9 Temmuz 2014 Çarşamba

Fethipaşa Korusu İftar Durağı



Bugün ki iftar durağımız Fethipaşa Korusu :)
Fethipaşa Korusuna,ilk kez Ortason'da dersaneyle birlikte gitmiştim.Daha sonra uzuuuuun yıllar geçtikten sonra Sevgilim sayesinde tekrar gitmeye başladık.


Fethipaşa Korusu,  Kuzguncuk ile Üsküdar Merkez arasında kalmaktadır. Deniz manzarası , yemyeşil ağaçları , mis gibi açan çiçekleriyle harika bir sosyal tesis diyebilirim.Altını çiziyorum sosyal tesis çünkü fiyatlar çok uygun hatta yukarıda çektiğim resimde de fiyatları az biraz görebilirsiniz.




            Fiyatlar uygun olmasına uygun da bizim şöyle bir durumumuz oldu anlatayım :)
o3 Temmuz Perşembe.Sevgilimin asıl amacı piknik yapmaktı. Çamlıca Tepesine önce çıkmak istedik her zaman arabayla gittiğimiz için gözümüze gitmek kolay geldi ama aracımız olmadığından gitmesine giderdikte dönmesine nasıl dönerdik onu bilemediğimizden yani biliyoruz nasıl döneceğimizi ama kaç gibi döneriz , oranın bir dünya yürüme yolu vardı bu yüzden orasını es geçtik. Sevgilim de , " Aşkım annem birşeyler hazırlıyor Çamlıcaya gitmeyelim o zaman Fethipaşaya gidelim " dedi."Eee aşkım Fethipaşaya dışardan yiyecek götürebiliyormuyuz ki " dedim. " Götürürüz herhalde " dedi. Okeyleştik. Çıkışta ben direkt olarak Üsküdar servisine binip Fethipaşa Korusunun önünde indim Sevgilimde otobüsle gitmişti benden sadece 2 dk önce gitti.



                    İçeriye girdik yokuştan yukarı çıktık karşımıza beyaz köşk geldi . Beyaz köşkün sol tarafına doğru ilerlediğimiz de yiyecek , içecek alınan yerler ve oturulacak masa sandalyeler var.Oraya oturmadık daha sakin bir yer olsun istedik. Daha iftara 1 saat 45 dk falan vardı şimdiden dolmaya başlamıştı. Biz bir üst katına çıktık.Orada da masalar vardı ama devasa ağaçlardan manzarayı göremiyorduk.En son , son kat olan bir üst kata çıktık orada masalar yoktu sadece iki tane beyaz bir sandalye koymuşlardı. Bizde oraya yerleştik. İftara doğru ayarlarız birşeyler diye düşündük. Sevgiliyle birlikte manzara karşısında hayaller kurduk.Baktık zaman geçmiyor yine #wine'da video çektik. Hem güldük hemde zaman öldürdük. İftara yaklaşırken Sevgilim içecek almaya gitti. İçecek almaya giderken ekmekte alacaktı çünkü getirdiği yemeklerin yanında ekmek yoktu. Bizimde almak aklımıza gelmemişti. Benlik sıkıntı yoktu da Aşkitoşkom doyacakmıydı şüpheliydim. Sevgilim geldiğinde " Aşkım buraya dışardan yemek getirmek yasakmış he " dedi . Bu yüzden ekmekte alamamış :)  "Ya aşkım ben demiştim dimi sana " dedim :) Yani bunu yazmakta ki amaç haberiniz olsun biz yaptık siz yapmayın :) Zaten fiyatlar uygun ne yemek isterseniz oradan alın sakın ama sakın dışardan götürmeyin. He yakalandık mı hayır ama bu sefer dip bucak , kaçak göçek yedik. :) Allahtan bulunduğumuz yerde ki manzara 10 numara 5 yıldızdı da pek düşünmedik nasıl bir şekilde yediğimizi.


                                   

Ezan okunmasına 10 dakika kala zulayı çıkardık :) Bulunduğumuz yerde kimse yoktu , bir alt katta da sadece bir aile falan vardı . Sevgilim bir alt kattan hemen bir sandalye aldı. Yemekleri bari oraya koyalım dedik. Kayınvalidem ; biber dolması, etli fasülye yapmış. Ayrıca salatalık ve domateste eklemiş. Bende onları kestim. İçecekleri de Sevgilim aldı tamam hazırdık artık :) Bu arada o kadar zaman geçmesine rağmen yemek ılıktı :) 

Manzara harika

Ezan okundu. Açtık yemeklere nasıl daldık anlatamam. Ben Fasülyenin her çeşidini yerim çok seviyorum. Ama Biber dolması için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kabak olsa oo homuni gırtlak götürmüştüm ama Biber'in hiçbir türlüsünü sevmediğim için sadece içini yemekle yetindim. Yemeği bitirdik. Ekmeksiz yiyince insan bütün yemekleri sömürüyordu. Tabağa baktığımda en son 4 tane biber dolmasından 3.5 tane kaldığını gördüm.Hatta Fasülyenin de sadece suyunun kaldığını :)


Allah'a şükürler olsun doyduk. Rehavet çöktü . Biraz durduk ve manzarayı izledik. Sonra ilk kata indik.Birer çay aldık bir tanede Acıbadem kurabiyesi. O kadar yemeğin üzerine o Acıbadem Kurabiyesini nasıl götürdüm bilmiyorum. Daha doğrusu birazcıkta Sevgilim yedi ama yarısından fazlasını ben yedim diyebilirim.

Fethipaşa Korusuna  gitmek isteyenler için ;

 Anadolu Yakası ;  Özel Araçla :- Üsküdar merkezden , Kuzguncuğa doğru sahil şeridini takip ettiğinizde hemen sağ da kalmaktadır.

- Beykoz tarafından geliyorsanız eğer Beylerbeyini geçip Kuzguncuk ışıkların biraz ilerisinde solda kalmaktadır.
Otobüs :  Üsküdar Merkezden kalkan 15 numaraları bütün otobüsler önünden geçmektedir. 15,15 B,15 S,15 U,15 R 
Minibüs: Üsküdar Merkezden kalkan Çengelköy Minibüslerine binebilirsiniz.

Avrupa Yakası ;  Özel Araçla : 1.köprüden Beylerbeyine bağlanıp , yine Kuzguncuk istikametini takip ettiğinizde sol da karşınıza çıkacaktır.

Dilerseniz Beşiktaştan vapura binip Üsküdar Merkezde inebilir ve yürüme mesafesi olarak 10-15 dakikada varabilirsiniz..Dilerseniz yine, 15 numaraları otobüslere veya Çengelköy minibüslerine binip önünde inebilirsiniz.

Bir sonraki İftar durağı Lezzetleri için görüşmek üzere.

