14 Haziran 2018 Perşembe

Ramazan'da bitti - İyi Bayramlar

Yine uzun zamandır yoktum , eskiden ara ara güç bela işlerden vakit buldukça uğruyordum ama Ramazan girdikten sonra pek uğrayamaz oldum. İftar için o kadar çok misafirliğe gittim ki neredeyse Ramazan'ın yarısı misafirlikte geçti :) Düşünün ben daha 5,5 ay oldu yeni evime taşınalı bu Ramazan'da misafir ağırlarım , yeni evimi de görürler dedim ama ne hacet kimseyi çağıramadım hem çalışıyorum da hafta içi zaten kimseyi çağıramazdım.


Hani bir post yazmıştım , istemsizce diyete başlamak diye he işte o zamandan bu zamana 5 kilodan fazla vermiş oldum.55.6 iken 50.4 oldum.Ramazanda'da kilo verdim. Şükür bu sene diğer senelere göre migrenim çok tutmadı ilk zamanlar biraz baş ağrısı yaşadım sonra geçti. Daha doğrusu benim Ramazan öncesi bu iştahsızlığım , öğünlerimi azaltmam , yarım tabakla bile doymam sayesinde Ramazan'da daha rahat oruç tuttum. Benim tek derdim uykusuzluktu. Ramazan girdiğinden beri gece 12'den önce uyuyamadım ee sahura kalktım ( neyse ki eşimin çalışmaması işe yaradı da o hazırladı ) sahur sonrası tekrar yat uyu derken resmen 5 saatlik uykuyla duruyor oluyordum. Sabah 7:10 hatta bazen daha erken işe gittiğim oluyordu mesai başlayana kadar 5-10 dk bile olsa uyuyordum keşke şöyle yarım saat kırk dakika falan uyusam ama nerdeee.. Düşünün ne sabah ne akşam serviste bile uyuyamayan ben akşamları ara sıra uyuduğum oluyordu.Neyse bir Ramazan'ı daha geri de bırakmış olduk. Allah daha nicelerini nasip etsin , Allah kabul etsin..

Yukarıda ki lokumu da şirketten hediye ettiler . Şimdi şöyle benim çalıştığım yer şirketler grubu ve bu şirketler grubu kendi içinde ayrılıyor . Bildiğiniz ayrımcılık var :) Mesela bir gruba Divan'dan çikolata ve kolonya dağıtmışlar , diğerlerini görmedim hatta bir gruba hiç bir şey dağıtmamışlar, bize de bundan verdiler. İşin tuhafı , beraber çalıştığım abla bana hep isyan ederdi " ben 18 yıldır çalışıyorum hiç bir bayramda görmedim anca tanıdığın olacak ki sana extradan versin , nadir işte kadınlar gününde falan bir şeyler verirler " derdi benim şansıma mı ne bu sene dağıttılar =D hayır bundan bir kaç ay önce de zeytinyağı vermişlerdi . Normalde çok şanssızımdır , mesela blog çekilişlerine bile katılmam ben , eski çalıştığım yerde 8 yılda bir çöp hediye bile çıkmadı yılbaşı çekilişinde :)




Eski çalıştığım yerden sevgili arkadaşım Nuray ve ailesiyle iftar yemeğinde buluştuk. Bizim amacımız Anadolu kavağına gitmekti ama o hafta hava esiyordu nitekim bizim buluştuğumuz gün yağmur bile yağdı. Bizde görüşmek istiyorduk , iptal etmekte istemiyorduk zaten sene de bir anca görüşüyoruz bu yüzden ortak karar alarak Çengelköy Paşa Kokoreç de buluştuk . Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın , hatta yediğimiz hafif tatlı da bize kalsın (bunla ilgili ayrı bir post yazmak lazım) diyerek konuyu kapatıyorum :)


 Saçımı boyattım hemde kestirdim :) Ama onunla ilgili ayrı bir post paylaşacağım..


Sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz huzurlu , mutlu bir bayram diliyorum ve bayramda tatile gidenlere sevgilerimi yolluyorum :) Benim yerime de bol bol denize havuza girin , benim yerime de bol bol gezin.

Saygılar..

9 Haziran 2018 Cumartesi

Dünyanın Bir Ucuna Uzanan Gerçek Bir Hikaye...

