20 Eylül 2018 Perşembe

Saç Boyası Günlüğüm 4 / Esmer tene Gölgeli Saçlar

Her ne kadar saçıma ombre yaptırmak istesem de , kuaförüm sonucunun pek güzel olmayacağını söyledi ve eğer istersem saçıma gölge yapabileceğini söyledi bende madem gelmişim , kafaya da koymuşum o zaman "tamam"dedim.

26 Mayıs Cumartesi günü , o gün iftara Anneannemler de toplanacaktık bende öncesinden Acıbadem'e geçer saçımı boyatıp oradan da minibüse atlar Anneannemler'e giderim diye düşündüm.


Çok sıcaklara kalmadan evden çıktım iki vesait yaparak Mithat Yalçın Kuaföre gittim.Aslında Ümraniye ile Acıbadem yakın , motosikletle en fazla 15 dakikanı alır , ama ters işte . Acıbadem'e gitmek için iki vesait yapmam gerekiyor.

Saçıma balyajlar atıldı ve sonucunun ne çıkacağını bilmeden beklemeye başladım , saçlarım yıkandı ve de ne göreyimmmm..


Saçım sapsarı =D daha doğrusu o an bana o kadar sarı geldi ki saçım , resmen şoka uğradım , konuşamadım bile =D Alışmamışım ya , kendi rengi (daha sonraları boyattım ama hiç boyatmadan önceki rengi) koyu kestaneydi , yazın denize falan girdikçe biraz açılırdı ama ben ilk defa bu kadar açık bir renk gördüm saçımda resmen ŞOK..!

Saç kesildi , fön falan çekildi daha güzel durdu tabi o ıslak haline göre ama bir türlü alışamadım.
Anneanneme geçtim " Anneeee ben sarı oldum " dedim Annem'de " hayır gayet güzel olmuş " dedi.

Bu da öncesi ve sonrası :)


,

Aradan 1 ay geçti saçım böyle oldu :) 

Ee tabi alıştım da artık ilk zamanlar sarı sarı geziyor gibi hissediyordum kendimi , ama şimdilerde çok rahatım iyi ki yaptırmışım diyorum bir de şey diyorlar , "ifadeni yumuşattı "diye , kimileri de" doğal duruyor bence göze hiç batmıyor" dediler. Valla gerçekten dedikleri gibi hem yüzümde ki ifadeyi de yumuşattı , hem de göze batan bir renk olmadı doğal durdu.

Şimdilerde ki hali :)
Kapalı alanlarda daha koyu duruyor , açık alanda da işte böyle :) Bir de yıkandıkça daha çok açıldı ve saçım üç ay da yine uzadı =D 

Sevdim ama her ne kadar Serhat " bu ne gittikçe daha da sarı oluyorsun bir daha boyatma " dese de ben pek oralı olmuyorum =D Adamın böyle renklere takıntısı var , zaten bir daha boyatır mıyım bilmiyorum ki idare eder şimdilik bu saç beni. 

Sağlıkla , bakımla kalın.
Saygılar..

9 Eylül 2018 Pazar

Sabret , Şükret , Seyret..!

UYARI : BİR İÇ DÖKME YAZISIDIR

Elimde bir sihirli değnek olsa o kadar çok şey değiştirirdim ki .. Hani mankenlerin çıkıp da " barış istiyoruz " demeleri var ya , dalgaya alınacak bir konu oldu ama ne kadar doğru , dünyanın her yerinde barış olsa. Masum insanlar katledilmese , kimse açlıktan ölmese. İnsanlar birbirlerine anlayışlı olsa , siyasi görüş ayrılıkları yaşansa bile her daim saygılı olunsa , kocalar karılarını dövmese ve en kötüsü de öldürmese , küçücük çocuklar tacize,tecavüze uğramasa ve vahşice katledilmese , hayvanlara zulüm edilmese .. Nasıl bir dünyada yaşıyor olduk ki biz ? Ne oldu , ne değişti ? Kıyamet mi yaklaşıyor yoksa insanların artık beyni mi yok ? Allah'tan da mı korkmuyorlar ? Vicdansızlık ve merhametsizlik mi hakim ? 

Kurban bayramının bile önemini bilmeyen insanlar var. Amaç fakiri doyurmaktan ziyade , insanlar kendi yıllık et ihtiyacını karşılar hale gelmiş. Ben her zaman derim , ben istesem bu eti belki her hafta değil ama ayda bir kere de olsa yiyebilirim yani benim ihtiyacım diğer x kişiden daha az bu yüzden onların karnı önce doysun. Ramazanda'da öyle , Ramazan demek açlık demek değil sabır da demek , açlığın sana yol açabileceği sinirlerine engel olmak demek , aç insanların bir kuru ekmeğe muhtaç olduğunu anlamak demek , binlerce kez şükretmek demek. İftar çadırlarında hep yemek yemek istemişimdir, merak etmişimdir ama neden gidip bir kez olsun yemedim biliyor musunuz ? Çünkü benim evimde bir tas çorbam var ama oraya gelecek insanlar ona muhtaç. Ama ne yazık ki benim gibi düşünen insan yok . Haftanın bir kaç günü(durumu çok iyi olmasına rağmen) iftar çadırlarında yemek yiyen insanları bizzat tanıyorum. He olur , akşam trafiğe kalmıştır işten geç çıkmıştır eve yetişemicek durumdadır amenna gidin yiyin afiyet bal şeker olsun , ama zaten durumun iyi hadi bir kere gittin bir kaç kere ne diye gidersin ? Evinde bir tas çorban kaynıyorsa , bırak senden daha aç olan bir insan otursun da yemek yesin değil mi ? Kimse yanlış anlamasın beni , bende istedim hep gitmek ama ben istesem de vicdanım izin vermiyor ..


Bir şarkı var ya hani beterin beteri var haline şükret dostum diye ne kadar doğru. Şükür , her daim şükretmek gerek. Bazı sabahları " yeter artık çalışmak istemiyorum " diye kalkıyorum bazen de " erken yatmaktan erken kalkmaktan sıkıldım , istediğim saatte yatıp istediğim saatte kalkmak istiyorum" , "sıkıldım artık " of puf diyorum sonra ne oluyor " Bencillik yapma Yağmur , haline şükret , binlerce işsiz varken sen çalışmaktan şikayet ediyorsun. Her sabah kalkıp işe hazırlana biliyorsan elin ayağın tutuyor , sağlıklısın demektir. Oflayıp puflayacağına şükret " diyorum yani kendime söylenip sonra da kendime "şükretmediğime"kızıyorum.Ama yok mudur herkesin bir isteği ? Olduğundan daha iyi şartlar altında olmak kim istemez ki ?

