30 Kasım 2015 Pazartesi

KPSS Hazırlık /Lise - Ön Lisans 2016

Yine bir KPSS hazırlığıyla karşınızdayım :) 
Daha önce ki hazırlığım KPSS 2014 'deydi.

Bu sene ki hazırlık bayağı erken mi başladı dersiniz ? Evet bayağı erken başladı benim gireceğim sınav 2016'ın Ekim ayında olmasına rağmen ben Kasım ayının ortasından itibaren çalışmaya başladım.. Başladım başlamasına da ne yaptın dersiniz ? Test çözüyorum öyle oturup harıl harıl ders çalışmaya ne yazık ki vaktim olmuyor. Neden mi ? Çünkü sabah 06.35'de evden çıkıyorum akşam da 19.45 gibi evde oluyorum. Yemek ye, duş al derken saat oluyor sana 21.30-22.00 sonrasında bırakın ders çalışmayı televizyonda şöyle dizi izleyeyim de öyle yatayım diyemiyorsunuz.Yarın bir gün evlenicem ailemle biraz vakit geçireyim diyorum ama küt diye uykum geliyor gözlerimi tutamaz oluyorum..Bu Kurtköy işi beni mahvetti açıkcası. Beykoz'da oturan arkadaşımla neredeyse aynı anda evlere gidiyoruz benim daha diyecek sözüm yok. Nokta!

Süper KPSS Notları : 10.99 TL
Test Kitabı : 11.99 TL

Yanımda çalışan arkadaşım Nilüfer normalde Edebiyat mezunu oda atanamayan öğretmenler kadrosunda ! Onun sınavı yaz ayında olacak Haziran mı Temmuz mu hatırlamıyorum şimdi.Normalde ben ona " Bu sene tekrar aöf'e kayıt olacağım beraber çalışırız " demiştim. Fakat aöf sınavları evlilik tarihime çok yakın olduğu için yine bir sene sonraya ertelemek zorunda kaldım.. Sonra " aa 2 sene de bir Kpss 'ye girebiliyordum. En iyisi KPSS'ye kafa yorayım hem Kurtköy de boş zamanlarımda çalışır hemde sınava hazırlanmış olurum " diye düşündüm bu habere Nilüfer'de sevindi. Beraber iki haftadır test çözüyoruz..
2014 yılından kalan eski kitaplarımı bulamadım zaten kalın kitapları da çalışmak çok zor olacağı için sıkı bir araştırmaya girdim.GittiGidiyor'dan daha önceden de alışveriş yaptığım tubakitabevi'ne denk geldim. Yani tamamen tesadüf diyeyim. Daha önce ki kitaplarımı oradan sipariş vermiştim..2-3 gün içerisinde Kargoya verilir denmesine rağmen ertesi gün kitaplar elime ulaşmıştı :)


Şimdi sadede gelecek olursak ; Öncelikle 18 sayfa da gerçekten Türkçeyi rahatlıkla bitirebilirsiniz.. Atıyorum ki konu sıfatlar. Diğer kitaplarda en az 4-5 sayfa anlatım varken burada kitabın yarısını bile kaplamıyor :) Bu sayede ders çalışmaktan da gözünüz korkmuyor.. Ben sözel bölümü bitirdiğim için Türkçeyi gerçekten çok iyi çözmem lazım. Yani neredeyse full'e yakın yapmam lazım bu yüzden öncelikle Türkçeye kafa yoruyorum.

Fotoğraf Kaynağı : KpssNotları

Mesela Coğrafya, Tarih , Vatandaşlık derslerinin de çarşaf boy denilen çalışma kağıtları var.O tarih dersini bilirsiniz veya coğrafya dersini çalış çalış bitmez anlamazsın baştan başlarsın. Bir de kursa gitmeden kendi çapında çalışmaya çalışınca o daha da kötü kısa notlar yerine upuzun notları okumakla uğraşırsınız bir yerlere not etmekle uğraşırsınız sonra da daralır " amann be " dersiniz nitekim 2014 de girdiğim sınav öncesinde de o kadar kitabı ilk başlarda çalışmak gözümü korkutmamıştı bir de Nişanlıcığım askerdeydi yapacak birşeyim de yoktu ama baktım ki 1 ayın sonunda sıkıldım bıraktım sonuç 67 almıştım ee normaldir çalışmadan bu kadar.
Ama bu notlardan alabilirsiniz tavsiye ederim ben alacağım aldıktan sonra da yine farklı bir post yazacağım :)


