28 Şubat 2017 Salı

Evlenecek Çiftlere Öneriler / Mevsim ve Balayı

                                                                       
 Hiç evlenmenin mevsimi mi olurmuş ? Özellikle balayına gidip bütün bir senenin stresini deniz , kum , güneş olarak atmayı hayal ediyorsanız işte sorduğum soruya cevabım kesinlikle : Evet , gayet de güzel olur.Neden mi ?

Kaya Artemis Resort - Kıbrıs

Biz Sevdiceğimle 24 Nisan Pazar günü evlenip hemen ertesi günü 25 Nisan Pazartesi sabahı yola koyulduk ve Kıbrıs'a gittik. Evlendiğimiz dönemde sıcak olabilecek iki yer vardı :  Antalya ve Kıbrıs bu yüzden bu iki yerden birini tercih etmek durumundaydık yoksa eğerki Haziran , Temmuz , Ağustos , Eylül(başı) gibi evlenseydik tercihim kesinlikle Ege taraflarında olurdu orası ayrı.Neyse Antalya'ya daha önceden eşimin kuzeninin yanına gittik bir haftaya yakın onlarda kalmıştık bizde farklı bir yer görelim diye düşündük ve Kıbrıs'ı tercih ettik.Kıbrıs da ortalama sıcaklık 24-25 derecelerde gündüz yine tişörtlerle, askılı kıyafetlerle , bikinilerle durabiliyorsun ama akşam inanın hırka üstüne trençkot giyiyordum.O da aslında trençkotu da almayacaktım da İstanbul da sabahın bir köründe yola çıktığımız için aldım iyi ki de almışım diyorum hatta keşke daha kalın bir şeyler alsaymışım yanıma diyorum.

Kaya Artemis Resort- Kıbrıs
Balayı yazılarımda da bahsettim , muhteşem güzellikte bir denizi var ve biz giremedik.Hatta ben bile giremediysem Eşimin girmesini hiç bekleyemezdim ben buz gibi Ege sularına alışığım ama eşim hiç sevmez.Hani dışarısı esmiyor olsa girerdim ama dışarısı esiyor sizi bunaltacak bir sıcakta yok (En azından Nisanda yok onu bilin ) bu yüzden ne yalan söyleyeyim ben bile cesaret edemedim denize girmeye düşünün havuz suları deniz sularına göre daha sıcak olur biz havuza bile girerken iki kere düşünüp giriyorduk o da öyle ayak ucundan başlamıyordu havuz , girdiğiniz andan itibaren neredeyse göbeğinize kadar geliyordu zaten o kadar girdikten sonra gerisi de kolay oluyordu..Havuza baktığımda hemen hemen çoluk çocuk görüyordum bizim yaşıtlarımız , çok daha büyükler v.s.pek giren göremiyordum oluyordu ama tek düze işte..

İsis Otel - Bodrum

Bizim nikahtan bir hafta öncesine kadar benim bir arkadaşım Kıbrıs'a gitmişti konuştuğumuzda " havalar gayet güzel " demişti fakat bize mi geldi yada biz mi alışık değiliz Nisan da böyle havuz,deniz görmeye.Zaten alışık olmadığımız belli ki ikimizde rahatsızlandık hem güneş çarptı hem de benim kulağım İstanbul'a gelene kadar ağrıdı.Şu an ki aklım olsa Mayıs'ın ortasından önce evlenmezdim arkadaş insan stres atmaya gidiyor balayına bir de o kadar para veriyor üstüne üstlük hiçbir şey yapamadan geri dönüyor..! Yada Nisan'da mı evlendim keşke bir 15-20 gün sonra balayına çıksaydım dedim ama o zaman da pek keyfi olur muydu bunu da düşünmedim değil sonuçta balayı yani hemen gidip stres atman gereken yer, döndüğünde hayatın gerçeklerinin öğrendiği yer ☺☺

Didim

Balayına gidecekseniz ve eğer ki bu balayında da sizin hayaliniz deniz, kum , güneşten ibaretse o zaman kesinlikle Mayıs ortasından Ekim başına kadar tercih edin gerçi ekim ortasında evlenen arkadaşım Antalya'ya gittiğinde hala sıcak olduğunu söylüyordu ama yine de riske atmamak lazım.Bir ara balayında Antalya hava durumuna baktım orada yağmur gözüküyordu en azından içim birazda olsa rahatlamıştı ☺Kışın evlenenlerde olmuyor mu oluyor zaten kışın evlenseydik en kötü hani 2-3 günlüğüne böyle Kartepe,Kartalkaya,Uludağ v.s.o tarafı tercih eder kayak tatili yapardık yada hayallerimde olan " dağ evi " konseptini gerçekleştirirdik.

Evleneceğiniz tarihi iyi seçin , balayına belki bütçeniz yetmeyebilir , balayına önem vermiyor olabilirsiniz , belki yeni bir işe girmişsinizdir izin alamamışsınızdır olabilir bunlar ayrı durum fakat balayına gitmek istiyorsanız ve özellikle Türkiye içinde bir yer istiyorsanız sıcak günlere denk getirmeniz de fayda var elbette yazın ortasında da yağmur yağıyor ama en azından soğuk olmuyor ☺

Saygılar..

24 Şubat 2017 Cuma

Hayattan Beklentilerim..!

Havalar mis gibi giderken benim içim sıkılıyor.Beklediklerim olmadığı için mi yaz geliyor bu yazı geçen yaza göre çalışacağımı düşünüp her bronzlaşmış kimseleri gördüğümde iç geçireceğimden midir bilmiyorum kafam pek karışık bu aralar.

Antalya - Konyaaltı Plajı

        Bir önceki yazımda belirtmiştim ya hani 2013 yılında Antalya'ya gittiğimizi ve evlenince de bir fırsatını bulup burada yaşama isteğimizi..Ama ne oldu hayaller hayatlar biz Antalyayı isterken yine kaldık trafiğin akmadığı şu metropol şehir İstanbul'da..Severim tabi İstanbul'u doğup büyüdüğüm yer ama artık eski havası kalmadı ki.. Her yer kentsel dönüşüm , trafik gün geçtikçe büyüyor hani yollar , metrolar falan yapılıyor ama yine de İstanbul trafiğinde bir ilerleme yok. Eskiden araba almak da bu kadar kolay değildi şimdi herkesin altında araba ee trafikte doğal olarak katlanıyor da katlanıyor hele bir de güneşi görenler olmasın geçen gün markete alışverişe giderken şu bizim üst caddede ki trafiği gördüm de aman Allah'ım bu insanlar çıldırmış olmalı dedim bizim motorumuz var yazın hem üfür üfür esiyor hemde trafiğe kalmıyorsun hoş bende istiyorum araba eşime de diyorum ama sonra düşününce pek akıl karı olmuyor yazın motor iyi oluyor da kışın işte sıkıntı arkadaşlarına ailene gidiyorsun aman otobüsün son saati kaçmasın diye evden çıkıp gidiyorsun bir de acil bir şey olsa anca taksiyi tercih edeceksin yada en kötü kayınpederi arayıp (hazır evde yakınken)ondan arabayı isteyeceksin ki eşimde öyle şeyleri pek sevmiyor kendi babası olmasına rağmen arabayı almak nedense pek istemiyor ☺

     Kısacası Antalya'ya taşınmak istiyorum ve bu hayalimin en kısa sürede gerçekleşmesini istiyorum..!



Güzel bir iş istiyorum bunu her fırsatta dile getiriyorum sizden dua istiyorum başvuru yapıyorum ama bir yer var o iş olsun istiyorum lütfen dualarınızı eksik etmeyin..