Saygılar

8 Temmuz 2014 Salı

Kandilli ve Çengelköy Paşa Kokoreç İftar Durağı

                                                 
                                                                                                                   
 8 Temmuz Salı.Bugün ki iftar durağımız , bir çok ünlününde uğrak yeri olan Çengelköy Paşa Kokoreç :)
Anadolu Kavağındaki iftarımızdan sonra bu sefer Sevgilimle birlikte Nuraycım ve ailesini bizde Çengelköy'e davet ettik.
 18.30 'da Nuraycım ve Ben mesaiyi bitirip çıktık,Sevgilim bizi şirket önünde bekliyordu.Hep beraber servise bindik bir kaç dakika sonra Çengelköy Merkezdeydik. Ömer abi ve Ecrin bizi Çengelköy merkezde bekliyorlardı.İftara iki saat vardı.Şimdiden gidip oturmak istemedik. Arabaya binip Çengelköy sahilinden rotamızı Kandilliye çevirdik.




Kandilli'ye geldiğimizde iftara 1 saat 40 dakika falan vardı.Daha şimdiden gölgede kalan neresi varsa dolmuştu.Hatta kimisi Mangal'ını yakmaya bile başlamıştı.

Ecrin oyun parkında oynuyordu biz ise fotoğraf çekiyorduk :)




Aşkımla yine muzurluk peşindeydik , çocukluğumuza döndük :) 

 İstanbul'un keşfedilmemiş o kadar çok yeri var ki ..Burası bize yakın olmasına rağmen Sevgilimle ilk defa gelmiştik.


Manzaranın keyfini çıkara çıkara fotoğraf çekmeye devam ettik. Sonrasında ise Ömer abi ve Serhat bizden uzaklar da sohbete daldı bizde Ecrinle oyun oynamaya daldık. Oyun dediğimde Parkın içinde spor aletleri var. Ben bisiklete oturdum Ecrin de önüme oturup pedal çevirdi.Beni bisikletle gezdiriyordu =P Dondurma yemeğe götürüyordu , yemek yemeğe götürüyordu.Bisikletle sinemaya bile gittik :) Artık sonlara doğru denizaltına girmediğimiz kalmıştı ona da girdik. Bu arada küçük beyfendiler yanımıza geliyordu ama bizim kızın yüz verdiği yoktu :) Afferin ona . Eee kızımız küçük müçük ama güzel maşallah. Bu yaşta erkekler yanına geliyorsa bilemiyorum büyüyünce ne olcak. Nurayların çekeceği var. Bir de zaten zamani çocukları çok bilmiş. Bir soru soruyorlar dımdızlak kalıyorsun :)

                İftara 40 dakika kalmıştı. Yavaştan toparlandık. Arabaya binip Çengelköy'e geldik.





Paşa Kokoreç'e geldik. Sabahtan arayıp Teras katına ve özellikle yola yakın kısmına rezervasyon yaptırmıştım. İçeri girdik , daracık merdivenleri aşarak yukarı çıktık :) Bizim rezervasyonlu yerimiz doluydu. "Hoşgeldiniz efendim " diye sıcak bir karşılama oldu."Hoşbulduk. Benim rezervasyonum vardı.Özellikle yola yakın kısmı için istemiştim ama ? " dedim. Beyfendi " Şimdilik buraya oturabilirsiniz, birazdan diğer müşterilerimiz kalkacak sizi oraya alacağız " dedi.Anlaştık.Bir yan masaya oturduk.Masaya menüler geldi bir süre ne yiyeceğimize karar veremedik.İftara da yarım saat bile kalmamıştı.Biz menülere bakarken rezervasyonlu masamızın boşaldığını gördük,hep beraber kalkıp bir güzel oturduk.Teras katı olduğu için biraz esiyordu.Ama güzeldi,rahatsız edici değildi.


Siparişleri verirken biraz zorlandık.Benim kafamda giderken ne yiyeceğim belliydi benden yana sıkıntı yoktu da Sevgilim " ne yesem,şununla doyar mıyım,bu çok mu gelir acaba,Aşkım alırsam yardım eder misin" diye diye en son bir karara vardı.

Ben :  Kaşarlı Dürüm Köfte - Ayran 
Sevgilim : Mercimek Çorbası - Kemiksiz Tavuk Pirzola - Ayran 
Nuray  (Ecrinle ortak ): Dürüm Köfte - Ayran
Ömer abi : Mercimek Çorbası - Beyti - Ayran 
Ortaya da Çoban salatası

Siparişlerimizi verdikten sonra hemen mezelerimiz masada yerlerini aldı. 
Su, Hurma , Turşu , acılı ezme , çiğ köfte 


    
          Ayranlarımız Bakır Bardakta geldi Sürahi gibi çok tatlı . İlerde bende evime birkaç tane almak istiyorum bunlardan =P   Duy duy Sevgili..!
           Ecrin de bir süre bardaklara baktı baktı " Bu ne be . Çay bardağı gibi " dedi :) Alem kız.




 Çorbanın gelişi de bir şekil  , ayrıca tadı da gerçekten enfes..
                                   
 
Sevgilimin yediği daha doğrusu yiyemediği Kemiksiz Tavuk Pirzola :) 

Ben zaten mezeleri yiyince ister istemez doydum, üzerine dürümümü yedim , hadi son bir gayret sevgilimden bir parça tavuk biraz da bulgur pilavı derken şiştim şiştim..
Zaten Ramazan da yemeği abartmamak lazım. Tüm gün aç olunuyor ve insan gün içinde o kadar çok şey istiyor ki. Tatlılar mı , hamur işleri mi , kızartmalar mı...Ama ezan okunduktan sonra bir su bir çorba iç doyuyorsun :) Bu yüzden aperatif birşeyler yemekte fayda var.
Yemeklerin lezzeti 10 numara 5 yıldız. Bu tarafa yolunuz düşerse muhakkak gitmenizi öneririm..
Hem fiyatlarda orta halli bizim toplam bu yediklerimiz : 81 TL tuttu. Ayrıca yemeklerimizi yedikten sonra da üzerine çayımızı da içtik. Bu kadar güzel yemeğe bu fiyat normal bence. O Büyükada da yediğimiz ızgaraların lezzetsizliğinden, mezelere de ayrıca fiyat alınmasından sonra (iki kişi 45 TL) burası bana çok daha uygun geldi . Herşeyden önemlisi lezzet ya .! Yemekler lezzetli olduktan sonra istersen daha fazla para ver bu koymaz insana..Beğenmediğim yemeğe dünya kadar para bayılmakta bana göre değil . !