Çalışmayan bir insanın iş bulmak istemesi  , çalışan insanların kiradan çıkıp ev sahibi olmak istemesi , ev sahibi olan insanların araba ve yazlık sahibi olmak istemesi ,  hepsi oldu belki bir yat sahibi olmak istemesi veya bir kaç tane daha yatırım yapmak istemesi. Yani zenginin bile derdi var. Neden diğerinin evinde bilmem nereden gelen , bilmem kaç bin dolarlık tablo var da , bizim evde ondan yok , yok onlar Miami'den ev almışlar da bizim neden yok , onların yat'ı daha büyük bizimki neden daha küçük falan filan..Yani herkes olduğundan daha iyi şartlarda olmak ister.


 Ben de mesela İstanbul'da yaşamak istemiyorum Bodrum , Marmaris , Datça , Antalya gibi yerlerde yaşamak istiyorum. Mesela her sabah ve her akşam trafik çekmek istemiyorum. İstanbul'un koşturmacasından uzaklaşıp , robot monoton bir hayat sürmektense daha sakin daha rahat bir hayat sürmek istiyorum. Canım istediğinde denize gidip bir saatte olsa keyif çatmak istiyorum , her gün sabah kalkıp yürüyüş yapmak istiyorum. Gerekirse home office bir işte çalışmak istiyorum.. 

Benim isteklerimin , benim hayal ettiklerimin zengin olmakla alakası yok . Evet illa ki kenarda bir paran olacak ki sen hayallerine kavuşabilesin.En azından bir arsa alacak kendi evini yaptırmaya yetecek kadar veya öyle bir işin olacak ki iyi kazanacaksın kendi evinden ziyade kirada oturacaksın ama yine de gül gibi geçinip gideceksin. Evet bunlar için para şart ama zengin olmakta gerekmiyor. Zengin olmak gibi bir hayalim zaten yok , bir evim olsun diye de , elbette bir evim olsun ki kirada yaşamayayım ama bir evim olacak diye de bir dünya borç altına girip 10 yıl kredi ödeme gibi bir niyetim yok. O borç beni boğar çekilen kredi miktarı düşük olur amenna. Hani 300 bine ev alacaksın geçipte 50 bin verip üzerine 250 bin kredi çekip onu geri 350 olarak ödemeye benim yüreğim kaldırmaz ama mesela sende vardır 200 bin , geriye kalır 100 bin o zaman 10 yıl bile değil 5 yılda bitirmeye çalışırsın , bizde o kadar para zaten yok , bir de bu borç sende olduğu sürece ve ay sonunu zor getirdiğin sürece senin belli yaşam standartlarında bitmiş olacak. Bir sinemaya gitmek , bir akşam yemeğini veya bir sabah kahvaltısını dışarıya çıkıp yemek , günübirlik bir yere kafa dinlemeye gitmeyi istemek ,kişisel bakımlarınızı bile en aza indirmek gibi bir çok şeyi yaparken iki kere değil üç dört kere düşünmek zorunda kalacaksınız. Etrafımda çok örnek var, kimisi çocuğu erteledi , kimisi ikinci çocuktan sonra bile çalışmak zorunda kaldı (çalışmak istememesine rağmen , mecburiyetten) ,kimisi hayalinde ki tatili erteledi ,  kimisi en son eşiyle ne zaman bir akşam yemeğine çıktığını veya ne zaman bir sinemaya gittiğini hatırlayamaz duruma geldi vs daha çok örnek var.

Bizde zaten ev alabilecek kadar , en azından o kadar peşinat verebilecek kadar para yok. Anca aileden destek gerekiyor ki o da ölme eşşeğim ölme..He şu an zaten bir evimiz olsaydı çalışmak veya çalışmamak bana kalırdı. Serhat'ta işsiz olmasına rağmen yine geçinip giderdik çünkü işsizlik aldı çünkü Dj'lik işleri var.Akşam geçip üç çeşit yemek yiyeceğine bir çeşit yersin , gerekirse kahvaltı yaparsın kıt kanaat yine ay sonunu getirirdin ama şu an öyle mi 1300 kira veriyoruz ben çalışmasam nasıl verecektik , hadi Serhatın işsizliğinin üzerine koyup versek ne yiyip ne içecektik , faturalar nasıl ödenecekti ? Böyle durumlarda zaten anlıyorsun "evin" önemini.


Bu kıza ne oldu da böyle bir iç dökme yazısı yazdı diye düşünebilirsiniz bir şey olduğu yok , sorun bir şey olmamasında zaten. Bazen üzülür bazen sevinirsin bu da hayatın bir parçası. En ufak bir isteğin bile olmaz üzülüp içine atarsın , susarsın , öyle olması gerektiğini ve de değişmeyeceğini bilirsin , kabullenmeye çalışırsın .. Geleceğe dair düşünürsün , planlarını yaparsın ama kader sana güler. Hatta çok yakın bir zamanda gerçekleştirmek istediğin planlarını , herhangi bir sebepten bozulduğunu görürsün yada daha zamanı olmadığını düşünüp askıya alırsın. Ucu bucağı yok beklemekten başka. Doğru adımlar , doğru kararlar ve bir de DUA.

Gözlerin dolar hani bazen durduk yere , zaten çok duygusal yapıdasındır , en ufak bir şey de bile ağlarsın , bunların bir açıklaması tıp dilinde vardır illa ki yoksa depresyon da değilim , kendimi bildim bileli duygusalım ama eskiden sadece izlediğim bir dizi , film veya haberlerde gördüğüm bazı haberler canımı acıtırdı duygulanır en fazla gözlerim doları. Şimdi ise duygusal anları bırakın , mesela adam cüzdanını düşürmüş biri bulmuş onu teslim etmiş ya o haberlere bile ağlıyorum. Geçenlerde Hollanda'da futbol sahasına oyuncaklar atıldı , hasta çocukların tedavisi için oynanıyordu maç zaten , onda bile oturdum nasıl ağladım anlatamam.İşin ilginci şu an yazarken bile ağlıyorum.

Şu an diyebileceğim tek şey ;



2 Eylül 2018 Pazar

Eylül mü geldi ? Ne var ne yok peki ?

