30 Ağustos 2018 Perşembe

Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!

                                       

Kendi aracınızla yolculuk yapmak gibisi yok! Dilediğinizde mola verirsiniz, canınızın çektiği gibi yemek yersiniz. Gittiğiniz yeri bir turist değil, gerçek bir gezgin gibi keşfedersiniz.
Üstelik aracınızla yurt dışına çıkmak için yapmanız gereken işlemler de her geçen gün biraz daha kolaylaşıyor. Bugünlerde, yeni tip bir çipli ehliyete sahipseniz, Yeşil Kart Poliçenizi yaptırarak sınırı kolayca geçebilirsiniz. Üstelik artık bunu yaptırmak için bir yere gitmeniz, belgelerin peşinde koşmanız da gerekmiyor.

Anadolu Sigorta, Türkiye’de ilk defa Yeşil Kart poliçesini online olarak alma imkanı sunuyor. www.anadolusigorta.com.tr adresini ziyaret edip, plakanızı ve TC kimlik numaranızı girerek işlemi onayladığınız takdirde poliçeniz kapınıza kadar geliyor. Size de seyahat rotanızı çizmek kalıyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun


24 Ağustos 2018 Cuma

Şile Fusha Beach

Daha önceki postlarım da belirtmiştim bu sene tatil için çok yer baktığımı , özellikle bayram zamanı için çok araştırma yaptığımı , fiyatların uçuk olmasından dolayı vazgeçtiğimi yazmıştım madem bir yere gidemeyecektik bizde " bu sene denize girmedik demeyelim " diye rotamızı Şile'ye çevirdik.

6 ve 7 Ağustos tarihlerine yıllık izin aldım , hafta sonuyla birleştirerek 4 gün izin kullandım.


6 Ağustos Pazartesi günü sabah erken saatlerde kalktık , börek yapmıştım, peynir zeytin domates salatalık biber kestim , bir de meyve aldım yanıma oh her şey tamamdı sadece giderken pastaneden simit , marketten de meyve suyu ve abur cubur bir şeyler aldık sonra ver elini plaj.


Motosikletle gittik 50 dakika da vardık , biraz motor da yolculuk yapmak zor oldu ama plaja vardığımızda bütün bu zorluklar silinip gitti.

Fusha Beach hemen girişte bir plajdı , adı gibi dikkat çekici şemsiye ve şezlongları vardı , aileye özel diyordu pek kimse de yoktu bir de pazartesi pek kalabalık olmaz diye düşündük - sonra yanıldık :)


Kişi başı 20 TL verdik.Yalnız şu çok saçmaydı. Plajdan giderken söyleyecektik ama neyse dedik , adamına göre muamele yapıyorlar. Bizden kişi başı 20 TL aldılar, başkalarından 15 TL , bir tane yaşlı bir çift geldi onlardan 25 TL sabit bir rakamı yok. 

Dışardan yiyecek içecek götürebilirsiniz , isterseniz onların kendi restaurantlarında da yiyip içebilirsiniz. Biz yanımıza alacağımızı almıştık , kahve içecektim ama herkesten farklı farklı fiyatlar alındığını gördüğüm için sipariş falan vermedim.

Bizim girdiğimiz yerde dalga kıran olduğu için denizde çok hafif bir dalga vardı ama çok çok hafif , plajın ilerisinde bu dalgalar gittikçe büyüyordu bu yönü güzeldi.Daha demin de belirttiğim gibi haftanın ilk günü olmasına rağmen kalabalıktı ama bir hafta sonu gibi de , iğne atsan yere düşmez misali değildi. 


Biz iki kere denize girdik.Bol bol kitabımdan okudum.Huzurum yerine geldi anlayacağız.Bol oksijenden başıma ağrı girdi :) Serhat ilaç almaya falan gitti.

Kısacık ama güzeldi..

Eskiyi düşünüyorum 5 yaşından beri her sene tatile giderdim , Altınoluk'un daha keşfedilmediği zamanlarda ben oraları avucumun içi gibi bilirdim. Şu an bile gitsem unutmuş olma imkanım çok ama çok nadir. Kaç yaşına kadar her sene gidince unutmak biraz zor. Hatta bazen önceden yengemlerle giderdim , sonra ardından Annemler gelirdi ben neredeyse 2 aya yakın tatil yapardım çok sıkılırdım " Artık dönelim İstanbul'a" derdim şimdi kafamı taşlara vuruyorum bu söylediklerim yüzünden :)

Eskiden hiç tatilsiz senemin olmadığı zamanı hatırlamaya çalışıyorum , bir kere falan gidememiştim o da üniversiteye hazırlanacağım seneydi. Dershanelerin açılması ve bizimkilerin yıllık izinleri daha geç bir tarihte olduğunda o sene gidememiştim.

