27 Ocak 2019 Pazar

İşte geldim burdayım :)

Selamlar :)
Nasılsınız bakalım uzun zamandır yoktum buralarda , valla özledim , bari hazır vakit bulmuşken iki lafın belini kıralım..

Sürekli ders çalışmaktan dolayı buralara uğrayamaz oldum.
Bir hafta önce finallere girdim o yüzden üzerimde ders çalışma yükü şu anlık yok :) İngilizceden kaldım onu biliyorum zaten ikinci sınavına girmedim =D çoğu dersim iyi belki bir dersten daha kalmış olabilirim emin değilim olsun zaten bütlere çok ders bırakmayayım çalışması zor olur diyordum ingilizceyi saymazsak bir dersi bırakmak hiçte fena sayılmaz. İşin ilginci ise beklemediğim derslerden geçecek olmam =D hatta belki kaldım dediğim dersten de geçmişimdir onu da bu hafta sonuçlar açıklanınca artık bakacaz.


Buralara uğramadığım sürelerde hayatımda ne gibi değişiklikler oldu mesela (bunu daha önceden bir postta da bahsetmiştim) Serhat'ın işe girmesi oldu. Zorlu bir süreç geçirdik ama sonunda buldu Allah'a bin şükür. Piyasa çok kötü valla , hele bir dönem şu doların yükselmesinden sonra her şeyin iki katına çıkması ve hala daha düşmemesi !
Halimize binlerce kez şükürler olsun , ALLAH herkesin gönlüne göre versin.



Mesela yeni yıl öncesinde kendimde büyük değişikliklere gittim yine saçımı kestirdim =D yine diyorum çünkü 2018'in Mayısında kestirip boyattım , 2018'in Aralığında sadece kestirdim.Renge dokundurmadım , kesilince gider diye düşündüm ama gitmedi hatta kısa saçlıyken boya daha güzel durmaya başladı =D Kafamdan yük kalktı cidden , saçımda bu sene çok çabuk uzadı en son dayanamadım , kestirdiğim gün bayağı soğuktu hava ama umrumda olmadı , resmen rahatladım diyebilirim ve bu sefer bayağı kısa kestirdim bildiğiniz enseyi açtırmaya az kaldı o da üşürüm diye kestirmedim daha da =D

 Galiba ben artık saçımı uzatamıcam , belki şöyle olur ilerde çalışmazsam o zaman düşünebilirim ama kısa saçın rahatlığının vermiş olduğu hissi anlatamam. Bir de benim saçım kalın gür olduğundan zor kuruyordu şimdi şu soğuk havalarda bile çok rahatlıkla kurutabiliyorum :)


2018 ' de o kadar çok doğum haberi aldım ki anlatamam nereye yetişeceğimi şaşırdım. 
Canım arkadaşım Havva'nın ikinci yavrusu Gökalp :) (İlkinin adı da Göktürk)  Minnoş ya kucakta uyuyor. Yatırıyorsun ağlıyor kucağa alıyorsun bir sağ bir sol yapıyor kendine yer ediniyor bir bakmışsın ki uyumuş :) Biz gittiğimizde 40 günlüktü..

Çocukluk arkadaşım Ankara'da , onunda kızı oldu : Beren. Gökalp'le arasında tam 1 ay var..
En son Havva bana " Okeye 4. aranıyor " yazdı "yok canım kalsın " =D Çocuk güzel olsa da zor Allah ne zaman nasip ederse inşallah.

 Ankaraya'da gitmek istiyorum ama işlerden güçlerden vakit bulamıyorum hem biraz daha bahar aylarında gitmek daha avantajlı diye düşünüyorum , hava değişimi bir de Ankara olunca , ben kesin hasta olurum =D


Şu bir hafta 10 gündür işten yana sıkıntım yok ama servisten yana bayağı moralim bozuk durumda.Ben sabahları Ümraniye servisiyle gidip akşamları da o servis çok dolandığı için Libadiye servisiyle dönüyordum. Libadiye servisinde de iki arkadaşım var (daha bir kaç aydır varlar) birine X diyelim evlendi Eylülden itibaren o servisle gelmeye başladı. Diğeri de onla aynı yerde oturuyor o da arada sırada gelip gidiyor ona da Y diyelim.