Anadolu Kavağı (Fotoğrafta hiç shop yok)

İstanbul'un ara sokaklarına dalıp hiç bilmediğim yerleri keşfetmek istiyorum.Evlendiğimizden beri bu fırsatı hiç yakalayamadık bir iki kere bir yerlere gidip çay kahve içtik o kadar.Evlendiğimizde Nisan'ın sonlarıydı balayından geldik Serhat hafta içi ayrı çalışıyor hafta sonu DJ'lik işlerine koşturuyordu tam DJ'lik işleri bitti bu sefer hafta içi çalıştığı şirkette hafta sonu bir de özellikle pazar günleri ek mesai yaptı yılın sonuna kadar da böyle devam etti bu süre zarfında ufak çaplı da bir motosiklet kazası geçirdi üç haftaya yakın evde durdu şu son iki aydır evde o da havalar soğuk gerçi Serhat evcimen gerçekten tam bir yengeç burcu markete bile zar zor götürüyorum adamı ☺

15 Temmuz Şehitler Köprüsü (Boğaziçi Köprüsü) 29 Ekim Havaii fişek gösterisi

Çengelköy'de boğaza nazır bir çay bir kahve içmeyi özledim daha doğrusu denizi özledim evlenmeden önceki son 3 senemi her gün denize bakarak geçirirken şimdi dört duvar arasında her yerde binalar falan ruhum daralıyor..

 Biraz kafa dağıtmaya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum halime şükrediyorum isyan etmiyorum o ayrı ama bedenim sağlamken ruhum daralıyor bu yüzden artık çalışmaya başlamayı istiyorum evden sıkılacağım hiç mi hiç aklıma gelmezdi "ömür boyu çalışmadan evde durabilirim " diyordum ama öyle olmuyormuş herkes " sıkılırsın " dediğinde " sıkılmam ya ne güzel evde olcam ohh" derdim 1 ay sonra 1 sene olacak işten ayrılalı anladım ki gerçekten evde durmaktan sıkılıyor insan bir de şöyle hayatı boyunca hiç çalışmayan birine göre belki evde durmak bu kadar sıkıcı gelmez ama ben 18 yaşında başladım çalışmaya 26 yaşında ayrıldım ve bi fiil çalıştım 7 yıl 8 ay bu yüzden o kadar sıkılmıştım ki evde durmaktan sıkılmam diye düşünmüştüm ama sıkılıyormuşsun doğru söylüyorlarmış.


Evde bir gün hiç bir iş yapmadan durmak istiyorum yemek olayını geçiyorum o iki günde bir fiks yapılıyor zaten o ayrı konu da mesela eskiden iki günde bir temizlik yapıyordum eve şimdi bazen can sıkıntısından dün süpürdüğüm evi bugün tekrar süpürdüğüm oluyor.Dün akşam arkadaşım aradı saat işte 18.30'a doğru " ne yapıyorsun " dedi "hiç toz alıyordum " dedim "bu saatte mi " dedi evet bazende böyle akşam üzeri can sıkıntısından toz alırken kendimi buluyorum ki ev temizliği açısından en sevmediğim şey toz almaktır o yüzden haftada bir alıyorum tozları bir de allerjim olduğu için biraz aksırıyorum,tıksırıyorum..Geçen günde camları sildim hoş kolumun yettiği yere kadar sildim çünkü apartmandan çıkınca benim evim 3. katta ama dış görünümden 4. katta cesaret edemiyorum mermere çıkıp temizlemeye korkuyorum başımda dönüyor bayağı sildim en son kışa girmeden önce temizlemiştim öyle bir temizlemişim ki Serhat " HD kalitesi gibi olmuş " diyor.


Gece yatmadan önce tonlarca şey düşünüp iş yazmaya gelince tıkanıp kalıyorum daha doğrusu ne yazacağımı unutuyorum. Yatağa yatıyorum düşünmekten uyuyamıyorum iş durumlarını kafama bayağı takıyorum sabahları da eskisi gibi 11.00 da uyanmıyorum 10.00 en geç 10.30 oda en geç bir de kalktığımda dişlerimi tekrar sıkmaya başladığımı fark ediyorum çalışmadığım dönem rahattım evlenince tamamen bu diş sıkma olayını atlatmıştım şimdilerde tekrar iş durumları devreye girince son 1 aydır dişlerimi sıkarak uyandığımı fark ediyorum korkuyorum bir gün dişimden biri kırılacak diye o kadar sıkıyorum ki ağzımda yaralar oluşuyor..


Bu haftaki iki yazımda iç karartıcı oldu farkındayım ama eminim her şey çok güzel olacak..!
Allah her şeyin hayırlısını versin.
Mübarek Cuma gününde tüm dualarınızın kabul olması dileğiyle..!

Saygılar..

22 Şubat 2017 Çarşamba

Hayaller Hayatlar..!


Gri havaları sevmiyorum daha doğrusu kışı sevmiyorum kışa dair tek sevdiğim şey kar o kadar. Soğuk havalar, gri renk insanın içini karartmasına yetiyor hava soğuk olsun ama az da olsa bulutların arkasından güneş çıksın ben onda bile huzur buluyorum mesela bugün arada grileşiyor arada güneş açıyor ve yazı ne kadar özlediğimi fark ediyorum geçen yıl balayında rahatsızlandığımız için hiçbir şey anlamadık sonrasında sadece günü birlik Şile'ye gittik geldik kısacası 2016 tatil açısından kötüydü bu yıl da çalışma durumu olacağı için yine ümitsiz seneye ne olur orasını bilemem..


İş arayışlarına devam ediyorum bir yer var aklıma yattı bana da yakın ama hala haber bekliyorum umarım orası olur ne olur benim için dua edin çünkü evli olunca insan eşinden önce evde olmak istiyor,yemek yapmak istiyor v.s. ben bu yüzden bu işin olmasını çok istiyorum. Benim için öncelikle işin eve yakınlığı sonrasında hafta sonu mesaisinin olmaması ve en son da maaş geliyor inanın maaş en sonda yeter ki yakın olsun Kurtköy'den sonra yollarda sürünmek istemiyorum ..


Hatırlar mısınız bilmem taa ne zaman yazmıştım " beklediğimiz bir şey var o yüzden daha internet bağlatamıyoruz " diye bir nevi ne kadar çok dillendirirsek o kadar çok nazar değer diye eşim de paylaşmamı istememişti sonrasında o beklediğimiz şeyi hala beklemeye devam ettik ama en sonunda böyle olmayacak dedik internet bağlattık.O beklediğimiz haberi de vereyim bari nede olsa bu saaatten sonra olması çoook zor.

Biz eşimle 2013'de Antalya'ya gitmiştik orayı beğenmiştik evet Ağustos da gittik çok sıcaktı ama alışırız diye düşündük o zamandan beri hep bir Antalya vardı aklımızda bir fırsat olsa da Antalya'ya yerleşsek diye düşündük.Hem İstanbul'a göre kiraları daha ucuz ne bileyim İstanbul'da kira artı harcamalar o bu şu derken 2000 ve üzerine çıkıyorken burada 500'e de 700'e de kirada oturabiliyorsunuz o da internetten bakmıştım bir kere 700'e 3+1 havuzlu sitede bile oturabiliyorsunuz tabi oranında lüks yerleri var ama yinede İstanbul'la boy ölçüşemez.

