Seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2025 Pazartesi

2025 Kış Tatili Rotaları: Bu Sezon Keşfetmeniz Gereken 3 Destinasyon

Kış ayları, seyahat tutkunları için büyüleyici manzaralar ve eşsiz deneyimler sunuyor. İster karlarla kaplı dağlarda kayak yapmak, ister sıcak bir kaçış planlamak isteyin, 2025 kışında keşfetmeye değer en iyi destinasyonları sizin için derledik.

1. Zermatt, İsviçre – Kayakseverler İçin Cennet 

Zermatt, dünyaca ünlü Matterhorn Dağı’nın eşsiz manzarası eşliğinde lüks bir kayak tatili sunuyor. Geniş pistleri, Michelin yıldızlı restoranları ve şık butik otelleriyle kış sporlarını sevenler için kusursuz bir rota.

2. Lapland, Finlandiya – Kuzey Işıkları Masalı 

Kışın en büyüleyici deneyimlerinden biri, Laplan’de gökyüzünü dans eden Kuzey Işıkları’nı izlemek. Aynı zamanda ren geyikleriyle safari yapabilir, buz otellerde konaklayabilir ve Noel Baba’nın köyünü ziyaret edebilirsiniz.

3. Kapadokya, Türkiye – Karlar Altında Balon Turu 

Kapadokya, kışın bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Peri bacalarının üzerine yağan kar, bölgeyi masalsı bir diyara çevirirken sıcak hava balonlarıyla gökyüzünden bu eşsiz manzarayı izlemek unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Bu kış, ister karlarla kaplı dağlarda macera arayın, ister sıcak bir kaçış yapın, kendinize unutulmaz bir tatil hediye edin. 2025’in en özel anlarını bu destinasyonlarda yaşayabilirsiniz!

Soğuk havalarda seyahat ederken, cildinizin de korumayı unutmayın! 

Hava değişimleri cildinizi hızla kurutur. Kuruyan ciltler için en büyük sorunlardan biri, cildin elastikiyetini kaybetmesi ve tahriş olmasıdır. Hassas cilde sahip olan kişilerin, özellikle kış aylarında cildine ekstra özen göstermesi gerekir.

Vaseline Gluta-HYA serisi, GlutaGlow ve hyalüronik asit içeren formülü ile 5 günde daha aydınlık ve parlak* bir cilt sağlar. Serum etkili formülü ile ciltte hızla emilir, yağlı ve yapışkan bir his bırakmaz.  

Vaseline Gluta-Hya Serum Etkili Losyonları incelmek için tıkla.

*Aydınlık ve parlaklık iddiası ürün kullanılmadan önceki haline kıyasladır. Düzenli kullanımla yapılan klinik testlere göre.

Bir boomads advertorial içeriğidir.




24 Ağustos 2018 Cuma

Şile Fusha Beach

Daha önceki postlarım da belirtmiştim bu sene tatil için çok yer baktığımı , özellikle bayram zamanı için çok araştırma yaptığımı , fiyatların uçuk olmasından dolayı vazgeçtiğimi yazmıştım madem bir yere gidemeyecektik bizde " bu sene denize girmedik demeyelim " diye rotamızı Şile'ye çevirdik.

6 ve 7 Ağustos tarihlerine yıllık izin aldım , hafta sonuyla birleştirerek 4 gün izin kullandım.


6 Ağustos Pazartesi günü sabah erken saatlerde kalktık , börek yapmıştım, peynir zeytin domates salatalık biber kestim , bir de meyve aldım yanıma oh her şey tamamdı sadece giderken pastaneden simit , marketten de meyve suyu ve abur cubur bir şeyler aldık sonra ver elini plaj.


Motosikletle gittik 50 dakika da vardık , biraz motor da yolculuk yapmak zor oldu ama plaja vardığımızda bütün bu zorluklar silinip gitti.

Fusha Beach hemen girişte bir plajdı , adı gibi dikkat çekici şemsiye ve şezlongları vardı , aileye özel diyordu pek kimse de yoktu bir de pazartesi pek kalabalık olmaz diye düşündük - sonra yanıldık :)


Kişi başı 20 TL verdik.Yalnız şu çok saçmaydı. Plajdan giderken söyleyecektik ama neyse dedik , adamına göre muamele yapıyorlar. Bizden kişi başı 20 TL aldılar, başkalarından 15 TL , bir tane yaşlı bir çift geldi onlardan 25 TL sabit bir rakamı yok. 