Karınlar doydu. Bizim Bey'lerin daha önce Anadolu kavağına gittiğimizde bir tavla macerası vardı biri yenilince diğeri hırs yapıyor , biri yenince diğeri hırs yapıyor. Tavla oynanabilecek bir yere gitmek istedik. Durak Büfeyi düşündük. Teras katına çıktık. Bizimkiler Tavlaya daldı, bizde sohbet muhabbete :)  Anadolu Kavağındayken Ömer abi Serhatı yenmişti, Çengelköydeyken de Serhat ,Ömer abiyi yendi ve bu süreçte kaç tane çay içtik inanın  hiç hatırlamıyorum ben 2 tane ,Nuray 1 veya 2 , Serhat 3 veya daha fazla Ömer abi de aynı o şekil :) Çay'a verdiğimiz fiyat 18 TL :)

Tıka basa doyduk , üstüne bir de bolcana çayları da içtik. Tam eve gidiyorduk ki Serhat " Dondurma yiyelim " dedi :) Hayda. Ama yer kalmadı ki =D yine de zarla zorla o dondurmayı Çengelköyde uzun bir kuyruk oluşturan " Bu Bu " Dondurmacısında yedik :) Dondurma lezzetliydi.Saat nerdeyse 00.00'a geliyordu hala daha millet dondurma kuyruğundaydı :) 

Paşa Kokoreç'e gitmek isteyenler için ;
Üsküdar tarafından gelenler ;  Çengelköy merkeze doğru geldiğinizde sağ'da petrol ofisi var hemen onun yanında Teb var onun hemen yanında kalıyor..
Beykoz tarafından gelenler ;  Kavacık üzerinden sahil'e inin , dümdüz sahil şeridini, takip edin. Çengelköy merkeze geldiğinizde solda kalıyor . Petrol ofisine gelmeden..
Ümraniye tarafından gelenlerNato yolundan  Eski Maxi city alışveriş merkezini geçtikten sonra ki ilk ışıklardan soldan aşağı doğru ilerleyip Çengelköy Işıklara geliyoruz.Sol'a doğru dönüyoruz 3-4 bina sonra solunuza kalıyor 

Saygılar..

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Çengelköy Durak Büfe İftar Durağı


Sevgilimle o1 Temmuz Salı günü " iftarımızı dışarıda yapalım " diye sözleşmiştik. Ama nereye gideceğimiz konusunda pek bir bilgi sahibi değildik. Salı günü iş çıkışı Sevgilim yanıma geldi.Beraber Çengelköy'e indik.
Gidebileceğimiz bir kaç yeri önerdim.Açıkcası hava güzeldi kapalı alanlarda durmaya niyetimiz yoktu. İftar olduğu için de bir çok yer zaten tıklım tıkışık dolu oluyordu. İnsan orucunu açtığı esnada da zaten çok fazla yiyemiyor o yüzden Sevgilimle etraftaki mekanları gezdik. " Durak Büfeye gidelim mi " dedi sempatiğim bana, bende " farketmez hayatım da çorba falan var mıdır acaba " dedim. Girdik Durak Büfeye. Sevgilim zaten oradaki patronlarla kanka gibi olduğu için " abi ifftarımızı burada açmayı düşünüyoruz çorban falan varmı" dedi..Kasada ki beyfendi "Var abi , istersen çıkın teras kata. İftara yakın bir zamanda siparişinizi alıyoruz biz getiriyoruz" dedi.Bizde okeyledik teras kata çıktık..Buranın terasını seviyordum.Boğaz'a karşı çay bile yudumlamak burada insana huzur veriyor.


İftara daha koca iki saat vardı. Biz yerimize oturduk bir soluklanalım demeye kalmaya sipariş almaya bir bayan geldi " Merhaba.Sanırım iftar için geldiniz.Ben şimdiden siparişlerinizi alayım.İftara yakın bir zamanda getiririz" dedi. Menüye baktık ne yesek ne yesekk diye düşünürken,kararımızı ben köfte ekmekten yana kullandım Sevgilim ise , tavuk ekmek,çorba ve patates kızartmasından yana kullandı.

Sevgilimle baktık zaman geçmiyor can sıkıntısından #wine 'da video çekmeye başladık. Bir yandan video çekiyor, bir yandan gülme krizine giriyorduk. İftara son 1 saat kala da tavla oynamaya daldık. Baktık diğer masalara servis açılmış bizde tavlayı kaldırıp servis açılmasını bekledik.



Servis açıldı hatta yemeklerde bir 10 dakika önceden geldi.Yemekleri getiren beyfendi " Kusura bakmayın , çok yoğunuz biraz erken getirmiş olduk  " dedi. Serhatım da " olsun olsun , hiç gelmemesinden daha iyidir " dedi. Baktım iyi hoş köfte güzel gözüküyor,tavuk güzel gözüküyor da birşeye çok kızdım.Madem hem köftede hem tavukta BOL patates var (ki Nuraya fotoğrafı gösterdiğimde patsomu yediniz dedi ) neden daha önce söylemediniz de bizde ayrıca ortaya patates siparişi verdik ? Daha önceden de bu durumla farklı bir yerde karşılaşmıştım beyfendi,"zaten yanına patates veriyoruz"demişti.Ama burada bunu yapmadılar.Bu konuda kızdım açıkcası ki yazımız kışımız çoğu zaman burada geçiyor.Neyse Ramazan diye ses etmedim..İftara doğru insanların kafası allak bulak olabiliyor bu yüzden sustum.Başka bir gün yine aynı durumla karşılaşırsam işte o zaman susmam.!

20.49  Ezan okundu. Bismillah deyip yemeğe başladık. Normal şartlarda çok konuşan ben yemek boyunca hiç konuşmadım. İyi geldi bayağı bir doyduk diyebilirim. Ortaya gelen o patates kızartmasının da sadece yarısını yiyebildik.

Hesap : Ezogelin Çorba ,Köfte Ekmek, Tavuk Ekmek,  Patates Kızartması , Sprite : 25 TL

Bir başka iftar yemeğinde görüşmek üzere :)

Saygılar

3 Temmuz 2014 Perşembe

Sevgili Günlükcüm / 14

o3.o7.2o14 / Perşembe

Sevgili Günlükcüm ,

1 haftalık yıllık izni bitirdikten sonra işe adapte olmak biraz zor oldu :)Allah nasip ederse ve bir aksilik çıkmazsa 1.5 ay sonra 15 günlük iznimi kullanıp,denizin,kumun,güneşin tadını çıkaracağım.Mevcut bir tatil planımız yok.Serhatımla , Teyzemlerin yanına İskenderun/Arsuz'a gideceğiz. Ama kesinliği olmadığı için şu an bu konu hakkında çok detaylı bilgiler veremeyeceğim :)

Yıllık iznim süresinde planladığım organizasyonların bir çoğunu gerçekleştirdim diyebilirim.Önceki yazıları okumak için ;


1)Anadolu Kavağı TIK TIK

2)Büyükada TIK TIK
3)Sevgiliye Ev Ziyareti ve Canpark AVM TIK TIK

Geri kalan günlerde neler yaptım onları da kısa bir özet olarak geçelim.