Bir de yanında test kitabı alayım dedim. Bu boyut olarak biraz küçük :) Normal test kitabı gibi sandım ama değil bildiğiniz roman gibi ama taşıması kolay :)

KPSS 'de de torpil şart derler. Evet belki 60-70 yapsan tanıdığın varsa yardımcı olur ama sen gidipte 85-90 yaparsan torpile gerek kalmadan girebilirsin diye umuyorum ama sadece umuyorum çünkü 85 yapan arkadaşım da 88 yapan arkadaşım da atamamıştı. Yazık oldu :(

KPSS'ye girecek arkadaşlara şimdiden bol şans..
Saygılar..

25 Kasım 2015 Çarşamba

Hangi Filmi İzledim ? "Senden Bana Kalan"



Bir ömrü bir aşka sığdırabilir misiniz ?

Filmin Konusu: Çocukluğunda annesiz ve babasız kalan Özgür, dedesinin mirası sayesinde şımarık ve zengin büyümüştür.Hayatının geri kalan kısmını da bu şekilde geçireceğini düşünmektedir fakat 18 yaşına bastığı zaman işler değişmiştir.Zengin bir hayat sürmek için dedesinin vasiyetnamesinde ki bir şartı kabul etmek zorundadır : İstanbul'dan Çanakkale'nin Adatepe köyüne gidecek ve burada bir yıl geçirecektir. Kabul etmemesi durumunda mirasın sadece ufacık bir kısmına sahip olacak geri kalan miras ise hayır kurumuna bağışlanacaktır..Mirastan yararlanmak isteyen Özgür , Adatepede ki hayatında ilk başlarda zorlansa da sonrasında işler hiç beklediği bir şekilde gelişmiştir..

Filmin Oyuncuları:  Neslihan Atagül ( Elif ) , Ekin Koç (Özgür) ,  Zeynep Kankonde(Saliha),Wilma Elles (Emma)

Benim film hakkında ki yorumum: Öncelikle belirtmeliyim ki bu filmi tek başıma izledim :) Normalde Nişanlıcığımla izlerdik hep filmleri ama onun o gün işi olduğundan bende evde kös kös oturmaktan sıkıldığımdan , Kocan Kadar Konuş filminin fragmanında gördüğüm, gitmek isteyipte gidemediğim Senden Bana Kalan'ı izleyeyim dedim.Neslihan Atagül'ün oyunculuğunu beğeniyorum (her ne kadar kendisini beğenmesem de) gerçekten başarılı, yetenekli bu filmde de kendini bir hayli fazla göstermiş diyebilirim.Ekin koç'un şimdiler de oynadığı Muhteşem Yüzyıl Kösem de ki oyunculuğunu pek beğenemedim bu çocuk böyle serseri,zengin falan bu tarz rolleri çok iyi kıvırıyor tıp ki bu filmde olduğu gibi..
Abdullah Oğuz'un yönetmiş olduğu film Dram içeriklidir. Ekin Koç'un ilk köye gittiğinde ki bazı yerleri güldürse de filmin sonu çok acıklı bitiyor. Bir de en sonunda "Ölünce sevemezsem seni " çalınca insanın ağlamayacağı varsa da istem dışı ağlayıveriyor. Zaten çok duygusalım hemen hemen herşeye ağlıyorum bu filmi izleyince de her ne kadar " ağlamayacağım " desem de yine ağlayıverdim..
Film Kore filmi olan " Bir Milyonerin İlk aşkı"ndan alıntı olmuş. Bazı filmler vardır alıntı olsa da Türkiyede ki uyarlaması güzel olmaz ama ben bunu beğendim.Zengin bile olsan " aşk " herşeye bedel..

Kısacası "bu aralar biraz ağlayasım var "diyorsanız kesinlikle izleyin dedim.Tavsiye ederim.

Saygılar..

24 Kasım 2015 Salı

24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun..!


23 Kasım 2015 Pazartesi

Afzelia Restaurant & Cafe / Koşuyolu

14 Kasım Cumartesi günü hava pek güzeldi. Ne çok soğuk ne çok sıcak. En azından güneşin yakıcılığı vardı ve bu da beni pek memnun ediyordu :) Nişanlımla sözleştik.Bir dönem sürekli gittiğimiz ama son 1-1.5 senedir gidemediğimiz Afzelia Restaurant & Cafe'ye gittik.

