyorsunuz. Etrafta bakkal yok ve bakkala gitmek için araba şart burada herkesin arabası var zaten arabasız çok zor. Denize bile yaklaşık 10 dakika uzaklıkta bir yere gidiyorduk aslında siteden çıkınca , sağa dönünce orada da denize girilen bir yer var görüyordum ama Güneyli sahilinin denizi daha temiz diye oraya gidiyorlarmış.

Tarık dayı - Elif - Gülay yenge - Ela
Güneyli sahilinde şezlonglar çok uygun kişi başı olarak değil şezlong başına alıyorlar fiyatı , istersen 4 tane kirala istersen iki tane hiç problem değil ve sadece 5 TL biz ilk gün 20 TL verince çok şaşırdım Şile'de kişi başı 20 TL veriyorsun burada 4 tane şezlong için bu fiyatı veriyorsun şaşırtıcı..
Biz ağustos'un başında gitmemize rağmen çok kalabalık değildi. Elbette cumartesi günü gittiğimizde diğer günlere göre daha kalabalıktı ama şu yoktu "iğne atsan yere düşmez". Bu yüzden rahatlıkla denize girebiliyorduk. Deniz buz gibi Elif bile ilk denize girdiğinde " buş gibi" dedi ki onlar sanki sıcak suya girer gibi direkt giriyorlardı suya Serhat " Yenge sen bunları soğuk suyla mı yıkıyorsun " diyordu hele Serhat'ı sormayın biz hep beraber denize girer yüzer takılırdık Serhat hala kıyıda daha ayak bileklerinde girmeye çalışırdı.


İlk denizle buluşmam biraz acı ama güzel oldu. Özlemiştim en son geçen sene Ağustos'ta Şile'ye gitmiştik.Elif 3.5 yaşında olmasına kolluksuz simitsiz giriyor bir de mesela gidiyor gidiyor baktı ki yere basamıyor " ben basamıyom" diyor biraz daha ileri gittikçe deniz seviyesi yine azalıyor alıp götüyorum Elif'i " ben basabiliyom" diyor ya konuşması bir yandan İzmir'liler gibi bir yandan Ankaralılar gibi hoş Yozgatlılar o ayrı☺ Mesela der ki " kuşura bahma" o bakmayı bahma olarak söylüyor ya o kadar komik oluyor ki.




Akşam sofrada yok yoktu Gülay yengeler balkonlarına küçük şömineler var ya onlardan yaptırmışlar orada mangal yaptık .


Akşam da Gülay yenge komşunun adını unuttum dedi ki " Şarköy'de pazar varmış ona gidelim " dedi saat 21:30 mu neydi çıktık hani ben şöyle düşündüm pazar herhalde böyle fuarlar oluyor ya öyle diye düşündüm bizimkiler de bildiğin pazar sanmış oysa neymiş bildiğiniz çarşı. Hani incik boncuk,kıyafet satılan vs yerler var ya öyle bir yermiş :)  Bu bayan Makedonyalıymış galiba orada bu tarz yerlere " pazar " diyorlar biz olsak çarşı deriz ☺ Hatta Gülay yenge gecenin sonunda eve geldiğimiz de dedi ki " ben böyle bir yer olduğunu bilseydim gitmezdim tamam güzel yer ama ben pazar var sandım " dedi ☺


Bizim ikizler park alanı gördü orada oyalandılar Serhat ve Tarık dayı da langırt oynadı .








Şarköy'e bayıldım diyebilirim çok güzel bir yer çok eğlenceli ve evleri böyle Adalar'da ki evlere benziyor hepimiz oraya bayıldık . Bayıldık bayılmasana da keşke gündüz gelseydik dedik çünkü giderken öyle ara yollardan gittik ki bildiğiniz ışık falan yok yol da hepimiz Allah'a emanet gittik
Dondurmamızı aldık gezindik gerçekten çok güzel bir yer buraya gündüzden gelmeli önce denize girmeli sonra ise akşamına gezmeli biraz Kadıköy , biraz Adalar karışık her gördüğümüz yere " bak buraya benziyor bak şuraya benziyor " diye söylendik durduk.

Altını çizerek tekrar söylüyorum Şarköy'ü gezmenizi tavsiye ederim.Gündüzden gidin denizinize girin akşamına da gezin. 