18 Haziran Çarşamba günü uzun süredir görüşmediğim Baba tarafından büyük kuzenim ile görüştüm. Ailevi durumlar olduğu için buraları geçiyorum :) Saat 17.00 gibi işim bitti. Taa Kartaldan Çengelköye gelmek hiç kolay değildi :) Kartal Metrosuna ilk defa bindim,yarım saatte Kadıköydeydim bunda sıkıntı yok.Ama Kadıköyden Çengelköy'e gitmek ölüm ölüm..Bir de hava sıcak,otobüsün içi daha da sıcak,iş çıkışı olduğu için trafik kilit off off bu İstanbul iyi hoş güzel de şu trafik derdi olmasa 10 numara 5 yıldız olacak. Otobüsle Altunizade'den Beylerbeyine bağlanıp oradan Çengelköy merkeze çıkabildik :) Bu arada otobüste İş arkadaşım Nuraycığımın eşi Ömer abiylede karşılaştık.Sohbet muhabbet derken yol en azından biraz daha kısaldı gözümde :)





Çengelköy merkezde indim ve Sevgilimle buluştuk :) Beraber Durak Büfeye gittik.Teras katına çıktık, sağımda Boğaz manzarası , karşımda Hayatımın Aşkı. Bir yandan çay içiyor bir yandan tavla oynuyorduk. Huzurluydum,mutluydum.Hatta " çalışmamak ne güzel ya "dediğimde oluyordu :) Çalışmasan da Hayatını yaşayamadıktan sonra hiçbir anlamı yok. Ya Zengin olman lazım yada Baba parası yiyor olman lazım :) Hem çalışmaya isyan etsemde en azından kendi paranı kazanmak kadar güzel birşey yok.Boş duranı Allah sevmezmiş.




20 Haziran Cuma günü aman Allahım sabah kalktığımda bir boğaz ağrısı bir burun tıkanıklığı grip olmuştum Arkadaşıma ev ziyaretine gidecektik ama dışarı çıkacak hiç mi hiç halim yoktu. O gün sevgilim bize gelmişti ve beraber 300 Spartalı'yı izledik. Valla hastalıktan mıdır nedir bilinmez izlediğimden hiçbirşey anlamadım :) Cumartesi ve Pazar günü Sevgilimin dj'lik işleri olduğundan haftasonu görüşemedik.





21 Haziran Cumartesi günü Sevgili Bady'm Nuray'ın doğumgünüydü. Sabah uyandığımda güzel bir mesaj yazıp yolladım cevabı geldikten sonra da bana " bugün işin yoksa öğle arasına buraya gelsene " dedi. Düne göre daha iyiydim hastalıktan kurtulmuştum en azından.Şimdi bir yanım gitmek istiyor en azından Nurayları görürürüm öğle arasında beraber oluruz diye düşündüm bir yanımda gitmek istemiyor zaten 2 gün sonra mesaiye başlayacaktım :) Ama en son gitmeye karar verdim.Saat 12.30'a doğru evden çıktım 10 dakikada gittim. Ayy çalışmadan da buraya gelmek kötüydü be =D Bizimkilerin çıkmasına biraz daha vardı bende şirketin karşısına daha yeni açılan Aslı Börek ' e gittim. Bizimkileri beklerken bir sütlü nescafe söyledim. Baktım bizim kızlar cümbür cemaat geliyorlar. Yemek araları 45 dakika olduğu için o kısa zamanda çok şey paylaştık diyebilirim :) Konuşmalar birikmiş. Kızlardan Nilüfer beni kenara çekti " ben şimdi Nuray için pasta almaya gidiyorum,sende şirkete gel, kutlayalım öyle git" dedi.Bende eh Nuray için değer dedim gittim Şirkete.Nurayda "sen niye geliyorsun " dedi bende " Bir lavaboya gitmem gerekiyor da" =D aklıma başka yalanda gelmedi.


                                    


Şirket içine girdim Sevgili takım liderim " oo Yağmur hanım ne işiniz var burda " dedi ben " çok yoğunmuş geldim" dedim "senin böyle iş kolik olduğunu bilmiyordum " dedi " bende" Nuray'ın doğumgününü kutlıcakmışsınız o yüzden geldim"dedim..Biraz da havadan sudan konuştuk. Nilüfer pastayı toplantı odasına bırakmış,ben gittim pastayı hazırladım.Mumları yaktım.Takım liderimizin masasına doğru taşıdım,bir yandan da Nilüfer'e "Nurayı çağır,Nurayı çağır" diye söyleniyordum.Nuray gelene kadar maytaplar söndü ama biz hep bir ağızdan " İyi ki doğdun Nuray" demeye başladık :) Nuray gerçekten de hiç anlamamış :)




Eve geldiğimde saat 15.00'ı geçiyordu bir de hava kapadı resmen yağmur yağdı yağacaktı. Zaten Avrupa yakasında yağıyordu eve gittiğim yol biraz tepe olduğu için karşıya doğru baktığımda Kara bulutların toplandığını hatta şimşek bile çaktığını görüyordum. Dua ediyordum" Allahım eve gidene kadar buraya da yağmasın " diye. Yaz ayındayız ama şu son zamanlarda çok fazla yağmur yağıyor. Bir keresinde öyle bir bastırmıştı ki hemde  tam iş çıkışında,şemsiyede yoktu yanımda ee 15 dakikalık yürüme mesafem vardı eve gittiğimde ıslanmayan tek yerim saçımdı oda arkadaşımın şal'ını almıştım da kafama örtmüştüm. Bu yüzden depar atarak eve yürüyordum neyse ki Allah dualarımı kabul etti de Yağmur yağmadı. Sevgilimde Sarıyer Emirgan Korusunda Dj'lik yapıyordu. Fena Yağmur yağıyor diyordu. Düğün sahipleri kimbilir ne kadar üzülmüştür, yazık ya..


                                   


        Koca kız oldum ve hayatımda ilk defa hazır çorba dışında kendi ellerimle Mercimek çorbası yaptım :) Valla tadı, tuzu yerindeydi ya bende şaşırdım. Demek ki el lezzeti konusunda Annem'e benzemişim. El lezzeti var da , işte evde her zaman için sürekli yemeğim hazır olduğu için ben bu mutfak konusuna pek girmiyorum :) Ama iş başa düşünce nasılda yapılıyormuş onu anladım. Bir de benim yaptığım yemekler ya tuzsuz yada tuzlu oluyor o kıvamı oturtturamıyorum nedeni ise Tuz ne kadar zararlı olsa da (ki Kalbe ve Tansiyona çok büyük zararı var) ben çok seviyorum. Bu yüzden benim yediğim tuz oranı ile Annemin yediği tuz oranı farklı olduğundan Anneme göre yaptıklarım tuzlu, bana göre normal geliyor. Bu yüzden artık yapabildiğim yemekleri yaparken az tuz koyucam,ne de olsa tuz sonradan atılabilir.Ama tuzlu olunca sonradan tuz'u çıkaramayız.Eee şimdi bir de daha yeni yeni yemek yapmaya başladım sayılır.İlla ki zaman geçtikce tecrübe kazana kazana herşeyi göz kararı yapabilirim :)


                                                                 Saygılar..