Dışardan yiyecek içecek götürebilirsiniz , isterseniz onların kendi restaurantlarında da yiyip içebilirsiniz. Biz yanımıza alacağımızı almıştık , kahve içecektim ama herkesten farklı farklı fiyatlar alındığını gördüğüm için sipariş falan vermedim.

Bizim girdiğimiz yerde dalga kıran olduğu için denizde çok hafif bir dalga vardı ama çok çok hafif , plajın ilerisinde bu dalgalar gittikçe büyüyordu bu yönü güzeldi.Daha demin de belirttiğim gibi haftanın ilk günü olmasına rağmen kalabalıktı ama bir hafta sonu gibi de , iğne atsan yere düşmez misali değildi. 


Biz iki kere denize girdik.Bol bol kitabımdan okudum.Huzurum yerine geldi anlayacağız.Bol oksijenden başıma ağrı girdi :) Serhat ilaç almaya falan gitti.

Kısacık ama güzeldi..

Eskiyi düşünüyorum 5 yaşından beri her sene tatile giderdim , Altınoluk'un daha keşfedilmediği zamanlarda ben oraları avucumun içi gibi bilirdim. Şu an bile gitsem unutmuş olma imkanım çok ama çok nadir. Kaç yaşına kadar her sene gidince unutmak biraz zor. Hatta bazen önceden yengemlerle giderdim , sonra ardından Annemler gelirdi ben neredeyse 2 aya yakın tatil yapardım çok sıkılırdım " Artık dönelim İstanbul'a" derdim şimdi kafamı taşlara vuruyorum bu söylediklerim yüzünden :)

Eskiden hiç tatilsiz senemin olmadığı zamanı hatırlamaya çalışıyorum , bir kere falan gidememiştim o da üniversiteye hazırlanacağım seneydi. Dershanelerin açılması ve bizimkilerin yıllık izinleri daha geç bir tarihte olduğunda o sene gidememiştim.

Evlenince ayağını yorganına göre uzatmak gerektiğinden artı önceki senelerde benim çalışmamam şimdiler de Serhat'ın çalışmaması hep bir engel oldu. Allah büyük diyorum , inşallah seneye istediğim gibi bir tatile çıkabilirim :( Düşünün şimdiden bunun planını ve tarihini bile araştırıyorum. Hatta seneye Ramazan Bayramına alırız diyorum , Serhat işe girerse en azından bayram tatilimiz olur :) Bu kadar deliyim işte. Önceden erken rezervasyon yaptıracağım bakalım Allah sağlık versin de gerisi önemli değil :)

Saygılar..

15 Eylül 2017 Cuma

Çanakkale / Saros Tatili Part / 2

4 Ağustos Cuma günü sabah kalktığımda kaldığımız odadan şöyle bir etrafa baktım süper deniz manzarası var hemen fotoğrafladım.



Son iki gündü iyi değerlendirmek lazımdı. 

Önce kahvaltı yapıldı , Serhat ve Tarık dayı cuma namazına gitti döndüklerinde denize gidecektik biz hazır bekliyorduk. Denize gitmeden önce Geliboya gittik bir kaç tane almamız gereken şeyler vardı yaklaşık bir 20-25 dakika da gittik. Gelibolu'da tam gezilecek yerler vardı gezip bol bol fotoğraf çekmek çok istedim ama vaktimiz yoktu bu yüzden planımız akşam gitmekti.


Denizin yine keyfini doya doya çıkardık bugün 3 kere girdim ve deniz bugün diğer günlere göre daha ılımandı hava da bayağı yakıyordu.


Akşam yine odamızın gün batımı manzarasını çektim , çok güzel ya burada oturup çay kahve içeceksin ama çocuklardan bunu yapmak imkansız ☺


Akşam yola koyulduk . Arabayı park edip Gelibolu'nun ara caddelerine girdik oraları dolandık  , çok canlı bir yer sevdim☺

Piri Reis Müzesi

Gündüzden gelip gezmek gerekiyordu burayı ama dediğim gibi iki çocukla bu çok zor oluyor bende sadece fotoğraflamakla yetiniyorum ☺


Biraz  dolandıktan sonra çay bahçesinde oturmaya karar verdik.




Ama o kadar kalabalık ki yer bulmak imkansız. Ben bir masa buldum oturdum ama sığmamız imkansızdı.Bizimkiler sandalye getirmeye gittiler o sırada bir masa kalktı ben bir koşturdum herkes bana bakıyor gülüyordu bir aile de " kaptı helal olsun" diyordu ☺

Birer çay içtik sohbet muhabbet ettik.