Bayram da bitti , mesaiye de başlandı , aynı hafta 30 Ağustosta'da izin yaptım şimdi en yakın 29 Ekim var =D ne kadar zamandır bayram tatilini bekliyordum yalan yok, her ne kadar İstanbul'da kalmış olsam da kafa dinledim , yıllık izin kullanmaya gerek kalmadı daha doğrusu sadece bayramdan önce iki gün izin kullandım onda da denize gittim ve hafta içi halletmem gereken işleri hallettim.


Her şer'de bir hayır vardır derler ya , tam da yıllık iznimde (7 Ağustos) bakın balkonuma kimler gelmiş :) Anne kedi ve yavrusu Şanslı. İsmini şanslı koyduk :) Ama şanslının ömrü kısa sürdü , hayır ölmedi ama nereye gitti bilmiyorum :( İki hafta anne-yavru durdu. Sonra bir gün bir sabah kalktım baktım ki ikisi de yok , tam da bayram zamanındaydı çok üzüldüm gelirler diye düşündüm gelmedi. Yavru yok , ama anne kedi her akşam benim eve geldiğim zaman geliyor, ona yemek veriyorum yiyor ve gidiyor :(


Gitmeden önce ki son gün çekmiştim bu fotoğrafı baksanıza şunun tatlılığına . 

 Onlara marketten koli almıştım , sosislerle etlerle besliyordum , her sabah sırf 10 dakika erken kalkıp yemek hazırlıyordum ama yok işte gitti :( Annesi alıp bir yere götürdü herhalde ve bir daha da geri getirmedi. Şanslı , çamaşır asarken yanıma geliyordu , yeni yeni yürümeye başlamıştı. En çokta şöyle doya doya sevemedim ya o içime oturdu :( Çünkü yaklaşınca anne hırlıyordu gerçi ilk zamanlar hep hırlıyordu sonra alışmıştı o kadar çok hırlamıyordu ama ben yinede cesaret edemiyordum annesi tırmalar diye.. Neyse ne yapalım Anne bana geldiği sürece ben onu beslemeye devam edeceğim.


11 Ağustos Cumartesi günü , şimdi çalıştığım yerde ki arkadaşım Eda'nın Fatih Akgün Hotel'de kına gecesi oldu. O gün Serhat'ın'da Beşiktaş'ta DJ'lik işi vardı onla birlikte motorla gittim. Beşiktaştan da direkt otobüse bindim önünde indim , dönerken ise üç vesait yaptım yer altından hiç çıkmadım =D Metroyla Yeni kapı , oradan Marmaray , oradan da yine Metro yaparak Ümraniye'ye geldim 1 saat bile olmadan evime gelmiştim.Bu arada Marmaray'a da ilk defa bindim =D

Ben - Çağla - Eda - Dilek-Özge

Fotoğrafta 32 dişi göstermişim , çok kötü gülmüşüm ya ama hep beraber doğru düzgün fotoğrafımız buydu :)

Havuz başının olduğu kattaydı kına gecesi , insanın baktıkça havuza giresi geliyordu :) Organizasyon şirketiyle anlaşmıştı bir değil iki dansöz çıkmıştı valla ben çok beğendim. Hem Edoşum çok güzeldi , hem de kına gecesi. 



Bayramdan önce ki cuma günü , son gün diye ayrı bir mutluydum . Bir gün öncesinden saçlarımı örmüştüm uzun saçta ayrı güzel duruyor bu tost modeli ama değişiklik işte ..Sürekli açık bırakmak veya yarım toplamaktan sıkılıyorum. Tamamen toplama gibi bir alışkanlığım olmadığı için değişiklik yapmayı seviyorum :)

Saçımı da boyatmıştım onunla ilgili yazacağım post var ama burada bile belli oluyor rengi :)


Bir tebrik alırım :)

9 günlük tatilde bayram ziyaretlerini bitirdikten sonra , evde boş zamanım oldukça fazlaydı bende önceki senelerin açıköğretim puanlarına bakıyordum evet 150 alsan 2 yıllık 170 alsan 4 yıllık seçebiliyordun ben hayli hayli bu puanların üstünde aldım ama çocuk gelişimi puanlarına baktığımda o kadar yüksekti ki dedim ki ben kesin giremicem. İlk tercihim Anadolu Üniversitesi Çocuk gelişimi, ikinci tercihim Atatürk Üniversitesi Çocuk gelişimi oldu. Hani çocuk gelişimi olmasa da Adalet tercih etmiştim , daha sonraları Halkla ilişkiler , Tıbbı Dökümantasyon ve Sekreterlik diye yazdım da yazdım. Neyse önceki senelerin puanlarına baktığımda kesin çocuk gelişimi ve adalete giremicem dedim o kadar moralim bozuktu ki ben emindim çocuk gelişimi gelir diye. O puanları görünce umutlarım suya düştü kesin Halkla ilişkiler gelecek hemde 4 yıllık dedim. Evet güzel bölüm , ama insan sevdiği bölümü okumak istiyor. Daha önce bankacılık ve sigorta seçtim okumadım , sevemedim çünkü çok fazla sayısal var ve ben sözel mezunuyum zaten sayısalla aram iyi olsa o zaman iktisat falan okurdum.Aöf'ten değil normal bir üniversite tercih ederdim beni her zaman yakan matematik oldu KPSS'de bile..

31 Ağustos gecesi açıklanacak diye uyumadım , ösym'nin sitesini önceden açtım şifremi girdim 00:00 olduğu zaman o kadar yavaşladı ki sistem açılmıyor ben kendi telefonumdan Serhat kendi telefonundan , bir yandan tabletten giriş yapıyoruz olmuyor. Serhat'ta oyun oynamak için bilgisayarı , televizyona bağlamıştı. Neyse kısa bir yol bulduk oradan girdik bende koltukta oturuyorum gözümde pek uzağı seçmiyor , Serhat girdi Çocuk gelişimin Ç'sini görünce bir çığlık attım , tepinmeye başladım Allahtan alt katım boş =D Gittim önce televizyona sarıldım sonra Serhat'a. Hani beni o an Serhat video'ya çekip , internete koysa bayağı tıklanma alırdım o derece =D hemen bizimkilere haber verdim ve benim o gün uyumam 1:30 oldu 5 saatlik uykuyla işe gittim , bütün günde baş ağrısı çektim ama değdi. İlk tercihim olmasa da ikinciye girdim önemli olan Çocuk gelişimine girmekti. Çok şükür Rabbime..!