 
.
Çocuklar faytonu gördü binmek istedi ben dedim " Ben binmem atlara zarar veriyoruz " dedim binmem de binmem diye inat ettim ama sonunda beni bindirdiler.



Neyse ki at yavaş gidiyordu. Adalar'da ki gibi değil hayvanlara eziyet ediyorlar Adalar'da ama burada onu görmedim çünkü dümdüz bir yol ve sakin sakin bir tur attık ama yine de fayton'a binilmemesi taraftarıyım çünkü o hayvanlara yapılan eziyet ve sonrasında onların ölmeleri beni inanılmaz üzüyor.



3 Ağustos Perşembe günü bugün deniz bisikletine bindik ☺En son yıl bilmem kaçken Altınoluk da binmiştim.




Kıyıdan uzaklaştıkça denizin daha da soğuduğunu hissediyordum yahu benim amacım açılıp denize girmekti ama hem soğuk hem de şimdi ikizler var benim ardımdan atlarlar falan diye sadece denize ayaklarımı soktum.


Plaj'da otururken bu bayraklı yere gelmek istiyordum Serhat ve Tarık dayı deniz bisikletini sürmeye başladı buraya geldik ne oldu dersiniz fark etmedik ama denizin içinde kocaman bir kaya vardı ve deniz bisikleti kayanın üstüne oturdu ☺ Bildiğiniz 15 dakika boyunca boşa dönüp durduk hayır bizimkiler aşağı inip bisikleti döndürecekler ama suyun altı deniz kestanesi kaynıyor . En sonunda atladılar artık ayaklarına bata çıka bisikleti döndürmeye başardılar.Sonra Tarık dayı arkaya geçti ben ve Serhat yola devam ettik aşırı akıntı vardı sürüklenip duruyorduk neyse bir şekilde kıyıya gelmeyi başardık.

1 saatliğine 20 TL verdik yarım saat 15 TL'di giderseniz aklınızda olsun ☺

Bu akşam evdeydik çocuklar uyuduktan sonra bayağı bir sohbet muhabbet ettik Gülay yenge ve Tarık dayıyla kah güldük kah şikayetlerimiz oldu falan filan ama tatil güzel geçiyordu. Tek sıkıntı hoş sıkıntı da denmez ama tanıdık yere gidince daha çok yoruluyorsun sofrayı hazırla,sofrayı kaldır bulaşıkları hallet bir yandan çocuklarla ilgilen bir de odaya çıkman gerektiği zaman iki kat üste çık. İstanbul'da ki misafirlikten tek farkım denize girmiş olmamdı ☺ Bence en güzel tatil ne biliyor musunuz ? Otel .. Gerçekten otel kadar rahat bir tatil yok hele bir de çalışan bir bayansan ve rahatlık istiyorsan , hizmet etmek istemiyorsan kesinlikle Otel'i tercih etmeli evet bir eve gittiğinde belki ödeyeceğin 6 gün 5 gece tatilin 4'de 1'ini ödüyorsun ama en azından plaj için ayrı para vermiyorsun yemek için ayrı para vermiyorsun ne bileyim herkesin zevki farklıdır ama ben otel tatilini daha çok seviyorum orası net !

3.ve 4. günü ayrı bir postta yazacağım.
Şimdilik hoşçakalın ☺

Saygılar..

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Nikah Tazeleme - 16.YIL / Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri

Siz daha önce hiç nikah tazeleme törenine katıldınız  mı?  Valla bende duyduğumda inanamadım hani ünlüler falan yapar ya bende öyle televizyonda görmüştüm gerçeğine ilk kez şahit oldum ve sanki ilk gün ki gibi bir aşkla kutlandı ☺

Acıbadem'de oturduğumuz dönem de çok yakın komşumuz olan Sunay abla ve eşi Devrim abi ile sıkça görüşürdük biz oradan taşınmamıza rağmen Annem'le Sunay abla irtibatı hiç koparmadılar hatta evlendikten bir altı ay sonra da Sunay abla beni ziyarete geldi " hala inanamıyorum akşamları hep beraber oturup çay içtiğimiz kız şimdi evlenmiş evinin hanımı olmuş" demişti.