''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Reklam filmine konu olan hikayede ise, 15 yıllık kariyerlerini bir anda bırakan üç beyaz yakalı gencin hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelişi ve Mototrio isimli grubun kuruluşu anlatılıyor. Grubu kuran gençler önce Türkiye’yi, sonra dünyayı geziyorlar. Şu an Kolombiya’da olan ekip, Shell’in verimli yakıtlarıyla daha iyi bir yolculuk deneyimi yaşamaya yeni rotasında devam ediyor.

                                          
Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Mayıs 2018 Cumartesi

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun..!


13 Mayıs 2018 Pazar

Anneler Gününüz Kutlu Olsun..!

Kendi Annem başta olmak üzere , tüm Annelerin ve Anne adaylarının ,  Anneler Gününü en içten dileklerimle kutluyorum..!



3 Mayıs 2018 Perşembe

İstemsizce diyete başlamak

Evet yaz geliyor diye hepimiz kendimize bir çeki düzen veriyoruz , tartıya çıkınca “aa şoook” dedikten sonra hemen diyete giriyoruz. Spora başlayanlar bir taraftan , yürüyüşe çıkanlar bi taraftan , evde kendi kendine internette ki videolardan spor yapmaya çalışanlar bir taraftan( bakınız : eski ben özellikle zumba yapardım) kısacası forma girmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz , lakin benim diyet kendiliğinden geldi :D Amacım bu sıralar başlamaktı, ama benim diyetim erkenden benim boğazımı kesti.



Şöyle anlatayım ; Evde ki tartımızın pili bitmişti , aklımıza geliyor ama dışarı çıkınca unutup gidiyorduk , bende gittiğim evlerde tartılıyordum , hani farkındayım “kilo aldım , hatta duba gibi oldum “ diyordum ama rakam olarak bilmiyordum..Neyse en son bizim evde 53 çıkmıştım , aradan birkaç ay sonra başka bir evde tartıldım bildiğiniz 55 kiloydum “yok artık canım yemek yedim ya o yüzden bu kadar çıktım” diyordum , hani bunun açıklaması ; kendime toz konduramıyordum :D çünkü hayatımda en fazla gördüğüm kilo 54’dür ama o da çok çok nadirdir bundan birkaç sene önceydi o da bir kere gördüm genelde 51-52 bir tık belki 53 oluyordum, hemen diyete başlıyordum 50’ye kadar düşüyordum sonrada istem dışı mide küçülünce 48’e kadar da düştüğüm rakamlar oluyordu. Neyse o 55’i gördüm ya o zamanda yeni işe başlamıştım sinir stres yoğunluk derken 53 e düşmüştüm. Sonra iş yerindeki yemekleri homini gırtlak yemeye başlayınca en son üç hafta önce tartı da 55.6’yı (hatta belki daha fazladır , öyle tahmin ediyorum 56 falandım ) gördüm ve o günden sonra iş yerinde ki tatlıları kestim.



Şöyle düşünün bir günümü ; sabah sandviç yiyordum , öğlen 3 çeşit yemek + tatlı + bazen extra şeyler de oluyordu mesela kızartma türü , börek türü , bazen ayda bir tatlı standı yapıyorlardı falan filan , o kadar yiyorum bide öğleden sonra ister istemez acıkıyorum çubuk kraker veya browni intense var ya onlardan yiyordum , ee bunun akşamı var akşam da üç çeşit yemek ye , çay içerken yanına bir şeyler ye derken benim normalde günlük almam gereken kalori 1500’ken kesin 3000 kalori alıyordum. 

Neyse efendime söyleyeyim , “tatlı iştah açıyor”derlermiş çok doğru ben tatlıyı kestikten sonra bende yavaş yavaş iştahsızlık başladı şu son 10 gündür de bir haber almıştım , o haberi aldıktan sonra ben resmen yemeğin içinde hazine aramaya başladım. Merve bile bizim ofiste anlatıyor “ çok iştahlıydı her şeyi yerdi şimdi doğru düzgün yemiyor “ diyor doğru yani sabah yaptığım sandviç artık yarım oluyor , yemeklerde çorba üç dört kaşık ana yemeklerden üç dört kaşık yiyorum meyve veriyorlar onları da öğleden sonra yiyorum ara öğünleri de kestim en kötü çok acıktım , baktım migrenim tutacak gibi olursa da çubuk kraker yiyorum.




