31 Aralık 2014 Çarşamba

Güle Güle 2014 ! Hoş geldin 2015 !


26 Aralık 2014 Cuma

Yeni yılda yeni keşifler için kendinize bir hediye verin!

Haberleri takip etmek için kullanılabilecek en iyi uygulama Hürriyet E-gazete olsa gerek. Hem basılı gazete okuma keyfini yaşarken, hem de güncel haberlere ulaşabilme imkanı sunuyor. Uygulamanın son güncellemeleri ile de; hava durumuna, burcuma, finans haberlerine ve sinema rehberine ulaşabiliyorum. Hürriyet E-Gazete'nin en güzel yanı da (sona sakladım) bir sonraki günün haberlerini 00:00'da alınıyor olması.
Şimdi de sizi Hürriyet E-gazete'nin yılbaşı paketi ile tanıştırmak istiyorum. Bu pakette Hürriyet E-Gazete'nin yanı sıra, Elle ve Atlas dergilerinin dijital kopyası var :)

Haberleri ve gündemi hem gazete okuma keyfini yaşayarak takip etmek isteyenler, hem de ben gazetemi okurken bir yandan da falıma da bakarım, filmlerden de haberim olur diyenler yılbaşı paketini kaçırmasın derim! Hem de kısa bir süre için sunulan bu paketi alıp, gazete keyfini sürerken modayı Elle ile takip de edebilir, Atlas okuyarak da farklı keşifler yaşayabilirsiniz.
Yeni yılda sevdiklerine sevdiğin şeyleri hediye etmek de adettendir. Siz de arkadaşlarınıza ve gazetesiz olmaz diyen aile üyelerinize 6 aylık veya 1 yıllık versiyonları olan Hürriyet E-Gazete paketlerinden birini hediye edebilirsiniz. Her gün kullandıkça sizi hatırlasınlar:)
Daha ayrıntılı bilgi almak için sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Aralık 2014 Perşembe

Buyaka AVM / İkea / Meydan AVM


20 Aralık Cumartesi , Sevgiliyle hafta içi plan yapmıştık. Öncesinde AVM 'de ki mağazaları dolaşıp hoşumuza gidenleri alacak sonrasında da yemek yiyip oradan da daha olmayan evimiz için mobilya bakmaya İKEA'ya gidecektik :)


Sevgili beni saat 13.00'a doğru aldı. Oy oy hava güneşli gibi gözüküyor fakat ne hacet buz buz :) Biz zaten atkı , eldiven ne varsa takıp takıştırmıştık. 
Güneşi gören herkes sokağa dökülmüş , biz ara sokaklardan  motorcağızımızla birlikte hiç trafiğe kalmadan bir baktık ki Tepeüstü / Ümraniye'deydik.


Meydan Avm


Buyaka AVM

Hepsinin dıştan görüntüsünü çekmişim bir Buyaka'nınkini çekmememişim anlam veremedim :)

Burası Bermuda Şeytan üçgeni gibi. İkea tam ortasında sağında Buyaka AVM, Solunda Meydan AVM.. Bu yüzden biz önce Buyaka Avm'ye girdik. 


İçerisi ne çok büyük (Bir Cevahir AVM gibi değil ) ne çok küçük.. Orta seviyelerde diyebilirim.. Fakat bir çok bilindik markaları bulabilirsiniz....Beymen, Bershka,Colin's,İpekyol,Lacoste v.s.


Biz bi mağazaya giriyoruz Sevgili Erkekler bölümüne , ben Bayanlar :) Sonunda ortada buluşup neleri deneyeceğimizi soruyoruz. Ben aslında şöyle hanım hanımcık , kısa olmayan bir elbise alma derdindeyim.  Yarın bir gün söz olacak şimdiden bakınmaya başlayayım son zamanlar da panik olmayayım diye düşündüm..(belirlediğimiz tarih var fakat daha şimdiden söylemek için erken ne olur ne olmaz diye pek duyurmak istemiyoruz.) Fakat kara bahtım kör talihim hiç istediğim gibi bir elbise bulamadım :( Üstüne üstlük moralimde bozulmaz mı ? Ya beğendiklerimin fiyatı çok fahiş ya da bedeni olmuyor .. Yani fiyat açısından da beğendiklerim 300 TL'den aşağı değil.Bir söz için de o kadar para vermek istemiyorum..Yeni yıl diye uygun fiyat olur dedim ama pekte uygu değildi yani.. Hele bir tane elbise gördüm hangisindeydi hatırlamıyorum ama o kadar cici ki gece mavisi , kalın dantelli içini belli etmiyor fiyatı 100 TL'di ,zaten sınırım da benim 100-150 TL bir baktım bedeni yok :( alt tarafı S ya S beden nasıl yok anlamıyorum :( 