 Özellikle X'in benim için yeri o kadar ayrıydı ki , orada tanıştığım ilk arkadaşlarımdan biriydi. Neyse servis dolu olunca bize söylenen şu : Dolarsa eğer kendi servisine geçerseniz dendi, bunu söyleyen idari işler ki ben idari işlere bağlı çalışıyorum. Neyse serviste bazen yer kalmıyordu biz Hasan abiyle inip kendi servisimize geçiyorduk bizim kızlara yazdığımda onlarla aramızda 15 dakika oynuyordu. Zaten ben Ümraniye servisine neden binmiyordum o kadar dolanıyor ki siz hayatınızda öyle bir servis göremezsiniz resmen ara sokaklardan gidiyoruz değil oraya Otobüs , taksi anca girer gerisini siz düşünün , ee benim zaten midem hassas hemen bulanıyor her o servisten indiğimde içim dışıma çıkıyordu resmen,  bende o yüzden o servisi kullanmayı tercih etmiyordum. 

Libadiye servisi de bizim için yan yola giriyordu ama yan yol dediğimiz yer aynı yere çıkıyor sadece Tem'den değil yandan giriyordu bu da en fazla onlara bir ışık var o zaman kaybettiriyordu o da sürse sürse 2dk yani . Neyse geçen gün aşırı yağmur ve trafik vardı o gün ben indiğimde bile saat 19.00'a geliyordu . Ertesi gün ben Hasan abiye " Ben artık o servise binmek istemiyorum kendi arkadaşım dediğim insan X bile rahatsız olduğunu hissettim " dedim ve biz hasan abiyle o günden itibaren binmeme kararı aldık o günün öğleninde bu X beni çağırdı ve dedi ki " ben çok kötü bir şey yaptım idari işlere mail attım 10 dakika kaybettiğimizi yazdım ben sizi savunuyordum hep ama benimde üstüme çok geldiler orada , sende benim arkadaşım olunca seni kolladığımı düşündüler " falan demez mi benim bildiğin başımdan aşağı kaynar sular indi düşünsenize arkadaşım dediğiniz insan sizi istemediğinden MAİL atıyor ve üzerine 10 DAKİKA diye abartıyor bende ona dedim " biz zaten bu konuyu konuştuk daha bu sabah Hasan abiyle , sıkıntı yok " dedim. Ama iki gün boyunca ağladım neye ağladım biliyor musunuz , ARKADAŞIM dediğim insanın beni sırtımdan vurmasına. Ben onun için asla yapmazdım , demek ki benim verdiğim değeri o vermiyormuş dedim o saatten sonra sadece denk geldikçe merhaba , merhaba ve farkına da vardı beni gördüğü her yerde napıyosun , hallettiniz mi servisi falan diyor vicdan azabı çekiyor ama yapacak bir şey yok , bir gün öyle bir trafikte kalmışlar ki normal saatten yarım saat 40dk geç gitmişler Allah biliyor ya kalbimi benim.Çok üzüldüm artık samimiyeti kestim dediğim gibi merhaba , merhaba çok konuşmuyorum bile.Kalbim çok acıdı resmen. Eğer ki ilk maili o atmasaydı gelip benle konuşsaydı o zaman daha başka olurdu , ama hem mail atıp hemde gelip konuşması bilmiyorum ben asla yapmazdım böyle bir şey..Yada "o benim arkadaşım siz mail atın ben onla yüz yüze konuşurum " derdim onunda öyle yapmasını tercih ederdim..

Anlayacağınız bu aralar böyle şeylerle uğraşıyorum.Allah biliyor ve görüyor ya daha da umursamıyorum herkes kendi kalbinin ekmeğini yer.Allah iyi insanlarla , sizi yarı yolda bırakmayacak insanlarla karşılaştırsın.


9 Ocak 2019 Çarşamba

İNCİLİ GASTRONOMİ REHBERİ RAFLARDA

                                    

Türkiye’de benzeri olmayan bir değerlendirme ve derecelendirme yöntemi kullanarak gastronomi rehberi hazırlamaya karar verişimizin üzerinden iki yıldan fazla süre geçti.
Artık dünya çapında restoranlarımız, şeflerimiz, tadı damaklarda yer eden lezzet duraklarımız olmasına karşın geçtiğimiz yıla kadar sektörü etik kurallar çerçevesinde değerlendirecek, işini iyi yapanları teşvik edecek, yeme-içme severlere yol gösterecek bir rehber yoktu.
Bu açık Hürriyet Gazetesi ve Karaca iş birliğiyle kapandı. Türkiye’nin en güçlü yeme- içme yazarları, kanaat önderleri ve gizli müfettişlerinin katkılarıyla İstanbul, Bodrum, Alaçatı ve Çeşme’deki restoranları değerlendiren ilk İncili Gastronomi Rehberi 2017 Kasım’ında yayımlandı.
İncili Gastronomi Rehberi’nin ikincisi ise 18 Aralık itibarı ile raflardaki yerini aldı. Ardında yoğun bir emek ve zorlu bir süreç olan rehberin bu yıl kapsamı da genişledi, İzmir ve Ankara’daki restoranlar da değerlendirmeye dahil edildi. 422 restoran ve 257 lezzet noktasının yer aldığı rehberimizin içeriği kadar tasarımında ve derecelendirme sisteminde de yenilikler var. İnci sayısı dörtten beşe çıktı. Ayrıca restoranlar kategorilerine ayrılarak aranan yerlerin daha kolay bulunacağı bir düzenleme de yapıldı.