Allah herkesin gönlüne göre versin inşallah.

30 Ağustos 2018 Perşembe

Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!

                                       

Kendi aracınızla yolculuk yapmak gibisi yok! Dilediğinizde mola verirsiniz, canınızın çektiği gibi yemek yersiniz. Gittiğiniz yeri bir turist değil, gerçek bir gezgin gibi keşfedersiniz.
Üstelik aracınızla yurt dışına çıkmak için yapmanız gereken işlemler de her geçen gün biraz daha kolaylaşıyor. Bugünlerde, yeni tip bir çipli ehliyete sahipseniz, Yeşil Kart Poliçenizi yaptırarak sınırı kolayca geçebilirsiniz. Üstelik artık bunu yaptırmak için bir yere gitmeniz, belgelerin peşinde koşmanız da gerekmiyor.

Anadolu Sigorta, Türkiye’de ilk defa Yeşil Kart poliçesini online olarak alma imkanı sunuyor. www.anadolusigorta.com.tr adresini ziyaret edip, plakanızı ve TC kimlik numaranızı girerek işlemi onayladığınız takdirde poliçeniz kapınıza kadar geliyor. Size de seyahat rotanızı çizmek kalıyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun


24 Ağustos 2018 Cuma

Şile Fusha Beach

Daha önceki postlarım da belirtmiştim bu sene tatil için çok yer baktığımı , özellikle bayram zamanı için çok araştırma yaptığımı , fiyatların uçuk olmasından dolayı vazgeçtiğimi yazmıştım madem bir yere gidemeyecektik bizde " bu sene denize girmedik demeyelim " diye rotamızı Şile'ye çevirdik.

6 ve 7 Ağustos tarihlerine yıllık izin aldım , hafta sonuyla birleştirerek 4 gün izin kullandım.


6 Ağustos Pazartesi günü sabah erken saatlerde kalktık , börek yapmıştım, peynir zeytin domates salatalık biber kestim , bir de meyve aldım yanıma oh her şey tamamdı sadece giderken pastaneden simit , marketten de meyve suyu ve abur cubur bir şeyler aldık sonra ver elini plaj.


Motosikletle gittik 50 dakika da vardık , biraz motor da yolculuk yapmak zor oldu ama plaja vardığımızda bütün bu zorluklar silinip gitti.

Fusha Beach hemen girişte bir plajdı , adı gibi dikkat çekici şemsiye ve şezlongları vardı , aileye özel diyordu pek kimse de yoktu bir de pazartesi pek kalabalık olmaz diye düşündük - sonra yanıldık :)


Kişi başı 20 TL verdik.Yalnız şu çok saçmaydı. Plajdan giderken söyleyecektik ama neyse dedik , adamına göre muamele yapıyorlar. Bizden kişi başı 20 TL aldılar, başkalarından 15 TL , bir tane yaşlı bir çift geldi onlardan 25 TL sabit bir rakamı yok. 

Dışardan yiyecek içecek götürebilirsiniz , isterseniz onların kendi restaurantlarında da yiyip içebilirsiniz. Biz yanımıza alacağımızı almıştık , kahve içecektim ama herkesten farklı farklı fiyatlar alındığını gördüğüm için sipariş falan vermedim.

Bizim girdiğimiz yerde dalga kıran olduğu için denizde çok hafif bir dalga vardı ama çok çok hafif , plajın ilerisinde bu dalgalar gittikçe büyüyordu bu yönü güzeldi.Daha demin de belirttiğim gibi haftanın ilk günü olmasına rağmen kalabalıktı ama bir hafta sonu gibi de , iğne atsan yere düşmez misali değildi. 


Biz iki kere denize girdik.Bol bol kitabımdan okudum.Huzurum yerine geldi anlayacağız.Bol oksijenden başıma ağrı girdi :) Serhat ilaç almaya falan gitti.

Kısacık ama güzeldi..

Eskiyi düşünüyorum 5 yaşından beri her sene tatile giderdim , Altınoluk'un daha keşfedilmediği zamanlarda ben oraları avucumun içi gibi bilirdim. Şu an bile gitsem unutmuş olma imkanım çok ama çok nadir. Kaç yaşına kadar her sene gidince unutmak biraz zor. Hatta bazen önceden yengemlerle giderdim , sonra ardından Annemler gelirdi ben neredeyse 2 aya yakın tatil yapardım çok sıkılırdım " Artık dönelim İstanbul'a" derdim şimdi kafamı taşlara vuruyorum bu söylediklerim yüzünden :)

Eskiden hiç tatilsiz senemin olmadığı zamanı hatırlamaya çalışıyorum , bir kere falan gidememiştim o da üniversiteye hazırlanacağım seneydi. Dershanelerin açılması ve bizimkilerin yıllık izinleri daha geç bir tarihte olduğunda o sene gidememiştim.

Evlenince ayağını yorganına göre uzatmak gerektiğinden artı önceki senelerde benim çalışmamam şimdiler de Serhat'ın çalışmaması hep bir engel oldu. Allah büyük diyorum , inşallah seneye istediğim gibi bir tatile çıkabilirim :( Düşünün şimdiden bunun planını ve tarihini bile araştırıyorum. Hatta seneye Ramazan Bayramına alırız diyorum , Serhat işe girerse en azından bayram tatilimiz olur :) Bu kadar deliyim işte. Önceden erken rezervasyon yaptıracağım bakalım Allah sağlık versin de gerisi önemli değil :)

Saygılar..

20 Ağustos 2018 Pazartesi

3 Ağustos 2018 Cuma

Tatil mi ? O da ne ?

Güya saçımı boyattım onunla ilgili post yazarım dedim , alışveriş yaptım burada paylaşırım dedim , daha bir sürü aktivite falan ama nerdeeee yazacak vakit mi var , yok ! :( üzülüyorum ya blog yazmayı çok seviyorum ama ne yazık ki vakit bulamıyorum hafta içi iş, hafta sonu ev işleri falan derken epey yorucu oluyor hatta bırakın buralara gelmeyi , bilgisayarı bile açasım gelmiyor :( Şu iş yerlerindeki internete neden kısıtlama gelir ki? Ne olacak yani internet açık olsa? Hani benim işim internete girsem de aksatacağım bir iş değil ki,bence motive bile ediyor insanı.