18.06.2017 Pazar günü Annem ben ve Serhat Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesislerine gittik mekana daha önceden eski çalıştığım yerle birlikte yeni yıl eğlencesi için gelmiştik hemde Grup 84 konseriyle birlikte ☺ Normalde havuz başı düğün olacaktı fakat yağmur yağdığı için iç kısıma alınmış konseri de burada izlemiştik ☺

Girişte bizi Sunay & Devrim yazılı banner karşıladı bir baktık 16 yıl olmuş vay be hemen Serhat'a döndüm " bizde 10.yılımız da yapsak mı " dedim bizimki bir şey demedi zaten bende öylesine söylemiştim ☺





Mekan'da her şey düşünülmüş sanki ilk defa evleniliyor hissi verilmişti nikah şekerleri bile vardı ☺
Ramazan ayında olduğu için yemekli bir düğün konsepti düşünülmüştü yalnız yemeklerini soracaksanız benim hiç damak zevkime uygun değildi aç kaldık diyebilirim ☺




Çıkış müziği : Fenerbahçe Marşı

Ciddiyim bende inanamadım romantik bir şarkı çalar diye düşündüm ama FB marşı çaldı önden Devrim abi çıktı , Sunay abla ise arkadan yakışıklı iki oğlunun koluna girmiş geliyordu.

 

Nikah kıyılma esnasına geçildi bildiğiniz gerçekten nikah kıyılıyordu Sunay abla eski kızlık soyadını falan söyledi , nikah memuru da gerçek nikah memuruydu sanırım çünkü " Bunca yıldır memurluk yapıyorum 16 yıl sonra hala daha ilk defa birbirlerine aşkla bakan iki insana denk geliyorum " dedi. Şahitler de oğulları Işık ve Ata oldu. Sunay abla " Eveeet " diye bağırdı güzeldi çok hoşuma gitti ya insanın tekrar evlenesi geliyor ☺


Nikah kıyıldıktan sonra ilk dans edildi sonra danşçılar çıktı bir kaç dakika oynadılar içeri geçtiler.


Sunay abla ve Devrim abi bütün masaları gezdiler ve tek tek fotoğraf çektirdiler.
Bende o gün tulum giymeyi tercih ettim yalnız o dönemler telefon bozuk olduğu için boydan fotoğrafım anca bu kadar ☺

Telefonu geçen gün yaptırmaya gittim 50 TL kamera + 150 TL ekran için verdim benim telefonda donma problemi vardı ve kamera da çalışmıyordu. Tamirden çıkarttım telefonu donma yok çok şükür dedim 1 saat sonra ekran karardı tabi aynı gün gidemedim bir sonraki günde iş görüşmesi vardı 2 gün sonra gittim 150 TL'sini geri aldım 50 TL kamera için vermiş oldum kamera lazım oluyor yani 8 aydır bu telefonu böyle kullandım kim kullanır ki şu zamanda böyle kamerası çalışmayan bir telefonu ? Hele bir de sosyal medya tutkunu ise anında yenisini alır. Neyse ki benim sosyal medya hesabım yok eşimin instagramını kullanıyorum arada sırada..O yüzden bu zamana kadar kamerasız kullanmayı  göze aldım. Ama yine de anladım ki kamera gerçekten çok lazım oluyor Serhat'ın da telefonunun kapasitesi dolu olduğu için fotoğraf pek çekemiyor. Bakalım çalışmaya başlayayım da yeni telefon alacağım yurt dışından getirme durumu da var ama artık iyice saçmalamışlar işleteceğimiz pasaporta 2 yıl hiç telefon alınmaması lazımmış ayrıca son 1 ayda yurt dışına gitmiş olması gerekiyormuş falan filan.

Böyle işte,ölmeden bir nikah tazeleme olayına da şahit oldum ☺
Darısı tüm isteyenlerin başına.

Saygılar..

8 Ağustos 2017 Salı

İşte geldim burdayım..!

 O kadar uzun zaman oldu ki buralara gelmeyi konular birikti de birikti. Daha Ramazan'da gittiğimiz yemeği bile yazamadım ne yapayım o kadar yoğundum ki haftanın bir günde izinli olunca neye yetişeceğimi şaşırır oldum.