İncili Gastronomi Rehberi’nin websitesine https://inciligastronomirehberi.hurriyet.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

İLKELER
  • Gastronomi Rehberi projesinde görev alacak gizli müfettiş seçimleri yapılırken restoranlarla özel ya da maddi ilişki olmamasına dikkat edildi.
  • Yeme-içme tutkunları arasından seçilen müfettişlerden 'görevlerini', çevrelerinden ve puan verdikleri yerlerden kesinlikle gizli tutmaları istendi.
  • Şefler, restoran sahipleri ve işletmeciler etik olmayacağı düşüncesiyle müfettiş olarak seçilmedi.
  • Gönüllülük esasına göre katkıda bulunan 200’ün üzerinde gizli müfettiş son bir yıl içinde gittikleri restoranları değerlendirdi.
  • Listemizde olan her işletme en az üç müfettiş ve proje ekibinden bir kişi tarafından ziyaret edildi. 
  • Kurgulanan sisteme göre restoranlar malzeme, lezzet, servis, kimlik, sunum ve dekorasyon özellikleriyle puanlandırıldı.
  • Sistemin kapanmasının ardından çıkan sonuçlar proje ekibi ve danışma kurulunun kanaatlerinin de dikkate alınmasıyla nihai halini aldı.
  • İstanbul, Ankara, İzmir, Çeşme, Alaçatı ve Bodrum’daki restoranları kapsayan rehberde 5 İncili 3; 4 İncili 30; 3 incili 86, 2 incili 168 ve 1 incili 135 olmak üzere toplam 422 restoran ve 257 lezzet noktası bulunuyor.
  • Listeler hazırlanıp değerlendirmeler başladıktan sonra açılan mekanlara ‘Yeni Açılanlar’ bölümünde yer verdik.
  • Ayrıca yeni açılan ve kapanan restoranlar web sayfamızda güncellenecektir.

İnci Açılımları
  • 5 İnci: Olağanüstü deneyim
  • 4 İnci: Mükemmel
  • 3 İnci: Çok iyi 
  • 2 İnci: İyi 
  • 1 İnci: Gitmeye değer 

Restoranların fiyat aralığı;
  • ₺:        0-50 TL
  • ₺₺:     50 – 100 TL
  • ₺₺₺:  100 – 250 TL
  • ₺₺₺₺:            250 TL+
Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Kasım 2018 Cumartesi

Doğum Günü Kutlamaları / 2018

Biliyorsunuz ki 16 Ekim doğum günümdü , buralara pek uğrayamadığım için üzerinden üç hafta geçmiş ve ben daha yeni yazabiliyorum.Malum iş güç bir de bu aralar ders çalışıyorum , 1-2 Aralık sınavlarım var. Hazır evde temizlik , yemek olayını bitirmişim , ders çalışayım diye açmıştım bilgisayarı , bari birazcık post yazayım değil mi ya , sürekli ders ders olmuyor ki :)


Doğum günümden bir gün önce 15 Ekim'de iş yerinde beraber çalıştığım Cemiloş abla bana hem doğum günü hediyesi olarak hem de ev hediyesi olarak daha önce niyetlenmiş ama alamamış , ikisini bir arada çıkararak bana bu tatlış saati almış :) 


Sevgili Eşim'den geldi bu keklerde :) Teşekkür ederim Aşkım buradan bir kez daha, kocaman kalp kalp.


İçinde mumlarda vardı ama üç kişilik ofiste hiçbirimiz sigara kullanmadığımız için doğal olarak yanımızda çakmak yoktu , yakamadık =D


Serhat kekleri yolladığı için , ne planı vardı akşama bilmiyordum , ona " pasta alma gerek yok kalır " dedim hoş gerçekten de kalırdı çünkü ben eskisi gibi çok tatlı tüketmiyorum formumu korumaya çalışıyorum. 