Yani zaten diyete başlayacaktım , iştahımın kesilmesine sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Bir de öyle bir şey ki çok açım ama yiyemiyorum. Bazen iştahlı iştahlı yemeğe başlıyorum sonra bir anda midemin üstüne biri oturuyor gibi tıka basa doymuş oluyorum. Benim amacım,’ yavaş yavaş kısayım öğünleri ki Ramazan’da kolaylık olsun en azından migrenim tutmasın ‘diye düşündüm. Çünkü migrenim fena tutuyor , benim migren de daha çok açlıktan tutuyor mesela birkaç saat bir şey yemezsem , açsam ve saatimi kaçırdıysam tuttu mu tutuyor işte : ( tek baş ağrısıyla kalsa o da iyi mide bulantısı, kusma he tabii Ramazanın ilk günü normal diyeceksiniz ama ne yazık ki benim ilk gün değil bir çok gün migrenim tutuyor ve çoğu zaman zorluyorum kendimi tutmak için , artık sağlığım el verdiğince tutmaya çalışıyorum.Hani evdeyken daha geç kalkıyorsun , uyuyorsun , zaman biraz zor geçiyor ama evdesin uykunu almış oluyorsun.İstersen tekrar yat uyu günü öldürmeye çalışırsın bir şekilde..Mesela burada çalışırken hem ortam havasız , hem sürekli konuşarak iş yapıyorsun , hem de en önemlisi sabah 6’da kalkıyorsun yani ben yiyip yatacağım o da 12 de yatsam sadece 6 saatlik uykuyla bünyem ne derece sağlam kalabilir bilemiyorum. Çünkü hafta sonu hariç sahura kalkamam sadece alarm kurarım ezana yakın , kalkar su içer tekrar yatarım diye düşünüyorum.12 de yesem çok acıkır mıyım ? Hani sahura kalktıktan sonra ben tekrar yatamıyorum , yatsam dönüp duracağım uyumak için ve uyumam neredeyse 1 saatten fazlayı alacağı için çok bölünmüş olacak daha önceden de yaşadığım için biliyorum ama o zamanlar ki mesai saatimle şimdi ki arasında dağlar fark var ve en azından bu kadar uzakta çalışmıyordum. Allah hayırlısını nasip etsin inşallah.

He ben eskiden (eğer biraz kendi kilomu aştıysam) tatil öncesi diyete girerdim , hep bir tatil planım olurdu şu son 3 senedir çok bir plan yapamadık. 2015’de sadece üç günlüğüne Didim’e gitmiştik o da son 1 ay bile değildi netleştirdiğimizde , iki senelik evliyim ilk senemde sadece balayına gitmiştik , geçen sene de Çanakkale'ye. Çanakkale zaten tamamen hızla gelişen bir şey olmuştu , yazın 1 ay çalışıp çıkmıştım ya çıktığım günün akşamına otobüs biletimizi alıp gitmiştik Bu yüzden son üç senedir pek diyetle alakam olmadı ama hiç bu kadar da kilo almıyordum bir evlendiğimde epey zayıflamıştım 47’ye düşmüştüm . Yani bu demek oluyor ki evlendiğimden bu güne neredeyse 8-9 kilo almışım. Aslında ben çok kilolu değildim eskiden , mesela eşim bile der senle ilk tanıştığımızda 47 kiloydun diye valla doğru söylüyor bana ne olduysa 2013’den itibaren oldu Serhat askere gitti bende o zamandan sonra resmen “ diyet” yapmaya başlamış oldum daha önce hiç böyle diyet olaylarına girmezdim belki biraz formumu koruyayım diye cipsten , çekirdekten uzak dururdum o da nefsim körelsin diye yine biraz da olsa yerdim.

Bir de düzenli hayat gerçekten kilo aldırıyor, mesela eşim zaten hep zayıftı ama şu an geç yatıyor geç kalkıyor günde iki öğün anca yiyor kilo vermiş yani kısacası sabah öğlen akşam düzenli bir hayatın olunca kilo alıyorsun. Mesela Serhat doğru söylüyordu 47 kiloydun diye ben bazen sabah kahvaltısı yapmadan öğlen yemek yediğimi hatta akşamları da arkadaşlarla görüşeceksem sadece bir tost, patates kızartması zar zor yiyen bir insandım o da dışarda yemek yemeği pek sevmediğim için en azından adı sanı olan bir yerde yemek yemek var , adı sanı olmayan bir yer de yemek yemek var ki benim bünye çok narindir, su böreğinden zehirlenen biriyim ne diyeyim size :)

Ahh ah gençlik mi desem ne desem Haziranda 7. Yılımız olacak baksanıza :) Gençken daha atik,dinamik oluyor insan . Bir de arkadaş çevresi varsa yemek yemeği bile unutuyordu insan :)

Sağlıklı günler dilerim..