Geçenlerde internette bir şey araştırıyordum , oldu herhalde bir üç hafta kadar , youtube çıktı "nede olsa girmiyor" dedim ama yinede tıkladım bir baktım açıldı ben videoya , video bana bakıyordu ben bizimkilere " baksanıza youtube açılıyor " dedim. Hemen ne yapsak diye düşündük , insan böyle olunca da neye gireceğini şaşırıyor. Neyse biraz müzik dinledim sonra taa ne zaman Çılgın Bediş'e başlayıp bitirememiştim onu bitirdim. Şimdilerde 7 Numarayı izliyorum.Eskiden de çok severdim bu diziyi ama başından hiç izlememiştim.He bu arada youtube belli saatlerde geliyor ,  belli saatlerde gidiyor yani öyle kesintisiz değil. Ama geldiği an üç dört bölüm açıp dolduruyorum internet gitse bile izlemeye devam ediyorum o zaman hem vakit de geçiyor hem de daha çok motive oluyorum , işimi de aksatmıyorum.Telefon çalınca durduruyorum sonra tekrar devam ediyorum.Ama ne yazık ki blogger açılmıyor :( neyse ben artık youtube'a da şükrediyorum


Tekrar üniversite sınavına girip okuyacağımı söylemiştim hatta benim isteğim aöf değil de normal bir üniversiteye gitmekti ama çalışmaya başlayınca normal üniversite olayını sildim neyse sınava girdim , aöf 'de önlisans için 150 , lisans için 170 alsan yetiyordu ben her iki baraj puanının çok çok üstünde aldım ona rağmen beni almazlarsa ve kontenjanlarını doldururlarsa çıldırırım :) Çocuk gelişimi istiyorum :)

 Bir ara ders çalışmaya başlamıştım sonra bu işe girince bırakmıştım.Yine iş yerine kitap götürdüm ,  bir kaç kere çözdüm test ama odaklanamadım çünkü çok fazla çağrı yoğunluğu var bir de bazı sağlık problemleri , ramazan falan derken saldım çayıra mevlam kayıra :) Dediğim gibi barajı geçsem yeterdi ve ben çok daha yüksek puan aldım. Valla ne diyeyim bilmiyorum ama o kadar üniversite sınavına girdim , kpss'ye girdim ilk defa böyle bir sınav gördüm hani bir ara barajı geçemem bile dedim o derece.Ben hayatımda böyle bir sınav görmedim.Yani matematik mantık gibiydi , din soruları felsefe gibiydi falan filan Allah emek veren ve kazanamayan arkadaşlarımızın yardımcısı olsun.Bildiğin bu "üniversiteye girme "sınavı değil , "üniversiteye girememe" sınavıydı.


Gelelim asıl meseleye . Tatil planlarınız hazır mı ? Bayram'da güzel bir tatil sizi mi bekliyor ? Öyleyse çok şanslısınız çünkü ben bu sene tatile gidemiyorum :(

Ben mesela son dakikacılığı sevmem geçen sene hoş son dakika Çanakkale'ye gittik ama eve gittik bir otele değil.Ben eğer o sene tatile gideceksem 5-6 ay öncesinden rezervasyonumu yaptırım. 2012'de Bodruma gittiğimde Ocak'tan Temmuz ayına rezervasyon yaptırmıştım , balayına Kasım'dan Nisan ayına.Mesela eski çalıştığım yerde ne zaman yıllık izne çıkacağım belliydi.Yanımda çalıştığım arkadaşımla önceden planları yapardık , ben mesela o sene otele değilde Arsuza'a teyzemlerin yanına gideceğim , hemen 3-4 ay öncesinden uçak bileti alırdım.Yani tatilden bir ay öncesi kala 300-400TL'ye alacağım bileti 150-200 TL'ye alıyordum.


Serhat'ın işsizliği ve işsizliğinin yanı sıra her an iş bulup da yeni bir işe girebilme olasılığını düşündüğümden , ek işi olan Dj'lik işinin malum "yaz sezonu" olmasından ve epey yoğun olmasından ötürü (Maşallah) tatil olayını bir türlü düşünemedik.Yani bırakın tatil olayını düşünmeyi ben evde adamı göremez oldum =D o derece yani.Mesela bazen öyle bir oluyor ki perşembe , cuma , cumartesi , pazar. He iş olsun maşallah , Allah daha çok versin sonuçta çalışmıyor ve bu kazandıklarıyla ( iş bulamama ihtimaline karşın ) biz kışın idare etmek zorunda kalacağız.Neyse gel zaman git zaman şu son 1 aydır araştırmadığım internet sitesi , araştırmadığım otel kalmadı ve biliyor musunuz herşey dahil konseptinde ne Antalya  ne Marmaris ne Fethiye en uygun Bodrumdu ki bende Bodrum'a gitmek istiyordum ama farklı yer olsun Marmaris veya Fethiye olsun dedik , uygun otel bulsan da uçaklar almış başını gidiyor ve havaalanından otele transfer , otelden havaalanına transfer fiyatları uçmuş gitmiş resmen. Bodrumda otel beğeniyorum 2000 TL 6 gün 5 gece iyi hoş diyorum hani gözden çıkardım ne de olsa 9 taksit yaptırırım diyorum.Uçak biletleri transfer derken 1500'den aşağı tutmuyor.Arabamızda yok ki arabayla gidelim bir de ben bayram zamanı baktığım için otobüslerde dolu , bayram da yolda kalma olasılığın yüksek ki ben 6 sene öncede bodruma otobüsle gitmiştim giderken 12 saatte dönerken 15-16 saatte gelmiştim ve sıradan bir zamandı ne bayram ne seyrandı.Kısacası bayramda o kadar para bayılamazdım.

Hani eylül ortası okullar açıldığı dönemde fiyatlar çok iyi hem oteller daha uygun hem uçak biletleri ama bu sefer de Serhat işe girerse ? İşsizlik maaşı bitiyor ?  daha bir aylık taksit ödemişken gittiğimiz tatilin geri kalan 8 ayını nasıl ödeyeceğiz ? Öderiz Allah büyük şükür ama mesela erken rezervasyon yaptırsam en azından yarısını ödüyorsun taksitlerin geriye pek bir şey kalmıyor ama bunda tatili gidip sonrasında para ödemek biraz koyacaktı ve de en önemlisi kış gelecekti masraflar daha çok artacaktı.