Koşuyolu ; Anadolu yakasında Kadıköy ilçesinde bağlıdır. İstanbul'un nezih yerlerinden biridir.Artık gittikçe kalabalıklaşıyor o eski sakin havası kalmadı ama yine de İstanbul'da oturulacak yerlerin başında geliyor diyebilirim.


Bulanık çektim malum motorun üstündeydim bir de dönüş yoluna geçmiştik normalde saat 15.30 da gitmiştik.


Açıkcası birşeyler içmeye gitmiştik. Kapıdan içeri girdiğim de bir tane kızın sufle yediğini gördüm ay canım pek bir çekti anlatamam.


Bende Serhata döndüm " Aşkım ben sufle yicem sende bak Muzlu Rulo pasta var ondan ye " dedim :) Kanına girdim anlayacağınız. Serhat yanına Nescafe söyledi. Ben Sufle biraz ağır geleceği için çay söyledim.


Suflem gelmişti. Yanında da dondurma pek muallaktaydım dondurma yeme konusunda kasımın ortasında ilk defa dondurma yiyecektim. Ama dayanamadım yedim. Güzeldi lezzetliydi. Olur da yolunuz düşerse suflenin tadına bakmanızı öneririm :)


 Bir kaç katlı bir yer. Yani iş yemekleri falan da yenilebilir. Biz giriş kısmında açık alan da oturduk. Isıtma sistemi iyi hoşta tepeden ısıtma olunca insanın beynine beynine işliyor sıcak :) 


Kış dönemi için arka bahçesi kapalıydı. Ama yazın gerçekten çok güzel oluyor. Bir de gerçekten çok gürültülü bir ortam değil. Gencisinden yaşlısına bir çok kişi geliyor ama öyle yüksek sesli bir gürültü duymuyorsunuz.

Sufle , Muzlu Rulo Pasta, Nescafe , 3 tane çay 'a 39.50 TL verdik. 
Yemek kartları  (sodexo , multinet ) geçmektedir. Bunu da dip not olarak ekleyeyim .

Saygılar..

19 Kasım 2015 Perşembe

Sevgili Günlükcüm / 31 "Kurtköy Değerlendirmesi"

                                                               19.11.2o15 / Perşembe

                              

Sevgili Günlükcüm ;

Size Kurtköyden Sabiha Gökçenin oradan selam gönderiyorum..Yani fotoğrafta da gördüğünüz üzere Sabiha Gökçen Havaalanına çok yakınız. Hatta kalkan uçakları bile görüyoruz. Şu an kış dönemi o kadar yoğun bir uçuş yok ama yaz dönemin de bütün uçuşları takip edeceğim :) Hatta Balayına gitmeden önce " Nilüfer buradan el sallasam görürsün herhalde " dedim :) dün oturduğumuz yerden Fenerbahçe otobüsünü bile gördük. Gerisini siz düşünün artık ..


Uzun zaman olmuştur saat 06.00'da kalkmayalı . En son Suadiye de oturduğum dönem de kalkıyordum ama servis falan yoktu. Şimdi servis var ama uzaklık çok fazla olduğu için yine 06.00'da ayaktaydım. Bir an inanamadım saat 06.00 olduğuna. O kadar karanlıktı ki korktum nasıl aşağı ineceğim diye. Neyse ben evden çıktığım da 06.30'a geliyordu o zaman biraz daha aydınlık oldu. Arkadaşla buluştuk 06.45'de servise bindik. Gidiş yönüyle ilgili sıkıntım yok . Evet çok erken uyanıyorum (bir de şu an geçici servis kullanıyoruz kendi servisimiz daha pazartesi başlayacak ) ama 1 saatte varıyoruz Kurtköye. Tek sorun dönüş :(

Mesai başlamasına 15 dakika kala geldik. Yerimizi bulduk kurulduk sonra çay yaptık.Tabii yukarda gördüğünüz boş hali biz takvimler,kağıtlar, aynalar o bu şu derken doldurduk bayağı bir.