Evlenince ayağını yorganına göre uzatmak gerektiğinden artı önceki senelerde benim çalışmamam şimdiler de Serhat'ın çalışmaması hep bir engel oldu. Allah büyük diyorum , inşallah seneye istediğim gibi bir tatile çıkabilirim :( Düşünün şimdiden bunun planını ve tarihini bile araştırıyorum. Hatta seneye Ramazan Bayramına alırız diyorum , Serhat işe girerse en azından bayram tatilimiz olur :) Bu kadar deliyim işte. Önceden erken rezervasyon yaptıracağım bakalım Allah sağlık versin de gerisi önemli değil :)

Saygılar..

20 Ağustos 2018 Pazartesi

3 Ağustos 2018 Cuma

Tatil mi ? O da ne ?

Güya saçımı boyattım onunla ilgili post yazarım dedim , alışveriş yaptım burada paylaşırım dedim , daha bir sürü aktivite falan ama nerdeeee yazacak vakit mi var , yok ! :( üzülüyorum ya blog yazmayı çok seviyorum ama ne yazık ki vakit bulamıyorum hafta içi iş, hafta sonu ev işleri falan derken epey yorucu oluyor hatta bırakın buralara gelmeyi , bilgisayarı bile açasım gelmiyor :( Şu iş yerlerindeki internete neden kısıtlama gelir ki? Ne olacak yani internet açık olsa? Hani benim işim internete girsem de aksatacağım bir iş değil ki,bence motive bile ediyor insanı.

Geçenlerde internette bir şey araştırıyordum , oldu herhalde bir üç hafta kadar , youtube çıktı "nede olsa girmiyor" dedim ama yinede tıkladım bir baktım açıldı ben videoya , video bana bakıyordu ben bizimkilere " baksanıza youtube açılıyor " dedim. Hemen ne yapsak diye düşündük , insan böyle olunca da neye gireceğini şaşırıyor. Neyse biraz müzik dinledim sonra taa ne zaman Çılgın Bediş'e başlayıp bitirememiştim onu bitirdim. Şimdilerde 7 Numarayı izliyorum.Eskiden de çok severdim bu diziyi ama başından hiç izlememiştim.He bu arada youtube belli saatlerde geliyor ,  belli saatlerde gidiyor yani öyle kesintisiz değil. Ama geldiği an üç dört bölüm açıp dolduruyorum internet gitse bile izlemeye devam ediyorum o zaman hem vakit de geçiyor hem de daha çok motive oluyorum , işimi de aksatmıyorum.Telefon çalınca durduruyorum sonra tekrar devam ediyorum.Ama ne yazık ki blogger açılmıyor :( neyse ben artık youtube'a da şükrediyorum


Tekrar üniversite sınavına girip okuyacağımı söylemiştim hatta benim isteğim aöf değil de normal bir üniversiteye gitmekti ama çalışmaya başlayınca normal üniversite olayını sildim neyse sınava girdim , aöf 'de önlisans için 150 , lisans için 170 alsan yetiyordu ben her iki baraj puanının çok çok üstünde aldım ona rağmen beni almazlarsa ve kontenjanlarını doldururlarsa çıldırırım :) Çocuk gelişimi istiyorum :)

 Bir ara ders çalışmaya başlamıştım sonra bu işe girince bırakmıştım.Yine iş yerine kitap götürdüm ,  bir kaç kere çözdüm test ama odaklanamadım çünkü çok fazla çağrı yoğunluğu var bir de bazı sağlık problemleri , ramazan falan derken saldım çayıra mevlam kayıra :) Dediğim gibi barajı geçsem yeterdi ve ben çok daha yüksek puan aldım. Valla ne diyeyim bilmiyorum ama o kadar üniversite sınavına girdim , kpss'ye girdim ilk defa böyle bir sınav gördüm hani bir ara barajı geçemem bile dedim o derece.Ben hayatımda böyle bir sınav görmedim.Yani matematik mantık gibiydi , din soruları felsefe gibiydi falan filan Allah emek veren ve kazanamayan arkadaşlarımızın yardımcısı olsun.Bildiğin bu "üniversiteye girme "sınavı değil , "üniversiteye girememe" sınavıydı.