Neyse işten çıktım eve gittim bir baktım Serhat benden önce gitmiş , normalde 20 dakika sonra geliyor , bana böyle küçük çaplı bir sürpriz hazırlamış. ( Eşim , işe başladı Rabbim'e binlerce kez şükürler olsun) 


Pizza söylemiş yanına da yoğurt sos yapmış , bir gün önce yaptığım makarna salatası ve patates salatasını güzelce koymuş tabağa , ben ona pasta alma dediğim için o da benim browni intense'i çok sevdiğimi bildiğinden ,  almış üstüne de mum koymuş. Güzeldi :)






Ailecek doğum günümü de 27 Ekim'de yaptık , 15 Ekim Elif teyzemin doğum günüydü , Eylül'de Arsuz'a taşındılar, artık orada yaşıyorlar :( O hafta gelecekler diye bizde o hafta yaparız diye erteledik ama gelemediler o yüzden teyzemsiz doğum günü yaptık uzun uzun yıllardan sonra ilk defa :(

Anneciğim hazırlamıştı her şeyi , bir de pizzamız da vardı o da fırındaydı :)


Bu da cheescake'li doğum günü pastamız. Fatma yengem harika tatlılar yapıyor , o kadar güzel yapıyor ki bir yer açsa ve tanınsa alır başını gider o derece diyorum. Muhammet'in de doğum gününü aynı gün kutlayacağımız için ( Yengemin oğlunun, onun da 6 Ekim. Bizde böyle ailecek herkesin doğum gününü bir arada çıkarıyoruz , hoş ailede en çok Ekim'de doğan var:) ) yengem" pasta almayalım ben cheescake yaparım" demiş. Hayatımda yediğim en güzel cheescake diyebilirim . Bence pastadan daha mübarek geçti =D


Her şey güzeldi ama o gün Serhat yanımda değildi :( Dj'lik işi vardı ve işin en ilginç tarafı ise Annemlere sadece 5 dakika uzaklıkta Dj'lik yapıyordu =D hatta çıkışta beni aldı eve beraber döndük , çok iyi denk geldi valla.


Bu bileklikte Anneciğimin hediyesi , Annem bunu daha önceden vermişti bana zaten , doğum günümden 3 gün önce gitmiştim yanına o zaman vermişti. Ben çok beğendim . Teşekkür ederim Anneciğim kalp kalp .

İşte böyle bir yaş daha yaşlandık , olduk 29 , seneye 30 bakalım seneye neler beni ve sizleri bekliyor :)

Saygılar..

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü Saygı ve Özlemle Anıyoruz..!


16 Ekim 2018 Salı

Bugün Benim Doğum Günüm !

Bugün benim doğum günüm ,artık 20'li yaşların sonuna geldim.Çok değil yolun yarısına da 6 sene kaldı.

Hiç unutmuyorum 20 yaşıma girdiğimde depresyona girmiştim..Oysa ki en güzel yaşlardan biriymiş nereden bileyim.. Şimdi o depresyonun üzerinden 9 yıl geçti ve seneye Allah izin verirse ölmez sağ kalırsak 30 olacağım :)

Neyse ki minyon tipliyim de gören 24-25 sanıyor , bu güzel oluyor işte:) Bende kendimi ruhen daha yaşlı görüyorum ama bedenen bazen şımarıklığım tutmuyor değil "kim der ki bana neredeyse 30 " diyorum . Şımarıklık işte =D

Sağlıklı , huzurlu senelerimiz olsun hep birlikte inşallah :)


13 Ekim 2018 Cumartesi

Şimdi okullu oldum =)

Gidip farklı bir şehirde örgün öğretim olarak okusaydım , herhalde açık öğretimden daha kolay hallederdim işlerimi , o derece stresli geçti =)

Atatürk Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi Çocuk Gelişimine girdim , bilmeyenler için bir kez daha dipnot ekleyeyim , belki o gün postumu okumamış olabilirler değil mi canım ? =)


E-devlet üzerinden kayıt yapacağımı bildiğim için o hafta sonu epey rahat geçti benim için .
 3 Eylül Pazartesi günü geldim şirkete , e-devlete girdim , oraya tıkladım buraya tıkladım herhangi bir kayıt alanına denk gelmedim, he denk geldim ama bana uygun bir şeyler yazmıyordu. O an hala şunu düşünüyorum “ herhalde sabah daha erken ya o yüzden açılmadı sistem”. Saat 9’da tekrar girdim ve orada şöyle bir not vardı , belki bu not daha önce ki girdiğimde de vardı ama ben dikkat etmemişim , 2008 yılı öncesi mezunların e-devlet üzerinden diploma bilgileri gözükmediğinden ben kayıt yapamıyormuşum , tabii bende 2006 mezunu olduğum için bir an bir hayal kırıklığı yaşadım , bir de Anadolu Üniversitesini biliyorsunuz aöf büroları var işlemler kolay oluyor , internetten falan ödeme yapabiliyorsun. Ama bunda öyle bir seçenek yok.