Öncelikle belirteyim ki işsizler kervanına yine katıldım hiç mutsuz da değilim hem çok yorulup , hem 6 gün çalışıp , hem de kuş kadar maaşa değmezdi diye düşünüyorum zaten ben asgari ücretle çalışacaksam bir de 6 gün çalışacaksam evimin çok yakını yerler vardı ben kabul etmemiştim şimdi o kadar umursamıyorum valla. 5 gün çalışabileceğim işleri yine arayacağım ama 6 gün çalışacaksam evime yakın mümkünse trafik çekmeyeceğim bir iş istiyorum zaten haftanın 6 günü çalışıyordum bir günde evin işleriyle uğraşıyorum hiç dinlenemiyordum ki hayırlısı olsun hatta işten çıkıp gecesine Çanakkale / Saros'a tatile bile gittik eşimle .. Çok ani oldu da detayları sonraki postlara saklıyorum ☺

Bu süre zarfında gerek üzücü gerek sevindirici olaylar oldu gelin bakalım neler olmuş ;


Çalışmaya 29 Haziranda başlamıştım iki günlük param yattı sonraki hafta yani 8 Temmuz'da kendi kuaförüme gittim saçımı kestirdim ☺ İyi ki de kestirdim o o kadar sıcaklar var ki çok rahat ettim hem kendi kuaförüme gittim ya gözüm kapalı kendimi emanet ettim biraz tuzlu fiyatı ama geçen sene kestirdiğim yerden sonra tövbe dedim.


9 Temmuz'da Serhat'ın yakın arkadaşlarından biri olan Bahadır'ın düğününe gittik biraz farklı bir düğün konseptiydi yani damadın dayısı çıkıp "bir tek dileğim var mutlu ol yeter" şarkısını falan söyledi ☺


19 Temmuz'da Serhat'ın doğumgünüydü muzlu küçük bir pasta aldım ☺Çalıştığım için yoğun bir hazırlık yapamadım valla.

Yine aynı gün öğrendim ki KPSS'de atanamadım ☺Hiç şaşırmadım ki zaten 71'le atanamazdım.


Benim için en üzücü olay ise oğlum Trump öldü :( zaten hastaydı tedavisi için neler yaptık antibiyotik mi kullanmadık özel mamalar mı yapmadık aklınıza gelebilecek her şeyi yaptık ama yine de öldü :( ben var ya yıkıldım bir de her sabah bakardım o sabah bakmadım Allah göstermedi işte , Serhat'ta o gün hastaydı beni aradı " Aşkım Trump ölmüş " diye ben iş yerinde o gün bütün gün ağladım aklıma geldikçe ağlıyordum eve geldim ruh gibiydim hani bir kaç gün kendime gelemedim ya o kadar alışmıştım ki o da bize o kadar alışmıştı ki üşüyordu giriyordu içimizde uyuyordu bebek gibiydi.Serhat kendini hazırlamıştı "ölecek "diyordu ölmeden son iki gün ise ben bile " ölecek" dedim inandım öleceğine iyice durgunlaşmıştı dışarı çıkıyordu uyuyordu , kafeste uyuyordu adam akıllı yemek yemiyordu hatta ölmeden bir gün önce öyle bir hissetmişim ki " çıksın biraz kafesin dışında dursun özgürlüğünü yaşasın " dedim ertesi gün öldü :( 

Serhat iki tane eş olmuş kuş aldı oğlanın adını Çiko kızın adını Çakıl koyduk hatta onların üç tane yumurtası vardı ne oldu dersiniz şu inanılmaz bir yağmur inanılmaz bir dolunun yağdığı gün var ya o gün bir tanesi doğmuş adını Dolu koyduk ikincisi de iki gün sonra doğdu diğeri boş çıktı.Oğlanda bizim ölen kuşun koyu mavi ve koyu siyah tüylü olanı çok tatlı resmen çocuklar doğdu ya kuş nöbetteydi hiç uyuduğunu görmüyordum ağlıyorlar hemen içeri atlıyordu dişi kuş Çakıl da yuvalıktan hiç çıkmıyordu arada tuvaletini yapmak için yuvalıktan çıkıyordu o kadar ama şimdi yavrular biraz büyüdü biri 11 günlük diğeri 9 günlük artık daha çok dışarda duruyor ama görmeniz lazım tüysüz kuşlar o kadar çirkin oluyorlar ki ilk zaman.Şimdi tüylenmeye başladı hatta Dolu bugün gözlerini açtı diğerinin adını da Temmuz koyalım dedik hayır güneş koyacaktık ama iki tane daha ayrıca bir kuş var evde Miço ve Güneş onların da bekliyoruz ki eş olsun. Kuş ticaretine başlayacağız yakında yavrularla birlikte toplam 6 tane evde kuş var. Ama bunlara Trump'a bağlandığım gibi bağlanamıyorum belki yavrulara bağlanırım onları ele falan alıştırırsak bakalım. Onların fotoğrafları yok bende telefon bozuk yaptıracağım en yakın zaman da onları da eklerim.



