''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Reklam filmine konu olan hikayede ise, 15 yıllık kariyerlerini bir anda bırakan üç beyaz yakalı gencin hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelişi ve Mototrio isimli grubun kuruluşu anlatılıyor. Grubu kuran gençler önce Türkiye’yi, sonra dünyayı geziyorlar. Şu an Kolombiya’da olan ekip, Shell’in verimli yakıtlarıyla daha iyi bir yolculuk deneyimi yaşamaya yeni rotasında devam ediyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
9 Haziran 2018 Cumartesi
19 Mayıs 2018 Cumartesi
13 Mayıs 2018 Pazar
Anneler Gününüz Kutlu Olsun..!
Kendi Annem başta olmak üzere , tüm Annelerin ve Anne adaylarının , Anneler Gününü en içten dileklerimle kutluyorum..!
3 Mayıs 2018 Perşembe
İstemsizce diyete başlamak
Evet yaz geliyor diye
hepimiz kendimize bir çeki düzen veriyoruz , tartıya çıkınca “aa şoook” dedikten
sonra hemen diyete giriyoruz. Spora başlayanlar bir taraftan , yürüyüşe
çıkanlar bi taraftan , evde kendi kendine internette ki videolardan spor
yapmaya çalışanlar bir taraftan( bakınız : eski ben özellikle zumba yapardım)
kısacası forma girmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz , lakin benim
diyet kendiliğinden geldi :D Amacım bu sıralar başlamaktı, ama benim diyetim
erkenden benim boğazımı kesti.
Şöyle anlatayım ; Evde ki tartımızın pili bitmişti , aklımıza geliyor ama dışarı çıkınca unutup gidiyorduk , bende gittiğim evlerde tartılıyordum , hani farkındayım “kilo aldım , hatta duba gibi oldum “ diyordum ama rakam olarak bilmiyordum..Neyse en son bizim evde 53 çıkmıştım , aradan birkaç ay sonra başka bir evde tartıldım bildiğiniz 55 kiloydum “yok artık canım yemek yedim ya o yüzden bu kadar çıktım” diyordum , hani bunun açıklaması ; kendime toz konduramıyordum :D çünkü hayatımda en fazla gördüğüm kilo 54’dür ama o da çok çok nadirdir bundan birkaç sene önceydi o da bir kere gördüm genelde 51-52 bir tık belki 53 oluyordum, hemen diyete başlıyordum 50’ye kadar düşüyordum sonrada istem dışı mide küçülünce 48’e kadar da düştüğüm rakamlar oluyordu. Neyse o 55’i gördüm ya o zamanda yeni işe başlamıştım sinir stres yoğunluk derken 53 e düşmüştüm. Sonra iş yerindeki yemekleri homini gırtlak yemeye başlayınca en son üç hafta önce tartı da 55.6’yı (hatta belki daha fazladır , öyle tahmin ediyorum 56 falandım ) gördüm ve o günden sonra iş yerinde ki tatlıları kestim.
Şöyle düşünün bir günümü
; sabah sandviç yiyordum , öğlen 3 çeşit yemek + tatlı + bazen
extra şeyler de oluyordu mesela kızartma türü , börek türü , bazen ayda bir
tatlı standı yapıyorlardı falan filan , o kadar yiyorum bide öğleden sonra
ister istemez acıkıyorum çubuk kraker veya browni intense var ya onlardan
yiyordum , ee bunun akşamı var akşam
da üç çeşit yemek ye , çay içerken yanına bir şeyler ye derken benim normalde günlük
almam gereken kalori 1500’ken kesin 3000 kalori alıyordum.
Neyse efendime söyleyeyim
, “tatlı iştah açıyor”derlermiş çok doğru ben tatlıyı kestikten sonra bende
yavaş yavaş iştahsızlık başladı şu son 10 gündür de bir haber almıştım , o
haberi aldıktan sonra ben resmen yemeğin içinde hazine aramaya başladım. Merve
bile bizim ofiste anlatıyor “ çok iştahlıydı her şeyi yerdi şimdi doğru düzgün
yemiyor “ diyor doğru yani sabah yaptığım sandviç artık yarım oluyor ,
yemeklerde çorba üç dört kaşık ana yemeklerden üç dört kaşık yiyorum meyve
veriyorlar onları da öğleden sonra yiyorum ara öğünleri de kestim en kötü çok
acıktım , baktım migrenim tutacak gibi olursa da çubuk kraker yiyorum.