1 Mayıs 2018 Salı

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun..!

Gönül isterdi ki bugün tüm çalışanlarımız izinli olsun ama maalesef böyle bir durum yok :(

Bugün sabah alışverişe giderken yerleri süpüren bir abi gördüm " Kolay gelsin " dedim, " sağol abla" dedi. Asıl izinli olması gerekenler onlar diye düşünüyorum :( ki bende izinli olmama rağmen bunu söyleyebiliyorum..

29 Nisan 2018 Pazar

Evlilik yıl dönümü kutlaması / 2. Yıl – Serbek Restaurant – Ümraniye

Geçen sene “ilk” evlilik yıl dönümümüzdü ve “ ilkler” de her zaman özeldir ama geçen sene dışarı çıkmak yerine evde olmayı tercih etmiştim. Hem benim işsizlik maaşım bitmişti , işlere bakıyordum bulamıyordum , Serhat’ın iş durumları kritikti , daha DJ'lik işleri de başlamamıştı derken bende evde en sevdiği yemekleri yaparak ufak çaplı bir kutlama yapmıştık , oda bana daha önceden önünden geçerken istediğim gelin çiçeği gibi “ yapma çiçeklerden” almıştı. Valla gelin çiçeğimi sorun nerde ?Bazanın altında ama bu çiçek salonumda duruyor :)


Ne zamandır canım ayıptır söylemesi , İskender istiyordu. Ama kendimce dedim “ yıl dönümümüz de çıkar yeriz “ diye. İnternette Ümraniye ve çevresi yerlerine baktım öyle esnaf lokantası gibi olmasın istedim. Çok güzel yerlere denk geldim , parasından değil ama yerleri epey uzaktı. Salı gününe denk geldiği için malum hafta içi ee işten çıkıyorsun yorgunsun ertesi gün iş var stresi derken Ümraniye Çarşı’da Serbek Restaurant'a denk geldim. Baktım İskender’de var “okey buraya gideriz hem bize yürüyerek 10 dakika “ dedim.


Ben işe giderken beyaz pantolon , siyah sıfır kol gömlek ve siyah hırka giymiştim , eşime de dedim oda beyaz pantolon –siyah tişört ve siyah ceket giymişti. Sabahları erken çıktığım için gündüze göre daha soğuk oluyor diye nubuk ceketimi almıştım yanıma ama o gün o kadar sıcaktı ki işten çıkıp eve gittim ceketimi bıraktım ve hemen çıktık.Değişiklik olsun diye de motorla gitmektense yürümeyi tercih ettik . 10 dakika da varmıştık.


Çok kalabalık değildi biz arkalara doğru daha sakin yere geçtik , ön taraf daha kalabalık ve daha çok daha sıcaktı.


Nisan 2018 güncel fiyatları . 

Ben geçenlerde 2017’nin listesine denk gelmiştim o zamanlar İskender 17 tl’ydi 1 yılda bayağı zam gelmiş.


Siparişimizi verdik , bu sırada biz de fotoğraf çektik.



İskenderimiz geldi.

Doyacağımızı bildiğimiz için ortaya ekstra bir şeyler söylemedik , nitekim öyle de oldu , gayet de doyduk. Ben zaten bu aralar iştahsızım ben bile doyduysam eşimin doyması normal diyorum : )
İskender yani orta seviyelerde , eti biraz yavan geldi bize , ama yenilmeyecek gibi de değil. Zaten yemeğimizi yedik kalktık biz .

İki tane İskender + Kola+ Sprite :57 TL verdik.

Hemen yanında burgerking vardı oradan da bkool dondurma aldık yürüyüş yapa yapa eve döndük daha doğrusu dönemedik , yolda eski çalıştığımız yerde bir arkadaşa denk geldik öyle yarım saatte onla muhabbet ettik sonra eve döndük.

Allah daha nice mutlu seneleri nasip etsin İnşallah.

24 Nisan 2018 Salı

Evlilik yıl dönümü / 2.yıl


Bugün bizim Evlilik yıl dönümümüz , tam 2 yıl oldu ☺

Allah herkese sevdikleriyle birlikte mutlu , huzurlu , sağlıklı bir yaşam sürmeyi nasip etsin.