Yeni yerimizi beğendik sıkıntı yoktu. Hatta öyle ki yemek yedik üzerine yine acıktık. Buranın havası bizi iştahlandırdı :)


Akşam çıkışa yakın bir fotoğraf daha çektim. Saatler de geçmiyordu eskiden şu kadar saat kaldı şu zaman evdeyiz dediğimiz de içimize huzur doluyordu. Şimdi ilk gün kaçta gideceğimiz belli değil.. Derken saat 18.00 oldu çıktık. Aşağı in servisi bul derken anam en fazla 3 dakika oyalanmışızdır.Bir baktık servis dolmuş. Zaten facia gibi sabah gelirken bir kişi ayakta kaldı. Dönerken de erken çıkışlar yapanlar olduğu için full geldik. Ben pek en arkada oturamam. Midem bulanıyor ama istemediğin ot yanında biter hesabı en arkada yer kalmış..Neyse oturduk 18.15 de servis kalktı trafik o bu şu derken saat abartısız söylüyorum 20.03'de evdeydim. Mahvoldum , baş ağrısı mide bulantısı migrenim fena vurdu.Eve girip yemek yedim ve yattım yani en son saate baktığımda 21.30'du ben uyudum ! O kadar kötü bir durum ki düşünsenize sabahın 06.00'da kalkıyorsunuz , 06.30'da evden çıkıyorsunuz ve akşam 20.00'da evdesiniz.O saatten sonra kendinize ne derece de vakit ayırabilirsiniz ki..Zaten Annem çalıştığı için eve de geç geleceği için hiç dün annemi görmedim en son Salı akşamı gördüm. Serhatla da artık haftasonu görüşebileceğiz. Ben bu saatten Serhat'la nasıl görüşeceğim.Serhat Avrupa yakasında Maslakta çalışıyor benden önce eve gitti ve servisi olmamasına rağmen..Allah sonumuzu hayır etsin :(

Saygılar..

17 Kasım 2015 Salı

Sevgili Günlükcüm / 30 "Çengelköyden TA-ŞI-NI-YO-RUZ...!"

Bir devir kapanıyor..
23.07.2008 tarihinde o zamanlar Suadiyede oturuyordum. Kazandığım üniversiteye gitmeyip çalışma hayatına atıldım. Şu kapıdan içeri ilk iş görüşmesi için geldiğim günü hala dün gibi hatırlıyorum.Çok heyecanlıydım. İşte sınavlar, mülakatlar derken işe alınmıştım daha gencecik tazecik bir elemandım.18 yaşındaydım gerisini siz düşünün.. Çağrı merkezi ile başlayıp sonradan Back Office bölümüne geçtim. Çağrı merkezinden farkım , sürekli sabit bir vardiya da olacaktım ayrıca bazı hafta sonları çalışmayacaktım.Nitekim öyle de oldu.


Yazacağım başka postlarım varken diğerlerini eledim ve bugüne bu postu yazayım dedim.Taşınacağımız belliydi. Ha Eylül , Ha Ekim derken en son 19 Kasım da taşınacaktık ama dün aniden öğrendiğimiz bilgiye göre Nilüferle beni bugün yarım gün çalıştıracaklar ve yarın sabah itibariyle Kurtköy'de başlayacaktık..Çok sinir olduk odaklamıştık kendimizi cumaya bir anda Çarşamba olduğunu öğrenince enerjimiz düştü. Bildiğiniz gerçekten enerjimiz düştü. Gözlerim dolu dolu oldu..Ağladım ağlayacaktım..

Bugün Çengelköy'den size yazdığım son post'um.Kurtköy gerçekten çok uzak. Aklımdan ne tilkilikler geçiyor da onu burada dile getiremiyorum. Yarın orayla ilgili post yazar mıyım inanın bilemiyorum tek bildiğim 7 yıl 4 ayımı verdiğim burayı çok özleyeceğim.. En azından öğle aralarında gidip Migrosa alışveriş yapıyorduk veya çay içmeye çıkıyorduk. Yemek yenilecek yerler çok olmasa da yine vardı. Ama Kurtköy de sadece mezarlık olacak. Ana caddeye gitmek için bile servis aracı kullanmak gerekiyor. Haftasonları yarım gün çalışıyorum ya. Artık bu yarım gün tam gün olmak zorunda . Ana caddeye nasıl gideceğimize dair bir fikrimiz yok. Bir de evlilik arefesinde olmam çok daha kötü. Hafta içi halletmem gereken tüm işleri hafta sonu izin günümde halledeceğim ve evlenene kadar da rahata eremeyeceğim..Umarım herşeyin hayırlısı olur..

Hoşçakal Çengelköy..

Saygılar..