Gelelim asıl meseleye . Tatil planlarınız hazır mı ? Bayram'da güzel bir tatil sizi mi bekliyor ? Öyleyse çok şanslısınız çünkü ben bu sene tatile gidemiyorum :(

Ben mesela son dakikacılığı sevmem geçen sene hoş son dakika Çanakkale'ye gittik ama eve gittik bir otele değil.Ben eğer o sene tatile gideceksem 5-6 ay öncesinden rezervasyonumu yaptırım. 2012'de Bodruma gittiğimde Ocak'tan Temmuz ayına rezervasyon yaptırmıştım , balayına Kasım'dan Nisan ayına.Mesela eski çalıştığım yerde ne zaman yıllık izne çıkacağım belliydi.Yanımda çalıştığım arkadaşımla önceden planları yapardık , ben mesela o sene otele değilde Arsuza'a teyzemlerin yanına gideceğim , hemen 3-4 ay öncesinden uçak bileti alırdım.Yani tatilden bir ay öncesi kala 300-400TL'ye alacağım bileti 150-200 TL'ye alıyordum.


Serhat'ın işsizliği ve işsizliğinin yanı sıra her an iş bulup da yeni bir işe girebilme olasılığını düşündüğümden , ek işi olan Dj'lik işinin malum "yaz sezonu" olmasından ve epey yoğun olmasından ötürü (Maşallah) tatil olayını bir türlü düşünemedik.Yani bırakın tatil olayını düşünmeyi ben evde adamı göremez oldum =D o derece yani.Mesela bazen öyle bir oluyor ki perşembe , cuma , cumartesi , pazar. He iş olsun maşallah , Allah daha çok versin sonuçta çalışmıyor ve bu kazandıklarıyla ( iş bulamama ihtimaline karşın ) biz kışın idare etmek zorunda kalacağız.Neyse gel zaman git zaman şu son 1 aydır araştırmadığım internet sitesi , araştırmadığım otel kalmadı ve biliyor musunuz herşey dahil konseptinde ne Antalya  ne Marmaris ne Fethiye en uygun Bodrumdu ki bende Bodrum'a gitmek istiyordum ama farklı yer olsun Marmaris veya Fethiye olsun dedik , uygun otel bulsan da uçaklar almış başını gidiyor ve havaalanından otele transfer , otelden havaalanına transfer fiyatları uçmuş gitmiş resmen. Bodrumda otel beğeniyorum 2000 TL 6 gün 5 gece iyi hoş diyorum hani gözden çıkardım ne de olsa 9 taksit yaptırırım diyorum.Uçak biletleri transfer derken 1500'den aşağı tutmuyor.Arabamızda yok ki arabayla gidelim bir de ben bayram zamanı baktığım için otobüslerde dolu , bayram da yolda kalma olasılığın yüksek ki ben 6 sene öncede bodruma otobüsle gitmiştim giderken 12 saatte dönerken 15-16 saatte gelmiştim ve sıradan bir zamandı ne bayram ne seyrandı.Kısacası bayramda o kadar para bayılamazdım.

Hani eylül ortası okullar açıldığı dönemde fiyatlar çok iyi hem oteller daha uygun hem uçak biletleri ama bu sefer de Serhat işe girerse ? İşsizlik maaşı bitiyor ?  daha bir aylık taksit ödemişken gittiğimiz tatilin geri kalan 8 ayını nasıl ödeyeceğiz ? Öderiz Allah büyük şükür ama mesela erken rezervasyon yaptırsam en azından yarısını ödüyorsun taksitlerin geriye pek bir şey kalmıyor ama bunda tatili gidip sonrasında para ödemek biraz koyacaktı ve de en önemlisi kış gelecekti masraflar daha çok artacaktı.