Ramazanın ilk başladığı gündü yani Haziranın başlarındaydı. Eşime şu an ki çalıştığı yerden bir teklif gelmiş " Antalya'da ofis açılacak sende oraya gider misin "diye Eşimde kabul etmiş biz o gün bu gün her an taşınabiliriz diye bekle babam bekle , bekle babam bekle bir ara eşim Ekim gibi patronuyla konuştuğunda daha net bir kararın olmadığı Aralık'ın sonuna doğru olabileceğini iletmiş Kasım oldu Aralık oldu bu arada benim evet işsizlik maaşı devam ediyor yalnız ben hiç umudumu kaybetmeden her an gidebiliriz diye iş bakmalara da başlamadım sonrasında baktık olmayacak herhalde ben iş bakmalara başladım daha sonra ofisin açılmayacağını düşündük çünkü ekonomik krizden dolayı diğer şehirlerdeki yerlerinde kapanacağını öğrendik hatta eşimin şu an çalıştığı lokasyon da işten çıkartmalar bile var.Anlayacağınız hayaller Antalya hayatlar İstanbul oldu bizimkisi.Evet ailenden uzak bir hayat kimimiz kimsemiz yok sadece Serhat'ın kuzeni var orada o kadar ben isterdim yeter ki huzurumuz olsun maddi açıdan daha rahat olalım ne bileyim hafta sonu en azından denize gidebilme ihtimalin İstanbul'dakine nazaran daha fazla olanaklı İstanbul'da denize giremiyorsun ki var girenler ama ben girmiyorum en yakın Şile oda 1 saatlik mesafe de bir de hafta sonu olunca iki katı kalabalık oluyor her türlü insanı bir arada görebiliyorsunuz.

Ah ah Allah herkesin gönlüne göre versin diyorum..

Saygılar..

16 Şubat 2017 Perşembe

Sivas Gezisi

Benim Baba tarafı da Anne tarafı da aslen Sivaslıdır hoş Annemler Gürcistan göçmeni Sivaslılar.. Anne tarafından bazı akrabalar Sivas da yaşamaya devam ediyorlar.Dayımın kızı kuzenim İlknur 
Üniversiteyi okumak için Sivas'a gitti ardından bir kaç sene sonra yengem sonrasında da dayım gitti ve artık oraya yerleşmiş oldular. 

Kuzenimin evleneceği haberini aldık Annem çalıştığı için ancak bir gün izin alabilmişti bende onla birlikte dönecektim.Biz düğüne gideriz diye düşünmüştük ama yengem kına gecesine gelin demişti.Yemekli düğün olacaktı ayrıca Nikah da kıyılacaktı öyle dans olmayacaktı tasavvuf tarzında olacağı için yengem de kına gecesinde eğlenirsiniz diye o gün gelmemizi istedi.


24 Kasım Perşembe günü sade ve sadece 2 saatlik uykuyla yola koyulduk ciddiyim sadece 2 saat uyuyabilmiştim uçağımız 07.00'daydı biz saat 5 de kalktık yola koyulduk hem uykusuzdum hem nasıl geçecek bugün diye düşünüyordum hatta ben gittiğimde dinlenirim kuaföre de gitmem diye düşünüp bir gün önceden yıkanıp saçlarımı bile örmüştüm bildiğiniz Sivas da turist gibi geziyordum ☺ Neyse uçaktan indik bu arada pilot "-2 derece" diyordu aay bir korktum anlatamam kar da yağmıyordu . Uçaktan indik hepimizde öyle sıkı sıkıya giyinmiştik ki anlatamam bir baktık güneş yüzümüze yüzümüze geliyor bu fotoğrafı çekerken bayağı zorlandım bir de herkes bize bakıyor bende diyorumki " Sivas'ı gören masum köylüler gibiyiz" ee doğru ben çoook küçükken gitmişim annem 22-23 sene önce diyordu olmuşum 27 yaşında siz hesap edin ☺


Merkeze giden Havaş ve otobüsler vardı ben otobüse doğru giderken bir baktım buraya kar yağmış ☺Biz otobüse bindik otobüs 5 TL Havaş 6 TLmiş biz 6 TL olduğunu bilmiyorduk yoksa onla daha rahat giderdik hoş 25 dk da merkez de olmuştuk.


Hükümet konağının orada indik dayımları beklemeye başladık sonra bizi aldılar arabayla eve gittik bu arada bu fotoğrafların çoğu fot.mak çekildi benim o zamanlar telefonum bozuktu kürüstür telefon kullanıyordum , annemin telefonu pat diye kapanıyordu yani adam akıllı bir selfie yapamadık ☺

Evde yengem bizi karşıladı tabii diğer yengem de vardı annemin kuzenleri falan filan cümbür cemaat öyle bir kahvaltı yaptık ki ben resmen açlıktan çıkmış gibiydim o kadar güzel geliyordu ki.Bir de pide gibi ekmekleri vardı ay adını unuttum bayıldım ona hatta İstanbul'a bile getirdim.


Kahvaltı yapıldı , kahveler içildi önce kuzenimin evine ziyarete gittik çok güzeldi buradaki evler hem uygun hemde at koştur yani kuzenimin evinin salonu , oturma odası , yatak odası ayrıca boş bir odası var iki tane tuvalet benim salonumun yarısı kadar mutfak ve yepyeni bina sadece 700 TL İstanbul'da herhalde böyle bir evin kirası 7000 TL olur ucuz şehir gerçekten sonra merkezi gezmeye başladık.


Hava da ısınmıştı anladım ki sabah ve akşam bayağı soğuk ama gündüz o kadar soğuk değildi en azından gittiğimiz o gün böyleydi ben pişmiştim o kadar kalın giyinmiştik ki " hani Sivas'a gidiyoruz buranın kuru soğuğu meşhurdur " dedik ama gündüz gerçekten güzeldi yalan yok ama sabah ve akşam buz buz bizim o soğukta İstanbul'da kesin kar yağardı .

Çifte Minare

           Taç kapı üzerinde yer alan kitabesine göre 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılmıştır.Medrese , süslemeleri taç kapısı ve tuğla-çini örgülü iki minaresiyle dikkat çekmektedir.Medresenin mekanı yıkılmış sadece doğru yönündeki minarelerin bulunduğu asıl cephe ayakta kalmıştır.

Daha demin de belirttiğim gibi benim telefon kürüstür , Annemin telefonu bozuk işin tuhafı Teyzem'de telefonunu evde unutmuş o sırada kuzenim falan da eksiklerini tamamlamaya gitti yani anlayacağınız adam akıllı selfie yapamamış olduk biz de birbirimizi çektik ☺


Buranın içerisinde gördüğünüz gibi çay kahve içilecek yerler var biz tıka basa dolu olduğumuz için oturmadık hemen karşısında magnetler vardı işte hediyelik eşyalar falan satılıyordu ben eve magnet aldım 2 TL'ydi fiyatı. Aslında çeşit çeşit var ama ben en çok onu beğendim

Bu arada kızlık soyadımı taşıyan bir kuruyemişçi görmüştüm acaba bizimkilerden birine mi ait yani baba tarafından birine mi bilemedim aman merak da etmiyorum açıkcası..


Buruciye Medresesi
Biraz daha dolanıp Buruciye Medresesinin oraya geldik.

