24 Ağustos 2016 Çarşamba

Evlilik nasıl gidiyor ?

Nikah,Nikah sonrası eğlence,Balayı yazılarını şimdilik bir kenara bırakarak biraz evlilikle ilgili konuşalım istedim :) Diğer yazılarımda videoda yüklemek istiyorum kına postumda videolar açılmamıştı.Eşimle birlikte videoların üzerinde biraz çalışma yapalım bakalım açılacak mı.Neden açılmamıştı anlamadım bakalım..



Evlilik nasıl gidiyor;

Herhalde en çok zorlandığım 1.ve 2.ay oldu.3.aydan sonra artık alışmış oluyorsunuz zaten :) Daha önceki postumda belirtmiştim. Evlenmeden önce uzun yıllar boyunca hep çalıştığım için evde yemek yapma gibi bir uğraşta bulunmadım. İş hayatına atılmadan önce ara ara birşeyler yapmaya çalışırdım ama kendim istediğim için.Annem hiçbir zaman bu konuda beni zorlamadı.Doğruya doğru hep el üstünde tuttu. Eve geldiğimde yemeğim her zaman hazır olurdu , çamaşır ütü v.s aklınıza gelebilecek herşeyi Annem sağolsun yapardı.Ama evlendikten sonra sorumluluk sahibi olunca biraz bocalıyorsunuz ben iki şeyden çok korktum 1- Yemek 2- Çamaşır yıkama.. Çamaşır yıkama mı der gibisiniz haklısınız görende sanki elimde yıkayacağım sanacak ama benim korkum renkli ve beyazlar olayıydı. Bana göre renkli olanlar beyazlar içine giriyormuş.Çok korktum gerçekten hani bir de eşimin beyaz gömlekleri olduğu için renkliden birini koyarsam ya rengi atarsa falan filan diye düşünmeden edemedim ama hiçte korktuğum gibi olmadı çok şükür ilk iki yıkamadan sonra anlıyorsun zaten :)

 Gelelim yemek konusuna; ya hala daha 4 aylık evliyim şahane şeyler ortaya çıkardığım söylenmez ama en azından artık çeşit yapabiliyorum.Eşim hep kendi annesinden alıştığı için üç çeşit yemek yapmamı isterdi nitekim evlendiğimden beri hep üç çeşit yapıyordum ama mercimek çorbasından başka çorba da yapmıyordum orası ayrı :) Sonra bir gün yoğurt çorbası denedim kafama göre ölçü yaptım öyle un yumurta falan da koymadım pirinç,yoğurt,su en sonda nane ve tuz ekledim neyse karştırdım sürekli ve acemi şansı ya hiçte kesilmedi. Akşam eşim geldi yedi tabağı sıyırıyordu dedim " istersen biraz daha koyayım ben yaptım " dedim. Bana öyle bir bakış attı ki " hayır annem yaptı " dedi :) o an mutlu oldum annesinin yemek tadına benzettiği için sevindim ama bir süre inandıramadım :) Neyse hiç sevmediğim yemekleri yemek zorunda da kalıyorum mesela sürekli barbunya,nohut,kuru fasülye,taze fasülye tarzında yemekler yapmak yerine hİç sevmediğim halde patlıcan yemeği de yapıyorum ama fırında . Eh işte fenada olmuyor en azından yiyor muyuz doyuyormuyuz doyuyoruz :) Bazı şeyler zaman alıyor ilk seferde yapamasan da ikinci veya üçüncüden sonra tuttarabiliyorsun.Bir de tabi eş faktörü çok önemli(ki benimde eşim yemek yapmayı bilmez) eşin önyargılı yaklaşıyor yemeklere.Evlenmeden önce yemek yapıyor olsaydım böyle yaklaşmazdı.Bu yüzden size tavsiyem evlenmeden önce bir iki deneme yapın. Yani özellikle çalışmıyorsanız çekinmeden deneme yapın . Ben evlenmeden önce hep çalışıyordum.Sadece evlenmeden bir 40 gün önce işten ayrıldım onda da koşturmaktan evde adam akıllı duramadım ki. Sürekli bir o yana bir bu yana koşturdum durdum bu yüzden kimsenin bu konuda beni yargılamasını istemiyorum. Tabii çalışıpta yemek yapmayan yok mu var çok var ama işte ben bunlara pek vakit ayıracak gücü kendimde bulamıyordum çünkü ben yemek arayan bir insan değildim.Ben tek çeşitte olsa yerim iki çeşitte üç çeşitte. Annem bazen yeşil fasülye yapardı diyordu ki sen eve gidince istersen makarna yap diye. Eee ben zaten yorgun geliyordum bazen yapacak gücü kendimde buluyordum bazen bulamıyordum.İşte belki çok yemek arayan bir insan olsaydım o zaman deneme yapardım. Ben evlenmeden önce pirinç pilavı bile yemezdim yani çok nadir bizim evdede ben pek sevmediğim için yapılmazdı.Şimdi ise sürekli pirinç pilavı yemekten gına geldi artık. Makarna yemeyi özledim :)