12 Kasım 2015 Perşembe

Limitsiz (Limit Yok ) - Limitless / Yabancı Dizi Yorumu

Havaların bir öyle bir böyle gittiği dönemdeyiz. Bazen sıcak bazen soğuk. Yine soğuk ve yağışlı bir haftasonuydu.Nişanlıcığımla film izleyelim dedik. Film izlemekten de sıkılmıştım doğru düzgün bir film bulmak için yarım saat bakınıyorduk . Benim beğendiğimi Serhat , Serhat'ın beğendiğini ben beğenmiyordum..En son bir baktım Serhat oradan oraya dolanıyor " aşkım limitsiz'in dizisini yapmışlar bir bakalım mı fragmanına " dedi.Fragmanını izlemeye başladık beni  o an pek sarmadı  ama sonra öyle bir sardı ki yerimden kalkamadım :)


Fotoğraf kaynağı : http://www.dizifilmler.info/

Limitsiz , 2011 yılında Beyazperdeye de uyarlanmıştı. Başrollerinde Bradyley Cooper oynuyordu. Açıkcası ben böyle bir film izledim mi izlemedim mi inanın hatırlamıyorum ama dizisine iyi ki başlamışım diyorum. Tek sıkıntı daha yeni bir dizi olması. Biz Serhatla bir günde üç bölüm izledik bir hafta sonra bir üç bölüm daha izledik. Sonra da her hafta yeni bölümünün yayınlanmasını bekledik.Çarşamba günleri yeni bölümleri yayınlanıyor. Bilginiz olsun.


Oyuncular ; Brian Finch (Jake Mcdorman) , Rebecca Harris (Jennifer Carpenter) , Hill Harper (Boyle), Nasreen (Mary Elizabeth Mastrantonio )

Dizi ; Brian Finch adında ki gencin çaresiz olduğu bir zaman da arkadaşının aracılığıyla NZT isimli bir uyuşturucuyu keşfetmesiyle başlar ve bu keşif Brian'ın hayatını değiştirir.Ama bildiğiniz uyuşturucu gibi birşey değil yanlış anlaşılmasın. Bu NZT hapını içtikten sonra dahi gibi birşey oluyor ve FBI 'da çalışmaya başlıyor..Gerisini anlatmıyım :)

İlk izlediğim zaman bana Fringe dizisini anımsattı sonra baktım ikisininde yapımcılığını Alex Kurtzman yapmış. Kısacası tavsiye ederim güzel dizi ama şimdi başlamayın en azından bir kaç bölüm daha geçsin. Bir de yabancı diziler bizim Türk dizileri gibi değil ki 1.50-2 saat sürsün adamların dizisi en fazla 47-48 dakika hal böyle olunca art arda 2-3 bölüm izleyebiliyorsun. Bir de biz de ne var. Biz dizi yaparız sonra onu sinemaya uyarlarız (çoğu zaman böyle olmuştur) ama yabancılar da önce sinemaya sonra diziye uyarlanıyor. :) Yabancı dizi kültürüm yok diyemem var bir çok dizi izledim ama çoğunu yarı da bıraktım belli bir zamandan sonra sarmamaya başladı..Bi tam anlamıyla Fringe dizisini bir de inşallah bu diziyi bitirebilirim :)

                                                                  Saygılar..

9 Kasım 2015 Pazartesi

Ümraniye Pazar Alışverişi

Nişanlıcığımla bir hafta önce mağaza mağaza dolandık. Hatta kendime beyaz hırka aradım bulamadım yani o kadar çok renk için de nasıl beyaz hırka olmaz anlamadım. Neyse acelesi yok elbette bulurum dedim. Bir de Serhatla ikimiz pijama altı istiyorduk.Mağazalarda ki fiyatlar 20 TL civarındaydı. Serhata döndüm " Aşkım haftaya pazara gidelim mi hem daha uygun fiyatlarla alabiliriz " dedim.Sözleştik.

7 Kasım Cumartesi günü hava biraz soğuktu hatta Yağmur atıştırıyordu diyebilirim. Sıkı sıkı giyindik. Ümraniye Pazar'ının yolunu tuttuk.Ümraniye pazarı , son durakta kalıyor büyük bir pazar her çeşit insanı bulabilirsiniz :) Yaşlı teyzemleri veya şiveli konuşanları duyduğumuz zaman Sevgilimle birbirimize bakıp gülüyorduk.Dalga geçmiyorduk yanlış anlaşılmasın da komiğimize gidiyordu. Bu pazar gerçekten çok büyük. Normalde benim pazar kültürüm yoktur 26 yıllık hayatımda gittiğim pazar sayısı 10 parmağımın 10'unu geçmez diyebilirim. Ama bizim burda ki ve etrafta gördüğüm bir çok pazara göre burası gerçekten çok büyük. Bir de iki şekilde ayrılıyor bir taraf işte sebze meyve , diğer taraf kıyafet ,terlik v.s. en azından bir nevi de olsa bu düzeni var.