1271 yılında Anadolu Selçuklu Sultanlarından III.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Hamedan yakınlarında Burucird'den gelme Muzafferüddin Burucirdi tarafından yaptırılmıştır.Açık avlulu dört eyvanlı medrese Selçuk Dönemi taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir.Medresenin cephesi sarımtırak renkli kumlu taştan yapılmıştır. Dört eyvanlı ve iki katlı medresede yanlarda dört adet sütuna dayanan düz taş örgülü revaklar mimari açıdan klasik bir olgunluk gösterir.Giriş eyvanının güneyinde mescidi , kuzeyinde ise medreseyi yaptıran Muzaffer Burucerdi ve iki çocuğuna ait türbe bulunmaktadir.Türbe de Selçuklu sanatının en güzel örnekleri olan çiniler , medreseye ayrı bir güzellik katmaktadır.Buruciye Medresesi diğer bir adıyla Hacı Mes'ud Medresesi , bugünkü anlamda fizik,kimya ,astronomi gibi pozitif bilimlerin okutulduğu Fen Fakültesi olarak yapılmıştır. 





İçine girdik yine oturma yerleri , işte hediyelik eşya satan yerler falan vardı.

Dolandık ettik küçük bir yer yani eve geldik o kadar yorgundum ki anlatamam size.Kafamı koysam uyuyacaktım ama nerdeee ev kalabalıktı yengemde etli ekmek söylemiş burada meşhurdur ve harika ya anlatamam size yok böyle bir şey giderseniz muhakkak yemeden dönmeyin ☺

Yemek yedik ettik ev kalabalık gelen giden de oluyor derken hazırlanmaya başladık.


Kına gecesine ruhen hazırdım ama bedenen hazır değildim uykusuzluktan beynim dönüyordu artık bugünün bitmesini iple çekiyordum resmen. Neyse çıktık biz arabaya bindik anam ne soğuk çıkmış zaten üzerime montumu da almıştım eğer bu üstteki gibi çıksaydım herhalde hasta olurdum . Hoş yine hasta oldum orası ayrı ☺


Kına gecesi Sivas Öğretmenevin de oldu mekan güzel büyüktü ben yengemin zoruyla kalkıp arada bir el çırptım çünkü hem uykusuz hem yorgundum yani kısacası ayakta duracak halim yoktu hem de bana göre pek şarkı çalmıyordu çoğu zaman halay müzikleriydi ve benim tek becerebildiğim halay damat halayı ☺

Ayy onu geçtim bi tane halay vardı bu fotoğrafta sol taraftaki yengeme döndüm " Yenge o nasıl bir halaydı sanki kutu kutu pense oynuyordunuz " dedim yengem falan bayağı güldü gerçekten çok ilginç bir halaydı ☺Halay çekiyorlardı sonra arkalarına dönüyorlardı sonra tekrar öne dönüyorlardı anam ben Sivaslıyım bilmiyorum yani böyle halk oyunlarını Sivas'a da daha deminde dediğim gibi 22-23 sene önce gelmişim kına gecesi olmasa gider miydim herhalde yine uzuuun bir süre gitmeyi düşünmezdim çünkü Sivas'a karşı bir ön yargım vardı ön yargıdan dolayı çook Sivaslı var kime sorsan 3 kişiden biri Sivaslı çıkıyor o yüzden bende de hep bir ön yargı vardı  " Anam ne var bu Sivas da" diye ama iyi ki de gitmişim diyorum hatta imkanım el verirse bir ara yazın Eşimle gitmek isterim oralardaki kaplıcalara gitmek,daha detaylı gezmek isterim zaten yengemde bizi el üstünde tutar çünkü Nihan yengemin benim için yeri ayrı oda benim için Sivastan kalkıp işini gücünü bırakıp geldi hatta kınamı o yaktı ben onun yakmasını özellikle istemiştim.Hani o gelmemiş olsaydı ikinci bir seçenek hiç düşünmemiştim. Eskiden aynı yerde otururduk kuzenimle aram çok iyiydi yengem İlknura bir şey alsa bana da alırdı benim Annem de öyle yani kardeş gibiydik kuzenimle.Onlar taşındılar ee okul iş güç derken bu sefer de iki hafta da bir Anneannemde görüşüyorduk sonra da Sivas'a gittiler. Bir de çok matrak kadın  50 küsür yaşında bir espriler bir eğlenceler benim için çok ayrı bir yeri var bir nevi onun içinde gittim taa Sivaslara ☺


Kuzenim kapalı olduğu için maalesef fotoğraf paylaşamıyorum çünkü kına gecesinde başını açmıştı ama güzel geçti sadece ben ayakta durmakta zorlanıyordum.Bi de kına yakılırken yengem bayağı ağladı İlknur görmesin diye de Annemle tuvalete gitti.Ee o da tek çocuk ama neyse ki yakınlar birbirlerine.Zamanla alışıyor insan neye alışmıyor ki buna alışamasın değil mi ya ?

Eve gittiğimiz de ben ayakta duramıyordum birşeyler yedik ama ben mi yedim yemek mi beni yedi yok duramıyordum resmen ertesi günde Annemin kuzemi Ayşe Teyze'ye kahvaltıya gidecektik onlar 9'da gelin dedi ben "yoook ben biraz uyuyım ne olur " dedim nitekim bir uyumuşum saat kaçtı artık hatırlamıyorum da deliksiz uyumuşum gözümü açtığımda saat 9'a geliyordu.


Ayşe Teyzelere gittiğimizde masada yok yoktu Serhatta mesaj atıyor " aşkım ne yapıyosunuz fotoğraf yolla" diye canı çeker diye yollamak istemiyordum ama ısrar edince yolladım onunda gözü pastırmaya çarpmış diyor ki " yaa pastırmamı yiyorsunuz " diye bende biraz yüksek sesle konuştum kıyamam diye oradakiler ne oldu dedi " Serhatın canı pastırma çekmiş " diye valla Ayşe Teyze bir kutu yaptı bana içine de bol keseden pastırma koydu bir de katmer ☺

Kahvaltımızı yapıp tekrar yengemlere gittik bavulları alıp çıkacaktık Nihan yengem bize sarıldı " iyi ki geldiniz " dedi ay ondan sonra ben ağladım, Nihan yengem ağladı , ilknur ağladı, Fatma yengem ağladı, benim Annemin bile gözleri doldu yani herkesin bir patlama anı oldu yengem o kadar içten söyledi ki insanın içine dokunmaması elde değildi.

İstanbul'a geldik Eşimi özlemiştim ama hastalanmıştım şu meşhur mide gribi vardı ya anlatamam size öyle böyle hastalanmadım sürekli istifra ediyordum."Ben dayanamıyorum yatıyorum " dedim başucumda kova ertesi gün kalktığımda hala daha midem bulanıyor bir şey yiyip içemiyordum anca akşama doğru yemeğe başlamıştım benden bir iki gün sonra da eşim aynı hastalığa yakalandı yani o aralar yaygın olan bir virüsmüş bu onu anlamış olduk ☺

Saygılar..

14 Şubat 2017 Salı

14 Şubat Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun..!

Bugün Sevgililer günü ama bizim için çok daha önemli bir yere sahip bu tarih..Biz bugün nişanlanalı tam 2 sene oldu ☺


Zaman ne çabuk geçiyor daha dün gibi aklımda o gün ki telaşlarım.Saçlarım istediğim gibi olmadı , bir sürü aksilikler geldi ama yine de her şey çok güzeldi .

Dün gece eşim benim Sevgiler günümü kutladı galiba zaman ilerledikçe çok fazla mı önemsemiyor oluyorum yoksa şu an işsizim , işsizlik maaşı artık bitti istediğim gibi bir hediye alamadığımdan mı önemsemiyorum bilmiyorum normalde böyle özel günlere eşim önem vermez  ama ben gerçekten önem veririm artık 2 ay sonra Evlilik Yıldönümünde güzel bir şeyler yaparız diye umut ediyorum tabii ben iş bulabilirsem öbür türlü tek maaşla ekstra bir harcama yapmak gibi bir lüksüm olmaz eşim istese de ben kabul etmem İstanbul şartlarında hele bir de kira ödüyorsan tek maaşla geçinmek zor Allah yardımcımız olsun Allah beterinden saklasın halimize şükürler olsun.Amin.!