İyi ki varsın..!

Seni Seviyorum Aşkım ❤♥️

16 Nisan 2018 Pazartesi

Biri beni Ege'ye ışınlasın..!


Bazen onedio testlerinden çözüyorum , orada "elinde bir güç olsa hangisi olsun istersin" gibi sorulara denk geliyorum. Ben hep " görünmez olmak" istemişimdir :) hayır görünmez olup ne yapacağım değil mi ? Aslında " ışınlanmak" daha mantıklıymış , bu yazıyı yazarken onu fark ettim.Mesela 1 saatlik öğle arasında Maldivlere ışınlanmak isterdim :D hadi o kadar da gitmeyeyim Çeşme'ye gider , oraları gezer , kumru yer geri dönerdim :D he bana bu gücü verince tek şartları İstanbul dışına çıkmamaksa ok sabah mesai 08:00'da başlıyor ya hoop hem daha çok uyur geç işe giderdim , hemde akşam 17:30'da çıkıyorum ya hop 17:31'de evde olurdum :D ne güzel hayaller değil mi ya ? Bildiğin olmayacak bir hayal üzerine konuşuyorum bir de planlar yapıyorum .

Bodrum

Daha önce bu tarz postlar yazmıştım buraları bırakıp gitmeye dair.Şimdi diyeceksiniz ki bu kıza arada geliyorlar herhalde :) valla doğru arada acayip daralıyorum , bir de şunu fark ettim böyle bahar aylarına girmeye yakın bende inanılmaz bir gitme isteği oluşuyor sebebi ne bilmiyorum ? Tatile gidip gelsem bu istek daha da artıyor. Hani ben buraları terk etmeden bir yerlere yerleşmeden bu isteğimden vazgeçmeyeceğim.


İş yerinde vakit buldukça o kadar çok forum siteleri ve blogları okuyorum ki artık Google'da kaçıncı sayfaya geldim hatırlamıyorum , bildiğin artık okunacak bir şey kalmadı diyebilirim.He tabi bazı siteler yasaklı oralara giremedim , oralara da öğle arasında telefonumdan girdim. Size yazdığım o günden beri hatta o günden de daha öncesi var sürekli okuma , araştırma peşindeyim ve soruyorum İstanbul'da bizi tutan ne ?


İstanbul'da veya büyük şehir de bizi tutan ne ?
Aile.. ki ben aileme çok bağlı bir insanım mesela hep dua ederim Allah Annem'e uzun ömürler versin diye.Ama insan bazen o kadar çok bunalıyor ki trafikten , kaostan , pahalılıktan hiçbir şeyi gözü görmüyor diyebilirim.Annem bana gelmese , herhalde ben ayda bir anca görürüm Annemi. Mesela en son kayınvalidemlere bile yemeğe 2 ay önce falan gittik diye hatırlıyorum . He Serhat'ı babasının dükkanına yardıma gittiği zamanlar da zaten görüyorlar ama bir akşam yemeği için 2 aydır görüşmüyoruz ki bu insanlar bana yürüyerek 7-8 dakika , motorla 1 dakika uzaktalar. Neden gidemiyoruz biliyor musunuz çünkü zaman çalışan insana çok kıymetli. Benim için 1 dakika bile çok kıymetli. Eve gidip bende biliyorum yayıla yayıla yemek hazırlamayı , sofrayı kurmayı , dinlenip bulaşıkları yerleştirmeyi varsa çamaşırları asmayı.Ama öyle bir imkan kendime tanımıyorum. Eve gidip yemek hazırla,ye,topla,yerleştir,diğer işleri hallet oturmam en erken 20:00 oluyor bana kalan zaman ya 2 saat ya 2.5 saat..Yani bir insanın dinlenmesi için 2-2.5 saat az.Zaten gün boyu ister istemez yoruluyorsun bir de trafik çekiyorsun , trafik zaten bütün işte ki yorgunluğuna bedel.

Çocukların geleceği , onların kurulu düzeni. Evet çocuğunuz varsa zaten iki katı daha titiz davranmak zorunda kalıyorsunuz. Çocuğum burada nasıl büyür , sağlam bir okul var mı , şimdi ki düzeni bozup yeni yere adapte olabilir mi, arkadaşlarına alışır mı veya arkadaşları olur mu , merkeze ne kadar uzaklıkta , hastalandığında hastaneye götürmek için ne kadar yol gitmek gerekir v.s. haklılar da zaten benim amacım çocuk olmadan böyle bir maceraya atılmak.