Anlayacağınız bana tatil yok ! Seneye ahdım var diyorum , erken rezervasyonlar başlar başlamaz yaptıracağım ne olacak yani ?  iptal sigortası yaptırırsın , en kötü aksi bir durum olduğunda iptal edersin. 
Bende Pazartesi ve Salı gününe izin aldım bir aksilik olmazsa Pazartesi Şile'ye gideceğiz.Bari denize girmedim demeyeyim. Bu arada biraz güneşe çıkmam lazım ,  güneşlenmekten nefret etsem de D vitaminim yerlerde geçen kanımı verdim de bizim şirkette , onlar bir sürü test yaptı , mesela bir insanın kolestrolü hep yüksek çıkar değil mi ? ben kolestrolü düşük çıkan tek insan tanıyorum oda benim , etrafımda herkesin ki hep yüksek =) D Vitamini, Folik asit v.s. bunlar hep düşük.Ayrıca takviye B12 ilacı da alıyorum çünkü bir ara günde en az 10 kere aktardığım , dahilisini ezbere bildiğim insanın dahilisini unutmakla başlayıp , akşamdan hazırladığım sandviçimi sabah yanıma almamakla devam edip , evde ki eşyaları nereye koyduğumu unutup üstüne üstlük "aa bunu ben mi buraya koydum" veya " bunu kim getirdi ben mi getirdim" diye gibi durumlarla karşılaşınca yaptırdım testleri. Özel sağlık sigortamdan düştü ama ben tek kuruş bile vermedim neredeyse 1000 TL'lik test yaptırmışım ama bazıları pahalıydı , zaten o yüzden rakam bayağı uçtu.Dışarda yaptırsaydım sırf 5 tane test için neredeyse bu fiyata yakın verecektim.. Doktor D vitaminin düşük olduğunu görünce " hiç güneşlenmiyor musunuz " dedi bende " hayır sevmem, prensibim değil , şemsiye altından çıkmam ama esmer olduğum için her türlü yanarım "dedim =D yalnız öyle güneş altında yatanlara da imreniyorum nasıl dayanıyorsunuz anlamıyorum ben iki dakika kuruyayım diye çıkıyorum sonra gerisin geri tekrar şemsiye altına geçiyorum o yüzden hiçbir zaman kuru kalamıyorum :) Neyse bu sefer biraz güneşe çıkayım D vitamini depolayım.


Tatile gideceklere şimdiden iyi tatiller diliyorum benim yerime de gezin , eğlenin :)

14 Temmuz 2018 Cumartesi

Evden Çalışmak / Home Office Çalışmak / Freelance


Herhalde birçoğumuzun hayalleri arasında “ evden çalışmak – home office çalışmak” vardır. Sabah erken saatte kalkmak yok , ne giycem derdi yok , sabah-akşam trafik derdi yok , gün içinde “eve gidip ne yemek yapcam şimdi” diye düşünme derdi yok , yokta yok.


Düşünsenize mesainin başlamasına 15 dakika kala kalktınız , çayınızı koydunuz veya kalktınız 1 saat öncesinden çıkıp bir yürüyüş yaptınız ,eve gelip bilgisayarı açıp (bundan sonrasını kendim için tarif edeceğim malum santral’de çalışıyorum ) telefonunuzu aktif hale getirdiniz. İlk 1 saat adam akıllı telefon çalmıyorken mis gibi bir kahvaltı yaptınız. Baktınız doğru düzgün telefon çalmıyor kalktınız temizliğe , yemeğe , hatta ütüye bile giriştiniz. Şu an 08:00-17.30 çalışıyorum ya bana deseler ki 08:00-18:00 arasında çalış , okey derim zaten 17:30’dan sonra 1 saate yakın yol çekiyorum.Problem değil yani. Neyse saat 18.00 sistemi kapattınız masayı hazırladınız , yemeğinizi yediniz. Sanki hiç çalışmamış gibisiniz üstüne üstlük evinizde , oturduğunuz yerde para kazanıyorsunuz.Böyle bir dünya mevcut mu ?


Evet Home Office çalışanlar var , yok değil ama benim bahsettiğim , kendi kurumsal firmanıza bağlı olan bir home office çalışma şekli. Şu an telefonda satış ne bileyim çağrı merkezi gibi işleri zaten eve veriyorlar ama bunlarla ne kadar mutlu olabilirsiniz. Telefonda satış zaten çok zor yaşadım biliyorum , çağrı merkezi ise neredeyse normal işe gider gibi şartları var , haftanın 6 günü ya vardiyalı ya sabah 8-6 ya 9-6. Yani değişen pek bir şey olmayacak..Benim bahsettiğim kendi işini , evine taşıyanlara.

Bizim şirkette pilot uygulama başladı sadece bir bölüm için , Aralık ayının sonuna kadar devam edecekmiş.Esnek çalışma saati (bu benim için imkansız ben uzakta oturuyorum ve altımda arabam yok ki sabah daha geç gideyim akşam daha geç çıkayım) ve Home Office çalışma. Ama bu home office çalışma işi sadece haftanın bir günü olacak diğer günler şirket içinde olunacak.

Ben daha önceden de size söylemiştim , koskoca plazada otoparkta çalışıyorum , şu yönü iyi ; karışanın yok , kitap oku , telefonda takıl , sosyal medyada gezin o konuda rahat ama pencereyi açıp bir gün ışığına değil egzoz dumanlarına maruz kalman fena , kapıdan çıkarken sürekli arabalarla karşılaşman ve eğer dalgınsan herhangi bir arabanın sana çarpma olasılığının yüksek olması , en basiti bir lavaboya gitmeye kalktığında gidip gelmen en az 10 dakika. Neyse bizim kızlar ben gelmeden bir kaç ay öncesine kadar normal bir ofis ortamında çalışıyorlarmış , şirket bazı masrafları kısmak için bazı bölümleri taşımış hatta iki üç bölüm aynı ofiste çalışmaya falan başlamış bizim kızları da otopark’a inmeyi teklif etmişler , tabi bizimkiler önce istememiş hatta evden çalışma fikrini sunmuşlar “data eski , santrali taşıyamayız , alt yapı uygun olmaz” gibisinden söylenim olmuş. En son inmişler otoparka. Geçenlerde böyle bir mail gelince (Tabi bizim işimiz diğer bölümlerden daha farklı biz sürekli telefonda iş yapıyoruz) bizde “ acaba biz tekrar teklif etsek mi “ diye düşündük.O kadar çok istiyorum ki anlatamam :( Özellikle ramazanda tek başıma kaldığım o haftadan sonra daha çok ister oldum onu da anlatayım da bana hak verin.