Neyse efendim ben hemen Atatürk Üniversitesinin müşteri hizmetlerini aradım , önce ücreti yatırmam gerektiğini , daha sonrasında internet sitelerine giriş yapıp online kayıt yaptırmam gerektiğini , kayıt yaptırdıktan sonra ki çıkan “ eksik evrak formunu “ doldurup , diplomamın aslı gibidir kaşesiyle , Erzurum’a göndermemi istediler.Ölme eşşeğim ölme dedim =)

 Benim aklımda kredi kartıyla ödeme yapmak vardı ama ne yazık ki sadece Vakıfbank , Halkbank ve Ziraat bankasından ödeme kabul ettiklerinden ve bende de bu kartların hiçbiri olmadığından internet bankacılığıyla ödeme işlemi hayal oldu ! Molamda Vakıfbank’ın genel müdürlüğü var burada , oraya gittim , veznede ki adamda pek bir şey bilmiyordu ama nakitte yoktu bende kredi kartıyla bankamatikten ödeyebilir miyim dedim adam deneyin dedi. Neyse bankamatik  kabul etmedi , kabul etmemekten ziyade TC ile giriş yapıyorum “ öğrenci bulunmamakta” dedi. Haydaaa  ! öğle arasından yarım saat kıstım AVM’de ki Halkbank ATM’sine gittim , denedim denedim orada da olmuyor aynı hataları veriyor delirdim , bir de sıcak , zaten sıcakta böyle koştur koştur yürümekten nefret ederim. 

En son Annemi aradım , o da Acıbadem’de olduğunu bildiğimden Annem yatırdı ama öyle kalabalıkmış ki Halkbank da sıra gelmez diye düşünüp Vakıfa gitmişte oradan yatırabilmiş çok şükür . Hemen internetten de kayıt yaptırdım . Tek bir sıkıntı kalmıştı geriye diplomam neredeydi ? Çünkü bu eve ocakta taşındığım için acaba nereye koydum diye bütün gün düşünüp durdum neyse ki eve gittiğimde bir tane ıvır zıvır dolabım var onun içine koymuşum da buldum =D

 Salı günü evrakları tamamladım,diplomanın fotokopisini çektim, içine de iki tane fotoğraf ekledim (ki telefonda konuştuğum çocuk fotoğraftan bahsetmemişti ben tekrar aradım sesli yanıttan dinledim işimi garantiye almak için orada söylediler de o sayede koydum). Şimdi benim Cuma gününe kadar göndermem lazımdı ben Salı gününden hallettim , bir de Erzurum diye düşününce geç gider dedim ama bir baktım ki Çarşamba günü saat 16.30 gibi teslim edilmiş.

Perşembe günü bu sefer Erzurum’u aradım“ ne zaman kayıt işlemleri olur , merak ettim, bir problem var mı yok mu bilemedim , istenilen tüm evrakları gönderdim “ dedim.Kadın da bana “ diplomanın onayı var mı aslı gibidir diye “ dedi. Bende “ ben 2006 mezunuyum daha önce noter tasdikli onayım var ekstra bir şey yapmadım “ dedim. Kadında “ herhangi bir problem olursa ararlar sizi” dedi ama ister istemez içime kurt düştü önlü arkalı fotokopi çektim ben , arkasında noter tasdikleri var ama eski yani , 2007-2008 falan , stres yaptım sonra ne oldu dersiniz ? Aradan 10-15 dakika geçti mesaj geldi “ Kesin kayıt işlemleriniz tamamlanmıştır. Fakültemizi tercih ettiğiniz için teşekkürler” diye.Bütün içimde ki sıkıntı gitti. Sonra hemen internet sitelerine girdim , şifre aldım ve profilim karşımdaydı J Bunu da atlatmış olduk şükür dedim..


Bu işlemlerden sonra istanbulkart’a üye oldum ama sistemleri beta sanırım sürekli beni sistemden atıyordu , güç bela öğrenci kartına başvuru yapabildim , en son kısma geldim ödeme yapcam ama ödeme yapamıyorum.Hata veriyor sürekli. Kredi kartı , banka kartı ikisini de denedim olmuyor. Akşam evde Serhat’ın kartıyla denedim oldu =D kartım da Çarşamba geldi.