Nasıl dolu yağdı ama? Bu teyzemin mutfağının balkonuymuş ay ne gündü ya. Hadi ogün çok şükür otobüsteydim ama ondan önceki hafta bir sabah çok felaket bir yağmur yağdı ya o sabah sırılsıklamdım ajans firmasında çalıştığım için üstümü onların bünyesinde ki firmaların kıyafetlerini giyerek değiştirdim.Ama renk uyumuna bakın üstüm kırmızı , pantolon pembe , ayakkabı siyah valla diyorum " renk uyumu benim için çok önemlidir şu an bütün renk uyumsuzluğunu göz önünde bulundurarak giyiyorum bunları " diye çok komiktim görenler beni gülüyordu.Ama çok şükür dolu yağdığı gün dışarı da değildim indiğimde de evlerin camları kırılmış korktum bizim evin camlarına bir şey olmuş mudur diye ama olmamış sadece apartman aydınlığının camları kırılmış orda ki camlar da direkt bizim evin önüne yığılmış bugün de yağdı yağacak gibi hava korkuyorum yine aynı şeyler olacak diye he..

Benim yazacaklarım şimdilik bu kadar tatil yazılarım daha sonra ki postlar da hoşçakalın.

Saygılar..

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Hem iş hem hayat..!

İş yerinde tüm gün o kadar çok bilgisayarda vakit geçiriyorum ki , eve gelince bırakın bilgisayarı açmayı , televizyonu açmak bile istemiyorum.İlk defa bu saatte blog yazıyorum epeycenede yorgunum ama biraz dertleşelim.

Hem iş konuşalım hem de biraz özel hayat..



Öncelikle buradan hep yazıyordum size "çok istediğim bir iş var o olsun diye dua ediyorum sürekli " diye ben bir cesaret bana mail atan kıza mail attım Ramazan'ın sonlarına doğruydu.Bana cevap geldi telefon numaramı istediler ben yazdım gönderdim sonra telefon çaldı Serap hanım aradı "Danışmanlığını yaptığımız firmada maalesef iş olmadı (daha doğrusu o bölüm orada açılmamış) bizim kendi bünyemizde arayışımız var dilerseniz Pazartesi gelin görüşelim" dediler ben o Pazartesi gittim görüşmeye yalnız oranın cumartesi çalışmasını olduğunu bilmiyordum görüşmeden çıktım biraz üzgündüm sonuçta cumartesi kalkıp gidecektim ve sadece veri girişi yapmayacaktım , cv tarayıp adayları mülakata çağıracaktım neyse aradan 2 gün geçti beni aradılar "Bayramdan sonra evrakları getirin " dediler benim evraklar önceden hazırdı , bayram Salı günü bitti ben Çarşamba günü gittim evrakları teslim etmeye " yarın başlatmayı düşünüyoruz" dediler ben şok oldum bari o hafta geçseydi dedim ama yapacak bir şey yok o gün eve gelip yemek işini , temizlik olayını falan hallettim derken Perşembe işe başladım.

Tek vesaitle gidip gelebileceğim bir yer sabah 9 akşam 6.
 Ofiste çok çalışan yok 20 kişi ya var ya yok yaşıtlarımda değil ya benden çok küçükler ya da benden çok büyükler.İlk gün tek başıma yemeğe çıktım kimsede teklif etmedi " gel gidelim "diye ben olsam asla tek başına bırakmazdım ama işte bir şey demiyorum.O hafta böyle ruh gibiydim . Veri girişi yapıyorum o bitiyor mülakat aramaları yapıyorum hatta geçenlerde de müşteri memnuniyeti anketi yaptım yani kısacası ne demek istiyorum 5 dakika vaktim olmuyor şöyle internetten haberleri okuyayım , blog yazayım , telefonuma bakayım evden çıkarken  %100 şarjla çıkıyorum eve döndüğümde % 74 oluyor ne mesaj adam akıllı atabiliyorum yada rahatça birini arayabiliyorum , biri beni arıyor ben seni sonra ararım diye öğle molasında arıyorum. Arkadaşım var da benden 8 yaş küçük 19 yaşında 😊 oda Ümraniye!de oturuyor mesela o mülakat aramaları yapıyor bir de gelen adayların girişlerini yapıyor ben de mülakata çağırıyorum , üstüne veri girişi yapıyorum onun üstüne müşteri memnuniyeti anketi yapıyorum aynı parayı alıyoruz bakalım daha neler çıkacak daha bende ne potansiyel görecekler de daha ne işler yapacağım çok merak ediyorum 😊 