Ramazan'da Misafir Sofrası

Misafir ağırlama konusuna konusunda ya annemden yada kayınvalidem den destek aldım.Çünkü evlendik balayından döndük falan derken 1 ayı biraz geçiyordu ki Ramazan ayı girdi.Eee eşimin ailesi benim ailem bir de eşimin arkadaşları derken Ramazan ayında hep destek tam destek aldım. Biz eşimle başbaşa olunca sıkıntı yoktu ama misafir gelince hem o kadar daha pratik değildim hemde kendime güvenemedim açıkcası bunuda söylerim valla hiçte çekinmem :)

Temizlik iki günde bir yapıyorum bazen üçüncü güne de sarkıyor yalan yok ama rahatta edemiyorum evde olduğum için batıyor bana. Bazen hiç aklımda yokken bile bakmışım elime süpürgeyi evi süpüyorum :) Çalışsam haftada bir yapacaktım o zaman belki batmayacaktı ama çalışmıyorum o zaman da batıyor..Çamaşır yıkama işi haftada iki kere oluyor çamaşırları topladığım anda da hemen ütü yapıyorum bekletmiyorum. Ütüden yana da sıkıntım yok.Malum eşim klasik giyindiği için her zaman hazır ve nazır beyaz gömlekleri olması lazım.Kumaş pantolon daha ütülemedim aslında ütülerim de benim ütü masam küçük daha kalın olması lazım çünkü tam ayarlıyorum pat diye düşüveriyor en son bıraktım sinirlendim kayınvalideme götürdüm aramızda 5 dakika olduğu için bu konuda rahatım.

Bunlar haricinde günüm nasıl geçiyor; sabah eşimi uğurluyorum sonra tekrar uyuyorum level atladım resmen . Çünkü ben uyandığımda bir daha asla uyuyamazdım ama artık alışkanlık edindim uyuyorum hemde saat 11.00'a kadar. Eee yıllarca çalıştım acısını fazlasıyla çıkarıyorum bir de kalkıp ne yapcam kahvaltı yap,hadi yemek yap,evi temizle olacak yine saat sana 12 ee sonrasında günde bitmiyor anam. Şimdi yaz ya hiç gün bitmiyor.Televizyonda da birşey olmuyor. Nefret ettiğim kadın programlarını bile izliyor buluyorum kendimi :) Eee ne yapayım.Şimdi onlarda olmayınca televizyon başında sıkılıyor insan ee evde internette yok hala daha telefonuma bakıyorum son günler biraz internetim kalmış hemen girip blog yazıyorum o sayede de biraz da olsa kafam dağılıyor. Şimdilerde kpss'ye başladım. İki ay sonra sınav var internetsiz zor oluyor tabi eski konu kitaplarını buldum 2014 den kalan onlarda bir başlığı en az 2-3 sayfada işledikleri için daralıyorum ama yapacak birşey de yok. Bu sayede yine biraz da olsa kafa dağıtıyorum.İnternet ne zaman bağlatacağız belli değil beklediğimiz haber bir türlü gelmek bilmedi yıl sonuna kadar beklicez gibi.1 yıl sonra bağlatırsak yazacaklarımı da unutmuş olacağım (zaten aşırı unutkanım) ona üzülüyorum şimdi bile kına gecesinde bazı yerleri atlamışım diyorum :)

Evliliğe gelince; Bugün 4.ayımız.Güzel gidiyor Allaha şükürler olsun. Eh ufak tefek tartışmalar olmuyor mu oluyor elbet bunlarda tuzu biberi diyoruz :) Kolay değil uzun yıllar flört dönemi yaşasan bile aynı evin içine girince işler değişiyor valla bunu ben bile söylüyorsam gerisini siz düşünün. Biz 5. yılımızda evlendik gerçekten çok iyi tanıdığımı zannediyordum eşimi oda beni öyle ama aynı evin içine girince bilmediğiniz özellikleri çıkıyor :) Şunu da unutmadan ; Galiba çorapları salonun ortasında bırakma gibi bir alışkanlık tüm evli erkeklerde var çözdüm artık :) "Biz evlendiğimizde yapmaz"demeyin bende diyordum ama yok alışkanlık olmuş artık..Dost acı söyler :)

Saygılar...