1 Temmuz 2014 Salı

Sevgilinin evine ziyaret ve Canpark AVM

       


         11 Ayın Sultanı Mübarek Ramazan ayı Hoşgeldi.Herkese Hayırlı Ramazanlar oruç tutanlara Allahtan güç , kuvvet ve sabır diliyorum.Allah izin verir , sağlığım sıhhatim yerinde olur da bende oruç tutmaya devam ederim.

         Mübarek Ramazan ayında bende Blog yazarken - en azından yemek blogu tarzında şeyler paylaşırken - dikkatli olacağımdan hiç şüpheniz olmasın.  Yemekle ilgili yazdığım blogları iftar sonrasında paylaşmayı düşünüyorum.Şimdiden anlayışınız için teşekkür eder , bir kusurum olursa affetmeniz dileğiyle.

       Sevgilimin , 1 yıl önce taşındıkları evlerine benim çalışmam , sevgilimin çalışması, yaz tatili , askerliği derken gidebilme fırsatım hiç olmamıştı.Yıllık izin programı yazmıştım şu ana kadar istinasız ilerledim. 17 Haziran Salı günü için aklımda müstakbel kayınvalideme kahvaltıya gitmek vardı . Nitekim dediğim tarihte de gittim :)


Sabah kalkıp bir güzel hazırlandım, saat 09.30'u geçiyordum evden çıktım , minibüse bindim 15 dakika sonra Ümraniyedeydim. İndiğim yerde Güllüoğlu vardı ee kahvaltıya gidiyordum elim boş gidemezdim. Bu arada Sevgilim hala uyanmamıştı :) Bir yandan onu uyandırmakla uğraşıyorum bir yandan da ne alsam acaba diye düşünüyordum. Allahtan evlerini biliyordum ama olsun gene de " ben geldimmmm" diye gidilmezdi. Neyse ben Güllüoğluna girdim baktım poğaça falan kalmamış bende 3 tane simit aldım. Oradan çıktım hemen karşısında Özlem Börek vardı oraya uğradım neyse ki poğaça vardı 3 tane poğaça 1 tane de zeytinli açma aldım.Evin yolunu tuttum. Sevgilimi aradım,"alooo" diye bir ses " aşkım geliyorum ben uyan " dedim. Sevgilim" tamam tamam gel hadi " dedi. O heyecanlı ben heyecanlı :)

 

Sevgilim beni kapıda karşıladı.Sevgi Teyze mutfaktaymış bende içeri girdim önce Sevgilim " hoşgeldin " dedi çaktırmadan sarıldık :) sonra mutfağa geçtim " hoşgeldin kızım,kusura bakma kapıda karşılayamadım" dedi. bende " önemli değil yardım edebileceğim birşey varsa yardım edebilirim " dedim."yok kızım sen otur"dedi bizde Sevgilimle salonda oturduk."Yağmurrr" diye bir ses mutfaktan yükseliyor. Mutfağa gittiğimde " şunları masaya götürebilirmisin kızım" dedi " bende "tabiikide"dedim.Soframıza , domates,salatalık,patates kızartması,peynir,zeytin,menemen, simit, poğaça ve ekmekler yerini aldı üzerine sıcacık çaylarda masada yerini aldı.Şimdi ben menemeni sevmiyorum,daha doğrusu hani zorunda kalmadığım sürece yemem.Şimdi yemezsemde ayıp olacaktı kadın o kadar yapmış,üstüne üstlük biberde var.Sevgi Teyze mutfağa gidiyor ben biberleri çaktırmadan Serhatın tabağına atıyordum.Hep beraber hem yemek yedik hem sohbet ettik hemde TRT - 1 de eski bölümleri yayınlanan "Beni Böyle Sev"'i izledik.
Sohbet muhabbet derken saat 13.00'a geliyordu. Sevgilim hazırlanmaya başlamıştı bende Sevgi Teyzeye yardım ediyordum.Sevgilim " hadi Aşkım çıkalım " dedi.Bende Sevgi Teyzeyi öptüm,teşekkür ettim.Çıktık.Havada bayağı bir sıcaktı,Allah dışarda çalışan insanlara yardım etsin.

Ümraniye de yeni açılmış olan Canpark AVM'ye gittik. Bir çok bilindik mağaza var; C&A ,Kiğılı,Koton,Defacto,Mavi v.s. İç dizaynı konusunda pek birşey diyemiyorum da dış dizaynını beğendim.Farklı olmuş.
Eee artık yaz geldi yeni ciciler almak lazımdı :) Sevgilime gömlek aldık , bana da spor capri şortlardan..Daha doğrusu ben sepetime 4-5 parça ürün koydum Sevgilim " tüm mağazayı al istersen aşkım " dedikten sonra utandım da sepetime attıklarımı denedim onda da içime sinen Şort oldu.Bana kalsa ben daha sepetime ekleyecektim :) Neyse Alışveriş merkezini bayağı bir dolandık.Hem yorulduk hemde dışarı çıkmaya gözümüz yemiyordu.İçerisi soğuktu.Düşündük nereye gidelim falan diye , bu sıcakta bizi ferahlatabilecek tek şey Dondurma yemek olacaktı.


Mado ' ya gittik . Madonun dondurması gerçekten çok güzel,çok farklı bir lezzeti var.Sevgilim Milkshake siparişi verdi.Ben ise Külahta Çikolata,Karamel dondurmayı bir güzel mideye indirdim.Valla çokta iyi geldi açıkcası,insan ferahlıyor..

Bir güzel günün daha sonuna geldik.Sevgilimle geçirdiğim her gün benim için en güzel gündür.

Saygılar.


26 Haziran 2014 Perşembe

Yıldönümü ve Büyükada Kaçamağı


   Sevgilime farklı bir sürpriz yapmak istedim.

  Adalara ve özellikle Büyükadaya küçüklüğümde çok giderdim. Okullar kapanır kapanmaz cümbür cemaat toplanıp , denize girilecek koylarına gider Büyükadanın keyfini çıkarırdık. 4-5 yıldır gitmiyordum hem Büyükadaya özlemim artmıştı hem de Sevgiliyle farklı bir yerde yıldönümü kutlarız diye düşündüm. İlk başlarda Sevgilime söyliyim mi , söylemiyim mi diye çok tereddüt ettim ama en sonunda " Aşkım ya ben sürpriz yapacaktım ama tepkini bilemedim. Yıldönümüzde Büyükadaya gidelim mi " dedim. Sevgilim de "olabilir " dedikten sonra hemen araştırma yaptım :)