Valla bana en çok koyan da o günlerde telefonumun bozuk olması :( hiç doyasıya fotoğraf çekemedim fotoğraf makinesiyle çekilenler de istediğim gibi olmuyordu.

5 Ağustos Cumartesi günü ise aynı şeyleri yaptığımız için bir daha o güne dair bir şey yazmaya gerek yok diye düşünüyorum ama şunu söyleyeyim denizin dibine vurdum ayrılmak istemedim denizden bol bol yüzdüm bol bol suya girip çıktım ☺


Son gün saat 15:00 gibi yola koyulduk akşam eve vardığımız da saat neredeyse 21:00 olmuştu bir tatil daha böylelikle son bulmuştu. 

2018'de ne olur ne biter Allah bilir ama uzun zamandır istediğim bir şey var ki oda şöyle 5 yıldızlı bir otelde tatil yapmak ☺Allah seneye inşallah nasip eder.

Diğer yazımı okumak isteyenler için : Çanakkale / Saros Tatili Part /1 

Hayırlı Cumalar.
Saygılar...

29 Ağustos 2017 Salı

Çanakkale / Saros Tatili Part / 1

Tatilimi iki part şeklinde yazmayı planlıyorum 4,5 gün kaldık daha doğrusu dolu dolu geçirdiğimiz 4 gün vardı pazar günü saat 15:00 gibi koya koyulduk ve o gün hiçbir şey yapmadık. Saros'da kalmamıza rağmen Tekirdağ / Şarköy ve Çanakkale / Gelibolu'yu da gezdik bu yüzden iki part'a bölmeye karar verdim.Aslında Çanakkale merkezi gezip şehitliğe falan gidecektik ama maalesef vaktimiz yoktu hoş ben şehitliğe çok eskiden gitmiştim ama merkeze gitmedim aslında ben en çok Gökçeada ve Bozcaadayı merak ediyorum.

Önce ani kararımızdan bahsedelim 1 Ağustos Salı günü işten ayrıldım,eşimi aradım durumu anlattım eşim de " Gülay yengem aradı, dayım pazar günü arabayla İstanbul'a dönüş yapıyormuş gelin diyor ne yapalım "dedi ben " benim için artık hava hoş sen izin alabileceksen al gidelim" dedim ve Serhat iş çıkışına 15 dakika kala 3 gün izin aldı hafta sonları zaten çalışması yok. Ben koştur koştur eve gittim saat 19:00 falandı evde yemek var ama yanına makarna yapmam lazım su ısınıncaya,işte haşlayana kadar bavulu hazırlarım dedim ama önüme geleni koyuyorum düzenli de koymuyorum atıyorum üst üste sonra toparlarım önemli olan unutmayayım alacaklarımı diyorum Serhat geldi " yemek hazır değilse gidip otobüs bileti alayım"dedi bende "bir 10 dakikaya hazır olur ama sen istersen git" dedim gitti almaya geldiğinde bende bavul işini bitirmiş , toparlamıştım da güzelce..

Saat 23:30'a almış ama bizim 22:00'da yazıhane de olmamız lazımmış kısacası 3 saat içinde ne yaptıysa yaptık yani.Evden çıktık yazıhaneye gittik neredeyse 40 dakika sonra servis geldi , otogora gittik saat 00:00'da otobüs geldi bir de asker uğurlaması vardı o yüzden iki katı trafik oluşmuştu neyse o kadar bekledik ama değdi otobüsün koltukları inanılmaz rahattı Truva Turizm tercih ettik eskisi gibi daracık rahatsız edici koltukları yoktu çok rahat ettim ben..Bilmiyorum diğer otobüslerde artık böyle mi ben yaklaşık 3-3.5 yıldır hiç uzun yol yolcuğuna çıkmadım da..


Uzun zamandır otobüsle yolculuğa çıkmamıştım iyi de oldu 6-6.5 saat sürer demişler yalnız biz 5 saatte vardık bende hani otobüsle yolculuğu özlemişim ya uyuyayım sonra sabaha karşı kalkar biraz izlerim etrafı dedim ne hacet mola haricinde hep uyudum şaka değil ya Serhat orada film falan izlemiş çocuk hiç uyumamış ben bildiğiniz fosur fosur uyumuşum ☺