Şimdi gelelim neler aldıklarımıza ;


2 tane pijama altı aldım :) bir tanesi polarlı bir tanesi de ince kumaşlardan. Normalde kalın şeyler pek giyemem ben. Üstüme bile uzun kollu bluz  üstüne de hırka falan giyerim ama kazak tarzı şeyleri pek tercih etmiyorum. Bu yüzden polarlıya karşı bir ön yargım vardı bir gün bir akrabamız da son dakika kalma işi olmuştu o gün bana bu polarlı pijamadan vermişlerdi çok rahat ettim ya öyle pişirmedi de rahat rahat uyudum :) Bu yüzden bir tane de polarlı'dan alayım dedim. 

Tanesi 5 TL :) 


Lastik Toka'ya ihtiyacım vardı.Öyle incik cincik tokalar takmadığım için , daha doğrusu toka da pek taktığım söylenemez ya neyse :) Kışın daha çok evle ilgili birşeyler yapıyorsam bağlıyorum , yazın da nadirdir yani iş yerinde falan bağladığım. Hiç sevmediğim için saç toplamasını bu lastik tokalar kopmadığı sürece beni 1 sene idare ediyor :) 

1 TL


Aklımda tayt almak hiç yoktu ama tezgahtar " gel abla gell termal tayt bunlar " deyince bir bakayım dedim. Çok ilginç dışardan tayt çorapları gibi duruyor ama içi yünlü aslında neden aldım bende bilmiyorum böyle şeyler beni çok pişiriyor ama fiyatı uygundu sadece 5 TL 'di. Bakalım daha yıkamaya attım giydikten sonra memnun kalacak mıyım bilmiyorum.

Aslında başka şeylerde aldım ama onları yazamam maalesef :) Alırken bile benle nişanlıcığım ayrı yerlerdeydik.

Saygılar..

6 Kasım 2015 Cuma

Sevgili Günlükcüm / 29

                                                                                                         o6.11.2o15 / Cuma


Sevgili Günlükcüm ;


Kasım ayına nasıl giriş yaptık anlamadım..Çok yoğunuz. Blog yazmaya pek fırsatım olmuyor diyebilirim.

Uzun zamandır fark ettim ki blog yazmamın asıl amacı gezi ve seyahat bloguyken şimdi her telden bir blog oldu..Sürekli gezmeye , yeni yerler keşfetmeye fırsatımız olmuyor. Malum çalışan insanlarınız yeri geldiğin de cumartesi günleri bile çalışıyoruz haftanın tek günü izin yapınca da kendini eve kapatmak istiyorsun hem çokta para harcamak istemiyoruz malum evlilik aşamasındayız.Hafta içi zaten çok nadir görüşüyoruz ben Kurtköye gidince zaten o nadir bile hiç görüşmeyeceğiz şekilde olacak..Bir de artık kış geldi. Yazın Sevdiceğimin Dj'lik işleri olduğundan beraber hafta sonu vakit geçiremiyoruz, ee kışın da havanın soğuk oluşu engel oluyor.Biz ne zaman gezeceğiz peki ? Bazen Serhat'a kızıyorum " puff eskiden böyle değildi en azından rahat rahat geziyorduk " , " gitmesen mi acaba bu hafta  " , " ee şimdi ben ne yapcam evde " desem de sonradan vazgeçiyordum. Haklı evlilik aşamasındayız , para lazım.Bu yüzden ne kadar söylensem de bir o kadar boşa gidiyordu.Hatta bakmayın söylendiğime bende çalışması taraftarıydım borçsuz evlenmemiz lazım. Kirada oturacağız , hem borç öde hem kira öde parasal yönden zor bir süreç yaşamak istemiyoruz.İstanbul'da kiralar almış başını gitmiş.Hayat iyice zorlaştı..Neyse önemli olan sağlık , huzur , mutluluk :)