Yani zaten diyete başlayacaktım
, iştahımın kesilmesine sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Bir de öyle bir şey
ki çok açım ama yiyemiyorum. Bazen iştahlı iştahlı yemeğe başlıyorum sonra bir
anda midemin üstüne biri oturuyor gibi tıka basa doymuş oluyorum. Benim amacım,’
yavaş yavaş kısayım öğünleri ki Ramazan’da kolaylık olsun en azından migrenim
tutmasın ‘diye düşündüm. Çünkü migrenim fena tutuyor , benim migren de daha çok
açlıktan tutuyor mesela birkaç saat bir şey yemezsem , açsam ve saatimi
kaçırdıysam tuttu mu tutuyor işte : ( tek baş ağrısıyla kalsa o da iyi mide
bulantısı, kusma he tabii Ramazanın ilk günü normal diyeceksiniz ama ne yazık
ki benim ilk gün değil bir çok gün migrenim tutuyor ve çoğu zaman zorluyorum
kendimi tutmak için , artık sağlığım el verdiğince tutmaya çalışıyorum.Hani
evdeyken daha geç kalkıyorsun , uyuyorsun , zaman biraz zor geçiyor ama evdesin
uykunu almış oluyorsun.İstersen tekrar yat uyu günü öldürmeye çalışırsın bir
şekilde..Mesela burada çalışırken hem ortam havasız , hem sürekli konuşarak iş
yapıyorsun , hem de en önemlisi sabah 6’da kalkıyorsun yani ben yiyip yatacağım
o da 12 de yatsam sadece 6 saatlik uykuyla bünyem ne derece sağlam kalabilir
bilemiyorum. Çünkü hafta sonu hariç sahura kalkamam sadece alarm kurarım ezana
yakın , kalkar su içer tekrar yatarım diye düşünüyorum.12 de yesem çok acıkır
mıyım ? Hani sahura kalktıktan sonra ben tekrar yatamıyorum , yatsam dönüp
duracağım uyumak için ve uyumam neredeyse 1 saatten fazlayı alacağı için çok
bölünmüş olacak daha önceden de yaşadığım için biliyorum ama o zamanlar ki
mesai saatimle şimdi ki arasında dağlar fark var ve en azından bu kadar uzakta
çalışmıyordum. Allah hayırlısını nasip etsin inşallah.
He ben eskiden (eğer
biraz kendi kilomu aştıysam) tatil öncesi diyete girerdim , hep bir tatil
planım olurdu şu son 3 senedir çok bir plan yapamadık. 2015’de sadece üç
günlüğüne Didim’e gitmiştik o da son 1 ay bile değildi netleştirdiğimizde , iki
senelik evliyim ilk senemde sadece balayına gitmiştik , geçen sene de Çanakkale'ye. Çanakkale zaten tamamen hızla gelişen bir şey olmuştu , yazın 1 ay
çalışıp çıkmıştım ya çıktığım günün akşamına otobüs biletimizi alıp gitmiştik
Bu yüzden son üç senedir pek diyetle alakam olmadı ama hiç bu kadar da kilo almıyordum
bir evlendiğimde epey zayıflamıştım 47’ye düşmüştüm . Yani bu demek oluyor ki
evlendiğimden bu güne neredeyse 8-9 kilo almışım. Aslında ben çok kilolu
değildim eskiden , mesela eşim bile der senle ilk tanıştığımızda 47 kiloydun
diye valla doğru söylüyor bana ne olduysa 2013’den itibaren oldu Serhat askere
gitti bende o zamandan sonra resmen “ diyet” yapmaya başlamış oldum daha önce
hiç böyle diyet olaylarına girmezdim belki biraz formumu koruyayım diye cipsten
, çekirdekten uzak dururdum o da nefsim körelsin diye yine biraz da olsa
yerdim.