Evle işi yürütmek zor oluyor erkenden de yatıyorum mesela geçen cumartesi sabah işe gitmek için yataktan kalkamadım hoş cumartesi günü saat 10'da başlıyorum 13'de çıkıyorum ama yine işe gidiyor musun gidiyorsun çalışıyor musun çalışıyorsun eski işimi özlemiyorum ama eski iş yerinde ki ortamın sıcaklığını özlüyorum o kadar yoğunluğumun arasında bile bir 5 dakika vakit ayırıp konuşabiliyorduk ne bileyim molaya çıkıyorduk burada kimse molada yapmıyor ben yapsam da 5 dakika geçen yoğunluktan hiç yapamadım affedersiniz tuvalete bile gidemedim.Anlayacağınız kafam karman çorman yazım da karman çorman olmuş olabilir şimdiden kusura bakmayın :)

 Kolay iş yok biliyorum ama bu kadar çalışmakta benim bünyeye aykırı gözlük kullanmama rağmen akşamları gözlerim acayip ağrıyor..

KPSS tercihi yaptım ama 95 alanlar bile hala şu zamanda açıkta kaldıysa ben 71'le belediyelerin önünden bile geçemem kısacası ondan da ümidim yok hani zaten umut bağlamamıştım geçen gün internetten "95 aldım umarım atanırım " yazılarını görünce ben umutlarımı çöpe , suya artık nereyeyse her yere attım gitti :)




Benim önceliğim zaten başka şehre taşınmak , o olmadı mı bari bu evden taşınayım ya Annemde Çamlıca tarafında Anneannemlerin o tarafa taşındı , Anneannemlerin yan binasında kiralık daire vardı geçen ilk çalıştığım hafta cumartesi günü iş çıkışı gitmiştim de o zaman baktım.

Ev giriş kat ,100m2 hani çok büyük değil odaları , 3 odası bir de salonu var , banyosu da güzel kimsenin girmeyeceği sana ait olan kocaman bir bahçen var.  Ama Serhat buradan ayrılmak istemiyor ben onu anlamadım.Ümraniye'den kopamıyor adam.Oysa onun için değişen bir şey yok yine işe üç vesait gidecek hatta daha kolay gidebilecek buradan Beylerbeyi yapıyorken oradan Acıbadem metrobüs yapacak , burada trafik sıkışınca Çengelköy'den Beylerbeyine yürüyordu orada öyle bir dert olmayacak hani benim için daha zor ben şu an bir otobüsü kaçırsam başka geçen bir tane otobüs var ona binerim oysa orada öyle mi her sabah yokuş çıkacağım ve sadece bir otobüs var onu kaçırırsam sonra iki vesait yaparak anca işe gidebileceğim.Yani benim şu an ki şartlarım daha iyiyken ben zoru seçiyorum neden mi ?

Annem kendi dedi "ben müsait olduğumda gelirim yemeğini yaparım , temizliğini yaparım , ütünü yaparım sende haftanın bir günü izinlisin dinlenirsin " diye işte ben de bu yüzden gitmek istiyorum yoksa her gün annemi göreyim diye değil hayır şimdi olmadı mı zaten ilerde yine taşınmamız lazım çocuk olduğunda Allah izin verirse benim annem bakacak çocuğa.

Daha şimdiden çok zorlanıyorum , geçen dışarıdan yemek söyledik , bir başka günde patates köfte falan kızarttım ee bizimki de alışık değil böyle tek çeşit yemek yemeye ama yapacak bir şey yok ben çalışıyorum gerektiğinde kahvaltı bile yapabiliriz inanın 14 aylık evliyim bir kez olsun bu evde akşam kahvaltı yenmedi biliyor musunuz ?  Çalışmıyorum evdeyim diye sürekli yemek yaptım , en kötü bir çorba bir makarna yaptım ama bir kez olsun akşam kahvaltı yemedik . Ev hanımları bile yeri geldiğinde kahvaltı hazırlıyor ben çalışmama rağmen hazırlamışım çok mu ?