Nikah tarihi alalı 10 gün oldu ve ben zamanımın büyük bir çoğunluğunu evlilikle ilgili şeyleri düşünmekle geçiriyorum.Para yetecek mi ? Gelinliğim nasıl olacak ? Balayın da hangi otele gidelim ? Nikah sonrası eğlence nerede yapacağız ? Evi nerede tutacağız?  Daha doğrusu Nişanlıcığım sağolsun o sadece evi nerede tutacağımız kısmını düşünüyor . Geri kalan kısmını ise ben :) Bakmayın güldüğüme sinirden gülüyorum. "Ya aşkım şurayı ara bir teklif al " , " aşkım şu fotoğrafçıyı ayarla " , " Bak mehtapla konuştum bazı oteller erken rezervasyonu açmış şu otellere bakalım " diyorum. Ama bizimkisi " bir dur kadın bir dur taramalı tüfek gibisin " diyor . Bense en son ona maille taramalı tüfek fotoğrafı gönderdim sinirlerim o kadar bozuldu ki gülsem mi ağlasam mı bilmiyorum :) Yani ben mi çok düşünüyorum yoksa tüm erkekler mi böyle ? Erkekler" evim olsun , televizyon kumandası bende olsun , yediğim önüm de yemediğim arkamda " olsun diye düşünüyor diye tahmin ediyorum. Etrafımda bir çok evlenen arkadaşım böyle. Biz bayanlar ise hem evlilik öncesinde çok düşünüyoruz hem evlilik sonrası " bugün ne yemek yapayım , daha çamaşır asılacak , bulaşık makinesi boşaltılacak , ütü birikti , evi temizlemem lazım " diye düşünüyor eve gidip koştur koştur yemek hazırlıyor (arkadaşlarımdan biliyorum ) onu yapıyor bunu yapıyor saat olmuş 23.00 ertesi gün kalkıyor işe geliyor. Valla hanımlar size soruyorum , biz mi çok düşünüyoruz. Ben herşeyin en ince ayrıntısını düşünüyor , onu ne yapacaz bunu ne yapacaz diye düşünüyorken benim paşamın hiçbirşeye yanaşmamasını ne demem lazım :) Çok mu üzerine gidiyorum bilemedim. Normal de sık boğaz eden biri değilimdir gayet anlayışlıyımdır. Ama süre az kaldı sıkışmadan halledelim istiyorum. En azından bazı şeyler aradan çıksın. Son anlarda insanların kafası dolu olduğu için bazı şeyleri unutabiliyor.Ben daha şimdiden unutuyorken son zamanlar da ne olur bilmiyorum :)

Sabahtan beri inanın şu iki satırı yazmak için çok cebelleştim..
Bir an önce yoğunluğumun bitmesi dileğiyle.

İyi hafta sonları,
Saygılar..

4 Kasım 2015 Çarşamba

Çeyiz Alışverişi / 2 "Küçük Ev Aletleri" - "Tencere/Tava"

Bu biraz gecikmiş bir post sürekli yazmaya niyetlendim ama aralara hep birşeyler sıkıştırdım :) Yaklaşık 6 ay öncesinde aldığım küçük ev aletlerini sizlerle paylaşmak istiyorum..

Marifetli bir kız değilim yalan yok her zaman söylerim. Yemek yap desen uğraşmam uğraşsam yaparım. Ama işin kolayına kaçıyorum çorba , makarna , kızartma. Kafama olur da eserse etli yemek yapıyorum. Yani oda esmesi lazım..Şimdi Anneciğim herşeyimi hazırlıyor diye böyleyim ama evlendikten sonra yapmak zorunda olcam.. 

Alınanlarının hepsi Tefal marka. Ama ben Tefal'e değil Anneme güvendim :) Sonuçta en iyisini o bilir.


Tefal MasterBlend Power;
  • 4 Bıçaklı ,
  • Paslanmaz Çelik metal blender ayağı,
  • 700 W güç
  • 1 LT ölçekli maksi cam doğrayıcı
  • Paslanmaz çelik mikser uçları
  • 20 kademeli hız ayarı turbo düğmesi
  • 1.25 L kapasiteli karıştırma haznesi
Genel özellikleri bu şekildedir. Ben çok anlamam bu yüzden Annemin engin bilgilerine dayanarak aldık.Blender'ı elime aldım ve şunu dedim " Ben şimdi seninle çorba mı yapcam " :) Ay yazarken heyecan yaptım bir an.