Ee boşuna okullu olduk demiyorum kırtasiye alışverişi bile yaptım ama uygun fiyatlılardan marketten aldım =) uçlu kalemim vardı onu çekmedim , silgim de daha önceden vardı zaten diğer hepsini yeni aldım seviyorum kırtasiye alışverişini , hani illa okul okumasam da olur , muhakkak her sene ufak çaplı bir şeyler alırdım ama bu sefer epeycene aldım =) Perşembe günü dersler başladı bakalım inşallah iki yılda bitiririm okulu.

20 Eylül 2018 Perşembe

Saç Boyası Günlüğüm 4 / Esmer tene Gölgeli Saçlar

Her ne kadar saçıma ombre yaptırmak istesem de , kuaförüm sonucunun pek güzel olmayacağını söyledi ve eğer istersem saçıma gölge yapabileceğini söyledi bende madem gelmişim , kafaya da koymuşum o zaman "tamam"dedim.

26 Mayıs Cumartesi günü , o gün iftara Anneannemler de toplanacaktık bende öncesinden Acıbadem'e geçer saçımı boyatıp oradan da minibüse atlar Anneannemler'e giderim diye düşündüm.


Çok sıcaklara kalmadan evden çıktım iki vesait yaparak Mithat Yalçın Kuaföre gittim.Aslında Ümraniye ile Acıbadem yakın , motosikletle en fazla 15 dakikanı alır , ama ters işte . Acıbadem'e gitmek için iki vesait yapmam gerekiyor.

Saçıma balyajlar atıldı ve sonucunun ne çıkacağını bilmeden beklemeye başladım , saçlarım yıkandı ve de ne göreyimmmm..


Saçım sapsarı =D daha doğrusu o an bana o kadar sarı geldi ki saçım , resmen şoka uğradım , konuşamadım bile =D Alışmamışım ya , kendi rengi (daha sonraları boyattım ama hiç boyatmadan önceki rengi) koyu kestaneydi , yazın denize falan girdikçe biraz açılırdı ama ben ilk defa bu kadar açık bir renk gördüm saçımda resmen ŞOK..!

Saç kesildi , fön falan çekildi daha güzel durdu tabi o ıslak haline göre ama bir türlü alışamadım.
Anneanneme geçtim " Anneeee ben sarı oldum " dedim Annem'de " hayır gayet güzel olmuş " dedi.

Bu da öncesi ve sonrası :)


,

Aradan 1 ay geçti saçım böyle oldu :) 

Ee tabi alıştım da artık ilk zamanlar sarı sarı geziyor gibi hissediyordum kendimi , ama şimdilerde çok rahatım iyi ki yaptırmışım diyorum bir de şey diyorlar , "ifadeni yumuşattı "diye , kimileri de" doğal duruyor bence göze hiç batmıyor" dediler. Valla gerçekten dedikleri gibi hem yüzümde ki ifadeyi de yumuşattı , hem de göze batan bir renk olmadı doğal durdu.

Şimdilerde ki hali :)
Kapalı alanlarda daha koyu duruyor , açık alanda da işte böyle :) Bir de yıkandıkça daha çok açıldı ve saçım üç ay da yine uzadı =D 

Sevdim ama her ne kadar Serhat " bu ne gittikçe daha da sarı oluyorsun bir daha boyatma " dese de ben pek oralı olmuyorum =D Adamın böyle renklere takıntısı var , zaten bir daha boyatır mıyım bilmiyorum ki idare eder şimdilik bu saç beni. 

Sağlıkla , bakımla kalın.
Saygılar..

9 Eylül 2018 Pazar

Sabret , Şükret , Seyret..!

UYARI : BİR İÇ DÖKME YAZISIDIR

Elimde bir sihirli değnek olsa o kadar çok şey değiştirirdim ki .. Hani mankenlerin çıkıp da " barış istiyoruz " demeleri var ya , dalgaya alınacak bir konu oldu ama ne kadar doğru , dünyanın her yerinde barış olsa. Masum insanlar katledilmese , kimse açlıktan ölmese. İnsanlar birbirlerine anlayışlı olsa , siyasi görüş ayrılıkları yaşansa bile her daim saygılı olunsa , kocalar karılarını dövmese ve en kötüsü de öldürmese , küçücük çocuklar tacize,tecavüze uğramasa ve vahşice katledilmese , hayvanlara zulüm edilmese .. Nasıl bir dünyada yaşıyor olduk ki biz ? Ne oldu , ne değişti ? Kıyamet mi yaklaşıyor yoksa insanların artık beyni mi yok ? Allah'tan da mı korkmuyorlar ? Vicdansızlık ve merhametsizlik mi hakim ? 