Eve vardık hemen uykuya geçtik. Sabah ben çocukların sesiyle uyandım ikizlerimiz var 3.5 yaşında ama biri sanki deyin 5 yaşında gibi..ikiz oldukları hiç belli değil benzerliği geçtim o yok , onu anladım da Elif hem toplu hem daha uzun , Ela daha kısa daha zayıf  Ela yaşıtlarına göre iyi de Elif yaşıtlarını geçmiş durumda. Onlarla falan oynadım onlar beni çok seviyorlar zaten alışıklar bana..Bir de o kadar komik konuşuyorlar ki mesela bir sabah uyuyoruz bunlar oyun oynuyor Ela " şalak" dedi Elif'de " Bana şalak deme düzgün konuş" dedi ben gülmeye başladım bir döndüm ki Serhat'ta uyanmış o da gülüyor. Her sabah bizim odaya çıkıyorlardı yani iki kat merdivenleri çıkıyorlardı ama sesimi duyarlarsa mesela biz uyurken hiç gelmiyorlardı bir gün Ela " Anne kalkmaylar"dedi ben başladım gülmeye.Bir de ela y'leri L olarak söylüyor mesela düşmüş bacağı kanamış diyor ki " acilo geçmilo" benim ağzıma dolandı gitti bu karşıdan karşıya geçerken " araba gelilor" diyor " istemilom istilom" böyle konuşuyor. Aklıma direkt " delilo" geliyor ya ☺

(Bazı fotoğraflarım bulanık , kaymış olabilir benim telefon bozuktu ne yapayım☺ )



2 Ağustos Çarşamba günü çocukların sesiyle uyandım aşağı indim onlarla biraz oynadık herkesin kalkmasını bekledik.Gülay yengenin her gün hazırladığı kahvaltı bir öncekinden de daha güzeldi yedirmeyi içirmeyi gerçekten çok seven biri gerek sabah kahvaltısı gerek denize giderken hazırladıkları (makarna salatası,poğaça vs) gerek akşam yemekleri harikaydı.

 

Kahvaltımızı yaptık,arabaya bindik Güneyli Sahiline indik.


Biraz da bilgi vereyim size; Gülay Yengenin Annesinin burada yazlığı var yazlık şöyle diyeyim yol kenarında , sitenin içinde , 3 katlı bir ev. ( biz otobüsle direkt sitenin önünde indik ☺)Bol yeşillikli , bol bol sebze meyve yetiştirilen herkesin kendine ait bir bahçesi var ama tek sıkıntı inanılmaz sessiz ☺buraya emekli olunca"kafa dinlemek" için gelebilirsin o da bizde ikizler var arada başka çocuklarda dışarı çıkınca biraz ses oluyordu onun haricinde mesela akşam balkonda oturuyorsun o kadar sessiz ki kendin ses çıkarmaya korkuyorsun milleti rahatsız ederim diye. 

Sitenin karşısı tarla gibi zaten burada en çok Ayçiçeğini görüyorsunuz. Etrafta bakkal yok ve bakkala gitmek için araba şart burada herkesin arabası var zaten arabasız çok zor. Denize bile yaklaşık 10 dakika uzaklıkta bir yere gidiyorduk aslında siteden çıkınca , sağa dönünce orada da denize girilen bir yer var görüyordum ama Güneyli sahilinin denizi daha temiz diye oraya gidiyorlarmış.

Tarık dayı - Elif - Gülay yenge - Ela
Güneyli sahilinde şezlonglar çok uygun kişi başı olarak değil şezlong başına alıyorlar fiyatı , istersen 4 tane kirala istersen iki tane hiç problem değil ve sadece 5 TL biz ilk gün 20 TL verince çok şaşırdım Şile'de kişi başı 20 TL veriyorsun burada 4 tane şezlong için bu fiyatı veriyorsun şaşırtıcı..
Biz ağustos'un başında gitmemize rağmen çok kalabalık değildi. Elbette cumartesi günü gittiğimizde diğer günlere göre daha kalabalıktı ama şu yoktu "iğne atsan yere düşmez". Bu yüzden rahatlıkla denize girebiliyorduk. Deniz buz gibi Elif bile ilk denize girdiğinde " buş gibi" dedi ki onlar sanki sıcak suya girer gibi direkt giriyorlardı suya Serhat " Yenge sen bunları soğuk suyla mı yıkıyorsun " diyordu hele Serhat'ı sormayın biz hep beraber denize girer yüzer takılırdık Serhat hala kıyıda daha ayak bileklerinde girmeye çalışırdı.


İlk denizle buluşmam biraz acı ama güzel oldu. Özlemiştim en son geçen sene Ağustos'ta Şile'ye gitmiştik.Elif 3.5 yaşında olmasına kolluksuz simitsiz giriyor bir de mesela gidiyor gidiyor baktı ki yere basamıyor " ben basamıyom" diyor biraz daha ileri gittikçe deniz seviyesi yine azalıyor alıp götüyorum Elif'i " ben basabiliyom" diyor ya konuşması bir yandan İzmir'liler gibi bir yandan Ankaralılar gibi hoş Yozgatlılar o ayrı☺ Mesela der ki " kuşura bahma" o bakmayı bahma olarak söylüyor ya o kadar komik oluyor ki.