  15 Haziran Pazar günü sabah 07.00'da kalktım . Evet Evet doğru duydunuz sabahın 07.00 da kalktım :) Normalde saatlerimizi daha ileri bir saate kurmuşken ben heyecanmıdır nedir uyandım direkt. Hemen hazırlanmaya başladım, güzel güzel yaz havasında giyindim , aslan yelesi saçlarımı bir güzel taradım , makyajıma başladım derken baktım saat neredeyse 08.00 'a geliyordu hemen Sevgilimi aradım " Aşkım uyan uyan hadi ben erken kalktım sende kalk hazırlan çıkmamız lazım " dedim. Büyükada'da kahvaltıya gidecektik ve kahvaltı saati de 11.00'a kadardı.Ben makyajımı yaptım güzel güzel parfümümden sıktım Sevgilimi tekrar aradım adam uyanmamış " Aşkııııım uyan bak ben evden çıkıyorum şimdi haydi uyan" dedim ve zarla zorla uyandırdım :)


     Evden çıktım hemen Ümraniye minibüsüne binip 15 dakika sonra Sevgiliyle buluştuk :) İkimizde açtık ve vapurda bizi tutabilirdi bu yüzden ufaktan birer poğaça yedik vee İstikamet Kadıköy :) Adalar'a gitmek Avrupa yakasından Kabataş , Anadolu Yakasından Kartal, Bostancı , Kadıköy iskelelerinden birini kullanmak gerekiyor. Adalar'a çabuk gitmek isterseniz  eğer Bostancı vapur iskelesini kullanabilirsiniz. Yarım saat içinde Adalarda oluyorsunuz.Bizim Bostancıya gitmemiz bir yarım saat daha uzayacaktı bu yüzden Kadıköyden binmek en mantıklısıydı. Velhasıl kelam koştur koştur Sevgiliyle vapura yetişmeye çalışıyoruz. Bu arada ben internetten baktığımda 09.50'de vapur seferi vardı artık saatlermi değişti bilinmez çünkü İskeleye gittiğimizde büyük bir hüsrana uğradık vapur 20 dakika önce kalkmış.Sevgilimle birbiririmize baktık daha bir saat vardı ve kahvaltıya da geç kalacaktık hatta yetişemeyecektik. Sevgilim " gel beklemeyelim Turyol' a bakalım saatler uygunsa ona binelim " dedi saatlere baktığımızda 5 dakika sonra kalkan bir Vapur vardı . İki kişi toplam 10 TL verip bindik. En azından kahvaltı rezervasyonumuza yetişecektik bu beni sevindirdi :)

     Dikkat ! Ufak bir bilgi 15 Haziran Pazar günü otobüs,vapur v.s zam gelecekti bizde tam o günü bulmuşuz  gidecek =) Otobüs Tam : 2.15 TL (Eski fiyatı 1.95 TL'di), Adalara geçiş Akbil Tam  : 3.85 TL (Eski fiyatı 3.50 TL'di )









Sevgiliyle bir hışım vapura bindik hemen üst katlardan yer kapıp fotoğraf çekme niyetindeyim. Üst kata önce bir baktığımızda sanki yer yok gibiydi zaten direkt kenarlar dolmuş bizde ortalarda bir yer buldukta oturabildik. Vapurumuzun hareket saati geldi bir deli rüzgar esti hemen üzerime hırkamı giydim ama yetmiyor enseme enseme vuruyordu resmen rüzgar hemen sevgiliye sarıldım. Sevgilimde kalın polarlı hırka almışta çok şükür hastalanmaktan kurtulduk.(en azından o zaman hasta olmamıştım.Yıllık iznimin son günlerini hastalıklarla boğuşarak geçirdim) En az 1 saat 15 dakikalık yolumuz vardı bu yüzden Sevgilimle bol bol fotoğraf çektik üzerine yanımıza yük ettiğimiz İpad'le karşılıklı tavla oynadık. Teknolojinin gözünü seviyim :)
Güzergah tüm Adaları dolaşıp en son Büyükadaya gidecek diye biliyordum ama öyle olmadı biz özelle gittiğimiz için önce KınalıAda sonra BüyükAdaya vardık yaklaşık 1 saat içinde BüyükAdaya ayak basmıştık.




Vapurdan iner inmez ( Normal BüyükAda vapur iskelesinin solunda kalıyor.) hemen bir sıcak vuruyor insanın yüzüne. Üzerimizde ki hırkaları attık çantalara , Sevgilim sağolsun yanına şapka almış onları da taktık (Fotoğraflarda şıklığımızı bozmamak için takmadık :)) Mis gibi bir deniz havası eşliğinde sağlı sollu cafeler, restauarantlar , martıların uçuşmalarını izleye izleye Sevgilimle yürüyorduk. Bu arada İstanbul'a bağlı olsa da Adalar daha sıcak..Resmen insan yürüdükce ayaklarının yandığını hissediyordu. Çok pişman oldum sandalet giymediğime =(











Sevgilimle Büyükada Princess Hotel'in yolunu tuttuk. Otel, Büyükada iskelesinden indiğinizde hemen karşı sokağına doğru çıkarken sağ tarafta kalıyor. Saat kulesinin de sol çarprazında. Arkadaşım'ın tanıdıkları sayesinde otel'in kahvaltısından yararlanabildik.Fırsat sitelerinde konaklama ve kahvaltı dahil fırsatları takip edebilir,Büyük Adanın en güzel otellerden biri olan Princess Hotel' de konaklayabilirsiniz.(Otel yukarıda ki son iki fotoğrafta kırmızı tentenin hemen üstünde  )



Otele vardığımızda  resepsiyonda ki bayan samimi bir şekilde " Hoşgeldiniz " dedi ve bizi kahvaltı salonuna yönlendirdi. Kahvaltı salonu girişte sağ taraftaydı. Hatta lobide diyebilirim. Küçük sıra sıra dizilmiş masalar, beyaz sandalyeler çok tatlı bir görünümü vardı sanki Çeşmeye gelmiştim :) 
Sevgilimle eşyalarımızı bıraktık ve açık büfe alanına yöneldik. Evet kahvaltı menüsü açık büfeydi ve inanın domatesinden salatalığına peynirinden salamına herşey taptazeydi. Bazı yerlerde domates nebilim salam kurumuş oluyor ama burada taptazeydi hemde çok lezzetliydi.Eminim ki bilindik markaların ürünlerini kullanıyorlar çünkü yediklerimin tadları (salamı, kaşarı v.s) kendi evimde yediğimle aynıydı.Ayrıca ekmeğinden simidine , açmasından poğaçasına yine çeşit çeşit sıralanmıştı.
Kahvaltı için benden 10 puan aldılar :) 
Karnımızı doyurduktan sonra Sevgiliyle lobinin balkonuna çıkıp Sevgilim çay ben ise sütlü kahvemi yaptım ve birer karşılıklı sigara içtik.Hatta bir süre oturup ne yapsak diye düşündük.Aslında bu" ne yapsak " biraz bahane oldu hem çok sıcak (bayağı sıcak İstanbul'un Anadolu yakası bile bu kadar sıcak değildi) hem sırt çantalarımız var en azından biraz da dinlenmiş olduk. 