Kurban bayramının bile önemini bilmeyen insanlar var. Amaç fakiri doyurmaktan ziyade , insanlar kendi yıllık et ihtiyacını karşılar hale gelmiş. Ben her zaman derim , ben istesem bu eti belki her hafta değil ama ayda bir kere de olsa yiyebilirim yani benim ihtiyacım diğer x kişiden daha az bu yüzden onların karnı önce doysun. Ramazanda'da öyle , Ramazan demek açlık demek değil sabır da demek , açlığın sana yol açabileceği sinirlerine engel olmak demek , aç insanların bir kuru ekmeğe muhtaç olduğunu anlamak demek , binlerce kez şükretmek demek. İftar çadırlarında hep yemek yemek istemişimdir, merak etmişimdir ama neden gidip bir kez olsun yemedim biliyor musunuz ? Çünkü benim evimde bir tas çorbam var ama oraya gelecek insanlar ona muhtaç. Ama ne yazık ki benim gibi düşünen insan yok . Haftanın bir kaç günü(durumu çok iyi olmasına rağmen) iftar çadırlarında yemek yiyen insanları bizzat tanıyorum. He olur , akşam trafiğe kalmıştır işten geç çıkmıştır eve yetişemicek durumdadır amenna gidin yiyin afiyet bal şeker olsun , ama zaten durumun iyi hadi bir kere gittin bir kaç kere ne diye gidersin ? Evinde bir tas çorban kaynıyorsa , bırak senden daha aç olan bir insan otursun da yemek yesin değil mi ? Kimse yanlış anlamasın beni , bende istedim hep gitmek ama ben istesem de vicdanım izin vermiyor ..


Bir şarkı var ya hani beterin beteri var haline şükret dostum diye ne kadar doğru. Şükür , her daim şükretmek gerek. Bazı sabahları " yeter artık çalışmak istemiyorum " diye kalkıyorum bazen de " erken yatmaktan erken kalkmaktan sıkıldım , istediğim saatte yatıp istediğim saatte kalkmak istiyorum" , "sıkıldım artık " of puf diyorum sonra ne oluyor " Bencillik yapma Yağmur , haline şükret , binlerce işsiz varken sen çalışmaktan şikayet ediyorsun. Her sabah kalkıp işe hazırlana biliyorsan elin ayağın tutuyor , sağlıklısın demektir. Oflayıp puflayacağına şükret " diyorum yani kendime söylenip sonra da kendime "şükretmediğime"kızıyorum.Ama yok mudur herkesin bir isteği ? Olduğundan daha iyi şartlar altında olmak kim istemez ki ?

Çalışmayan bir insanın iş bulmak istemesi  , çalışan insanların kiradan çıkıp ev sahibi olmak istemesi , ev sahibi olan insanların araba ve yazlık sahibi olmak istemesi ,  hepsi oldu belki bir yat sahibi olmak istemesi veya bir kaç tane daha yatırım yapmak istemesi. Yani zenginin bile derdi var. Neden diğerinin evinde bilmem nereden gelen , bilmem kaç bin dolarlık tablo var da , bizim evde ondan yok , yok onlar Miami'den ev almışlar da bizim neden yok , onların yat'ı daha büyük bizimki neden daha küçük falan filan..Yani herkes olduğundan daha iyi şartlarda olmak ister.


 Ben de mesela İstanbul'da yaşamak istemiyorum Bodrum , Marmaris , Datça , Antalya gibi yerlerde yaşamak istiyorum. Mesela her sabah ve her akşam trafik çekmek istemiyorum. İstanbul'un koşturmacasından uzaklaşıp , robot monoton bir hayat sürmektense daha sakin daha rahat bir hayat sürmek istiyorum. Canım istediğinde denize gidip bir saatte olsa keyif çatmak istiyorum , her gün sabah kalkıp yürüyüş yapmak istiyorum. Gerekirse home office bir işte çalışmak istiyorum.. 