Sevgililer gününüz kutlu mutlu olsun her zaman sevgiyle , aşkla kalın..! ❤

İyi ki varsın canım Eşim.!
Seni Çok Seviyorum ❤

Saygılar..

13 Şubat 2017 Pazartesi

12 Maymun - 12 Monkeys / Yabancı Dizi Yorumu

Eşimle birlikte evlenmeden önce bir iki tane yabancı dizi izliyorduk fakat evlendikten sonra bu sayı o kadar çok arttı ki sayısını ben bile hatırlamıyorum artık kağıda yazıyorum hangi dizileri izlediğimizi ☺ Evet internetimiz daha iki ay önce geldi biz bu dizileri nasıl izledik diye soracak olursanız eşim ya iş yerinde ya da kayınvalideme gidiyordu indirmek için.


İzlediğimiz dizilerden biri 12 Maymun (12 Monkeys ) oldu bu diziyi gerçekten çok beğendiğim için öncelikli olarak bunu yazayım dedim.

Dizi 1995 yılında Bruce Willis , Madeleine Stowe ve Brad Pitt'in başrollerini oynadığı sinema filminin diziye uyarlanmış hali.Hani belki izlemişseniz diye söylüyorum ben izlemedim diye hatırlıyorum ☺


Dizinin Konusu : Tüm insanlığı yok edecek kadar tehlikeli olan bir virüs nedediyle , 2035'te dünya nüfusunun çok küçük bir kısmı hayatta kalmıştır. Salgının etkilerinden korunabilmek için insanlar yer altında koloniler kurarak yaşamaya başlamıştır.Virüsün yok olması için çözüm yolu arayan bilim insanları , zamanda geriye gidebilecek bir makine yaparlar ve ilk test denemesi içinde eski mahkum James Cole seçilir.James geçmişe gittiğinde kendini bir akıl hastanesinde bulur ve  Dr.Cassandra Railiy bulur bu virüsü onunla yok edebileceğini söylemektedir ancak kendini gelecekten geldiğini inandırmakta güçlük çekmektedir.

Dizinin Oyuncuları : Aaoron Stanford (James Cole ) , Amanda Schull (Dr.Cassandra Railiy) , Jose Ramse ( Kirk Acevedo) , Barbara Sukowa ( Katarina Jones ) ,Emily Hampshire (Jennifer Goines)

Benim dizi hakkındaki yorumum : Dizi şu an içerisinde daha 2.sezonda yani 2.sezon bitti 3. sezonun çıkmasını neredeyse 1 senedir bekliyoruz.Fringe dizisini izlediniz mi bilmiyorum bir efsane olan dizi. Ona benzetenler olmuş evet az biraz benziyor neden çünkü bilim kurgu dalında bir dizi ve bilim kurgu dizilerinin bir çoğu hemen hemen birbirine benziyor bizim Türk dizileri gibi yani aşk, ihtiras , intikam , aldatma v.s. bizim Türk dizilerinde de bunlar oluyor ben artık kimin kimle olacağını falan dizinin bir kaç bölümünden sonra söylüyorum ☺ Normalde dizilerin ilk bölümünden pek bir şey anlamazsınız hatta pek sarmaz sizi beni de pek sarmaz ama bu diziyi izlemeye başladığınız an  sarmaya başlıyor insanı ve 2. sezonun sonuna kadar" biri "var onun kim olduğunu tahmin etmeye çalışıyorsunuz ve o tahmin ettiğiniz "biri" o kadar farklı biri çıkıyor ki bende 2.sezonun sezon finalinde tahmin ettim orada da zaten kim olduğu belli oldu artık ☺

Bilim kurgu , gerilim filmlerini dizilerini seviyorsanız tam size göre diyebilirim.Biz bir başladık 2 haftada diziyi bitirdik o da dediğim gibi interneti geç bağlattığımız için iki haftada bitirdik yoksa biz 1 haftada da bitirirdik ☺Ya bir de akıl hastanesinde olan Emiliy Hampshire canlandırdığı Jennifer karakteri beni çok güldürüyor ya kesinlikle çok iyi bir oyunculuk sergilemiş.

Saygılar..

8 Şubat 2017 Çarşamba

Geçmişe dair özlemlerim..!

Televizyonda bir şey izlerken veya sokakta yürürken v.s. size geçmişinize dair bir şeyler hatırlatan şeylere denk gelip " hey gidi günler hey " deyip bir çektiğiniz hiç oluyor mu ?

Mesela ben en çok çocukluğu özlüyorum çocukluğumun geçtiği Suadiye'yi..Mahallenin elebaşı olarak ilan edilmiştim , inanılmaz yaramaz bir çocuktum boşuna üç kez kol kırmadık☺Anneme de bu yaramazlığım yüzünden komşular çok söylenirdi. Bende boş durmazdım tabi kapı ziline basmalar , camlara taş atmalar hatta o kadar da ileri gittim ki bizim bahçede bir varil dolusu mazot vardı onun lekesi de üzerinize bulaştıysa çıkması imkansızdı ben onu alırdım sopalara sürer milletin çamaşırlarına atardım ay çok fenaymışım ya çocukluk işte. 

Güzel Suadiye'm
Bizim apartmanda 1.katta Rahmetli Zehra Teyze vardı o bana aşırı takıktı ben olmasam bile benim hayalimi görüyordu gerçekten abartmıyorum çünkü bir gün ben evde yokum Anneannemde miyim neyim anneme gelmiş " yağmuru al bahçeden " diye Annemde " Yağmur evde yok ki siz kimi gördünüz " demiş ☺ Neyse o dönemler bir şarkı moda ya "Çalgıcı karısı Binnaz "diye bende arkadaşları topladım " Hadi 1-2-3 deyip kadının balkonunun altına geçip "Çalgıcı karısı Zehra" diye şarkı söylettim. Ya yazarken bile gülüyorum bir de kendimden utanıyorum..Mesela biz bir kaç arkadaş İstiklal Marşı eşliğinde birbirimizi eve bırakırdık. Hatta 4.katta bir arkadaş otururdu bizim , apartman ışıklarını açmadan en üst kata kadar karanlık bir şekilde çıkmaya çalışırdık (o zamanlar otomatik değildi ışıklar ) he bu arada bir de İnci Teyzemiz vardı ona da yakalanmamız lazımdı onun evinin oradan geçerken yavaşlıyorduk hayır yavaşlasan ne hacet gözün görmüyor ki milletin ayağına basa basa çıkıyorsun bu sefer canı yanıyor ses çıkıyor İnci teyzede kapıyı açıyor bizde hemen tekrar aşağı artık düşe kalka iniyorduk ☺ Bir keresinde hiç unutmam yine böyle yukarı doğru çıkıyoruz pat küt sesler duydum ışığı bir açtım üç arkadaş merdivende düşmüşler gülsem mi ağlasam mı İnci felaketi çıkacak onu mu düşünsem bilmiyordum.Daha var tabi ama böyle anılarım da uzatmıyım diyorum..