Akşam sofrada yok yoktu Gülay yengeler balkonlarına küçük şömineler var ya onlardan yaptırmışlar orada mangal yaptık .


Akşam da Gülay yenge komşunun adını unuttum dedi ki " Şarköy'de pazar varmış ona gidelim " dedi saat 21:30 mu neydi çıktık hani ben şöyle düşündüm pazar herhalde böyle fuarlar oluyor ya öyle diye düşündüm bizimkiler de bildiğin pazar sanmış oysa neymiş bildiğiniz çarşı. Hani incik boncuk,kıyafet satılan vs yerler var ya öyle bir yermiş :)  Bu bayan Makedonyalıymış galiba orada bu tarz yerlere " pazar " diyorlar biz olsak çarşı deriz ☺ Hatta Gülay yenge gecenin sonunda eve geldiğimiz de dedi ki " ben böyle bir yer olduğunu bilseydim gitmezdim tamam güzel yer ama ben pazar var sandım " dedi ☺


Bizim ikizler park alanı gördü orada oyalandılar Serhat ve Tarık dayı da langırt oynadı .








Şarköy'e bayıldım diyebilirim çok güzel bir yer çok eğlenceli ve evleri böyle Adalar'da ki evlere benziyor hepimiz oraya bayıldık . Bayıldık bayılmasana da keşke gündüz gelseydik dedik çünkü giderken öyle ara yollardan gittik ki bildiğiniz ışık falan yok yol da hepimiz Allah'a emanet gittik
Dondurmamızı aldık gezindik gerçekten çok güzel bir yer buraya gündüzden gelmeli önce denize girmeli sonra ise akşamına gezmeli biraz Kadıköy , biraz Adalar karışık her gördüğümüz yere " bak buraya benziyor bak şuraya benziyor " diye söylendik durduk.

Altını çizerek tekrar söylüyorum Şarköy'ü gezmenizi tavsiye ederim.Gündüzden gidin denizinize girin akşamına da gezin. 

 
.
Çocuklar faytonu gördü binmek istedi ben dedim " Ben binmem atlara zarar veriyoruz " dedim binmem de binmem diye inat ettim ama sonunda beni bindirdiler.



Neyse ki at yavaş gidiyordu. Adalar'da ki gibi değil hayvanlara eziyet ediyorlar Adalar'da ama burada onu görmedim çünkü dümdüz bir yol ve sakin sakin bir tur attık ama yine de fayton'a binilmemesi taraftarıyım çünkü o hayvanlara yapılan eziyet ve sonrasında onların ölmeleri beni inanılmaz üzüyor.



3 Ağustos Perşembe günü bugün deniz bisikletine bindik ☺En son yıl bilmem kaçken Altınoluk da binmiştim.




Kıyıdan uzaklaştıkça denizin daha da soğuduğunu hissediyordum yahu benim amacım açılıp denize girmekti ama hem soğuk hem de şimdi ikizler var benim ardımdan atlarlar falan diye sadece denize ayaklarımı soktum.


Plaj'da otururken bu bayraklı yere gelmek istiyordum Serhat ve Tarık dayı deniz bisikletini sürmeye başladı buraya geldik ne oldu dersiniz fark etmedik ama denizin içinde kocaman bir kaya vardı ve deniz bisikleti kayanın üstüne oturdu ☺ Bildiğiniz 15 dakika boyunca boşa dönüp durduk hayır bizimkiler aşağı inip bisikleti döndürecekler ama suyun altı deniz kestanesi kaynıyor . En sonunda atladılar artık ayaklarına bata çıka bisikleti döndürmeye başardılar.Sonra Tarık dayı arkaya geçti ben ve Serhat yola devam ettik aşırı akıntı vardı sürüklenip duruyorduk neyse bir şekilde kıyıya gelmeyi başardık.