Bir de düzenli hayat gerçekten kilo aldırıyor, mesela eşim zaten hep
zayıftı ama şu an geç yatıyor geç kalkıyor günde iki öğün anca yiyor kilo
vermiş yani kısacası sabah öğlen akşam düzenli bir
hayatın olunca kilo alıyorsun. Mesela Serhat doğru söylüyordu 47 kiloydun diye
ben bazen sabah kahvaltısı yapmadan öğlen yemek yediğimi hatta akşamları da
arkadaşlarla görüşeceksem sadece bir tost, patates kızartması zar zor yiyen bir
insandım o da dışarda yemek yemeği pek sevmediğim için en azından adı sanı olan
bir yerde yemek yemek var , adı sanı olmayan bir yer de yemek yemek var ki benim
bünye çok narindir, su böreğinden zehirlenen biriyim ne diyeyim size :)
Ahh ah
gençlik mi desem ne desem Haziranda 7. Yılımız olacak baksanıza :) Gençken daha atik,dinamik oluyor insan . Bir de arkadaş çevresi varsa yemek yemeği bile unutuyordu insan :)
Sağlıklı günler dilerim..
1 Mayıs 2018 Salı
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun..!
Gönül isterdi ki bugün tüm çalışanlarımız izinli olsun ama maalesef böyle bir durum yok :(
Bugün sabah alışverişe giderken yerleri süpüren bir abi gördüm " Kolay gelsin " dedim, " sağol abla" dedi. Asıl izinli olması gerekenler onlar diye düşünüyorum :( ki bende izinli olmama rağmen bunu söyleyebiliyorum..
29 Nisan 2018 Pazar
Evlilik yıl dönümü kutlaması / 2. Yıl – Serbek Restaurant – Ümraniye
Geçen sene “ilk” evlilik
yıl dönümümüzdü ve “ ilkler” de her zaman özeldir ama geçen sene dışarı çıkmak
yerine evde olmayı tercih etmiştim. Hem benim işsizlik maaşım bitmişti , işlere
bakıyordum bulamıyordum , Serhat’ın iş durumları kritikti , daha DJ'lik işleri de başlamamıştı derken bende evde en
sevdiği yemekleri yaparak ufak çaplı bir kutlama yapmıştık , oda bana daha
önceden önünden geçerken istediğim gelin çiçeği gibi “ yapma çiçeklerden”
almıştı. Valla gelin çiçeğimi sorun nerde ?Bazanın altında ama bu çiçek
salonumda duruyor :)
Ne zamandır canım ayıptır
söylemesi , İskender istiyordu. Ama kendimce dedim “ yıl dönümümüz de çıkar
yeriz “ diye. İnternette Ümraniye ve çevresi yerlerine baktım öyle esnaf
lokantası gibi olmasın istedim. Çok güzel yerlere denk geldim , parasından
değil ama yerleri epey uzaktı. Salı gününe denk geldiği için malum hafta içi ee
işten çıkıyorsun yorgunsun ertesi gün iş var stresi derken Ümraniye Çarşı’da
Serbek Restaurant'a denk geldim. Baktım İskender’de var “okey buraya gideriz hem
bize yürüyerek 10 dakika “ dedim.
Ben işe giderken beyaz pantolon , siyah sıfır kol gömlek ve siyah hırka giymiştim , eşime de dedim oda beyaz pantolon –siyah tişört ve siyah ceket giymişti. Sabahları erken çıktığım için gündüze göre daha soğuk oluyor diye nubuk ceketimi almıştım yanıma ama o gün o kadar sıcaktı ki işten çıkıp eve gittim ceketimi bıraktım ve hemen çıktık.Değişiklik olsun diye de motorla gitmektense yürümeyi tercih ettik . 10 dakika da varmıştık.
Çok kalabalık değildi biz
arkalara doğru daha sakin yere geçtik , ön taraf daha kalabalık ve daha çok daha sıcaktı.