Annem bana kendi teklif ettin inanın , ama Serhat oralı bile olmadı..Benim burada durmamın bana ne faydası var ? Ev zaten kötü , kışın ısınamıyoruz kimsenin de bana yararı yok..Biz burada kayınvalideme yakınız 5 dakika ama bana geçipte laf arasında eğer o gün telefonla konuşuyorsak diyor " bugün bize gelin isterseniz yemeğe" diye hani şu teklifi duymak istedim" evde yapabileceğim bir şey var mı , yemeğini yapayım , temizliğini yapayım " diye teklif etse zaten kabul etmem "gerek yok" derim ama önemli olan teklif etmek hani bir şey yersiniz , size belki kalmayacak yediğiniz şey ama yinede teklif edersiniz etrafınızdakilere "yer misin" diye onlarda zaten az olduğunu görünce yemezler veya iki tane alacakları şeyden bir tane alırlar heh işte bende istiyorum ki teklif edilsin ama ben kabul etmeyeyim..ben onlara gidip yemek yicem bir de orada yorulucam olmaz ki zaten onlar 8 de yemek yiyor Serhat 19:15"de evde ben saat 8' e kadar illa ki bir şeyler hazırlarım yine kendi evimde yorulurum.Yani benim burada oturmam bana bir yarar sağlamıyor..



Şu yukarıda ki caps gibi " tatile gitmek istiyorum"

Ah ah anlayacağınız bu aralar ruh halim çok karışık. Şunu da özellikle belirteyim eşim yemek yapmayı bilmiyor ve ne yazık ki ailesi el bebek gül bebek yetiştirdiği için kalkıp kendi suyunu bile almayan biri haline getirdikleri için bana da yardımcı olmuyor bir sofra kaldırmama bile..

Siz ne dersiniz taşınma durumuna ? Sizce de benim kendi Anneme yakın taşınmam bu durumda daha iyi olmaz mı ?

Saygılar..

4 Temmuz 2017 Salı

Ben İŞ'e başladım ..

Evet arkadaşlar çok detaylı yazamayacağım ama ben işe başladım ve iş yerinde her ne kadar bütün gün bilgisayar başında vakit geçirsem de maalesef blog yazmaya fırsatım olmuyor şu an bile öğle arasındayım yemek yedim öyle yazayım dedim.

İşe gelecek olursak hani çok istediğim bir iş vardı ya sürekli dua ediyordum o iş olmadı ama o işin danışmanlığını yapan firma aradı ve kendi bünyelerinde işe aldılar beni ☺ memnun muyum değil miyim bir şey diyemiyorum cumartesi günü gelip 10:00-13:00 arası çalışmak yani kısacası 3 saat çalışmak için gelmek beni pek memnun etmiyor

Evde olduğum zamanda maalesef vakit bulamıyorum temizlik,ütü,yemek v.s. derken tek bir gün olunca hop gün bitti bir ara evde daha detaylı yazıp sizlerle paylaşacağım.

Şimdilik hoşçakalın..

27 Haziran 2017 Salı

Farklı Şehirde Yaşama İsteği (Sahil Kasabası Misali)

Antalya

Daha yolun yarısında bile değilken emeklilik yaşıma bakayım dedim hoş zaten biliyordum da belki bir ihtimal değişiklik olur dedim :) 58 yaşında emekli olacağım yani daha 30 sene var koskoca 30 sene. He tamam primini falan dolduruyorsun sonra çalışmıyorsun yaşı bekliyorsun iyi de kardeşim bunu yapmak için sırtını bir yerlere yaslaman lazım.En azından kendine ait bir evin olmalı ki sadece eşinin maaşıyla geçinin o da Türkiye şartlarında özellikle İstanbul'da çok zor. Hala emekli olup çalışan insanlar var neden çünkü geçim derdi ev kiralarının , sebzenin meyvenin v.s. her şeyin pahalı olması bir de çocuk okutuyorsan veya çocuğu evlendireceksen işin daha da zor oluyor.

Eskiden emeklilik yaşı çok gençmiş mesela benim Annem 38 yaşında emekli olacakmış ama yaş vurduğu için hala emekli olamadı Allah'ın izniyle seneye emekli olacak yani 47 yaşında. Evet emeklilik yaşı 38 için çok erken bari şu yaşı 50'ye düşürseler 58 nedir arkadaş neredeyse 60 yaşında emekli olacaksın.