Apartmanımızın önü ama yenilenmiş haliyle
Bizimkiler boşandıktan sonra buradan taşındık. Ben Annemde kaldım ve Baba'yla bir süre görüştüm sonra bazı sebeplerden dolayı kavga ettik ve yaklaşık 3 yıldır belki daha fazladır konuşmuyorum. Hani televizyonda Anneyle ilgili birşey izlersin duygulanırsın ağlarsın ya ben Baba'yla ilgili izlediğim hiçbir şeyden duygulanmıyorum nötr kalıyorum. Herkes için babası ilk aşkıdır ilk kahramanıdır ama benim için öyle olmadı olsaydı hala görüşüyor olurduk belki beni bu konuda yadırgayabilirsiniz kızmam ama içimde yaşananları bir Allah bir ben bilirim ve ben asla kimseyle küs kalmayı seven bir insan değilimdir karşı tarafa şans veririm ama karşı taraf benim iyi niyetimi suistimal eder beni anlamaz kendi kendine tribe girerse işte o zaman ben onun asla bir daha yüzünü bile görmek istemem..Baba mevzusunu da neden açtım hep Annemden bahsettim, belki ölmüş olabileceğini düşünebilirsiniz bu yüzden bu konuya girdim bu arada ne sözümde ne nişanımda ne düğünümde hiçbir şekilde çağırmadım ne onu ne o tarafı.Ben bunları yapıyorsam sebebim çok büyük
 beni yanlış anlamayın ..!

Mehtap -   Ben - Havva
Mesela dostlarımı özlüyorum Mehtap benim çocukluk arkadaşım bebeklik bile diyebilirim.Düşünün 27 yaşındayım yaşımız kadar arkadaşlığımız var.. Havva ise lise yıllarından beri arkadaşız hala hiçbirimiz kopmadık. Mehtap evlendi Ankara'da yaşıyor Havva'da doğum yaptı daha 2 aylık oldu teyzesinin Göktürk'ü ☺Sıralamada önce Havva(2014) sonra Mehtap(2015) sonra ben (2016) evlendim çocukta da önce Havva oldu şimdi sırada Mehtap var ondan bir ekşın bekliyorum ☺ O bahsettiğim çocukluk anılarımda Mehtap var işte daha bir sürü kişi ama hepimiz koptuk gittik bir de Aysu vardı o da Çengelköye taşınmıştı ama ben küçüktüm biraz daha genç kızlık zamanlarımda taşınsaydı kopmazdım ama daha 9-10 yaşlarındaydım taşındıklarında sonrasında bir kaç kere gittim evlerine kaldım o da geldi bana ama zamanla koptuk gittik. Hala daha bir çok arkadaşım var telefonlaştığım görüştüğüm ama bu ikisi benim arkadaşım değil dosttum kardeşim.Onlarla vakit geçirmeyi özledim çalışıyordum mesela Mehtap'a veya Havva'ya gider kalırdım sabahın 3 ünde yatar 7 sinde kalkar işe giderdim yine de o şekilde çalışmak bana koymazdı.Birlikte sahile gider güya diyete başlayalım deyip yürüyüş yapar sonrasında simitleri mideye indirirdik , sahilde dolanıp oturup çekirdek çitlerdik.Yani özlediğim dostlarım ama dostlarımla eski günlerimi özledim. Şimdi nerede çıkıp çekirdek yicez , şimdi nerede sabaha kadar oturacaz diyorum ya dostlarımla eski günlerimi özledim..

Altınoluk

Mesela en çok Altınoluk da yaptığım tatilleri özlüyorum.Daha okula bile başlamamıştım ilk gittiğimde neredeyse 12-13 yıl her sene gidiyordum hatta çocukluk arkadaşım Mehtap bile gelmişti ☺ Denizi buz gibi bir kaç adım gittikten sonra hemen derinleşiyor derinleşen yerler kum ama ilk girdiğiniz zaman taşlı bu arada sahili de taşlı bazen denizden çıktığınızda uzak bir yerde oturuyorsanız ayaklarınız taşın sıcaklığından yanıyordu .Çarşısı ve çarşısının bitiminde oturacağınız meydan , çay bahçeleri , dondurmacıları (en son 2006'da gittim değişmiş olabilir) , tekne turlarıyla oradaki koyları gezip hatta Ayvalık'a bile gidebilirsiniz , ben doğayla biraz baş başa olayım diyorsanız Kaz dağlarına çıkıp oraları keşfedebilir hatta yazın ortasında kaplıcaya bile girebilirsiniz ben girdim bir de üstüne üstlük hiç unutmam grip de olmuştum iki katı sıcaklık yaşıyordum ama sonrasında o gribi çok çabuk atlatmıştım kısacası harika bir yer tekrar gitmek istiyorum ama eşim buz gibi sudan nefret eder gidip de söylenmesini istemiyorum ☺

Yıl 2006 /Altınolukta bir yemek yeri
                                   Altınoluk'a ilk gittiğimiz gün muhakkak lahmacun yemeğe giderdik ben oradaki lahmacunların tadını asla unutmuyorum bilindik bazı markaların lahmacunları kadar güzeldi hatta daha da güzeli..Bir de orada yediğim gözlemelerin tadı daha bir başkaydı..

Altınolukta yakamoz
Gecesi  de ayrı güzeldi buranın çekirdeğini al git o zamanki telefonların şimdiki telefonlar kadar görüntü kalitesi güzel değil.Bu yüzden anca bu kadarını paylaşabiliyorum sizlerle..

Mangal yapmak bile bana Altınoluk'u hatırlatır biliyor musunuz ? Bir yerde bir mangal kokusu duysam aklıma Altınoluk gelir " ah ah " derim..


Mesela uzun yol yolculuğunu özledim en son Serhat askerdeyken yani neredeyse 3 yıl önce Balıkesir'e gitmiştim orası da 5 saat zaten ☺ yani 12 saatte bir yolculuk istemiyorum Altınoluk'a gider gibi 8 saat yeter o otobüse binip muavinin kek dağıtmasını ve sonrasında onu çayla içmeyi özledim. Hatta öyle ki mola yerlerinde uykundan uyanıp o pis de olsa tuvaletlere girmeyi bile özledim..


Mesela Susurluk'ta susurluk ayranı ve tost yemeği özledim onu da en son dediğim gibi Serhat askerdeyken yapmıştım.

Daha da özlediğim şeyler var elbet ama şimdi aklıma gelmiyor bazen gece yatınca düşünüyorum o zaman trilyon şey geliyor aklıma ama iş yazmaya gelince tıkanıyorum ☺ daha da özlediğim şeyler olursa onu da daha sonra ki bir postta yazarım daha fazla duygulanmak istemiyorum ..

Saygılar..

7 Şubat 2017 Salı

Şile Ayazma Plajı

Bu sene balayından sonra tek gidebildiğimiz günü birlik Şile tatili oldu ona tatil denmez ama denizin keyfini çıkarmak insanın birazda olsa kafasını dağıtmaya yetiyor.

2 Ağustos Salı günü gitmeye karar verdik aslında eşim beni Avrupa yakasındaki Aqua Dolphin'e havuza girmeye götürecekti yalnız ben denizi daha çok seviyordum ve buranın pahalı olacağını düşündüğüm için denize gitmenin daha mantıklı olacağını ilettim. Nitekim de öyle evet ücretsiz servisleri var ama bay'a 40 bayana 30 tl alıyorlardı öyle hatırlıyorum yani kafadan 70 TL gitti. Bir de oraya dışarıdan yiyecek içecek götürmekte yasak suyu bile almıyorlar çok eskiden gittiğim için biliyorum ee orada yedik içtik derken 100TL'den aşağı çıkamayacaktık ve havuz yani sadece havuz için de bu paraya değmezdi açıkcası o yüzden bizde Şileye gitmeye karar verdik. 