Hem yoruldum , hem acıktım , hemde moralim bozuldu..Sevgiliyle yemek yiyelim dedik.Tam da bu Sevimli Ayıcıklar'a denk geldik. Jingle Bells'i çalmaya başladılar bir an da çoluk çocuk herkesler toplaştı :) 


Yemek yerine geldik.Ben MC , Sevgili KFC'den sipariş verdi. Karınlar bir güzel doydu..Fakat hani planlamıştık ya önce Buyaka sonra Meydan , en sonda İkea'ya gidecektik ya , nerdeee ? 2.5 saat boyunca hiç durmadan oraya gittik , buraya gittik onu giydim olmadı öbürünü beğendim bedeni tutmadı derken hem yorulmuştum hemde moralim bozulmuştu. Yemek yedikten sonra düzelirim diye düşündüm fakat o zaman da düzelmedi. Bu yüzden diğer mağazalara uğramak istemedim.


Günün sonunda aldığımız tek şey Sevgiliye Bershka'dan Deri Ceket :)

Ben elbise derdine düştüğüm için diğer almam gereken birincil ihtiyaçlarımı bile hatırlamaz olmuştum.Ne güzel Renkli pantolon alacaktım , pijama takımlarına bakacaktım , şirkette yılbaşı çekilişi yaptık bana çıkan çocuğa gömlek bakacaktım :) Karlos ve Yaren'den oy yo yo yo yo yo şarkısını söylesem yeridir :)

Başka bir Alışveriş posttunda görüşmek üzere..

Saygılar..

19 Aralık 2014 Cuma

Sütiş Abdullah Ağa Yalısı / Çengelköy

      Uzun zamandır aslında sevgiliyle gitmek isteyipte bir türlü gidemediğimiz Sütiş Abdullah Ağa Yalısına şirket arkadaşlarım Sevgili Nuray ve Sevgili Nilüferle birlikte gittik :)

     11 Aralık Perşembe günü , kızlarla Çengelköye gitme kararı aldık fakat nerede takılacağımızı bilmiyorduk.Boon Cafe mi ? Yoksa Sütiş mi ? diye bütün gün sorduk. İşin tuhafı Nuray bu iki yere de gitmiş :) Nilüfer Boon Cafe'ye gitmemiş , bende Sütiş ' e :) Ama en sonunda Sütiş'e gitmeye karar verdik..


Çıkışta hep beraber servise bindik. Çengelköy ışıklarda indik. Hemen karşı sokağa doğru ilerledik (ana caddeden değil Polar Optik 'in yanından , taksi duraklarının olduğu sokaktan) bir kaç dakika sonra Sütiş'e vardık.


Abdullah Ağa Yalısı Sütiş Çengelköy'ün merkezinde , Tarihi Çınaraltı Ali Çay Bahçesinin bitişiğinde denize nazır , boğaz manzarasıyla insanı büyülüyor diyebilirim.

Eskiden burası üç isimle anılıyormuş ; Bostancı Abdullah Ağa Yalısı , Raif Paşa Yalısı ve Yordan Yalısı.Zamanla çeşitli tamiratlar yapılarak dünden bugüne bir çok değişikliğe uğramış.

1981 yılında Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından kamulaştırılmış ve Taç vakfı tarafından restore edilerek , içi beton dışı ahşap kaplama olarak yeniden inşaa edilmiştir ve bugün ki görünümünü almıştır.