Sevgilimle güzel bir kahvaltının ardından otelden çıktık . Tam karşımızda bir kargaşa vardı " noluyor orda ya " demeye kalmaya  fayton kuyruğu olduğunu anladık.Kuyruğun sonu gözükmüyordu sanki bedava biniyordunuz. Bu arada fiyatı da öğrenmiş olduk 70 TL 'cik :) Peki bu 70 TL kişi başımı yoksa 4-5 kişinin toplamı mı onu soramadık. Yahu o kadar da para vermeye gerek yok Birkaç kişinin toplamıysa amenna da kişi başıysa diyecek birşey bulamıyorum :) Onun yerine bisiklet kirala daha iyi.Bir yere sorduğumuzda sınırsız 25 TL dedi kişi başı. İki kişi toplamı 50 tl. Yine fayton parası kadar değil :) 70 TL kolay kazanılmıyor canım..
Sevgilimle ver elini tabanvay :) Yürümeyi seviyorum ama sıcakta yürümekte insanı belli bir süreden sonra pes ettiriyor. Bir tekel'e girip hemen iki tane su aldık.Yol boyunca hem içtik hemde kendimizi yıkadık :)


Kahve Dünyasının önünden geçiyorduk canım dondurma çekti ee daha yeni kahvaltı yapmıştım. Ama bir o kadar da canım çok çekti ki anlatamam. Sevgilime minnoş gözlerle baktım ve sonunda içeri girdik :) 2 katlıydı biz üst katında oturduk gene şansımıza köşe masalar doluydu ama oturduğumuz yerden de deniz manzarasını rahatlıkla görüyorduk. Huzurdu burası resmen ya. Büyük Ada'da yaşamak istedik. Çok huzurlu buluyorum burayı. 
Sevgilimle menüye bakarken, bardak içinde ki özel yapılmış specialleri gördük. Sevgilim Karamel,Vanilya, Çilek ben ise Çikolata,Karamel,Vanilya siparişi verdim. Üzerinede bolca fındık fıstık döktürdük. Sonuç yukarıdaki resimde de görüldüğü gibi enfess bir lezzet ortaya çıktı.Tıka basa dolu olmamıza rağmen bir güzel mideye hepsini indirdik.
Hesap olarak :18 TL verdik.





Dondurmalarda yenildi.Sırada Ada turumuz vardı. Şunu söylemem gerekiyor ki bu akşam son sefer saatine kadar Sevgilimle Büyük Ada da olcaktık Ada'nın gecesini hep çok merak ederdim , akşamları da ayrı bir güzel oluyormuş canım . 

Büyük Ada'nın simgesi Nam-ı diyar Faytonlar..


Büyük Ada'nın en sevdiğim özelliklerinden biri de (daha doğrusu tüm adalar için geçerli ) Motorlu taşıtların kullanılmaması. Bisiklet ve Faytonlarla ulaşımı sağlanıyor. Ne güzel değil mi ? İstanbul 'un o meşhur trafiğinden uzak en çokta arabalardan uzak bir yerde yaşamak harika ya :) Tabii ki insan düşünmüyorda değil hani acil birşey olsa ; mesela Adalarda yaşıyorum acil birşey oldu burdan Çengelköye gitmem gerek gecenin 02.00'sında nolcak ? :) Allah göstermesin de. Yinede Huzur bulacağınız bir yer. Sevgilimle yaklaşık 1 saat yürüdük. Faytonlar yanımızdan geçtikce atlardan çıkan o gübre kokusuna " ıyyy" desekte gene de yürümeye devam edip o anların keyfini çıkardık.Çok güzel evler gördük " Aşkım şu ev benim olsa önüne bir de havuz yaptırırdımm ohh gel keyfim gel " , " Aşkım ya baksana bildiğin Şato gibi " . Sürekli bu şekilde yorumlarda bulunarak yolumuza devam ettik.Bu arada Denize giden insanları görüncede içim acımıyor değildi hani =( Bizim gibi başka delilerde yoktu o sıcakta yürüyen :) Ya faytonla yada bisikletle gidiyorlardı. Olsun biz spor yaptık yediklerimizi erittik dimi ya :)

 Plajın adını unuttum ama Nakibey Plajının bayağı ilerisinde bir plaj vardı. Oraya kadar yürüdük Serhatımla.Denize doğru şöyle bir baktım ah ahhh dedim bu sıcakta yapılacak en güzel şey =(  Artık bayağı bir yorulmuştuk yol üzerinde durup dinlendik lıkır lıkır sularımızı içtik yolumuza devam ettik daha doğrusu dönüş yoluna doğru devam ettik. Güzel evlere bakarak, hatta hayaller kurduk.. " Çok zengin olursak burada ev alıp önünede havuz yaptıralım aşkım " dedim.Sevgilim " tamam aşkım tamam" dedi :) Haklı çocuk bir laf vardır " zenginin malı züğürdün çenesini yorar"mış diye. Valla doğru. Sonrada diyorum ki " Herşeyden önemlisi sağlık hayatım param olsa da sağlığım olmasa ne yapayım o parayı ben "Doğruya doğru herşeyden önemlisi sağlık. Param olmasın ama sağlığım yerimde olsun yeter..!

 
Artık yavaştan karıncıklarda acıkmaya başladı . Güzel bir kahvaltı sonrasında dondurma yedik ama o kadar çok yürüdük ki gidiş dönüş 2 saat insan ister istemez acıkıyor. 


Sevgilimle merkeze geldiğimizde saat kulesinin sağ sokağında , ilk değil ikinci restuaranttı diye hatırlıyorum.Sultanahmet Köfte Piyaz yazıyordu ama bu bizim bildiğimiz Sultanahmet Köftecileri değil bunu özellikle belirtmek isterim..!  Nedeni ise ; Sultanahmet köftecisinin bir ünü var ve köfteleri gerçekten çok lezzetli. Bizim girdiğimiz yerde de ben Izgara köfte , Serhatım Tavuk şiş söyledi yanınada iki ayran.Meze olarak biz sipariş vermedik masaya kendileri getirdiler.. 
Yemek geldiğinde resmen hayal kırıklığı yaşadım, bir keresinde ızgara köfte veya her ne yiyorsan yemek büyük tabakta gelir.Bu tabak bildiğiniz kahvaltı tabağıydı..! Pilav desen , kurumuş hatta dibine tutmuş sertti resmen. Yiyemedik..! Ben bu tür şeylerden dolayı normalde kavga ederdim ama hem sevgilim vardı hemde mutluluğumu bozmak istemiyordum..! Köfte derseniz kendilerinin yapmadıkları kesin, hazır köfte. Neyse zar zor yemeğimizi yedik hesap : 45 TL ödedik. Mezelerden de 8 TL almış.Normalde bir yere gittiğinizde gelen mezeler ücrete tabi olmaz.Zaten ücrete tabi olsa sen kendin istediğini seçersin değil mi ? Masaya konan mezelerden de birşey anlamadık. Ama bir daha oraya asla gitmem..! Bunuda yazdım bir kenara.