Tefal Tost Makinesı;

  • Çıkarılabilir ve yapışmaz kaplama plakalar
  • Dikey saklama & Kordon saklama özelliği
  • Yumuşak tutma sapı
  • Kilitleme sistemi
  • 700 w güç
Bana sorarsanız ki tost makinesi her evin ihtiyacı :) İşe gitmeden önce bazı sabahlar kendime tost yapıyorum.Hatta bazı hafta sonları bile midem kazındığında yiyorum. Şimdi boyutu diğer tost makinelerine göre büyük değil biraz küçük ben büyük sevmiyorum küçük olsun dedim. Evdeki de küçüktü ve alışkındım. Hem çokta yer kaplamaz :)



Tefak Ekmek Kızartma Makinesi;

  • 1000 W güç
  • 2 Adet kızartma haznesi
  • Kırıntı tepsisi
  • Yeniden ısıtma ve buz çözme fonksiyonu
  • Metal dış gövde
  • 7 Kızartma fonksiyonu
  • Kısa,küçük ekmek dilimlerini yukarı kaldırmayı sağlayan toast-lift fonksiyonu
  • Paslanmaz çelik
Bizim evde de aynısı var sadece üst kısmında ki o çelik ızgaralar var ya ondan yok. "Bunlar ne işe yarıyor " dedim , " Izgaranın üstüne poğaça,açma,simit falan koyup ısıtabilirsiniz " dedi :) İyiymiş..Gerçi ben bu tür şeyleri ısıtırken tost makinesini kullanıyorum..


                     

Tefal Avanti Su Isıtıcı;
  • Premium paslanmaz çelik kaplama
  • 1.7 Kapasiteli
  • 2400 W güç
  • Gizli ısıtma rezistans sayesinde hızlı kaynatma
  • Sürahi içi kolay temizlik
  • Tek düğmeyle kapak açılımı
  • Mükemmel hijyen için su ısıtıcı ağzında anti-toz kapağı
  • Çıkarılabilir anti-ölçek filtre
  • 360 derece dönen taban
  • Her iki tarafta su seviyesi gösterge ekranı
Bir kettle için ne söyleyebilirim ama yine her evin ihtiyacı olan şeylerden biri diye düşünüyorum. Evde sabahları kendime poşet çay yaparken bayağı bir kolaylık sağlıyor . Eee bunun pilavı var , zeytinyağlı yemeği var .. Var da var değil mi ya :)

Yalnız Kettle Emine Teyzoşumun hediyesi :)


Gelelim Tencere Tavalara ;

                  

Tefal Tencere ;

Özellikleri hakkında bilgi bulamadım ama tencere yani ne özelliği olabilir ki :) Aynısını evde de kullanıyoruz yapışmaz bir özelliği var bu yüzden çok memnunum makarna ve pilav yapmak için ideal :) Zaten Makarna ve Pilavlık olarak aldık bunu. Bakalım Pilavı da güzel yapabilecek miyim.. Yemek konusunda kendime nedense çok güvenemiyorum. Tatlı konusunda daha iyiyim galiba. Ama yemek konusunda sıkıntılıyım.Annem'in kızı olduğuma inanamıyorum zaten. Annem her yere sırf güzel yemek yaptığı için çağırılır (Maşallah) ben tam tersi. Benim evle ilgili en iyi aram Ütü'dür her ne kadar belli bir zamandan sonra bunalsam da yine de ütü yapmak favorimdir :)


Tefal Tava ;

        Hard Titanium ;

  • Uzun süre yapışmazlık özelliğini korur bu sayede ekstra kolay temizleme sağlar ve yağsız pişirme imkanı sunar.
  • Çizilmeye ve aşınmaya dayanıklıdır..

       Right Serisi;

  • Dayanıklı yapışmaz kaplama
  • Rahat ve kolay kullanım
İşte benim tavacıklarım.. Ne sucuklu yumurtalar ne omletler ne köfteler kızartırım değil mi ama ? :)

500 tl yi biraz geçiyordu aldıklarımız hepsini Anneciğim ödedi kıyamam.. Maaşının yarısını yatırmıştı. Çok şanssızdık. Anneler gününden sonra almıştık. Anneler gününden önce alsaydık daha uygun fiyatla alabilirmişiz. Normalde bu tarz şeyler bana biraz palavra gibi gelirdi ama palavra olmadığını biliyordum. Çünkü yemek takımı bakmaya gittiğimiz de göz ucuyla bakmıştık atıyorum 100 TL ise 80 TL 'ye alabiliyorduk. Annem de maaş zamanını beklemişti. Ne yapalım sağlık olsun en azından aradan çıkarttık :)

Şimdilik bu kadar başka bir çeyiz alışverişinde görüşmek üzere ..

                                                                 Saygılar..

Share