Nisan 2018 güncel fiyatları
.
Ben geçenlerde 2017’nin listesine denk gelmiştim o zamanlar İskender 17
tl’ydi 1 yılda bayağı zam gelmiş.
Siparişimizi verdik , bu
sırada biz de fotoğraf çektik.
İskenderimiz geldi.
Doyacağımızı bildiğimiz
için ortaya ekstra bir şeyler söylemedik , nitekim öyle de oldu , gayet de
doyduk. Ben zaten bu aralar iştahsızım ben bile doyduysam eşimin doyması normal
diyorum : )
İskender yani orta
seviyelerde , eti biraz yavan geldi bize , ama yenilmeyecek gibi de değil.
Zaten yemeğimizi yedik kalktık biz .
Hemen yanında burgerking
vardı oradan da bkool dondurma aldık yürüyüş yapa yapa eve döndük daha doğrusu
dönemedik , yolda eski çalıştığımız yerde bir arkadaşa denk geldik öyle yarım
saatte onla muhabbet ettik sonra eve döndük.
Allah daha nice mutlu
seneleri nasip etsin İnşallah.
24 Nisan 2018 Salı
Evlilik yıl dönümü / 2.yıl
Bugün bizim Evlilik yıl dönümümüz , tam 2 yıl oldu ☺
Allah herkese sevdikleriyle birlikte mutlu , huzurlu , sağlıklı bir yaşam sürmeyi nasip etsin.
İyi ki varsın..!
Seni Seviyorum Aşkım ❤♥️
Etiketler:
2.yıl,
Evliliğe dair,
Evliliğe dair notlar,
evlilik,
Evlilik Yıl dönümü,
Evlilik yıl dönümü / 2.yıl,
Evlilik yıl dönümümüz,
Evlilik Yıl dönümümüzün 2.yılı,
Özel günler
23 Nisan 2018 Pazartesi
16 Nisan 2018 Pazartesi
Biri beni Ege'ye ışınlasın..!
Bazen onedio testlerinden çözüyorum , orada "elinde bir güç olsa hangisi olsun istersin" gibi sorulara denk geliyorum. Ben hep " görünmez olmak" istemişimdir :) hayır görünmez olup ne yapacağım değil mi ? Aslında " ışınlanmak" daha mantıklıymış , bu yazıyı yazarken onu fark ettim.Mesela 1 saatlik öğle arasında Maldivlere ışınlanmak isterdim :D hadi o kadar da gitmeyeyim Çeşme'ye gider , oraları gezer , kumru yer geri dönerdim :D he bana bu gücü verince tek şartları İstanbul dışına çıkmamaksa ok sabah mesai 08:00'da başlıyor ya hoop hem daha çok uyur geç işe giderdim , hemde akşam 17:30'da çıkıyorum ya hop 17:31'de evde olurdum :D ne güzel hayaller değil mi ya ? Bildiğin olmayacak bir hayal üzerine konuşuyorum bir de planlar yapıyorum .
| Bodrum |
Daha önce bu tarz postlar yazmıştım buraları bırakıp gitmeye dair.Şimdi diyeceksiniz ki bu kıza arada geliyorlar herhalde :) valla doğru arada acayip daralıyorum , bir de şunu fark ettim böyle bahar aylarına girmeye yakın bende inanılmaz bir gitme isteği oluşuyor sebebi ne bilmiyorum ? Tatile gidip gelsem bu istek daha da artıyor. Hani ben buraları terk etmeden bir yerlere yerleşmeden bu isteğimden vazgeçmeyeceğim.
İş yerinde vakit buldukça o kadar çok forum siteleri ve blogları okuyorum ki artık Google'da kaçıncı sayfaya geldim hatırlamıyorum , bildiğin artık okunacak bir şey kalmadı diyebilirim.He tabi bazı siteler yasaklı oralara giremedim , oralara da öğle arasında telefonumdan girdim. Size yazdığım o günden beri hatta o günden de daha öncesi var sürekli okuma , araştırma peşindeyim ve soruyorum İstanbul'da bizi tutan ne ?