Anlayacağınız bana tatil yok ! Seneye ahdım var diyorum , erken rezervasyonlar başlar başlamaz yaptıracağım ne olacak yani ?  iptal sigortası yaptırırsın , en kötü aksi bir durum olduğunda iptal edersin. 
Bende Pazartesi ve Salı gününe izin aldım bir aksilik olmazsa Pazartesi Şile'ye gideceğiz.Bari denize girmedim demeyeyim. Bu arada biraz güneşe çıkmam lazım ,  güneşlenmekten nefret etsem de D vitaminim yerlerde geçen kanımı verdim de bizim şirkette , onlar bir sürü test yaptı , mesela bir insanın kolestrolü hep yüksek çıkar değil mi ? ben kolestrolü düşük çıkan tek insan tanıyorum oda benim , etrafımda herkesin ki hep yüksek =) D Vitamini, Folik asit v.s. bunlar hep düşük.Ayrıca takviye B12 ilacı da alıyorum çünkü bir ara günde en az 10 kere aktardığım , dahilisini ezbere bildiğim insanın dahilisini unutmakla başlayıp , akşamdan hazırladığım sandviçimi sabah yanıma almamakla devam edip , evde ki eşyaları nereye koyduğumu unutup üstüne üstlük "aa bunu ben mi buraya koydum" veya " bunu kim getirdi ben mi getirdim" diye gibi durumlarla karşılaşınca yaptırdım testleri. Özel sağlık sigortamdan düştü ama ben tek kuruş bile vermedim neredeyse 1000 TL'lik test yaptırmışım ama bazıları pahalıydı , zaten o yüzden rakam bayağı uçtu.Dışarda yaptırsaydım sırf 5 tane test için neredeyse bu fiyata yakın verecektim.. Doktor D vitaminin düşük olduğunu görünce " hiç güneşlenmiyor musunuz " dedi bende " hayır sevmem, prensibim değil , şemsiye altından çıkmam ama esmer olduğum için her türlü yanarım "dedim =D yalnız öyle güneş altında yatanlara da imreniyorum nasıl dayanıyorsunuz anlamıyorum ben iki dakika kuruyayım diye çıkıyorum sonra gerisin geri tekrar şemsiye altına geçiyorum o yüzden hiçbir zaman kuru kalamıyorum :) Neyse bu sefer biraz güneşe çıkayım D vitamini depolayım.


Tatile gideceklere şimdiden iyi tatiller diliyorum benim yerime de gezin , eğlenin :)

14 Temmuz 2018 Cumartesi

Evden Çalışmak / Home Office Çalışmak / Freelance


Herhalde birçoğumuzun hayalleri arasında “ evden çalışmak – home office çalışmak” vardır. Sabah erken saatte kalkmak yok , ne giycem derdi yok , sabah-akşam trafik derdi yok , gün içinde “eve gidip ne yemek yapcam şimdi” diye düşünme derdi yok , yokta yok.


Düşünsenize mesainin başlamasına 15 dakika kala kalktınız , çayınızı koydunuz veya kalktınız 1 saat öncesinden çıkıp bir yürüyüş yaptınız ,eve gelip bilgisayarı açıp (bundan sonrasını kendim için tarif edeceğim malum santral’de çalışıyorum ) telefonunuzu aktif hale getirdiniz. İlk 1 saat adam akıllı telefon çalmıyorken mis gibi bir kahvaltı yaptınız. Baktınız doğru düzgün telefon çalmıyor kalktınız temizliğe , yemeğe , hatta ütüye bile giriştiniz. Şu an 08:00-17.30 çalışıyorum ya bana deseler ki 08:00-18:00 arasında çalış , okey derim zaten 17:30’dan sonra 1 saate yakın yol çekiyorum.Problem değil yani. Neyse saat 18.00 sistemi kapattınız masayı hazırladınız , yemeğinizi yediniz. Sanki hiç çalışmamış gibisiniz üstüne üstlük evinizde , oturduğunuz yerde para kazanıyorsunuz.Böyle bir dünya mevcut mu ?


Evet Home Office çalışanlar var , yok değil ama benim bahsettiğim , kendi kurumsal firmanıza bağlı olan bir home office çalışma şekli. Şu an telefonda satış ne bileyim çağrı merkezi gibi işleri zaten eve veriyorlar ama bunlarla ne kadar mutlu olabilirsiniz. Telefonda satış zaten çok zor yaşadım biliyorum , çağrı merkezi ise neredeyse normal işe gider gibi şartları var , haftanın 6 günü ya vardiyalı ya sabah 8-6 ya 9-6. Yani değişen pek bir şey olmayacak..Benim bahsettiğim kendi işini , evine taşıyanlara.

Bizim şirkette pilot uygulama başladı sadece bir bölüm için , Aralık ayının sonuna kadar devam edecekmiş.Esnek çalışma saati (bu benim için imkansız ben uzakta oturuyorum ve altımda arabam yok ki sabah daha geç gideyim akşam daha geç çıkayım) ve Home Office çalışma. Ama bu home office çalışma işi sadece haftanın bir günü olacak diğer günler şirket içinde olunacak.