Dış kapıdan içeri girdiğiniz de hemen sağ da açık alan da oturmak için bir yer var. Fakat ısıtıcı yoktu ama orada değişiklik yapılacakmış..Daha tamamlanmamış..Bu yüzden biz arka tarafta ki dış alanda oturmayı tercih ettik..

 Yalı , 3 Katlı giriş kısmı da oldukça geniş..Doğumgünü , nişan v.s. gibi organizasyonlar da tercih edilebilecek bir mekan olabilir bunu listenize ekleyin derim..İç dizaynı çok güzel, girişte bir bayan size " hoşgeldiniz " diyor.. Garsonlar bir o yana bir bu yana koşturuyor , etrafa baktıkça oldukça temiz olduğunu görüyorsunuz..


Arka tarafa doğru ilerledik. Fotoğrafını çekememiş olsam da Boğaz tüm güzelliğiyle size gülümsüyordu.. Hemen bir masaya oturduk, hava soğuk olmasına rağmen ısıtıcılar sayesinde içimiz ısınıyordu. Bir yandan taşkın bir deniz sesi , bir yandan İstanbul'un simgesi Boğaziçi Köprüsü..Elit bir mekan ve kaliteli insanlar..Çok güzel bir yer gerçekten tavsiye ederim..


Nuray , Dürüm Döner , Nilüfer Kestaneli Pasta siparişi verdiler bense kaç gündür canım istiyordu Sıcak Çikolata siparişi verdim :)


Siparişlerimizi beklerken fotoğraf çekelim dedik , eh bazı fotoğraflarda içimize şeytan kaçmış gibi durmuş ama ne yapalım ısıtıcılar ve flaşsız bu şekilde oluyor ( Bakınız Sol Fotoğraf :) )


Siparişlerimiz geldi ben bu sıcak çikolatanın hem tadını çok beğendim hem de sunumunu :) Bardak bir kere çok hoş. Bardağı tuttuğunuz da bardak soğuk hani sıcak çikolata içiyorsun adı üstünde bunlar sıcak çikolata diye bana milk shake falan getirdiler herhalde dedim. Fakat içtiğimde sıcaktı. Bardağın kendi özelliği demek ki . Dışından soğuk içinden sıcak. Daha önce hiç bir yerde böylesini görmediğim için şaşırdım açıkcası :) Hatta çıkışta soracaktım nereden temin ediyorsunuz diye de , unuttum..

Kızlarla sohbet muhabbet ettik.. Neler neler konuştuk anlatamam :) Ne dedikodular ne dedikodular.. Neyse özel şeyler var içinde susalım..

Hesabı ödemeye gittik toplam 25 TL. Benim sıcak çikolatam 6.75 TL , Nilüfer'in kestaneli Pastası 9.00 TL , Nuray'ın Dürüm Döneri 9.25 TL.Yani fiyatlar ne çok fazla ne çok ucuz. Ortalarda diyebilirim. Ama şunu söyleyebilirim ki muhakkak gidin.! Hem manzara güzel , hem temiz , hem garsonlar ilgili ve güleryüzlü , her türlü yiyeceği bulacağınız harika bir yer :) Özellikle yazın gitmek lazım onu anladım fakat yazın da yer bulmak hiç kolay olmayacak gibi..

                                                        Saygılar..

12 Aralık 2014 Cuma

Kadıköy / Moda - Kalamış

Biz ki Adalardan Modalardan gelmiş bir neslin evlatlarıyız :)

25 Ekim Cumartesi günü .. Sabah odama resmen güneş doğmuştu.Hayırdır inşallah diyerekten camdan bir baktım pırıl pırıl bir İstanbul havası bana gülümsüyordu :)
Sevgiliyle plan yapmamıştık , telefonda kısa bir görüşme yaptıktan sonra önce Moda'ya gider birşeyler içer sonra da Kalamış'a gider birşeyler yeriz diye düşündük..