Sosyallik derseniz biz zaten çok sosyal bir insan değiliz daha doğrusu Serhat değil.. hani her hafta kahvaltılara veya yemeklere gitmiyoruz. Ayda bir kere de olsa konsere , sinemaya veya tiyatroya gitmiyoruz , canımız sıkıldığında Şile, Ağva ne bileyim İstanbul’a yakın yerlere kaçmıyoruz, gece hayatımız zaten 0 hiç yok , arkadaşlarla buluşma derseniz ya biz arkadaşlarının evine gidiyoruz ya onlar bizim evimize geliyor hani en son dışarda ne zaman bir arkadaş grubuyla toplandık diye sorarsanız galiba yazdı o da ani olmuştu , arkadaşları Ümraniye’ye gelmişti o sayede görüşmüştük yani gördüğünüz gibi pek de “ sosyal “ bir insan olduğumuz söylenemez bildiğiniz “ asosyal” sınıfına dahiliz.Yani demek istediğim gideceğimiz yer de bunların hiçbiri olmasa da olur , İstanbul gibi bir şehir de bile biz bunları yapamıyorken başka bir şehirde yapmamışız çok mu.
Antalya
Herhalde büyük şehir de kalmanın en önemli nedeni ise maalesef İŞ ;  Bir beyaz yakalı çalışan olarak herkesin hayali , sahil kasabasına yerleşmek , kendi bahçesini ekip biçmek , kedi-köpekle ilgilenmek , yazları mis gibi denize girmek , kışları ise yakın çevreleri gezmek , sakinliği dinlemek gibi. Plazalar da , büyük şirketler de , hatta sanayinin içinde sıkışıp kalmış insanların hepsinin hayali bu.  Eskiden insanların sadece emeklilik hayali buydu şimdi ise 30 - 40 yaş arasında ki herkesin hayali oldu. Ben her ne kadar 28 olsam da 30 yaş grubuna dahil ediyorum kendimi. Okuduğum bloglarda da hep genç kesimin bırakıp gittiğini ve bırakıp gitmekle kalmayıp oralara tutunduklarını gördüm , yazılarını okurken "mutlu olduklarını" resmen hissettim.
Kenarda birikmiş parasıyla gidenler mi , evini arabasını satıp gidenler mi, yeniden iş kuranlar mı v.s. kısacası her türden insanın yazılarını okudum. İstanbul'da veya büyük şehir de bizi tutan şeylerin en başında " İŞ " geldiğini göz ardı edemeyiz. İş kurmak için de sağlam bir paran olması lazım , tutunamazsan bile kendini yeniden toparlayabilmek için üç beş bir şeylerin olması gerekiyor. İş bulmak dersen ; iş bulmak adı üstünde " yazlık " yerlerde pek kolay değil anca turizm sektörü o da yaz bitince sende bitiyorsun , karınca gibi bir hayat yaşaman gerekiyor , bu da ev kirana , faturalarına yetecek mi ? En önemlisi de bir sonra ki yaza sen hala orada çalışabilecek misin , bunun garantisi var mı ? Mesela en şanslılar kesinlikle Home Office çalışanlar . Bende çalışmadığım zamanlarda çok baktım home office işlere ama aklıma yatanı bulamadım. Önce bir firmada çalışıp , sonra onlara teklif sunman lazım ki bir tık daha şansın olsun.
Son dönemler de özellikle yazlık yerlerde yaşamaya başlayanlar da veya köye yerleşenler de gözlemlediğim bir şey var oda " Home Office " çalışanlaı . Bu gerçekten çok mantıklı . En azından şöyle bir şey var ki sen " işini garantileyip" gitmiş oluyorsun bu da senin için avantaj.He dersen ki" ben ekip biçicem , hayvancılıkla uğraşıcam " bu senin tercihin hayvancılık dediğim de kümes hayvancılığından ne kadar gelir elde edebilirsin ? Büyükbaş olsa bir tık daha şanslısın ee onun içinde yine üç beş birikmişin olması lazım.Bilmiyorum yanlışım varsa düzeltin..