1 saatliğine 20 TL verdik yarım saat 15 TL'di giderseniz aklınızda olsun ☺

Bu akşam evdeydik çocuklar uyuduktan sonra bayağı bir sohbet muhabbet ettik Gülay yenge ve Tarık dayıyla kah güldük kah şikayetlerimiz oldu falan filan ama tatil güzel geçiyordu. Tek sıkıntı hoş sıkıntı da denmez ama tanıdık yere gidince daha çok yoruluyorsun sofrayı hazırla,sofrayı kaldır bulaşıkları hallet bir yandan çocuklarla ilgilen bir de odaya çıkman gerektiği zaman iki kat üste çık. İstanbul'da ki misafirlikten tek farkım denize girmiş olmamdı ☺ Bence en güzel tatil ne biliyor musunuz ? Otel .. Gerçekten otel kadar rahat bir tatil yok hele bir de çalışan bir bayansan ve rahatlık istiyorsan , hizmet etmek istemiyorsan kesinlikle Otel'i tercih etmeli evet bir eve gittiğinde belki ödeyeceğin 6 gün 5 gece tatilin 4'de 1'ini ödüyorsun ama en azından plaj için ayrı para vermiyorsun yemek için ayrı para vermiyorsun ne bileyim herkesin zevki farklıdır ama ben otel tatilini daha çok seviyorum orası net !

3.ve 4. günü ayrı bir postta yazacağım.
Şimdilik hoşçakalın ☺

Saygılar..

16 Şubat 2017 Perşembe

Sivas Gezisi

Benim Baba tarafı da Anne tarafı da aslen Sivaslıdır hoş Annemler Gürcistan göçmeni Sivaslılar.. Anne tarafından bazı akrabalar Sivas da yaşamaya devam ediyorlar.Dayımın kızı kuzenim İlknur 
Üniversiteyi okumak için Sivas'a gitti ardından bir kaç sene sonra yengem sonrasında da dayım gitti ve artık oraya yerleşmiş oldular. 

Kuzenimin evleneceği haberini aldık Annem çalıştığı için ancak bir gün izin alabilmişti bende onla birlikte dönecektim.Biz düğüne gideriz diye düşünmüştük ama yengem kına gecesine gelin demişti.Yemekli düğün olacaktı ayrıca Nikah da kıyılacaktı öyle dans olmayacaktı tasavvuf tarzında olacağı için yengem de kına gecesinde eğlenirsiniz diye o gün gelmemizi istedi.


24 Kasım Perşembe günü sade ve sadece 2 saatlik uykuyla yola koyulduk ciddiyim sadece 2 saat uyuyabilmiştim uçağımız 07.00'daydı biz saat 5 de kalktık yola koyulduk hem uykusuzdum hem nasıl geçecek bugün diye düşünüyordum hatta ben gittiğimde dinlenirim kuaföre de gitmem diye düşünüp bir gün önceden yıkanıp saçlarımı bile örmüştüm bildiğiniz Sivas da turist gibi geziyordum ☺ Neyse uçaktan indik bu arada pilot "-2 derece" diyordu aay bir korktum anlatamam kar da yağmıyordu . Uçaktan indik hepimizde öyle sıkı sıkıya giyinmiştik ki anlatamam bir baktık güneş yüzümüze yüzümüze geliyor bu fotoğrafı çekerken bayağı zorlandım bir de herkes bize bakıyor bende diyorumki " Sivas'ı gören masum köylüler gibiyiz" ee doğru ben çoook küçükken gitmişim annem 22-23 sene önce diyordu olmuşum 27 yaşında siz hesap edin ☺


Merkeze giden Havaş ve otobüsler vardı ben otobüse doğru giderken bir baktım buraya kar yağmış ☺Biz otobüse bindik otobüs 5 TL Havaş 6 TLmiş biz 6 TL olduğunu bilmiyorduk yoksa onla daha rahat giderdik hoş 25 dk da merkez de olmuştuk.


Hükümet konağının orada indik dayımları beklemeye başladık sonra bizi aldılar arabayla eve gittik bu arada bu fotoğrafların çoğu fot.mak çekildi benim o zamanlar telefonum bozuktu kürüstür telefon kullanıyordum , annemin telefonu pat diye kapanıyordu yani adam akıllı bir selfie yapamadık ☺

Evde yengem bizi karşıladı tabii diğer yengem de vardı annemin kuzenleri falan filan cümbür cemaat öyle bir kahvaltı yaptık ki ben resmen açlıktan çıkmış gibiydim o kadar güzel geliyordu ki.Bir de pide gibi ekmekleri vardı ay adını unuttum bayıldım ona hatta İstanbul'a bile getirdim.


Kahvaltı yapıldı , kahveler içildi önce kuzenimin evine ziyarete gittik çok güzeldi buradaki evler hem uygun hemde at koştur yani kuzenimin evinin salonu , oturma odası , yatak odası ayrıca boş bir odası var iki tane tuvalet benim salonumun yarısı kadar mutfak ve yepyeni bina sadece 700 TL İstanbul'da herhalde böyle bir evin kirası 7000 TL olur ucuz şehir gerçekten sonra merkezi gezmeye başladık.