Benim isteklerimin , benim hayal ettiklerimin zengin olmakla alakası yok . Evet illa ki kenarda bir paran olacak ki sen hayallerine kavuşabilesin.En azından bir arsa alacak kendi evini yaptırmaya yetecek kadar veya öyle bir işin olacak ki iyi kazanacaksın kendi evinden ziyade kirada oturacaksın ama yine de gül gibi geçinip gideceksin. Evet bunlar için para şart ama zengin olmakta gerekmiyor. Zengin olmak gibi bir hayalim zaten yok , bir evim olsun diye de , elbette bir evim olsun ki kirada yaşamayayım ama bir evim olacak diye de bir dünya borç altına girip 10 yıl kredi ödeme gibi bir niyetim yok. O borç beni boğar çekilen kredi miktarı düşük olur amenna. Hani 300 bine ev alacaksın geçipte 50 bin verip üzerine 250 bin kredi çekip onu geri 350 olarak ödemeye benim yüreğim kaldırmaz ama mesela sende vardır 200 bin , geriye kalır 100 bin o zaman 10 yıl bile değil 5 yılda bitirmeye çalışırsın , bizde o kadar para zaten yok , bir de bu borç sende olduğu sürece ve ay sonunu zor getirdiğin sürece senin belli yaşam standartlarında bitmiş olacak. Bir sinemaya gitmek , bir akşam yemeğini veya bir sabah kahvaltısını dışarıya çıkıp yemek , günübirlik bir yere kafa dinlemeye gitmeyi istemek ,kişisel bakımlarınızı bile en aza indirmek gibi bir çok şeyi yaparken iki kere değil üç dört kere düşünmek zorunda kalacaksınız. Etrafımda çok örnek var, kimisi çocuğu erteledi , kimisi ikinci çocuktan sonra bile çalışmak zorunda kaldı (çalışmak istememesine rağmen , mecburiyetten) ,kimisi hayalinde ki tatili erteledi ,  kimisi en son eşiyle ne zaman bir akşam yemeğine çıktığını veya ne zaman bir sinemaya gittiğini hatırlayamaz duruma geldi vs daha çok örnek var.

Bizde zaten ev alabilecek kadar , en azından o kadar peşinat verebilecek kadar para yok. Anca aileden destek gerekiyor ki o da ölme eşşeğim ölme..He şu an zaten bir evimiz olsaydı çalışmak veya çalışmamak bana kalırdı. Serhat'ta işsiz olmasına rağmen yine geçinip giderdik çünkü işsizlik aldı çünkü Dj'lik işleri var.Akşam geçip üç çeşit yemek yiyeceğine bir çeşit yersin , gerekirse kahvaltı yaparsın kıt kanaat yine ay sonunu getirirdin ama şu an öyle mi 1300 kira veriyoruz ben çalışmasam nasıl verecektik , hadi Serhatın işsizliğinin üzerine koyup versek ne yiyip ne içecektik , faturalar nasıl ödenecekti ? Böyle durumlarda zaten anlıyorsun "evin" önemini.


Bu kıza ne oldu da böyle bir iç dökme yazısı yazdı diye düşünebilirsiniz bir şey olduğu yok , sorun bir şey olmamasında zaten. Bazen üzülür bazen sevinirsin bu da hayatın bir parçası. En ufak bir isteğin bile olmaz üzülüp içine atarsın , susarsın , öyle olması gerektiğini ve de değişmeyeceğini bilirsin , kabullenmeye çalışırsın .. Geleceğe dair düşünürsün , planlarını yaparsın ama kader sana güler. Hatta çok yakın bir zamanda gerçekleştirmek istediğin planlarını , herhangi bir sebepten bozulduğunu görürsün yada daha zamanı olmadığını düşünüp askıya alırsın. Ucu bucağı yok beklemekten başka. Doğru adımlar , doğru kararlar ve bir de DUA.

Gözlerin dolar hani bazen durduk yere , zaten çok duygusal yapıdasındır , en ufak bir şey de bile ağlarsın , bunların bir açıklaması tıp dilinde vardır illa ki yoksa depresyon da değilim , kendimi bildim bileli duygusalım ama eskiden sadece izlediğim bir dizi , film veya haberlerde gördüğüm bazı haberler canımı acıtırdı duygulanır en fazla gözlerim doları. Şimdi ise duygusal anları bırakın , mesela adam cüzdanını düşürmüş biri bulmuş onu teslim etmiş ya o haberlere bile ağlıyorum. Geçenlerde Hollanda'da futbol sahasına oyuncaklar atıldı , hasta çocukların tedavisi için oynanıyordu maç zaten , onda bile oturdum nasıl ağladım anlatamam.İşin ilginci şu an yazarken bile ağlıyorum.

Şu an diyebileceğim tek şey ;



Share