Home Office bir iş bulmam lazım ve nasıl bir iş yapacağım onu da bilmiyorum.Çağrı merkezleri oluyor Home Office ama hep satış odaklı veya gece saatlerinde . Şöyle sabah - akşam arası , hafta sonu olmayacak bir iş olsa ve her şeyden önemlisi satış ağırlıklı bir iş olmasa mesela evden çalışma olayına sıcak bakıyorum . Kaç yıllık deneyimim var . Mesela şu an ki işimi taşıyabileceğimi bilsem oralara hiç beklemem biliyor musunuz anında tası tarağı toplarım giderim Serhat'a da iyi kötü bir iş buluruz. En azından gittiğimiz de birinin işi sağlam olsun ki diğerimiz bir şekilde iş bulur. Serhat'ın iki işi var zaten en kötü DJ'lik işlerine yoğunlaşabilir.
Home Office iş dışında gidenler geçimini nasıl sağlıyorlar mesela , ekip biçerek mi yada kendi işlerini mi kuruyorlar ? gidenlerin hepsi de home office çalışmıyordur herhalde :) İş konusunda çok fazla detay göremedim ya ekip biçmekten , ya home office çalışmaktan bahsediliyor hep.Hani gidenlerin hepsinin hali vakti yerinde mi ? Hali vakti yerinde olmayan bir insana da pek rastlamadım açıkçası , tarımla uğraşıp mı gelir sağlanıyor , hayvancılıkla mı uğraşıyorlar veya kendi işlerini oraya mı taşıdılar v.s. aslında bu konularda daha detaylı bilgi almak istiyorum ve ne yazık ki bunlarla ilgili çok fazla yazılara denk gelemiyorum. Daha çok taşınma süreci , neden taşınılmak istendiği , ekip-biçilen araziler v.s. bunlarla ilgili bilgi görüyorum .. sizler bana bu konu da nasıl yardımcı olabilirsiniz? İşin maddi kısmı evet çok önemli yalnız benim için öncelik iş. Home Office iş yapabilir miyim ? Nasıl bir işe girişip de borç harç olmadan kendi yağımızda kavrulabiliriz ? Çok fazla kazanç istemiyorum benim istediğim evimin kirası faturalar ve mutfak ihtiyacımız karşılansın . Çok fazla paraya gerek yok yeter ki huzurum ve sağlığım yerinde olsun.
Bodrum
Geçenlerde , kim olduğunu söylemeyeyim de , bizim aile tarafından değil ,  bana sordu “ servisin var mı ? Cumartesi çalışıyor musun ?“ diye bende “ Hafta sonu çalışma yok , zaten benim iki seçeneğim vardı 1 ) Hafta sonu olmasın 2) Eğer uzaksa servis olsun , servis olmasaydı 5000 tl verseler yine gitmezdim , anca o tarafa yakın otururdum , sabahın 6 sında metro, metrobüs , metro mu yapacağım ? 3 vesait gidip üç vesait dönemezdim “ dedim . Bana , x kişi “5000 tl bana verseler , ben çocukları Anneme bırakıp giderdim “ dedi . 5000 tl gerçekten mübalağa ettiğim bir rakamdı ama bir şey diyeyim mi gerçekten gitmezdim anca evi buraya taşırdım burada ki kiralarda 2.500-3.000 tl arasında. Bir de sabah boş olduğu iddia ediliyor yolların . Eee pardon da sabah boş olsa yollar ben neden 6:38 de servise bineyim ki ? Boş olsa saat 7’den önce binmezdim ki bizim oradan direkt Cevizlibağ tarafına giden otobüs var sabahın 6:30’un da bile nasıl tıklım tıkışık. Bir de ben sabah metroya yürüyeceğim , koştur koştur Altunizade metrosunda inip Metrobüse bineceğim (ki altunizade metrobüs tv’ye bile çıkmıştı o kadar uzun ki o metrobüs yolu in çık in çık sürekli böyle) , Metrobüs’ten Zincirlikuyu’da inip yürü babam yürü metroya tekrar metroya bineceğim bir de bunun aynısı da akşama da yapacağım ölme eşşeğim ölme.. Yani ben parasında değildim ki bana şu an ki asgari ücreti bile verselerdi ben giderdim sonuçta servis var , yemekhane var..