Bodrum

Çok sıkıldım İstanbul'dan biliyor musunuz. Evet Türkiye'nin en güzel şehirlerinden birinde doğup büyüdüm ama beni iyice basmaya başladı ,  bu aralar sürekli Serhat'a " gidelim , taşınalım " diyorum başka şehirde yaşama isteği oluştu bende zaten hep vardı yok diyemem ama artık hepten gitmek istiyorum.Serhat" ne yapcaz, ne işimiz var , iş yok güç yok , başka şehirde tutunabilecek miyiz sonra geri dönmekte olmaz çok zengin miyiz " falan diyor doğru kenarda üç beş birikmiş düğünden kalanlar var ben çalışmadığım için adam akıllı bir birikim yapamadık ama çok şükür geçindik. Bizim Antalya'ya gitme hayalimiz , tam oldu olacak derken önümüze çıkan engeller ve yine gidememek bunalttı beni. İnanılmaz derecede gidesim var sürekli forum sitelerini , blogger'ları okuyorum ama hepsinin ya sağlam bir işi var ya homeoffice çalışıyorlar ya birikmişlikleri var yada emekli oluyorlar bizde hiçbiri yok hiçbirinden kastım sıfırdan başlamak sıkıntı olabilir.

Bir yerde okudum " önce işimi ayarladım öyle gittim oradaki firmalara mail attım ve olumlu olduğunda taşındık" dedi. Bende Serhat'a dedim " atalım mail illa ki biri döner sen işini sağlama alırsan ben orada bir şekilde iş bulmaya çalışırım en kötü yine çağrı merkezinde çalışırım " diye.Ama bizimki oralı olmuyor hayır işin tuhafı hadi görüşmeye gitti ne yapcak nerede kalacak Antalya'da Serhat'ın kuzeni var aslında çevresi de sağlam ama biz maalesef bizim düğüne gelmedikleri için görüşmüyoruz daha doğrusu Antalya'dan İstanbul'a gelip bizim nikahımızın olduğu gün Edirne'ye gezmeye gittiklerini ve yetişemediklerini nikah sonrası yemeğe geleceklerini söylediler Serhat'ta kızgınlıkla gelmelerini istemedi çünkü nikah sonrası eğlenceyi büyük olasılık biz karşılıyoruz zannediyorlar ama öyle bir şey yoktu gelenler ücretin yarısını veriyorlardı hadi gelmediler etmediler bari sonra bir whatsapp'dan yaz bir mesaj at "kusura bakma" diye biz ona da razıydık ama öyle bir şey de olmadığı için biz o gün bugündür konuşmuyoruz ki Serhat ablası gibi görüyordu, 2013'de Antalya'ya gittiğimizde de onlarda kalmıştık sırf onlara masraf olmasın diye ağustos gibi bir sıcakta klima açmadan evde oturuyoruz onlar açın diyordu ama elektrik faturası çok gelir diye biz açmadan oturuyorduk evde..

Antalya

KPSS'ye kasım da girmiştim ve ilk defa 6 ay sonra tercih yapabildim çünkü hep sağlıkçı arıyorlardı yada puanın çok yüksek olması lazımdı adam akıllı bir yere girmek için..bende şans eseri bir şeye bakarken oradan oraya , oradan oraya derken bir bakmışım tercih yapmaya kadar gelmişim benim umudum yok zaten İstanbul'dan 3 yer yazdım o da Avrupa Yakasının bir ucunda farklı şehirleri bile tercih ettim. Düzce,Sakarya,Karaman,Hatay,Kırklareli,Çorum ama ya memur ya bekçi yada zabıta memuru ☺ Umudum dediğim gibi yok 71 almışım gidip 80 alanla yarışacak değilim..

Kafam karman çorman ne yapmam gerektiğini bilmiyorum neden bir an böyle oldum ki ben ? Benim aklımda hep Bodrum veya Alaçatı vardı ama oralarda geçinmek İstanbul'da geçinmek gibi kiralar uçmuş gitmiş bu yüzden en uygunu Antalya diye düşünüyorum.

Hepinizde vardır bu hayal " emekli olunca taşınmak" gibi ama ben emekliliği beklemek istemiyorum şimdiden gitmek istiyorum daha çoluk yok çocuk yokken gitmek istiyorum yaz diye mi böyleyim yoksa cidden bunalıma mı girdim. Bana akıl verin , yorum da bulunun ne yapmalıyım diye :(


Share