Ben daha önceden de size söylemiştim , koskoca plazada otoparkta çalışıyorum , şu yönü iyi ; karışanın yok , kitap oku , telefonda takıl , sosyal medyada gezin o konuda rahat ama pencereyi açıp bir gün ışığına değil egzoz dumanlarına maruz kalman fena , kapıdan çıkarken sürekli arabalarla karşılaşman ve eğer dalgınsan herhangi bir arabanın sana çarpma olasılığının yüksek olması , en basiti bir lavaboya gitmeye kalktığında gidip gelmen en az 10 dakika. Neyse bizim kızlar ben gelmeden bir kaç ay öncesine kadar normal bir ofis ortamında çalışıyorlarmış , şirket bazı masrafları kısmak için bazı bölümleri taşımış hatta iki üç bölüm aynı ofiste çalışmaya falan başlamış bizim kızları da otopark’a inmeyi teklif etmişler , tabi bizimkiler önce istememiş hatta evden çalışma fikrini sunmuşlar “data eski , santrali taşıyamayız , alt yapı uygun olmaz” gibisinden söylenim olmuş. En son inmişler otoparka. Geçenlerde böyle bir mail gelince (Tabi bizim işimiz diğer bölümlerden daha farklı biz sürekli telefonda iş yapıyoruz) bizde “ acaba biz tekrar teklif etsek mi “ diye düşündük.O kadar çok istiyorum ki anlatamam :( Özellikle ramazanda tek başıma kaldığım o haftadan sonra daha çok ister oldum onu da anlatayım da bana hak verin.


Ramazan başladığında bizim burada ki C.Abla ‘nın bacağında sinek ısırığı gibi bir şey çıktı ,  gittikçe büyüdü o da yıllık izin alarak doktora gitti. Bir 4 gün yoktu.(Salı,Çarşamba,Perşembe,Cuma) Neyse M.’de ,  C.Abla gelecek diye bir sonraki Pazartesi yıllık izin aldı doktora gitmek için ama ne oldu dersiniz. C.ablanın ki kana falan karışmış sürekli sabah akşam iğne vurdurması gerekiyormuş.M’de yıllık izin aldığından ben o Pazartesi günü tek kaldım , sadece 10 dakika mola kullandım ve üstüne üstlük 340 tane çağrı aldım. Neyse C.ablaya doktor bir 5 gün rapor vermiş , M.’de bir 5 gün rapor almış ben o hafta tek başıma kalmam mı . Zaten beni buraya almalarında ki asıl amaç çağrıların yoğunluğundan çok , herkes iznini rahat rahat kullanabilsin , burası tek kalmasın , tek kalınca çağrı kaçıyor ve mola kullanınca da çağrılara bakan olmuyor bu yüzden bir kişi iznini kullanırken diğer iki kişi çağrılara bakacak , dönüşümlü yemeğe ve molaya çıkılacak diye alındım.Ee ne oldu ben 5 gün yalnız kaldım. He benim hastalık için alınan rapora asla sözüm yok. Zaten C. Abla öncesinden yaşıyordu sıkıntıyı ama ben M’nin açıkçası Cuma gününden Pazartesine yıllık izin alıp Pazartesi de 5 gün rapor almasına neyse bir şey demeyeyim. Yani şimdi ben hastaysam bugün veya yarın doktora giderim he bir de özellikle zaten özel hastaneye gideceksem neden Cumartesi gitmeyeyim de Pazartesi gideyim ki değil mi ? Yani sizde bu işin içinde bir şey aramaz mısınız. He tamam madem aldın 2-3 gün al rapor ,  5 gün nedir ben olsam almazdım ya kendimi biliyorum. 

İnanın şubatın sonunda rapor aldım iki gün diye. Mayısta fena bir bahar gribi oldum artık hapşırmaktan yorgun düşüyordum ona rağmen işe gittim , çalıştım neden biliyor musunuz çünkü daha üç ay öncesinde rapor aldım , şimdi laf ederler, arkamdan da laf ettirmeyi sevmediğim için almadım. Hoş eski çalıştığım yerde sene de iki kere ağır grip olurdum ikisinde de birer gün rapor alırdım yani 1 senede sadece 2 gün rapor alıyordum. Aynı durumda C.Abla’da olsa rapor almazdı yalnız kalacağımı bile bile. Yani sizce ben mi abartıyorum. Zaten M’nin izin almaları , rapor almaları meşhur cidden ben geldiğimden beni kaçıncıya izin kaçıncıya rapor alıyor hesaplayamadım. Mesela C.abla neredeyse Ramazanın bitiminde geldi işe , onun durumunu zaten biliyordum.. Eee bir de bu M’nin hamileliği var. Hamile kalırsa her ay rapor alır bu.Zaten bende artık karar verdim en ufak bir hastalıkta bile rapor alacağım bir gün iki gün ne gerekiyorsa , benim yalnız kaldığımı bile bile rapor alıyorsa benim diyecek bir sözüm yok.