Sevgilim beni aldı yaklaşık 15-20 dakika içinde Kadıköy / Moda'daydık..Moda'ya ilgili daha önceden post yazmıştım o yüzden detay için tık tık : Moda :)


Sevgiliyle bu güzel havanın tadını çıkarıyorduk.. Bu arada bakmayın benim kaban ve çizme giydiğime dışarı çıktıktan sonra pek bir pişman oldum o kadar sıcaktı ki bir ara kabanı üzerimden bile çıkardım. Düşünün Ekim sonundaydık neredeyse Kasım ayı geliyordu.İstanbul'un havasına güven olmaz diye boşuna demiyorlar..




Mis gibi bir sahil havası almayalı çok olmuştu diye düşündüm. Hele de böyle güzel havalara hasretken biraz yürüyüş yapalım dedim..Fakat sürekli olarak Sevgiliyi durdurup " Aşkım şurada fotoğrafımı çeker misin , yok bu olmamış şurada çek" diye diye pek bir yol katedemiyorduk :)


Serhat'ımı fotoğraflıyorken bir baktım arkada yelken-cikler :) " Aşkım sağ kay , yok yok biraz sol , elini biraz aşağı indir dur tamam hiç kıpırdama " derken ortaya böyle bir fotoğraf çıkıyor :) Fena da sayılmam hani :) Yine de almışım o yelken-ciği Serhatımın parmakları arasına.




Çatlamış dudağım da ne bir ses ne bir nefes ,
Uzaklarda bir yerler de türküler söyleniyor..

Sevgilinin çektiği bu fotoğrafı görünce aklıma Barış Manço'nun bu şarkısı geldi.. Hem Barış Mançoyu hem de bu şarkıyı ayrı bir severim. Rahmetli Barış Manço'da Moda'lıdır.


Güzel bir sahil havası aldıktan sonra birşeyler içmek istedik. Geri döndük ve hemen iskelenin üzerinde olan daha önceden de geldiğimiz Tarihi Moda İskelesi Beltur'a girdik. Haftasonu olması itibariyle kalabalıktı. Biz arka tarafına doğru ilerledik. Kenarlara otururuz diye düşündük fakat doluydu bizde ortada bir yerde oturduk. Ben Nescafe Serhat'ım ise Çay söyledi.


Nescafe güzeldi beğendim , Serhat'ım da çayı beğendiğini söyledi. Fakat fiyatları hatırlamıyorum :) 
Bu manzaraya göre fiyatlar normal onu söyleyebilirim.

Uzunca bir dinlendik , sohbet muhabbet ettik hatta bir ara durup ikimizde akıllı telefonlarımızla oyun oynamaya başladık .. Ben bu aralar Criminal Case diye dedektiflik oyunu var da ona takılmış durumdayım.. Hatta şöyle ki denize doğru bakıyordum iç geçiriyordum ki bir anda " aaa " dedim. Sevgilim " ne oldu " bende "analizim bitmiş bakmam lazım " dedim :) Zavallı Sevdiceğim de önemli birşey var sanmış..







Sevgiliyle tekrar motorumuza bindik ve Kalamış Parkına doğru ilerledik. Biraz durduk fotoğraf çektik. Burası da Maltepe parkının biraz daha küçük hali :) Çocuklar için park alanı , paten ve kaykaycılar için özel bir parkur v.s. herşey var.. Bol oksijenli yemyeşil de ağaçlar..Mis mis :) Fotoğraf faslı sonra erdikten sonra tekrar motorumuza binip Kalamış & Fenerbahçe Marina'ya doğru ilerledik.


Öncesinde Tekel'e uğrayıp biraz alışveriş yapalım dedik ne görelim tatlı mı tatlı küçücük bir köpek :) Adı da Herkülmüş. Evet ismiyle çok uyumlu :P Pek yüz vermiyordu biz karşısına geçiyoruz sağa bakıyor , biz sağ geçiyoruz karşısına bakıyor...

Kuruyemiş aldık , ardından cips de alalım dedik baktık çekirdeklerde bize bakıyor bir tane de çekirdek aldık sonrasında da çıktık. Malum dursak gözümüz de durmayacaktı ..Aldıkça alacaktık valla :) He sorsanız yediniz mi diye ? Hayır sadece kuruyemiş yedik o kadar..