Hava da ısınmıştı anladım ki sabah ve akşam bayağı soğuk ama gündüz o kadar soğuk değildi en azından gittiğimiz o gün böyleydi ben pişmiştim o kadar kalın giyinmiştik ki " hani Sivas'a gidiyoruz buranın kuru soğuğu meşhurdur " dedik ama gündüz gerçekten güzeldi yalan yok ama sabah ve akşam buz buz bizim o soğukta İstanbul'da kesin kar yağardı .

Çifte Minare

           Taç kapı üzerinde yer alan kitabesine göre 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılmıştır.Medrese , süslemeleri taç kapısı ve tuğla-çini örgülü iki minaresiyle dikkat çekmektedir.Medresenin mekanı yıkılmış sadece doğru yönündeki minarelerin bulunduğu asıl cephe ayakta kalmıştır.

Daha demin de belirttiğim gibi benim telefon kürüstür , Annemin telefonu bozuk işin tuhafı Teyzem'de telefonunu evde unutmuş o sırada kuzenim falan da eksiklerini tamamlamaya gitti yani anlayacağınız adam akıllı selfie yapamamış olduk biz de birbirimizi çektik ☺


Buranın içerisinde gördüğünüz gibi çay kahve içilecek yerler var biz tıka basa dolu olduğumuz için oturmadık hemen karşısında magnetler vardı işte hediyelik eşyalar falan satılıyordu ben eve magnet aldım 2 TL'ydi fiyatı. Aslında çeşit çeşit var ama ben en çok onu beğendim

Bu arada kızlık soyadımı taşıyan bir kuruyemişçi görmüştüm acaba bizimkilerden birine mi ait yani baba tarafından birine mi bilemedim aman merak da etmiyorum açıkcası..


Buruciye Medresesi
Biraz daha dolanıp Buruciye Medresesinin oraya geldik.

1271 yılında Anadolu Selçuklu Sultanlarından III.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Hamedan yakınlarında Burucird'den gelme Muzafferüddin Burucirdi tarafından yaptırılmıştır.Açık avlulu dört eyvanlı medrese Selçuk Dönemi taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir.Medresenin cephesi sarımtırak renkli kumlu taştan yapılmıştır. Dört eyvanlı ve iki katlı medresede yanlarda dört adet sütuna dayanan düz taş örgülü revaklar mimari açıdan klasik bir olgunluk gösterir.Giriş eyvanının güneyinde mescidi , kuzeyinde ise medreseyi yaptıran Muzaffer Burucerdi ve iki çocuğuna ait türbe bulunmaktadir.Türbe de Selçuklu sanatının en güzel örnekleri olan çiniler , medreseye ayrı bir güzellik katmaktadır.Buruciye Medresesi diğer bir adıyla Hacı Mes'ud Medresesi , bugünkü anlamda fizik,kimya ,astronomi gibi pozitif bilimlerin okutulduğu Fen Fakültesi olarak yapılmıştır. 





İçine girdik yine oturma yerleri , işte hediyelik eşya satan yerler falan vardı.

Dolandık ettik küçük bir yer yani eve geldik o kadar yorgundum ki anlatamam size.Kafamı koysam uyuyacaktım ama nerdeee ev kalabalıktı yengemde etli ekmek söylemiş burada meşhurdur ve harika ya anlatamam size yok böyle bir şey giderseniz muhakkak yemeden dönmeyin ☺

Yemek yedik ettik ev kalabalık gelen giden de oluyor derken hazırlanmaya başladık.


Kına gecesine ruhen hazırdım ama bedenen hazır değildim uykusuzluktan beynim dönüyordu artık bugünün bitmesini iple çekiyordum resmen. Neyse çıktık biz arabaya bindik anam ne soğuk çıkmış zaten üzerime montumu da almıştım eğer bu üstteki gibi çıksaydım herhalde hasta olurdum . Hoş yine hasta oldum orası ayrı ☺


Kına gecesi Sivas Öğretmenevin de oldu mekan güzel büyüktü ben yengemin zoruyla kalkıp arada bir el çırptım çünkü hem uykusuz hem yorgundum yani kısacası ayakta duracak halim yoktu hem de bana göre pek şarkı çalmıyordu çoğu zaman halay müzikleriydi ve benim tek becerebildiğim halay damat halayı ☺