Ramazan başladığında bizim burada ki C.Abla ‘nın bacağında sinek ısırığı gibi bir şey çıktı ,  gittikçe büyüdü o da yıllık izin alarak doktora gitti. Bir 4 gün yoktu.(Salı,Çarşamba,Perşembe,Cuma) Neyse M.’de ,  C.Abla gelecek diye bir sonraki Pazartesi yıllık izin aldı doktora gitmek için ama ne oldu dersiniz. C.ablanın ki kana falan karışmış sürekli sabah akşam iğne vurdurması gerekiyormuş.M’de yıllık izin aldığından ben o Pazartesi günü tek kaldım , sadece 10 dakika mola kullandım ve üstüne üstlük 340 tane çağrı aldım. Neyse C.ablaya doktor bir 5 gün rapor vermiş , M.’de bir 5 gün rapor almış ben o hafta tek başıma kalmam mı . Zaten beni buraya almalarında ki asıl amaç çağrıların yoğunluğundan çok , herkes iznini rahat rahat kullanabilsin , burası tek kalmasın , tek kalınca çağrı kaçıyor ve mola kullanınca da çağrılara bakan olmuyor bu yüzden bir kişi iznini kullanırken diğer iki kişi çağrılara bakacak , dönüşümlü yemeğe ve molaya çıkılacak diye alındım.Ee ne oldu ben 5 gün yalnız kaldım. He benim hastalık için alınan rapora asla sözüm yok. Zaten C. Abla öncesinden yaşıyordu sıkıntıyı ama ben M’nin açıkçası Cuma gününden Pazartesine yıllık izin alıp Pazartesi de 5 gün rapor almasına neyse bir şey demeyeyim. Yani şimdi ben hastaysam bugün veya yarın doktora giderim he bir de özellikle zaten özel hastaneye gideceksem neden Cumartesi gitmeyeyim de Pazartesi gideyim ki değil mi ? Yani sizde bu işin içinde bir şey aramaz mısınız. He tamam madem aldın 2-3 gün al rapor ,  5 gün nedir ben olsam almazdım ya kendimi biliyorum. 

İnanın şubatın sonunda rapor aldım iki gün diye. Mayısta fena bir bahar gribi oldum artık hapşırmaktan yorgun düşüyordum ona rağmen işe gittim , çalıştım neden biliyor musunuz çünkü daha üç ay öncesinde rapor aldım , şimdi laf ederler, arkamdan da laf ettirmeyi sevmediğim için almadım. Hoş eski çalıştığım yerde sene de iki kere ağır grip olurdum ikisinde de birer gün rapor alırdım yani 1 senede sadece 2 gün rapor alıyordum. Aynı durumda C.Abla’da olsa rapor almazdı yalnız kalacağımı bile bile. Yani sizce ben mi abartıyorum. Zaten M’nin izin almaları , rapor almaları meşhur cidden ben geldiğimden beni kaçıncıya izin kaçıncıya rapor alıyor hesaplayamadım. Mesela C.abla neredeyse Ramazanın bitiminde geldi işe , onun durumunu zaten biliyordum.. Eee bir de bu M’nin hamileliği var. Hamile kalırsa her ay rapor alır bu.Zaten bende artık karar verdim en ufak bir hastalıkta bile rapor alacağım bir gün iki gün ne gerekiyorsa , benim yalnız kaldığımı bile bile rapor alıyorsa benim diyecek bir sözüm yok.


En azından Home Office çalışınca böyle dertlerin olmaz değil mi.? Anca çok önemli bir işin olur dışarı da , o zaman izin kullanırsın. O yüzden bunu çok istiyorum cidden . Yani aldığım bu paraya birkaç sene çalışmaya bile razıyım zam da yapmasınlar birkaç sene . Yeter ki evde olayım. Bir ara istifa edecek aşamaya geldim Serhat şöyle kurumsal bir firmada çalışsaydı o zaman çıkmıştım işten kesin , ama Serhat benim elimi kolumu bağlıyor işte :( o bir hafta yaşadığımı hissetmiyordum bir de Ramazan , ziyaretlere falan gidiyorsun, gittiğin yerde de ister istemez iş yapıyorsun iki katı yoruluyorsun.

Valla şaka maka ben bu home Office işini bayağı bayağı kafaya koydum , umarım bize de böyle bir uygulama sağlarlar.Anlattım da size yaşadıklarımı . Burası bir bayan için zaten uygun bir yer değil. Benim allerjim var zaten , her gün bir kere hapşırmazsam içim rahat etmiyor. Bir de bu iş için çok araştırma yaptım , eski şirketten tanıdıklara sordum , uğraştım da anlayacağınız.Nereleri aradım , nerelerden bilgi aldım hatta en son beni Hollanda'dan falan aradılar o derece =D

 Bir ara kafaya çok koydum ama bizim Müdür'le , C.abla otoparka inmemek için tartıştığından C.abla pek onla karşı karşıya gelmek istemiyor. M'de işini kaybetmekten korktuğundan geri çekiliyor ( bu arada kızın durumu da maddi anlamda gayet iyi ,üniversite okudum diye hava atıyor ,bende " o zaman niye indin ki aşağı ben senin yerinde olsam asla inmezdim , o kadar okumuşum boşuna mı okumuşum "dedim :) biraz bozdum anlayacağınız . Ee tabi buradan başka rahat iş bulamaz ki.Yaptığı tek şey telefon bakmak kendi işini yapsa böyle mi olacak. Evet ikisi de çok iyi insanlar ama kendini böyle üstün görme şeyi yok mu delirtiyor beni ) şimdi ben mi gideyim 7,5 aylık elaman olarak konuşmaya ? Ben onlarla aynı ofiste çalışsaydım o zaman tamam da ben direkt otoparka indim adam bana dese " Biz sizi zorla tutmadık Yağmur hanım siz bunu bilerek geldiniz dese" haklı verilecek cevabım yok. Bende en son dedim " ben konuşmam , bence bir süre askıya alalım şu pilot uygulama bitsin sonrasına bakarız , belki hamilelik durumu olur veya ne bileyim birimizden biri işten çıkar o zaman yeni birini alıp onun için masraf yapacaklarına bizim için bir kere masraf yaparlar olur biter , anca böyle bir zamanda teklif edebiliriz " dedim.Yapacak bir şey yok..