Kalamış'ın iç kısmına doğru ilerledik burada sıra sıra dizilmiş bir çok cafe bize gülümsüyordu :) O kadar çok cafe var ki , hangisine gireceğinizi şaşırıyorsunuz . Daha doğrusu bizlik sıkıntı yoktu biz bugün bi yerde oturmayacaktık ama daha öncesinden (bundan yaklaşık 7-8 yıl öncesine kadar) geldiğimde nereye gitsek , hangisinde otursak diye çok düşünmüyorda değildim :)


Kalamış deyince aklıma ilk gelen ; Yok başka yerin lutfü ne yazdan, ne de kıştan..Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamıştan" şarkısı geliyor.. Sonra da geçmişe dönüyorum orta okul yıllarında Koro'da bu şarkıyı söylerdik.Ah ah zaman çabuk geçsin diyorsun bir bakmışsın zaman su gibi akıp gitmiş.. 


Motorumuzu park edip Kalamış & Fenerbahçe Marina'ya geldik şu tekneleri , yatları , katları görünce "keşke benimde bir tane olsa " diye iç geçirmiyor da değilsiniz hani.Hatta hayal bile kuruyorum" Aşkım yazın buradan kalkar Bodrum'a gider oradan bütün koyları gezerdik " diyorum :) Güzel hayaller .. 


Sevgiliyle beraber huzurlu bir gün geçiriyorduk.. Bir yandan sohbet ediyor bir yandan kuruyemiş yiyorduk.. Etrafta bir sürü gençler mi , köpeğini gezdirenler mi , yaşlı kokoş teyzeler mi , İstanbul Beyfendileri mi .. Kısacası her çeşit insanı burada bulabilirsiniz. Fakat kaliteli insanlar , buranın altını çiziyorum..


Sevgilinin yine ilginç fotoğraflarını yakalamaya çalışırken ben , ortaya böyle bir fotoğraf çıkarttım :)
Yine fena olmamış sanırım ..

Gün sonunda Sevgiliyle huzurlu ve de çok mutluyduk. O kadar yağışlı günlerin ardından böyle güzel havalara hasret kalmışız..Bugün ki hava ya bakıyorum da Yağmur yağıyor..Aralığın ortasındayız hava soğuk sonra düşünüyorum kış gelsin geçsin ki bir an önce yaz gelsin ne kaldı ki 3-3.5 ay sonra havalar ısınmaya başlar :)

Şimdiden haftasonunuz güzel geçmesi dileğiyle :)

Saygılar

2 Aralık 2014 Salı

Çocukluk Arkadaşımın İsteme , Söz ve Nişan Merasimi

İş yoğunluğunun tavan yapmış olduğu bir dönemde olduğum için 1 aya yakındır post yazamıyorum.. Bir de yazmayı o kadar çok özledim ki elim yazmaya gidiyor sonra bırakmak zorunda kalıyordum :( hala daha işler bitmiş sayılmaz ama birazcık bir vakit bulup dinlenmektense blog yazmayı tercih ediyorum :)


27 Eylül Cumartesi..Hava kapalı dışarıda Yağmur yağıyor . Çocukluk arkadaşımın bugününde yanında olmalıydım bu yüzden her türlü soğuk her türlü Yağmur bana vız gelirdi :) Bizim gideceğimiz yer Gebze ( ki Gebze İstanbul da değil Kocaeli sınırlarında ) yaklaşık 1 saat uzaklıktaydı bu bize sıkıntı olur diye düşündük fakat tek sıkıntı trafiğe kaldık bir de yolu bulma konusunda pek becerekli olamadık :P


Sevgilim o gün için Kayın peder'den arabayı aldı ve hop hemen yanıma geldi..Saat 17.00'a geliyordu, trafik kilit durumdaydı. Yapacak birşey yoktu yoksa geç kalacaktık.

Mehtap'ı arıyorum adres için telefonu açmıyor.Neredeyse Gebzeye giriyorduk ki" Yağmur , telefonum kitlendi yaklaşınca bu numaradan arayın, tarif ederiz " dedi.Biz de Sevgiliyle bu arada tartışma halindeyiz, neden daha önce adresi almamışım diye benimle tartışmaya giriyor. Velhasıl kelam en son baktığımız da Eski Hisar İdo' nun önündeydik.Yakında Yalovaya bile geçecektik  :) Neyse geriye doğru döndük ara sokaklara girdik.Tamam sonunda evin oradaydık.