Neyse bir de bunu bana söyleyen kişi ömrü hayatı boyunca hiç çalışmamış biliyor musunuz :D hani güler misin ağlar mısın. Sen ömründe çalışmamışsın , çalışmak nedir bilmiyorsun , sabahın 6’sında kalkıp yollara düşmek nedir bilmiyorsun , metrobüslerde sabah saatlerinde ve iş çıkış saatlerinde tıklım tıkışık olduğunu , boş gelen metrobüse binmeye çalışıp binemediğini , yeni geleni beklediğini ve böyle böyle 10-15 dakika geçtiğini bilmiyorsun, bir de bayanız yani , erkek olsan hurra gir değil mi ama maalesef o kadar sapığın kol gezdiği bir yerde bir bayan olarak dikkat etmen gerekiyor , eve gelip yorgun argın yemek yapmayı , etrafı toparlamayı he bir de çocuğun varsa ona da vakit ayırmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun. İşte böyle konuşanlara inanılmaz sinir oluyorum , yanlış anlaşılmasın bu kişi sevdiğim bir insanda. Sizce haksız mıyım yani ? Hiç çalışmamış bir insanın böyle bir şey söylemesi çok mu normal , evlisin , çocukların da var daha küçükler , dayanamazsın ki en fazla 1 ay sonra by by .
Ben bilmediğim bir şey hakkında yorum yapmam ,fikir sunarım ama doğrudur ama yanlıştır diretmem . Şimdi ömrü hayatım boyunca çalışmasam bile , çalışan insana her zaman saygı duyarım hatta hem çalışıp hem evli olup hem de çocuğu olan insanlara iki katı saygı duyuyorum bende evde kaldım boş vaktim bolca oldu o zaman bile çalışan kadınlara hep imrenirdim valla “”helal olsun nasıl yapıyorlar “derdim. Ev hanımlığı da kolay değil ama çalışan bir kadın kadar da zor değil. Evdesin her şeyini yapabilirsin temizlik ütü çamaşır , çocuğun varsa onun bakımı. Ama çalışan insan hem işte çalışıp hem evde çalışıyor evet belki yemek konusunda kolaya kaçıyor olabilir belki bir makarna bir kahvaltı hazırlıyor belki dışardan söylüyor.Ama çalışmayan kadın öyle mi sana “ evdesin niye yapmadın gözüyle” bakarlar ve zaten çalışmayan bir kadın da ne bileyim yanlış anlaşılmasın ama gezmesinin , konusunun komşusunun derdine düşmesin evinde yemeğini yapsın sonra ne yapıyorsa yapsın. Ben evde durduğum o 1.5 sene eşime sorun hiçbir akşam kahvaltı hazırlamış mıyım , hiçbir akşam yemeksiz bırakmış mıyım ? He bazen 3 çeşit değil 2 veya 1 çeşit oluyordu ama muhakkak oluyordu.2 sene olacak evleneli bir kere bir hata sonu evde tadilat vardı alışverişe çıkamamıştım onda kahvaltı hazırlamıştım , bir kere de çalışmaya başlayınca yani toplasan iki kere.. ev hanımları bazen gezmekten fırsat bulup yemek yapmıyor çok şahit oldum , valla size bir şey diyeyim mi ben evde yemek yapacağım gün biri beni çağırırsa dışarı bile çıkmazdım , içime dert olurdu.
Çeşme
Bazen sabredecek gücümün kalmadığını düşünüyorum . Arayan müşterilere karşı , gördüğüm aynı yüzlere karşı , sabahın erken saatlerinde kalkmaya karşı.Geçen gece ağlayacaktım bile , bir karın ağrısıyla kalktım sonra “ of çalışmıcam” ya diye söyleniyordum. Çalışmanın avantajları olmuyor mu oluyor elbette , kendime harcama yapabiliyorum , istediğimi alabiliyorum , kenara zor günler için para atmaya çalışıyorum , en basiti kiramı ödüyorum.Ama bazen o kadar yorgun kalkıyorum ki yataktan , başım dönmeye başlıyor , bazen baş ağrısıyla kalkıyorum , dişlerimi sıkarak uyanıyorum. Hani hayatına devam ettirmek için çalışmak şart yalnız mutsuz olmak gerekmiyor. Mutsuzum yani bundan ötesi yok. Ben İstanbul’da mutsuzum , huzursuzum . Bu yüzden taşınmak , sıfırdan bir hayat kurmak istiyorum. İstanbul’a ziyarete geldiğimde koşa koşa geri dönmek istiyorum.

Böyle uzun uzun yazıyorum ya aslında bir nevi içimi döküyorum. Biraz da olsa rahatlıyorum. Bir gün evden markete diye çıkıcam artık beni Ege’de bulursunuz J
Saygılar..

Share