 

Yemeğimizi yedikten sonra sahile indik.İskelenin soluna doğru ilerledik.


                     Bir kalabalık gördük baktık Transformers geliyor :) " Aşkım içinde sence biri varmıdır yoksa gerçek robot mu " diye soru soruyorum " Vardır aşkım içinde biri " dedi. Ama o kadar sahici bir robot ki hani içinde gerçekten biri var mı yok mu belli değildi. Hatta hala daha muallakta :) Kameraları görünce kaçtım zaten. Şimdi gelirler birşey falan sorarlar biz hemen Sevgilimle ilerlemeye başladık.


Sahile indiğimizde çimenlik alanda bir sürü mis gibi kokan çiçekler, çimenlik dışındaki alanlarda banklar v.s. var yalnız buralara akşam üzeri hatta akşam saatlerinde gelmek çok daha mantıklı olacaktır. Sıcak olduğu için banklarda oturma süren sadece 5 dk hatta o kadar bile değil.


Sahilde Deniz manzaralı yine bir çok otel var. Prince Hotel ve Panaroma Hotel gibi. Konumları gereği çok güzel bir yerdeler denize bir kaç adım yürüme mesefesindeler. Düşünüyorum da deniz manzaralı odalardan birinde kalacaksın , akşam el ayak çekilince güzel bir kahve yapıp balkonuna çıkıp Adanın , Denizin ve Uzaklara bakıp İstanbul'un keyfini çıkaracaksın.

                                       

                       Yolun sonunda Büyükada Terminali karşıladı bizi . İskelesinden balık tutanlar vardı. İskelenin başladığı yerin yan tarafında çoluk çoluk bir aile gelmiş. Araplardı anladığım kadarıyla. Bir de yabancı turistler vardı. Anne kız boylu boyunca uzanmış güneşleniyorlardı..!! Sevgilim " aşkım ayaklarımızı denize sokalım mı " dedi . Şimdi orda bir hatun var. Tamam yüzü güzel değildi ama fiziği 10 numara 5 yıldızdı. Tamam desem sinirlerim zıplayacak, hayır desem yapacak birşey yok zaten gezdik dolaştık yorulduk ee bir de akşama kadar burada olacaktık.Ayacıklarımda pişmişti.Ne yapsam ne yapsam derken en sonunda kıskançlıktan silkelendim bugün bizim yıldönümümüzdü herşey istediğim gibi olmalıydı " tamam hayatım olur " dedim.


                                   



Yukarıda ki resimde Sevgilimin durduğu alanın yan tarafına geçtik. Ayakkabılarımızı , çoraplarımızı çıkardık. Denize ayaklarımızı soktuk. Daha doğrusu Sevgilim " oyyy , offff , çok soğuk , aşkım çok soğuk be " diye söyleniyordu. Bense " ohh ne güzel ya " diyordum. Denize baktıkca da canım denize girmek istiyordu. Serhatım Deniz Şortunu yanına almıştıı bende bikinimi..ama sadece aldığımızla kaldık .Adanın suyu soğuk olduğunu ve Serhatımın da soğuksudan nefret ettiğini bildiğim için Denize girmek benim için hayal oldu..Serhatımı ikna etme çabasına girsemde ı ıh başarılı olamadım. Bende sıkıntı yoktu Altınoluk'un buz gibi sularına alışık olduğum için ben girebilirdim ama Sevgilim sadece ayaklarını sokar sonrada çıkardı..

Güneş nasıl yakıyordu anlatamam. Sevgilimin omuzları kızarmaya başlamıştı bile. 
Sağ tarafımızda ki hatun boylu boyunca uzanmış güneşlenmeye devam ediyor, sol taraftaki aile babası 2 yaşlarında ki kızının kollarından tutmuş suya sokuyor kız çok mutlu gülücükler saçıyor.Hiç sesinide çıkartmıyor o soğuk suya. " Aşkım şu küçük kız gibi olamadın" diyorum bende :)






Küçük bir dosttumuz geldi . Adı Jimmy :) Denizde yüzecekmiş bizde Sevgilimle toparlanmaya başladık. Köpeğin sahibi olan hanımefendi " aaa nereye bekleyin Jimmy denizde yüzecek " dedi. Bizde beklemeye başladık. Çok tatlı ya fotoğrafları Sevgilim çekti tam da havada atlarken yakaladı. İyi hoş atlıyor yüzüyor pet şişeyi alıp getiriyor ama denizden çıktıktan sonra gelip yanımızda bir de silkelenmese :) O silkelendikce biz ıslanıyorduk ama olsun ferahlıyordukta :)

Sevgilimin oturduğu yer ıslakmış bizde sonradan fark ettik bir de beyaz renk olunca giydiği şort kirlendi doğal olarak :) oraya yakın bir cafeye girdik Sevgilim yanına yedek aldığı şortunu giydi. Biraz cafede oturduk ben Sprite Sevgilim Cola derken bayağı bir dinlenmiş olduk. Hatta ben yanıma kitap almıştım denize nazır oturarak kitabımı bile okudum Sevgilim ise ipadle , telefonuyla oyuna daldı.


Hava kararmaya başlamıştı. Kalabalıktan eser kalmamıştı diyemem hala daha kalabalık vardı ama izdihan şeklinde değil :) Ertesi gün işe gidecek insanlar büyük olasılık pılısını pırtısını toplayıp evine dönmüştür. :) Bu arada karınlar yine acıktı bizde Sevgilimle uzun süredir yapmadığımız birşeyi yapmak istedik. Beraber pizza yedik :) Dominos Pizzaya girdik ortaya karışık, elma dilim patatesli ,cola'lı bir menü seçtik afiyetle yedik.




Akşam Ada farklı bir güzel oluyor. İnsanın gerçekten huzur bulabileceği bir yer. Sürekli " keşke burada otursam " diye söylenmiyorda değildim hani. Sahil kısmı biraz esiyordu , Allahtan hırkalarımızı almıştık.





Sevgilimle elele sahili boylu boyunca gezdik.
Akşam Adayı muhakkak görün derim :)










Saat 21.50 vapuruna bindik ve günü bitirdik.Çok yorgunduk ama çok güzel bir gündü.
Vapura bindiğimizde terasa çıkacak halimiz yoktu içerde oturduk bütün adaları geze geze ilerledik. Bir ara uyuduk uyandık bile diyebilirim :)


3 yıl önce hayatıma dahil olan Sevgilim. Sana aşığım sensiz bir günüm bile geçsin istemiyorum. Seninle yaşlanmak ve yine senin kollarında ölmek istiyorum.Seni hayatıma dahil ettiğim bugün ben dünyanın en şanslı insanıymışım bunu gün geçtikce anladım.. 3.yılımız kutlu olsun Sevgilim. İyiki varsın, iyi hayatımdasın..Seni çok ama çok seviyorum..

Share