İstanbul'da veya
büyük şehir de bizi tutan ne ?
Aile.. ki ben aileme çok
bağlı bir insanım mesela hep dua ederim Allah Annem'e uzun ömürler versin
diye.Ama insan bazen o kadar çok bunalıyor ki trafikten , kaostan ,
pahalılıktan hiçbir şeyi gözü görmüyor diyebilirim.Annem bana gelmese ,
herhalde ben ayda bir anca görürüm Annemi. Mesela en son kayınvalidemlere bile
yemeğe 2 ay önce falan gittik diye hatırlıyorum . He Serhat'ı babasının
dükkanına yardıma gittiği zamanlar da zaten görüyorlar ama bir akşam yemeği
için 2 aydır görüşmüyoruz ki bu insanlar bana yürüyerek 7-8 dakika , motorla 1
dakika uzaktalar. Neden gidemiyoruz biliyor musunuz çünkü zaman çalışan
insana çok kıymetli. Benim için 1 dakika bile çok kıymetli. Eve gidip bende
biliyorum yayıla yayıla yemek hazırlamayı , sofrayı kurmayı , dinlenip
bulaşıkları yerleştirmeyi varsa çamaşırları asmayı.Ama öyle bir imkan kendime
tanımıyorum. Eve gidip yemek hazırla,ye,topla,yerleştir,diğer işleri hallet
oturmam en erken 20:00 oluyor bana kalan zaman ya 2 saat ya 2.5 saat..Yani bir
insanın dinlenmesi için 2-2.5 saat az.Zaten gün boyu ister istemez yoruluyorsun
bir de trafik çekiyorsun , trafik zaten bütün işte ki yorgunluğuna bedel.
Çocukların geleceği , onların kurulu düzeni. Evet çocuğunuz varsa zaten iki katı daha titiz
davranmak zorunda kalıyorsunuz. Çocuğum burada nasıl büyür , sağlam bir okul
var mı , şimdi ki düzeni bozup yeni yere adapte olabilir mi, arkadaşlarına
alışır mı veya arkadaşları olur mu , merkeze ne kadar uzaklıkta ,
hastalandığında hastaneye götürmek için ne kadar yol gitmek gerekir v.s.
haklılar da zaten benim amacım çocuk olmadan böyle bir maceraya atılmak.
Sosyallik derseniz biz zaten çok sosyal bir insan değiliz
daha doğrusu Serhat değil.. hani her hafta kahvaltılara veya yemeklere
gitmiyoruz. Ayda bir kere de olsa konsere , sinemaya veya tiyatroya gitmiyoruz ,
canımız sıkıldığında Şile, Ağva ne bileyim İstanbul’a yakın yerlere kaçmıyoruz,
gece hayatımız zaten 0 hiç yok , arkadaşlarla buluşma derseniz ya biz
arkadaşlarının evine gidiyoruz ya onlar bizim evimize geliyor hani en son
dışarda ne zaman bir arkadaş grubuyla toplandık diye sorarsanız galiba yazdı o
da ani olmuştu , arkadaşları Ümraniye’ye gelmişti o sayede görüşmüştük yani
gördüğünüz gibi pek de “ sosyal “ bir insan olduğumuz söylenemez bildiğiniz “
asosyal” sınıfına dahiliz.Yani demek istediğim gideceğimiz yer de bunların
hiçbiri olmasa da olur , İstanbul gibi bir şehir de bile biz bunları
yapamıyorken başka bir şehirde yapmamışız çok mu.