10 Ağustos 2016 Çarşamba

En Şık Tablolar Artık Evinizde / Tabloda.com





Evet Sevgili Blogger Arkadaşlarım ;

Biliyorsunuz ki sevgililer günü ,anneler günü, doğum günü , yıl dönümü gibi birçok özel günler de hediye bulmakta çok ama çok zorlanıyoruz . Öyle bir site keşfettim ki hepimize hitap edecek şekilde..



Diyelim ki özel bir gün ve siz de özel birşey yapmak istiyorsunuz bu zamana kadar yok elbise yok ayakkabı yok bluz yok pantolon gibi bir dünya şey aldınız geriye farklı birşeyler yapmak kalıyor her sene de aynı şeyleri almaktan sıkıldıysanız işte bu tablo 'lar sizin en büyük yardımcınız olacak.


Bizim dış çekim fotoğraflarımızdan bir tanesini yaptırdık aslında bize verilen pakette iki tane de poster vardı bir tanesi de bu fotoğrafın bi tık değişiği ama biz onları daha çerçeve yaptırmadık.Sonradan internette dolanırken tabloda http://www.tabloda.com/) diye bir site keşfettim .Online olarak kendi tasarımımı yaptım pazar günü siparişi verdim salı günü elime ulaşmış oldu dış çekimlerinden bir tane fotoğrafımızı da bu şeklinde yaptırmış olduk . Hem hafif , hem zarif ve hemde çok şık duruyor . Hatta illa özel bir gün olmasına gerek yok ki birine ev ziyaretine gideceksiniz o kişi de sizin çok sevdiğiniz can ciğer kuzu sarması arkadaşınız veya kuzeniniz veya çok daha farklı biri . Eşiyle birlikte böyle bir fotoğrafı çerçeve yaptırırsanız eminim aldığınız diğer tüm ıvır zıvır hediyelerden çok daha makbule geçecektir :) Hemde manevi değeri çok daha büyük olacaktır. Valla bana böyle bir hediye gelse ben inanılmaz beğenirim ömür boyuda saklarım sonuçta bir misafiriniz bir bardak aldığında ki bende çok almışımdır . Bir tanesi kırıldım mı o set bozuluyor yada zamanla hasar görüyor bir kaç seneye kalmaya belki çöpe atılıyor belki de çok kullanılmıyor oluyor..

Dış çekim veya stüdyo çekimi fotoğraflarınızı aileniz çok beğendi " keşke bize de çıkartsaydınız" dediklerinde bu şekilde bir tablo yaptırarak onların duvarında da kendi eserinizi görebilirsiniz :)

 Bir önerim daha olacak ilerde bende yapmayı düşünüyorum ; anne baba çocuk veya çocuklardan oluşan ailecek bir tabloyuda evinizin bir köşesine yerleştirebilirsiniz. Fotoğrafçıya gidip bir fotoğraf çektirip bir de çerçeve yaptırmaktansa bir de o çerçeveyi sürekli temizlemek zorunda kalmaktansa bu tablodan yaptırmak en mantıklısı . Temizlenmesi de kolay. Şunu da düşünün bir vesikalık fotoğrafa bile 15 tl alınıyor dış çekimlerde tanıdık biri olmadığı sürece en az 600 700 tl alındığını varsayarsak normal bir aile fotoğrafına ne kadara çektirip ne kadarını çerçeveye verirsiniz bilmem ama 38.39 TL hatta düz hesap 40 TL'ye üstelikte ücretsiz kargosuyla bu şekilde bir tablo yaptırmayı düşünebilirsiniz . Tabi seçenek çok biz 30*40 yaptırdık daha farklı seçenekler de var o sizin tercihinize bağlı . Hatta bir tanesi çok hoşuma gitti sizin fotoğrafınızı parçalı yapıyorlar. Fakat bizim evimiz de hatta salonumuzda bu şekilde iki tane tablo olduğu için(kendi fotoğrafımız değil bir tanesi deniz manzaralı bir tanesi ise pembe bir ağaç)biz bir üçüncüsünü yaptırmak istemedik . Belki ilerde kendi evimize geçtiğimiz de yaptırabiliriz oda aklımda :)

Umarım sizde bu güzel sitenin daimi müşterileri olursunuz. Benim şimdiden aklımda bir sürü kişiye yaptırmak geçiyor.En kısa sürede de yaptıracağım.