Eşim o hafta yıllık izne çıktığı için bizde hafta içi gidelim dedik hatta ben Fatoş teyzemi aradım Emreyle gelmesini söyledim. Bir de kayınvalidemi aradım. Sabah kalktığımda hava kapalı gibiydi sıcak ama bulutlar vardı daha erken açar diye düşündüm. Ben sigara böreği kızarttım birşeyler yedik kayınpederimden arabayı alıp önce teyzemleri aldık sonra tekrar geri dönüp kayınvalidemi aldık malum kayınvalidem bir sürü hazırlık yapacaktı bizde en azından vakit kaybetmeyelim diye önce teyzemi alma kararı aldık.



Benzin al , yanına yiyecek içecek bir şeyler al derken saat 11.00 civarında Ayazma Plajına gittik. Fatoş teyzemde bir sürü şey almıştı hatta öyle ki termosta çay bile getirmişti ☺Malum hepimiz iki lokma birşeyler yiyip çıkmıştık evden oraya gidip kahvaltı yapacaktık. 


Şezlonglara oturalım dedik. Ama dedik ki iki tane şezlong alsak yeter çünkü Emre sudan çıkmıyordu ee ben ve eşimde sürekli denizde olacaktık yanımıza ayrıca hasırda getirmiştik.Şezlongları kiralayan adam geldi " kişi başına ücret alıyoruz " dedi. Bizde diyoruz ki " sadece iki kişi oturacaksa oturacak neden kişi başı ücret verelim ki " dedik. Kişi başı da 20 TL'di 100 TL verecektik. Baktık herkes şemsiyesiyle , hasırıyla gelmiş şezlongların önüne sermişlerdi bizde anlaşma sağlayamayınca aynen öyle yaptık hoş bizim şemsiyemiz yoktu ama orada yine bu kiralananlarla tartışmaya giren bir adam vardı ama tartışma konusunu bilmiyorum yalan yok o adamla eşim denizde falan konuşuyordu bir baktık adam sağolsun bize bir tane şemsiyeyi getirdi☺ Biz iki kişi gitmiş olsaydık Serhatla bu kadar zahmete girmezdik ama kalabalık gittik üstüne üstlük denizden çıktığımız vakit bile çok azdı.


Kahvaltımızı yaptık bir sürü şey vardı gördüğünüz gibi ama benim düşüncem sadece denize girmekti. Hemen iki lokma birşeyler atıştırıp denize girdim su ne Akdeniz'in ki gibi sıcak ne Ege'nin
ki gibi soğuktu tam ortasında ılıktı.Tabii aylardan Ağustos bu yüzden su sıcaklığının etkisi fazla ben Şile'ye bir keresinde Haziranın ortasında gitmiştim hem buz gibi hem de dalgalıydı en güzel Temmuz ve Ağustos ayları.


Denize girdiğiniz ilk anlarda ayağımıza biraz taşlar batabilir ama sonrasında kum. Ayrıca plajı'da görüldüğü gibi kum fakat kumlu plajları ben pek sevmiyorum hani güzel yanları var ama yapışıyor falan ya insanın siniri de bozuluyor hoş biz denize girerek az da olsa çözüm üretebiliyorduk ama kayınvalidem için aynı şeyi söyleyemeyeceğim aramızda tek denize girmeyen o vardı☺

Gidip de bitmeyen deniz beni biraz yorsa da çocuklu aileler için çok iyi ben galiba Altınoluk'un o birkaç adım gidip de bir anda derinleşen denizine alışkanlık edindiğim için böylesi beni yoruyordu ama en azından Emre de bizimle birlikte oluyordu.Sarı kuzum Emre ve Serhat'ın arası gayet iyi maşallah onlar ikisi denizde boğuşurken ben biraz açılıp geliyordum hoş dubayı geçmiyordum zaten dubaya gittiğimde de hala daha çok derin olmuyordu tamam benim 1.60'lık boyumu geçiyordu ama panik yapılacak bir durumda yoktu ☺ Zaten açılmamakta gerekiyor yani ben Şileye gittiğimde hep bir tedirgin oluyorum " rip akıntıları"ndan dolayı boğulma olayları çok fazla varya o yüzden mümkün olduğunca kıyıdan çok uzaklaşmamaya çalışıyorum " bana bir şey olmaz "demeyin özellikle Şile'de denize giriyorsanız çok dikkatli olmalısınız.


Sıfır makyajlı eşimin bir anda bende beklemiyordum fotoğraf çekeceğini o yüzden rujumu sürmeye bile fırsat bulamadım☺

Saat geçtikçe o kadar kalabalıklaştı ki anlatamam size iğne atsan denize düşmez misali güya hafta içi ,  bir de her türden insanı bir arada görebiliyorsunuz bende bu yüzden Şilenin bu kalabalığını sevmediğim için buralara pek gelmek istemiyordum ama konu denize girmekse ve balayı da kötü geçtiyse buna da şükreder oldum hiç gitmemekten daha iyidir değil mi ya ? Keşke şöyle Bodrum, Çeşme, Ayvalık , Altınoluk, Akçay , Antalya gibi yerlerde yaşasak da hafta sonu oraların güzel denizlerine gitsek..Bakalım bu sene ne olacak işe girdim diyelim yıllık izin kullanamayacağım bende öyle bir iş istiyorum ki en azından bayram da seyran da evde olayım 1 senen dolmadan izin vermiyorlar 1 sene doldu diyelim bu sefer de büyük olasılık çocuk telaşı olur hamilelik devresi falan valla artık ne zaman çıkarız tatile bilemiyorum.Hamilelik devresi diyorum en azından 1 sene daha düşünmüyoruz bakalım Allah büyük ☺

Sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz musmutlu tatilleriniz olsun.

Saygılar..

1 Şubat 2017 Çarşamba

Evimizin Neşesi Eğlencesi Trump ( Muhabbet Kuşumuz )

Trump ismini duyduğunuzda aklınıza ilk olarak Amerikanın Başkanı geliyor değil mi yalnız bizimkisi bilinçlice konulan bir isim olmadı eşim kuşlarla ilgili video izliyordu orada sahibi kuşa sesleniyor kuşun adı da Kralmış bende " Trump mı koymuş ismini" dedim Serhatta "Kral kral ama biz Trump koyalım mı " dedi tamam dedim öncelikle bunu belirtmek isterim :)
     
   Eşim evimize renk katmak için muhabbet kuşu almak istiyordu yalnız ben temizliği zor olacağını düşündüğüm için istemiyordum bir ara tamam der gibi olmuştum ama net de bir şey söylememiştim bir baktım 31 Aralıkta " Aşkım sana hediye aldım " diye elinde kuşla geldi he bu arada bana değil kendine almıştı hediyeyi ☺


 Kuşumuz korkmuştu. Kafesine soktuk ve ilk gün eşim seveyim derken kuş kaçıp salonuın bir o yanına bir bu yanına uçuyordu.Neyse güç bela kafesin içine soktuk ama çok mutsuzdu ee kolay mı arkadaşlarından ayrılmıştı çok üzülüyordum bir de kafesine elimizi değdirdiğimizde nasıl bağırıyordu ilginç bir ötüştü vardı onu da geçtik ne yedi ne içti inşallah alışır dedik. Neyse ertesi gün oldu bir baktık nasıl bıraktıysak öyle bulduk hareket etmemiş herhalde.Ama o gün bir ilki yaşadık yemek yemeğe başladı. Artık yavaş yavaş da bize gün geçtikçe alıştı hatta öyle ki artık agresiflik bile yapıyor bizi şu bir kaç gündür ısırıyor nasıl bir çözüm bıulacağız bilmiyorum. Kafamıza konuyor , saçımızı yemeye çalışıyor hadi eşimin saçı neyse de benim saçımı yemeye çalışırken eşim almaya çalışıyor aşağılara iniyor saçıma takılıyor bir de ben boynumdan çok huylanırım kuyruğu boynuma geliyor ben gülme krizine giriyorum falan..