En azından Home Office çalışınca böyle dertlerin olmaz değil mi.? Anca çok önemli bir işin olur dışarı da , o zaman izin kullanırsın. O yüzden bunu çok istiyorum cidden . Yani aldığım bu paraya birkaç sene çalışmaya bile razıyım zam da yapmasınlar birkaç sene . Yeter ki evde olayım. Bir ara istifa edecek aşamaya geldim Serhat şöyle kurumsal bir firmada çalışsaydı o zaman çıkmıştım işten kesin , ama Serhat benim elimi kolumu bağlıyor işte :( o bir hafta yaşadığımı hissetmiyordum bir de Ramazan , ziyaretlere falan gidiyorsun, gittiğin yerde de ister istemez iş yapıyorsun iki katı yoruluyorsun.

Valla şaka maka ben bu home Office işini bayağı bayağı kafaya koydum , umarım bize de böyle bir uygulama sağlarlar.Anlattım da size yaşadıklarımı . Burası bir bayan için zaten uygun bir yer değil. Benim allerjim var zaten , her gün bir kere hapşırmazsam içim rahat etmiyor. Bir de bu iş için çok araştırma yaptım , eski şirketten tanıdıklara sordum , uğraştım da anlayacağınız.Nereleri aradım , nerelerden bilgi aldım hatta en son beni Hollanda'dan falan aradılar o derece =D

 Bir ara kafaya çok koydum ama bizim Müdür'le , C.abla otoparka inmemek için tartıştığından C.abla pek onla karşı karşıya gelmek istemiyor. M'de işini kaybetmekten korktuğundan geri çekiliyor ( bu arada kızın durumu da maddi anlamda gayet iyi ,üniversite okudum diye hava atıyor ,bende " o zaman niye indin ki aşağı ben senin yerinde olsam asla inmezdim , o kadar okumuşum boşuna mı okumuşum "dedim :) biraz bozdum anlayacağınız . Ee tabi buradan başka rahat iş bulamaz ki.Yaptığı tek şey telefon bakmak kendi işini yapsa böyle mi olacak. Evet ikisi de çok iyi insanlar ama kendini böyle üstün görme şeyi yok mu delirtiyor beni ) şimdi ben mi gideyim 7,5 aylık elaman olarak konuşmaya ? Ben onlarla aynı ofiste çalışsaydım o zaman tamam da ben direkt otoparka indim adam bana dese " Biz sizi zorla tutmadık Yağmur hanım siz bunu bilerek geldiniz dese" haklı verilecek cevabım yok. Bende en son dedim " ben konuşmam , bence bir süre askıya alalım şu pilot uygulama bitsin sonrasına bakarız , belki hamilelik durumu olur veya ne bileyim birimizden biri işten çıkar o zaman yeni birini alıp onun için masraf yapacaklarına bizim için bir kere masraf yaparlar olur biter , anca böyle bir zamanda teklif edebiliriz " dedim.Yapacak bir şey yok..

Valla ne diyeyim dua edin benim için..
Hayırlısı her şeyin..

24 Haziran 2018 Pazar

Küçücük bir mucize ve tatil isteği..!

Bayram geçti gitti , ben arefe günü de izinliydim ama bu bayramda ne yaptın diye sorsanız sadece aile büyükleri ziyaret edildi o kadar :) hatta ilk gün herkese gidip , diğer iki gün evde dinlendim. 

Bayramda herhalde hepimizin canını acıtan yavru köpek olayıydı . Fotoğrafını paylaşmıyorum çünkü her baktığımda ağlıyorum , bütün bayramda içim acıdı. Allah bunu yaşatana zaten cezasını verecek. He bir de "kazayla" oldu diyenler var ya , işte iş makinesi "kazayla"yapmış diye. Maşallah iş makinesi sadece patilere mi çalışmış ? hadi öyle oldu varsayalım , kardeşim orada acı içinde kıvranan bir köpek sesi duymadın mı ? insanın eline bir şey batsa "ay " diye irkiliyor o hayvanın hem bacaklarını kopar hemde ses duyma olacak iş mi ? hani kaza ya , madem öyle ses duydun çağır yardım o hayvanı acılar içinde orada bırakmanın anlamı ne ? Valla yazarken hala çok sinirleniyorum. Size şöyle bir şey anlatıyım.