Herhalde büyük şehir de
kalmanın en önemli nedeni ise maalesef İŞ ; Bir
beyaz yakalı çalışan olarak herkesin hayali , sahil kasabasına yerleşmek ,
kendi bahçesini ekip biçmek , kedi-köpekle ilgilenmek , yazları mis gibi denize
girmek , kışları ise yakın çevreleri gezmek , sakinliği dinlemek gibi. Plazalar
da , büyük şirketler de , hatta sanayinin içinde sıkışıp kalmış insanların
hepsinin hayali bu. Eskiden insanların
sadece emeklilik hayali buydu şimdi ise 30 - 40 yaş arasında ki
herkesin hayali oldu. Ben her ne kadar 28 olsam da 30 yaş grubuna dahil
ediyorum kendimi. Okuduğum bloglarda da hep genç kesimin bırakıp gittiğini ve
bırakıp gitmekle kalmayıp oralara tutunduklarını gördüm , yazılarını okurken
"mutlu olduklarını" resmen hissettim.
Kenarda birikmiş parasıyla
gidenler mi , evini arabasını satıp gidenler mi, yeniden iş kuranlar mı v.s.
kısacası her türden insanın yazılarını okudum. İstanbul'da veya büyük şehir de
bizi tutan şeylerin en başında " İŞ " geldiğini göz ardı edemeyiz. İş kurmak için de sağlam bir paran
olması lazım , tutunamazsan bile kendini yeniden toparlayabilmek için üç beş
bir şeylerin olması gerekiyor. İş bulmak dersen ; iş bulmak adı üstünde "
yazlık " yerlerde pek kolay değil anca turizm sektörü o da yaz bitince
sende bitiyorsun , karınca gibi bir hayat yaşaman gerekiyor , bu da ev kirana ,
faturalarına yetecek mi ? En önemlisi de bir sonra ki yaza sen hala orada
çalışabilecek misin , bunun garantisi var mı ? Mesela en şanslılar kesinlikle Home
Office çalışanlar . Bende çalışmadığım zamanlarda çok baktım home
office işlere ama aklıma yatanı bulamadım. Önce bir firmada çalışıp , sonra
onlara teklif sunman lazım ki bir tık daha şansın olsun.
Son dönemler de özellikle
yazlık yerlerde yaşamaya başlayanlar da veya köye yerleşenler de gözlemlediğim
bir şey var oda " Home Office " çalışanlaı . Bu gerçekten çok
mantıklı . En azından şöyle bir şey var ki sen " işini garantileyip"
gitmiş oluyorsun bu da senin için avantaj.He dersen ki" ben ekip biçicem ,
hayvancılıkla uğraşıcam " bu senin tercihin hayvancılık dediğim de kümes
hayvancılığından ne kadar gelir elde edebilirsin ? Büyükbaş olsa bir tık daha
şanslısın ee onun içinde yine üç beş birikmişin olması lazım.Bilmiyorum
yanlışım varsa düzeltin..
Home Office bir iş bulmam
lazım ve nasıl bir iş yapacağım onu da bilmiyorum.Çağrı merkezleri oluyor Home
Office ama hep satış odaklı veya gece saatlerinde . Şöyle sabah - akşam arası ,
hafta sonu olmayacak bir iş olsa ve her şeyden önemlisi satış ağırlıklı bir iş
olmasa mesela evden çalışma olayına sıcak bakıyorum . Kaç yıllık deneyimim var
. Mesela şu an ki işimi taşıyabileceğimi bilsem oralara hiç beklemem biliyor
musunuz anında tası tarağı toplarım giderim Serhat'a da iyi kötü bir iş
buluruz. En azından gittiğimiz de birinin işi sağlam olsun ki diğerimiz bir
şekilde iş bulur. Serhat'ın iki işi var zaten en kötü DJ'lik işlerine
yoğunlaşabilir.
Home Office iş dışında
gidenler geçimini nasıl sağlıyorlar mesela , ekip biçerek mi yada kendi
işlerini mi kuruyorlar ? gidenlerin hepsi de home office çalışmıyordur herhalde
:) İş konusunda çok fazla detay göremedim ya ekip biçmekten , ya home office
çalışmaktan bahsediliyor hep.Hani gidenlerin hepsinin hali vakti yerinde mi ?