Valla ne diyeyim dua edin benim için..
Hayırlısı her şeyin..

24 Haziran 2018 Pazar

Küçücük bir mucize ve tatil isteği..!

Bayram geçti gitti , ben arefe günü de izinliydim ama bu bayramda ne yaptın diye sorsanız sadece aile büyükleri ziyaret edildi o kadar :) hatta ilk gün herkese gidip , diğer iki gün evde dinlendim. 

Bayramda herhalde hepimizin canını acıtan yavru köpek olayıydı . Fotoğrafını paylaşmıyorum çünkü her baktığımda ağlıyorum , bütün bayramda içim acıdı. Allah bunu yaşatana zaten cezasını verecek. He bir de "kazayla" oldu diyenler var ya , işte iş makinesi "kazayla"yapmış diye. Maşallah iş makinesi sadece patilere mi çalışmış ? hadi öyle oldu varsayalım , kardeşim orada acı içinde kıvranan bir köpek sesi duymadın mı ? insanın eline bir şey batsa "ay " diye irkiliyor o hayvanın hem bacaklarını kopar hemde ses duyma olacak iş mi ? hani kaza ya , madem öyle ses duydun çağır yardım o hayvanı acılar içinde orada bırakmanın anlamı ne ? Valla yazarken hala çok sinirleniyorum. Size şöyle bir şey anlatıyım.


Bu gördüğünüz yaralı kuşumuzun adı Mucize. Neden mucize ? Çünkü Annesi çakıl ve Babası çiko tarafından dövüldü.Şaka yapmıyorum , o kadar çok yavruları oldu ki artık sayamıyorum , hiçbirini bir kez olsun dövdüklerini görmedim ama nedendir bilinmez bunu dövmüşler. Hatta ilk gün kafasında biraz böyle çizik vardı biz de Annesi dövdü diye anneyi ayırdık ertesi gün baktık ki çizik iyice açılmış kanamış , he dedik bu sefer babayı ayıralım Annesi baksın. Bu sefer bir baktık ki Anne'de dövmüş en son bulduğumuzda bu haldeydi.
 Ben işe gidiyorum yokum evde , Serhat babasının yanında ona yardım ediyor , ee Ramazan öncesi Dj'lik işleri oluyordu evde olmuyordu.Sürekli takip edemiyorduk ki bir de daha bir aylık bile değildi , 4-5 gün falan vardı , bizde anne babasından ayırdık , ayrı kafese koyduk. O kadar ürküyordu ki , yemek yiyemiyor , Serhat ona merhem aldı onu sürerken canı yanıyor , ya küçücük kuş diyorsunuz ama o bir CAN . Yemek yiyemediği için cicibebe'den mama yapıyoruz Serhat onu şırınganın o tüp kısmı var ya artık ne deniyor bilmiyorum ona , onla besliyordu. Hayatı bile erken öğrendi cidden dalga geçmiyorum. Normalde kuşlar tüneklerine çok daha geç zamanda çıkarlar bizimkisi hemen çıkmaya başladı , ilk zamanlar yerden mama yerler sonra mama kaplarına alınır bizimkisi ikinci günden mama kaplarına çıkığ yemek yemeğe çalışıyordu. Kuşu parmağımıza alıyorduk öyle güzel geliyordu ki sanki 1.5 aylık kuş dersiniz.


Bir gün hiç unutmam Serhat'ın Dj 'lik işi var en son öğlen beslemişti bende şırıngayla besleyemezdim , canını yakarım diye korkuyordum .. Mucize saatlerdir aç yemek kıramıyor , daha küçük, ne yapsam ne etsem aldım böyle üşüyordu da havluyla sardım ona kaşıkla cici bebe yedirdim baksanıza nasıl yiyor. Bizde hep " yaşarsa mucize olsun" adı dedik. Allaha şükürler olsun yaşadı , şu an çok fırlama :) ama o kadar kötü yarmışlardı ki kafasını falan , tüylerini yolmuşlardı resmen , aradan iki ay geçti daha yeni tüyleri çıktı.


Bu da Mucizenin en yeni hali , fotoğraf biraz kötü çıkmış ama ne yapayım artık ele gelmiyor diğer kardeşlerinin yanında yaşayıp gidiyor , onları da çok seviyor :)

Yani kısacası ben küçücük bir kuşu yaşatmak için elimden geleni yapıyorum , millette ki bu canilik neden ? Bakın korkmak ayrı , nefret etmek ayrı bir şey. Olabilir bende bazen korkuyorum karşıma aniden köpek çıkınca ama gidip ona da zarar verecek potansiyele sahip değilim. He sana zarar vermediği sürece sen zaten hiçbir hayvana zarar veremezsin. Bence artık caydırıcı bir ceza verilmesi gerekiyor , acil kısmından bir yasa çıkmalı !


Gel gelelim diğer tatil meselesine. Eskiden otele falan gideceksem taa kaç ay öncesinden rezervasyon yaptırırdım , Arsuz'a teyzemlerin yanıma gideceğim zamanda , izinlerimi yazdığım gün (eski çalıştığım yerde nisan ayında yazıyorduk izinleri) ben hemen uçak biletlerini alırdım. Anam evlendik , hep apar topar oldu tatil meselesi. Hoş ilk evlendiğimiz sene balayına gitmiştik ve döndüğümüzde de koca yaz sadece bir kere Şile'ye , denize girmeye gitmiştik ama geçen sene damdan düşer gibi yazın çalıştığım yerdeki işten istifa edip , gecesine Çanakkale'ye gitmemize ne demeli ? Geçen sene Çanakkale tatili yazarken , bu sene için güzel bir otel'de tatil yapmak istediğimi belirtmiştim , sorun ne yaptın diye , hiçbir şey , öyle arada tatil sitelerine girip iç geçirmekle yetiniyorum :)

Anlayacağınız bu senede (en azından şimdilik) bir tatil planı yok. Ya Çanakkale ya Arsuz olabilir.Ama bunlar ev ortamı , otelde ki gibi rahat olamayacağım :) Belki bir tık beklediğim bir haber var o haber gelirse Bodrum olabilir ama çokta yüksek ihtimal vermiyorum.

Anlayacağınız hayaller Bodrum hayatlar yine İstanbul ..!

Saygılar.

Share