Bu gördüğünüz yaralı kuşumuzun adı Mucize. Neden mucize ? Çünkü Annesi çakıl ve Babası çiko tarafından dövüldü.Şaka yapmıyorum , o kadar çok yavruları oldu ki artık sayamıyorum , hiçbirini bir kez olsun dövdüklerini görmedim ama nedendir bilinmez bunu dövmüşler. Hatta ilk gün kafasında biraz böyle çizik vardı biz de Annesi dövdü diye anneyi ayırdık ertesi gün baktık ki çizik iyice açılmış kanamış , he dedik bu sefer babayı ayıralım Annesi baksın. Bu sefer bir baktık ki Anne'de dövmüş en son bulduğumuzda bu haldeydi.
 Ben işe gidiyorum yokum evde , Serhat babasının yanında ona yardım ediyor , ee Ramazan öncesi Dj'lik işleri oluyordu evde olmuyordu.Sürekli takip edemiyorduk ki bir de daha bir aylık bile değildi , 4-5 gün falan vardı , bizde anne babasından ayırdık , ayrı kafese koyduk. O kadar ürküyordu ki , yemek yiyemiyor , Serhat ona merhem aldı onu sürerken canı yanıyor , ya küçücük kuş diyorsunuz ama o bir CAN . Yemek yiyemediği için cicibebe'den mama yapıyoruz Serhat onu şırınganın o tüp kısmı var ya artık ne deniyor bilmiyorum ona , onla besliyordu. Hayatı bile erken öğrendi cidden dalga geçmiyorum. Normalde kuşlar tüneklerine çok daha geç zamanda çıkarlar bizimkisi hemen çıkmaya başladı , ilk zamanlar yerden mama yerler sonra mama kaplarına alınır bizimkisi ikinci günden mama kaplarına çıkığ yemek yemeğe çalışıyordu. Kuşu parmağımıza alıyorduk öyle güzel geliyordu ki sanki 1.5 aylık kuş dersiniz.


Bir gün hiç unutmam Serhat'ın Dj 'lik işi var en son öğlen beslemişti bende şırıngayla besleyemezdim , canını yakarım diye korkuyordum .. Mucize saatlerdir aç yemek kıramıyor , daha küçük, ne yapsam ne etsem aldım böyle üşüyordu da havluyla sardım ona kaşıkla cici bebe yedirdim baksanıza nasıl yiyor. Bizde hep " yaşarsa mucize olsun" adı dedik. Allaha şükürler olsun yaşadı , şu an çok fırlama :) ama o kadar kötü yarmışlardı ki kafasını falan , tüylerini yolmuşlardı resmen , aradan iki ay geçti daha yeni tüyleri çıktı.


Bu da Mucizenin en yeni hali , fotoğraf biraz kötü çıkmış ama ne yapayım artık ele gelmiyor diğer kardeşlerinin yanında yaşayıp gidiyor , onları da çok seviyor :)

Yani kısacası ben küçücük bir kuşu yaşatmak için elimden geleni yapıyorum , millette ki bu canilik neden ? Bakın korkmak ayrı , nefret etmek ayrı bir şey. Olabilir bende bazen korkuyorum karşıma aniden köpek çıkınca ama gidip ona da zarar verecek potansiyele sahip değilim. He sana zarar vermediği sürece sen zaten hiçbir hayvana zarar veremezsin. Bence artık caydırıcı bir ceza verilmesi gerekiyor , acil kısmından bir yasa çıkmalı !


Gel gelelim diğer tatil meselesine. Eskiden otele falan gideceksem taa kaç ay öncesinden rezervasyon yaptırırdım , Arsuz'a teyzemlerin yanıma gideceğim zamanda , izinlerimi yazdığım gün (eski çalıştığım yerde nisan ayında yazıyorduk izinleri) ben hemen uçak biletlerini alırdım. Anam evlendik , hep apar topar oldu tatil meselesi. Hoş ilk evlendiğimiz sene balayına gitmiştik ve döndüğümüzde de koca yaz sadece bir kere Şile'ye , denize girmeye gitmiştik ama geçen sene damdan düşer gibi yazın çalıştığım yerdeki işten istifa edip , gecesine Çanakkale'ye gitmemize ne demeli ? Geçen sene Çanakkale tatili yazarken , bu sene için güzel bir otel'de tatil yapmak istediğimi belirtmiştim , sorun ne yaptın diye , hiçbir şey , öyle arada tatil sitelerine girip iç geçirmekle yetiniyorum :)

Anlayacağınız bu senede (en azından şimdilik) bir tatil planı yok. Ya Çanakkale ya Arsuz olabilir.Ama bunlar ev ortamı , otelde ki gibi rahat olamayacağım :) Belki bir tık beklediğim bir haber var o haber gelirse Bodrum olabilir ama çokta yüksek ihtimal vermiyorum.

Anlayacağınız hayaller Bodrum hayatlar yine İstanbul ..!

Saygılar.