Hali vakti yerinde olmayan bir insana da pek rastlamadım açıkçası , tarımla
uğraşıp mı gelir sağlanıyor , hayvancılıkla mı uğraşıyorlar veya kendi işlerini
oraya mı taşıdılar v.s. aslında bu konularda daha detaylı bilgi almak istiyorum
ve ne yazık ki bunlarla ilgili çok fazla yazılara denk gelemiyorum. Daha çok
taşınma süreci , neden taşınılmak istendiği , ekip-biçilen araziler v.s. bunlarla
ilgili bilgi görüyorum .. sizler bana bu konu da nasıl yardımcı olabilirsiniz?
İşin maddi kısmı evet çok önemli yalnız benim için öncelik iş. Home Office iş
yapabilir miyim ? Nasıl bir işe girişip de borç harç olmadan kendi yağımızda
kavrulabiliriz ? Çok fazla kazanç istemiyorum benim istediğim evimin kirası
faturalar ve mutfak ihtiyacımız karşılansın . Çok fazla paraya gerek yok yeter
ki huzurum ve sağlığım yerinde olsun.
Geçenlerde , kim olduğunu
söylemeyeyim de , bizim aile tarafından değil , bana sordu “ servisin var mı ? Cumartesi
çalışıyor musun ?“ diye bende “ Hafta sonu çalışma yok , zaten benim iki
seçeneğim vardı 1 ) Hafta sonu olmasın 2) Eğer uzaksa servis olsun , servis
olmasaydı 5000 tl verseler yine gitmezdim , anca o tarafa yakın otururdum ,
sabahın 6 sında metro, metrobüs , metro mu yapacağım ? 3 vesait gidip üç vesait
dönemezdim “ dedim . Bana , x kişi “5000 tl bana verseler , ben çocukları
Anneme bırakıp giderdim “ dedi . 5000 tl gerçekten mübalağa ettiğim bir rakamdı
ama bir şey diyeyim mi gerçekten gitmezdim anca evi buraya taşırdım burada ki
kiralarda 2.500-3.000 tl arasında. Bir de sabah boş olduğu iddia ediliyor
yolların . Eee pardon da sabah boş olsa yollar ben neden 6:38 de servise
bineyim ki ? Boş olsa saat 7’den önce binmezdim ki bizim oradan direkt
Cevizlibağ tarafına giden otobüs var sabahın 6:30’un da bile nasıl tıklım
tıkışık. Bir de ben sabah metroya yürüyeceğim , koştur koştur Altunizade
metrosunda inip Metrobüse bineceğim (ki altunizade metrobüs tv’ye bile çıkmıştı
o kadar uzun ki o metrobüs yolu in çık in çık sürekli böyle) , Metrobüs’ten
Zincirlikuyu’da inip yürü babam yürü metroya tekrar metroya bineceğim bir de
bunun aynısı da akşama da yapacağım ölme eşşeğim ölme.. Yani ben parasında
değildim ki bana şu an ki asgari ücreti bile verselerdi ben giderdim sonuçta
servis var , yemekhane var..
Neyse bir de bunu bana
söyleyen kişi ömrü hayatı boyunca hiç çalışmamış biliyor musunuz :D hani güler
misin ağlar mısın. Sen ömründe çalışmamışsın , çalışmak nedir bilmiyorsun ,
sabahın 6’sında kalkıp yollara düşmek nedir bilmiyorsun , metrobüslerde sabah
saatlerinde ve iş çıkış saatlerinde tıklım tıkışık olduğunu , boş gelen
metrobüse binmeye çalışıp binemediğini , yeni geleni beklediğini ve böyle böyle
10-15 dakika geçtiğini bilmiyorsun, bir de bayanız yani , erkek olsan hurra gir
değil mi ama maalesef o kadar sapığın kol gezdiği bir yerde bir bayan olarak
dikkat etmen gerekiyor , eve gelip yorgun argın yemek yapmayı , etrafı
toparlamayı he bir de çocuğun varsa ona da vakit ayırmanın ne demek olduğunu
bilmiyorsun. İşte böyle konuşanlara inanılmaz sinir oluyorum , yanlış
anlaşılmasın bu kişi sevdiğim bir insanda. Sizce haksız mıyım yani ? Hiç
çalışmamış bir insanın böyle bir şey söylemesi çok mu normal , evlisin , çocukların
da var daha küçükler , dayanamazsın ki en fazla 1 ay sonra by by .