Damadımız ve ailesi de tam bizden önce eve girmiş.
Şimdi öyle bir şey ki Mehtap benim çocukluk arkadaşım annesi, babası,ablası,amcası,teyzesi,kuzeni v.s. herkesi tanıyorum.Herkeste beni tanıyor.Onlarla sohbet muhabbet etmeye dalınca bizim eve girmemiz biraz geç oldu :)



Hemen arkadaşıma sarıldım..Uzun süredir görmemiştim.Böyle görünce pek bir duygulandım.. Ev çok kalabalıktı. Kızlar ayrı erkekler ayrı yerdeydi..Öyle bir gelenek yok :) O kadar kalabalık ki erkekler aynı yerde otursun , biz bayanlarda yanda otururuz diye düşünülmüş.Açıkcası bizde pek oturmadık ki.. Mehtap'ın şirketten arkadaşı Pınar ve ben yardım ettik.Havva bu anlara yetişememişti bu da kötü oldu :(


Herkesler toplandı bir yüzük telaşı başladı..


Bir anda diğer odadan çıkan herkes erkeklerin olduğu odaya doğru ilerledi. Biz kapıda kaldık, en rahat Sevgilim görebiliyordu. Bir ara içeri girmeyi başardım , tam dua ediliyordu ki benim telefon çalmaya başladı :) Bütün gözler benim üzerimde.. Arayan Havvaydı fakat açamıyordum.He bu arada benim yaptığım akılsızlığa ne demeli :( Koskoca Fotoğraf Makinesini yanımda getirmişim aa bir baktım ki içinde SD kart yok. O kadar üzüldüm ki :( Çünkü özellikle Mehtap'da benden istemişti makineyi ama yapacak birşey yoktu telefonla çekmekle yetindik.




Yüzükler takıldı , gelin çikolatası yendi..Pek bir duygulandım..Çocukken aynı okullarda mı okumadık , beraber top mu oynamadık , ip mi atlamadık , kavga mı etmedik , tatillere mi gitmedik yediğimiz içtiğimiz hiç ayrı gitmezdi ki..Muhteşem Yüzyıl da Süleyman oğluna Mustafaya " Sen büyüdükçe masumiyetimiz de kayboluyor " demişti. Ne kadar doğru aslına bakarsanız. Masumiyetten ziyade büyüdükçe dertleri de büyüyor insanın..Eskiden aklıma elektrik su doğalgaz faturasının hiçbiri gelmezdi , eskiden bir " ev " almanın değerinin bile bu kadar önemli olduğunu bilmezdim..



Kahve faslını en sona bıraktık. Nedeni ise, Damat Emrah Bey , Kırıkkale de yaşadığı için ve misafirleri de uzaktan geldiklerinden önden yemekler yenildi sonra isteme olayı en sonda kahve faslı oldu .Bence böyle daha da güzel oldu :)


Google Eğlenceli Araçlardan otomatik bir video :)

Emrah'ın kahveyi yudumlamasıyla Serhat'ın bacağını tutması bir oldu. Sadece tuz kattık oysa ki Mehtap'a bıraksak daha da birşeyler atacaktı fakat aman ne olur ne olmaz diye durdurduk. Bu arada Serhat'a " bak bak sende feyz al " diyorum. Çünkü Sevgili diyor ki , "ben içmem seni de rezil ederim " dedi :( Benim Tuzlu Kahve yalan oldu anlayacağınız..Saat 21.00'dı Havva ve Serkan yeni gelmişti. Biz de yarım saat durup kalktık hava hem esiyordu hemde Yağmur yüzünden göz gözü görmüyordu.. Sağ salim eve girebildiğimiz için şükrettim..

Ah ah darısı benim başıma diyorum.. Bizim de belirlediğimiz bazı tarihler var bakalım , çok yakında :)

Saygılar...

Share