14 Haziran 2018 Perşembe

Ramazan'da bitti - İyi Bayramlar

Yine uzun zamandır yoktum , eskiden ara ara güç bela işlerden vakit buldukça uğruyordum ama Ramazan girdikten sonra pek uğrayamaz oldum. İftar için o kadar çok misafirliğe gittim ki neredeyse Ramazan'ın yarısı misafirlikte geçti :) Düşünün ben daha 5,5 ay oldu yeni evime taşınalı bu Ramazan'da misafir ağırlarım , yeni evimi de görürler dedim ama ne hacet kimseyi çağıramadım hem çalışıyorum da hafta içi zaten kimseyi çağıramazdım.


Hani bir post yazmıştım , istemsizce diyete başlamak diye he işte o zamandan bu zamana 5 kilodan fazla vermiş oldum.55.6 iken 50.4 oldum.Ramazanda'da kilo verdim. Şükür bu sene diğer senelere göre migrenim çok tutmadı ilk zamanlar biraz baş ağrısı yaşadım sonra geçti. Daha doğrusu benim Ramazan öncesi bu iştahsızlığım , öğünlerimi azaltmam , yarım tabakla bile doymam sayesinde Ramazan'da daha rahat oruç tuttum. Benim tek derdim uykusuzluktu. Ramazan girdiğinden beri gece 12'den önce uyuyamadım ee sahura kalktım ( neyse ki eşimin çalışmaması işe yaradı da o hazırladı ) sahur sonrası tekrar yat uyu derken resmen 5 saatlik uykuyla duruyor oluyordum. Sabah 7:10 hatta bazen daha erken işe gittiğim oluyordu mesai başlayana kadar 5-10 dk bile olsa uyuyordum keşke şöyle yarım saat kırk dakika falan uyusam ama nerdeee.. Düşünün ne sabah ne akşam serviste bile uyuyamayan ben akşamları ara sıra uyuduğum oluyordu.Neyse bir Ramazan'ı daha geri de bırakmış olduk. Allah daha nicelerini nasip etsin , Allah kabul etsin..

Yukarıda ki lokumu da şirketten hediye ettiler . Şimdi şöyle benim çalıştığım yer şirketler grubu ve bu şirketler grubu kendi içinde ayrılıyor . Bildiğiniz ayrımcılık var :) Mesela bir gruba Divan'dan çikolata ve kolonya dağıtmışlar , diğerlerini görmedim hatta bir gruba hiç bir şey dağıtmamışlar, bize de bundan verdiler. İşin tuhafı , beraber çalıştığım abla bana hep isyan ederdi " ben 18 yıldır çalışıyorum hiç bir bayramda görmedim anca tanıdığın olacak ki sana extradan versin , nadir işte kadınlar gününde falan bir şeyler verirler " derdi benim şansıma mı ne bu sene dağıttılar =D hayır bundan bir kaç ay önce de zeytinyağı vermişlerdi . Normalde çok şanssızımdır , mesela blog çekilişlerine bile katılmam ben , eski çalıştığım yerde 8 yılda bir çöp hediye bile çıkmadı yılbaşı çekilişinde :)




Eski çalıştığım yerden sevgili arkadaşım Nuray ve ailesiyle iftar yemeğinde buluştuk. Bizim amacımız Anadolu kavağına gitmekti ama o hafta hava esiyordu nitekim bizim buluştuğumuz gün yağmur bile yağdı. Bizde görüşmek istiyorduk , iptal etmekte istemiyorduk zaten sene de bir anca görüşüyoruz bu yüzden ortak karar alarak Çengelköy Paşa Kokoreç de buluştuk . Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın , hatta yediğimiz hafif tatlı da bize kalsın (bunla ilgili ayrı bir post yazmak lazım) diyerek konuyu kapatıyorum :)


 Saçımı boyattım hemde kestirdim :) Ama onunla ilgili ayrı bir post paylaşacağım..


Sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz huzurlu , mutlu bir bayram diliyorum ve bayramda tatile gidenlere sevgilerimi yolluyorum :) Benim yerime de bol bol denize havuza girin , benim yerime de bol bol gezin.

Saygılar..

9 Haziran 2018 Cumartesi

Dünyanın Bir Ucuna Uzanan Gerçek Bir Hikaye...

''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Reklam filmine konu olan hikayede ise, 15 yıllık kariyerlerini bir anda bırakan üç beyaz yakalı gencin hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelişi ve Mototrio isimli grubun kuruluşu anlatılıyor. Grubu kuran gençler önce Türkiye’yi, sonra dünyayı geziyorlar. Şu an Kolombiya’da olan ekip, Shell’in verimli yakıtlarıyla daha iyi bir yolculuk deneyimi yaşamaya yeni rotasında devam ediyor.

                                          
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Share