Saygılar..

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Kına Gecem / 21.04.2016

Eveeet bu yazı için çok beklediniz biliyorum :) Bende telefonumdaki interneti sizin için feda ederek Kına Gecesi yazımı yazayım dedim..

21 Nisan 2016 Perşembe günü bayağı bayağı sabahtan heyecanlanmaya başlamıştım.Adam akıllı kahvaltı bile yapamadım bir gün öncesinden de saat 02.00-03.00 arası uyudum..Serhat saat 13.00 gibi Annemle beni aldı hooop Acıbademdeki Mithat Yalçın Kuaföre..Yıllardır tek vazgeçemediğim kuaförüm diyebilirim.Hem kına hem düğün günü saçım gayet güzeldi. Çoğu gelinin " saçım çok kötü" oldu diyenlerden çok şükür ki olmadım..


Önce bayansal bazı işlemler yapıldı sonra manikür pediküre geçildi bir yandanda saçıma maşa yapılıyordu.Ama görmeniz lazım normalde kuaförde yer bulmak zordur veya sıra beklersin benim şansıma çoğu kişinin işi bitmiş gitmişti. İki kişi manikür pediküre iki kişi saçımla uğraşıyordu :) 


Saçlarımın maşalanması bitti en sonunda taç takılacaktı ama ondan önce makyaja geçildi. Kendimi Sevgili Emine ablanın kollarına bıraktım ve sonuç gerçekten çok güzeldi


Saçıma da taçı taktırınca tam prenses gibi olmuştum:) Serhat bizi almaya geldiğinde ben kuaförden çıkıyordum oradan da bağırıyorum"nasıl olmuşum "diye yoldan bir bayan geçti "çok güzel olmuşsun " dedi..
Elbisemi evde giyecektim çünkü daha vakit vardı saatte 17.00 civarıydı.Eve gidip hemen elbisemi giydim,sonrada ayakkabılarımı giyip takılarımı taktım. Takı olarak gri küpe ve yine gri bir bileklik.


Ve hazırdım :)

Gerçekten hayallerimdeki gibi tam prenses gibi olmuştum. Eşimde o gün sürekli Hadise'den Prenses şarkısını çaldı durdu :)

Saat 18.15 gibi yengemler aradı"biz geldik siz neredesiniz"diye.Eee Serhatta daha gelmemişti.Allahtan İlhan amcanın kızı Mehveş ve arkadaşları arabayla gelmişti de onların arabasıyla gittik.Ayy arabadan inince herkes bana bakıyordu o kadar utanıyordum ki anlatamam sanki kötü birşey yapmışım gibi :)


 Kına gecesi yeri bana yakındı hatta erkek tarafına daha yakındı ve burada daha önceden de arkadaşımın Kına gecesi olmuştu bu yüzden sevmiştim de burayı. Basık değil,oyun alanı geniş ve alt katta değil 4. kattaydı.Burası neresi?Piramit Düğün Salonu :)


Serhat ve Kayınvalidem geldi.Çok kalabalık olmadan bol bol fotoğraf çekmek istedik.Bu arada ben odamda beklemedim kimseyi.Her geleni karşıladım hoşgeldiniz diye :) Şimdi ki aklım olsa karşılamazdım neden biliyor musunuz gecenin sonunda o topuklu ayakkabıları çıkarmak zorunda kaldım ve converseleri giydim.Milleti karşıladığım için sürekli ayakta durdum ayaklarım şişti ve düğün günü giydiğim ayakkabı normalde hiç sıkmazdı çok rahattı ama kına gecesinden dolayı yorgun düşmüş ki düğün günü mahvoldum.


Canım Anneciğim.. O gün Anneme nazar değdi "Ay ne kadar genç ", "Ablası gibi duruyor " dediler sürekli. Bir de üzüldü de tabi kadıncağız ağladı da :( gecenin sonunda tansiyonu tavan yapmıştı..