Babası sağolsun o kadar çok dışarı alıştırdı ki içeri sokmak için ne çabalar veriyoruz. Bildiğiniz çocuk gibi yani. Çocukları da yatıramazsınız ya ağlarlar , yatmak istemezler aynen bu da öyle işte içeri girmek istemiyor girmek istemediği gibi bir de perdelere konuyor biz gece gece perde tepesinde Trump'ı indirmeye çalışıyoruz ışıkları kapıyoruz içeri soktuğumuzda ise böyle kafese yapışıp kalıyor o kadar komik oluyor ki anlatamam.Bir de uzun bir sürede inmiyor yani ☺


İkinci gün kuşumuz tek ayak üstünde uyumaya başladı Serhatta Facebook üzerinden Muhabbet kuşlarıyla ilgili bir gruba aynen şunu yazdı " Arkadaşlar kuşum tek ayak üstünde uyuyor. Ceza da vermedim :) " diye. Kuşların böyle uyuması normalmiş arkadaşlar burada uyumuyor ama bildiğiniz bu şekilde gözlerini kapatıp uyuyor.

Şöyle bir dizi izleyeyim derken oradaki kuş seslerinden kuşunuz bayağı etkilenebiliyor ve eğer ki o anda dışardaysa etrafta gezinmeye başlıyor , oradan oraya konuyor , deli gibi ötüyor ama bizim kuşumuz bunu sadece bana kasıtlı olarak yapıyor anladığım kadarıyla neden mi ? Çünkü ben ne zaman Bodrum Masalını izlesem herhangi bir dış çekimde bir başlıyor ötmeye susmuyor da anca televizyonun sesini kısarsam susuyor tekrar açtığımda yine başlıyor çıldırtıyor beni velet ☺ Hayır mesela eşim PS oynuyor orada da kuş sesi var onda ses çıkartmıyor ee Survivor izliyoruz orada da deli gibi kuş sesleri var onda da ötmüyor ne var ki Bodrum Masalını açıyorum başlıyor ötmeye. Ay insan ne yapacağını şaşırıyor. "


Bu kuşlar neden hep Babacık demeye çalışıyor da Annecik daha az diyebiliyorlar :) Oğlumuz ayın 31'inde tam 2 aylık oldu biz aldığımızda 1 aylıktı ve maşallah bayağı hızlı çıktı kendi kendine birşeyler söylemeye çalışıyor hatta " babacık" demeye çalışıyor. Bir gün oturmuş TV izliyorum , o zamanlar ayaklık da almamıştık biraz bize alışsın sonra ayaklık alırız orada durur diyorduk bu yüzden sehpada duruyordu yani hemen arkamda baktım sesler çıkartıyor TV yi kapatıp dinleyeyim diyorum ama kapatınca da susuyor bende sesini kıstım baktım içten içe baba demeye çalışıyor " ya ben seni yerim diyorum " hemen aşağı atlıyor , köşeye kaçıyor bir de üstüne üstlük bana kızıyor. Babasına kızdığı yok ben bazen " sus " diyorum kızıyor bana .


İlk zamanlar kafesin altına ayrıca bir ızgara koymuyorduk bir gün oturuyorum kafesten sesler geliyor bir baktım gazete kağıdını yırtmış altına girmiş oradaki mamasını yiyor ☺Yanına gittiğimde de duruyor zannediyor ki ben görmüyorum :)

Ben yazının başında da belirttim istemiyordum temizliği zor olacağı için nitekim öyle bazen bir silkeleniyor yemlerini döküyor , dışarı çıktığı zaman ise belirli bir yerde tutmanız gerekiyor bu sefer her yerde kuş kakasıyla karşılaşabilirsiniz en çokta kafama konduğu zaman yapacak diye korkuyorum o yüzden mümkün olduğunca kafama çıktığı an indirmeye çalışıyorum omzuma koyuyorum bazende o omzuna geliyor sana kafasını eğip bakıyor  sonra arkasını dönüyor bende öpüyorum onu o kadar tatlı ve yumuşacık tüyleri var ki insan ısırmamak için kendini zor tutuyor ☺ Her neyse temizliği zor iki günde bir altını değiştirmeniz gerekiyor ben tek başına yapamıyorum Serhatla birlikte yapıyoruz suyunu falan değiştiriyoruz yemlerini tazeliyoruz zor yani ama güzelde yanı var hiç istemiyordum şimdi iyi ki almışız diyorum oda sizin bir evladınız oluyor " annem, oğlum " diye seviyorsun öyle ki eşim bile eve gelince direkt ona doğru yöneliyor ilgi azaldı anlayacağınız Hani çocuk olunca ilgi azalır ya şimdi daha iyi anlıyorum..



Geçen gün evde dolandı etti sonra kafesinin üstüne kondu Serhat " gel oğlum " dedi o hiç oralı olmadı bir kaç kere söyledi en son tülbentin içine girdi bizden saklandı ☺ ben şok oldum. Gece üşümesin diye polar battaniye ile örtüyoruz üstünü ama ön tarafı açık kalıyor nefes rahat alsın diye. Bende tülbent koyayım ön tarafına da en azından sadece durduğu yerin bir kısmı açık olur dedim. O günde tülbenti katlayıp kafesinin üstüne koymuştum aaa bir baktım orada bir boşluk buldu onun içine girdi ben bir başladım gülmeye oğlum ya bazen böyle alıp içime sokasım geliyor.Ama bir yandan da ısıracak diye temkinli davranıyorum.

Yine geçenlerde eşim çekirdek istedi, bende çekirdek verdim bir de büyük bir kase. Bir baktık içine atladı çekirdekleri yemeğe çalışıyor çıkmıyordu. Bende en son gittim başka kase getirdim yine aynı boyda aynı renkte içine kendi mamasından koydum önce içine atladı bir iki mamasından yedi sonra baktık yine çekirdekli kaseye atladı. Çocuk gibi ya ☺




Cumartesi günü oğlumuza top aldık bayağı alıştı sevdi de artık yere de alıştı eskiden yerde durmuyordu top geldiğinden beri yeri de sevdi☺

Almak isterseniz tavsiye ederim yalnız ilk aldığınızda kuşlar 2-3 gün yemek yemiyormuş bizimkisi ertesi gün yedi. Uzun bir süre ötmeyebiliyormuş bizimkisi 2.veya 3. günde güzel ötmeye başladı onun haricinde anında kızgın ötüşünü gösterdi zaten , 3 aylıkken önce pek konuşmazlarmış bizimkisi konuşmaya yavaştan başladı hani bunu bir bebek gibi düşünün nasıl ki bebeklere ilgi gösterirsen, temizliğini yaparsan v.s hem daha mutlu olur hemde size çok çabuk alışır kuşlarda öyle kesinlikle her şeyden önce ilgi gerekiyormuş bunu anladık. Öyle süs niyetine alıp bir köşeye koyup ilgi göstermezseniz o hayvandan pek umut beklemeyin.

Saygılar..

Share