Ayy onu geçtim bi tane halay vardı bu fotoğrafta sol taraftaki yengeme döndüm " Yenge o nasıl bir halaydı sanki kutu kutu pense oynuyordunuz " dedim yengem falan bayağı güldü gerçekten çok ilginç bir halaydı ☺Halay çekiyorlardı sonra arkalarına dönüyorlardı sonra tekrar öne dönüyorlardı anam ben Sivaslıyım bilmiyorum yani böyle halk oyunlarını Sivas'a da daha deminde dediğim gibi 22-23 sene önce gelmişim kına gecesi olmasa gider miydim herhalde yine uzuuun bir süre gitmeyi düşünmezdim çünkü Sivas'a karşı bir ön yargım vardı ön yargıdan dolayı çook Sivaslı var kime sorsan 3 kişiden biri Sivaslı çıkıyor o yüzden bende de hep bir ön yargı vardı  " Anam ne var bu Sivas da" diye ama iyi ki de gitmişim diyorum hatta imkanım el verirse bir ara yazın Eşimle gitmek isterim oralardaki kaplıcalara gitmek,daha detaylı gezmek isterim zaten yengemde bizi el üstünde tutar çünkü Nihan yengemin benim için yeri ayrı oda benim için Sivastan kalkıp işini gücünü bırakıp geldi hatta kınamı o yaktı ben onun yakmasını özellikle istemiştim.Hani o gelmemiş olsaydı ikinci bir seçenek hiç düşünmemiştim. Eskiden aynı yerde otururduk kuzenimle aram çok iyiydi yengem İlknura bir şey alsa bana da alırdı benim Annem de öyle yani kardeş gibiydik kuzenimle.Onlar taşındılar ee okul iş güç derken bu sefer de iki hafta da bir Anneannemde görüşüyorduk sonra da Sivas'a gittiler. Bir de çok matrak kadın  50 küsür yaşında bir espriler bir eğlenceler benim için çok ayrı bir yeri var bir nevi onun içinde gittim taa Sivaslara ☺


Kuzenim kapalı olduğu için maalesef fotoğraf paylaşamıyorum çünkü kına gecesinde başını açmıştı ama güzel geçti sadece ben ayakta durmakta zorlanıyordum.Bi de kına yakılırken yengem bayağı ağladı İlknur görmesin diye de Annemle tuvalete gitti.Ee o da tek çocuk ama neyse ki yakınlar birbirlerine.Zamanla alışıyor insan neye alışmıyor ki buna alışamasın değil mi ya ?

Eve gittiğimiz de ben ayakta duramıyordum birşeyler yedik ama ben mi yedim yemek mi beni yedi yok duramıyordum resmen ertesi günde Annemin kuzemi Ayşe Teyze'ye kahvaltıya gidecektik onlar 9'da gelin dedi ben "yoook ben biraz uyuyım ne olur " dedim nitekim bir uyumuşum saat kaçtı artık hatırlamıyorum da deliksiz uyumuşum gözümü açtığımda saat 9'a geliyordu.


Ayşe Teyzelere gittiğimizde masada yok yoktu Serhatta mesaj atıyor " aşkım ne yapıyosunuz fotoğraf yolla" diye canı çeker diye yollamak istemiyordum ama ısrar edince yolladım onunda gözü pastırmaya çarpmış diyor ki " yaa pastırmamı yiyorsunuz " diye bende biraz yüksek sesle konuştum kıyamam diye oradakiler ne oldu dedi " Serhatın canı pastırma çekmiş " diye valla Ayşe Teyze bir kutu yaptı bana içine de bol keseden pastırma koydu bir de katmer ☺

Kahvaltımızı yapıp tekrar yengemlere gittik bavulları alıp çıkacaktık Nihan yengem bize sarıldı " iyi ki geldiniz " dedi ay ondan sonra ben ağladım, Nihan yengem ağladı , ilknur ağladı, Fatma yengem ağladı, benim Annemin bile gözleri doldu yani herkesin bir patlama anı oldu yengem o kadar içten söyledi ki insanın içine dokunmaması elde değildi.

İstanbul'a geldik Eşimi özlemiştim ama hastalanmıştım şu meşhur mide gribi vardı ya anlatamam size öyle böyle hastalanmadım sürekli istifra ediyordum."Ben dayanamıyorum yatıyorum " dedim başucumda kova ertesi gün kalktığımda hala daha midem bulanıyor bir şey yiyip içemiyordum anca akşama doğru yemeğe başlamıştım benden bir iki gün sonra da eşim aynı hastalığa yakalandı yani o aralar yaygın olan bir virüsmüş bu onu anlamış olduk ☺

Saygılar..

Share