  
Kına Gecemizin DJ'i ise Sevgili Eşim oldu :) Zaten normalde de haftasonları ek iş olarak Dj'lik yapıyor bu yüzden duruma hakim ve inanın Eşim diye demiyorum ama inanılmaz coştuk. Kına gecem bittikten sonra bir çok kişi " Serhat çok iyi eğlendirdi", "Biz Serhatın bu kadar eğlendireceğini tahmin etmezdik" falan dediler.Aklınızda bulunsun düğününüze DJ arıyorsanız bana ulaşabilirsiniz :)

Eğlencemiz başladı şimdi size o güne dair fotoğraf ve videolarla(videolar açılır mı açılmaz mı net bilmiyorum açılmazsa ben pek beceremem videoyu açılması için düzenlenme işlemini bu tarz şeyleri anca eşim anlar.Açılmazsa fotoğraflarım size yeterli olacaktır) baş başa bırakıyorum ;




                                                           
                                                                  


     Arada sırada Eşimde biz oynarken bize eşlik etti :)

                                                         

                               
                               




Ve o hüzünlü anlar geldi.. Bindallımı giyerken " hiçte ağlayacak gibi değilim ağlamam herhalde diyordum" ama o öyle olmadı zaten çok duygusalım hemen ağlıyorum ama bu daha farklı bir şeydi :( Bir de bir ara kendi kına gecem olduğunu da unuttum ciddiyim taa ki bindallıyı ne zaman giydim o zaman dank etti..









Ben nasıl ağlıyorum anlatamam önce Yüksek yüksek tepeler çaldı o şarkıda duygulandım ama hüngür hüngür ağlamadım sadece gözlerim dolu dolu olmuştu sonradan Serhat, Candan Erçetinden Annem şarkısını çaldı hem beni hemde Annemi bile ağlatmayı başardı..Neden benim Annem bile diyorum çünkü benim Annem hayatta ağlamaz ben tam tersiyim en son 10 yıl önce dedemin vefatında ağladığını gördüm bir de gerçekten aşırı bir dram varsa bir film de bir dizide o zaman ağlar o da ağlamaz gözleri dolar.Annem geldi sarıldı sonra odaya gitmiş :( Bende diyorum ki " Ben daha ağlardım da eğildikçe burnum akıyor " diyordum =D Benim bir arkadaşım söylemişti ağlayınca burnum akıyordu ağlayamadım daha fazla diye valla doğruymuş..


Eee tabi ağlandı sonra EVLİ , MUTLU, ÇOCUKLU'yla dans edilmeye tekrar başlandı.Bu yukarıdaki fotoğrafta bir türlü patlamayan bir konfeti vardı :)







Magnetlerimi ve sabunlarımı kendim dağıttım . Sonrada gittim converselerimi giydim :)





Burada da apaçi oynuyoruz :)

O kadar gaza geldik ki.Orada çalışan küçük 10 yaşlarında bir çocuk vardı o da gaza gelmiş ki ışıkları kapattı ortalık discoya döndü bir an :)


                                              Yazımı apaçi dansımızla sonlandırıyorum :)

Kına gecesinden sonra hesapladım 70 ile 80 kişi arasında gelen vardı valla bayağı iyiymiş..

Evet gün sonunda neleri unuttuğumuzu fark ettim biliyor musunuz.?
1) Nedime Taçlarını (yanımızda olmasına rağmen o kargaşada unuttuk)
2) Ve en önemlisi ben yüzüklerimi evde unuttum. Evden apar topar çıkınca unuttum valla :(

Saygılar...

29 Temmuz 2016 Cuma

Darbe Girişimi / 15.07.2016


Biliyorum bunu yazmak için bayağı geç kaldım bugün 2 hafta oldu ben ise evdeki internetsizliğimden  dolayı sıcağı sıcağına yazamadım.


Ben Darbe gününde evde tek başınayı oynadım daha doğrusu evde kocam var ama uyuyordu.Uyuyor muydu ? der gibisiniz evet uyuyordu.

Şimdi bu darbe girişimi olmadan yarım saat öncesinde Annem beni aradı saat 21:30 gibi "Burada tank üzerinden askerler geçiyor bir bak bakalım haberlerde birşeyler var mı " dedi.Bir de silah göstererek gidiyorlarmış..Bu arada burada dediği yerde olayların baş yeri olan Çengelköyden bahsediyorum! Ben tüm televizyon kanallarına baktım birşey yok.CNN,HABER TÜRK falan anneme dedim "birşey yok belki terör olayı vardır önlem olarak gidiyorlardır" dedim. Neyse Kocam o hafta o kadar yorgundu ki ben yatıyorum dedi ve saat 22.00 da yattı ve "yanında top patlasa uyanmaz" derler ya bu örneğe o kadar çok uyuyorki...Sonra Serhat'a 22.20 gibi bir haber geldi arkadaşı aradı "Köprüleri kapatmışlar " falan diye. Bende o arkadaşının sesini Mahmut diye bir arkadaşı var ona benzettim o arıyor annemlerinde çengelköyde oturduğunu bildiği için Serhata birşeyler söylüyor sanıyorum benim başımdan aşağı kaynar sular döküldü elim ayağıma karıştı hemen tv ye baktım sonra Annemi aradım. Olayların yeni başında olduğu için Serhatta biraz tv'ye baktı sonra tekrar yattı.Zaman geçiyor ben korkuyorum TRT'ye bakıyorum sokağa çıkma yasağı var deniyor . İnternetimi açtım bizim ailenin whatsapp grubu var oradan herkes birşeyler yazıyor bende bir yandan diyorum ki" sokağa çıkma yasağı varmış evde makarna bile yok" dedim. Valla öyle ertesi gün Serhatla alışveriş yapacaktık daha yeni makarnam bitmişti sokağa çıkma yasağı varsa evde anca yiyebileceğimiz pirinç vardı.Neyse bir yandan başka kanala bakıyorum Erdoğan"Sokağa çıkın" diyor. Ben ne yapacağımı şaşırdım . Herşeyden önemlisi kocam uyuyor ya ben evde tek başına korku dolu anlar yaşıyorum kapıyı bacayı kitledim.Evi falan basarlar diye. Bu arada Serhatı arayanlar var telefonun sesini kıstım çünkü biliyorum Serhatta dışarı çıkacaktı bu yüzden uyuması en mantıklıydı.Ses de etmiyorum ki uyanmasın diye.Daha yeni evlenmişiz ya dur bir yani . Gider çünkü huyunu biliyorum. Gerçi ben göndermezdim ertesi gün ona da dedim " kapının önüne yatardım beni ezer geçerdin gitmek için daha 3 aylık evliyiz dur otur oturduğun yerde hem çok darbe istiyorsan ben evde sana çıkartırım darbe merak etme "derdim dedim :) Neyse insanlar kornalara basıyor,bir yandan silahlar patlıyor.Ben o kadar korkuyorum ki yatıyım diyorum yatamıyorum dönüyorum dolaşıyorum yatamıyorum sonra artık saat 2 mi 3 mü neydi uyumuşum.Sabah saat 9'da Serhat "kalk hadi" dedi bende " ya ne kalkması gece darbe oldu ben saat kaçta yattım biliyor musun o yüzden yat yat" diyorum .Uyandığımda hemen annemi aradım korktum. Çengelköy çok fenaymış.Annem sabah 7'de uyumuş. Her helikopter geçtiğinde bina sarsılıyormuş.Rabbim korudu valla.Çünkü Annem çalıştığı yerden eve gelmiş 5 dakika sonra başlamış. Çengelköy Polis Karakolunun tepesine çıkıp keskin nişancılar herkesi vurmuş,17 kişi yaralandı diyorlar.2 veya 3 kişi ölmüş. Bizim muhtarda vurulmuş.Annemlere çok yardım ediyordu o adam.Ama birşey benim canımı o kadar yaktı ki oturup ağladım tabii her ölen için çok üzüldüm ama hiçbiri Acıbadem Muhtarı Mete Sertbaş kadar canımı acıtmadı :( Acıbadem de oturduğumuz için Annemler de tanırdı.O kadar iyi bir adammış ki sen belge almaya gittiğinde adam ücret bile almıyormuş.Herkes tarafından da çok seviliyordu zaten. Adam bildiğin göz göre göre öldü ya alt tarafı askerlerle konuşmak için gidiyor yakından ateş ediyorlar adam can çekişiyor saatlerce sonrada ölüyor :( Ama Allahtan onu öldüren asker "hainler mezarlığına" ilk gömülen kişi olmuş..

Allah bir daha bize böyle kötü günler yaşatmasın.Amin!

Share