Ben bilmediğim bir şey
hakkında yorum yapmam ,fikir sunarım ama doğrudur ama yanlıştır diretmem .
Şimdi ömrü hayatım boyunca çalışmasam bile , çalışan insana her zaman saygı
duyarım hatta hem çalışıp hem evli olup hem de çocuğu olan insanlara iki katı
saygı duyuyorum bende evde kaldım boş vaktim bolca oldu o zaman bile çalışan
kadınlara hep imrenirdim valla “”helal olsun nasıl yapıyorlar “derdim. Ev
hanımlığı da kolay değil ama çalışan bir kadın kadar da zor değil. Evdesin her
şeyini yapabilirsin temizlik ütü çamaşır , çocuğun varsa onun bakımı. Ama
çalışan insan hem işte çalışıp hem evde çalışıyor evet belki yemek konusunda
kolaya kaçıyor olabilir belki bir makarna bir kahvaltı hazırlıyor belki
dışardan söylüyor.Ama çalışmayan kadın öyle mi sana “ evdesin niye yapmadın
gözüyle” bakarlar ve zaten çalışmayan bir kadın da ne bileyim yanlış
anlaşılmasın ama gezmesinin , konusunun komşusunun derdine düşmesin evinde
yemeğini yapsın sonra ne yapıyorsa yapsın. Ben evde durduğum o 1.5 sene eşime
sorun hiçbir akşam kahvaltı hazırlamış mıyım , hiçbir akşam yemeksiz bırakmış
mıyım ? He bazen 3 çeşit değil 2 veya 1 çeşit oluyordu ama muhakkak oluyordu.2
sene olacak evleneli bir kere bir hata sonu evde tadilat vardı alışverişe
çıkamamıştım onda kahvaltı hazırlamıştım , bir kere de çalışmaya başlayınca yani
toplasan iki kere.. ev hanımları bazen gezmekten fırsat bulup yemek yapmıyor
çok şahit oldum , valla size bir şey diyeyim mi ben evde yemek yapacağım gün
biri beni çağırırsa dışarı bile çıkmazdım , içime dert olurdu.
Bazen sabredecek gücümün
kalmadığını düşünüyorum . Arayan müşterilere karşı , gördüğüm aynı yüzlere
karşı , sabahın erken saatlerinde kalkmaya karşı.Geçen gece ağlayacaktım bile ,
bir karın ağrısıyla kalktım sonra “ of çalışmıcam” ya diye söyleniyordum.
Çalışmanın avantajları olmuyor mu oluyor elbette , kendime harcama
yapabiliyorum , istediğimi alabiliyorum , kenara zor günler için para atmaya
çalışıyorum , en basiti kiramı ödüyorum.Ama bazen o kadar yorgun kalkıyorum ki
yataktan , başım dönmeye başlıyor , bazen baş ağrısıyla kalkıyorum , dişlerimi
sıkarak uyanıyorum. Hani hayatına devam ettirmek için çalışmak şart yalnız
mutsuz olmak gerekmiyor. Mutsuzum yani bundan ötesi yok. Ben İstanbul’da
mutsuzum , huzursuzum . Bu yüzden taşınmak , sıfırdan bir hayat kurmak
istiyorum. İstanbul’a ziyarete geldiğimde koşa koşa geri dönmek istiyorum.
Böyle uzun uzun yazıyorum ya
aslında bir nevi içimi döküyorum. Biraz da olsa rahatlıyorum. Bir gün evden
markete diye çıkıcam artık beni Ege’de bulursunuz J
Saygılar..
Etiketler:
Biri beni Ege’ye ışınlasın,
büyük şehirden kaçmak,
Ege,
Ege’ye taşınmak,
İstanbuldan gitmek,
istanbuldan kaçmak,
Köye yerleşmek,
Ordan burdan,
Sahil kasabasına yerleşmek
10 Nisan 2018 Salı
Nisan gelmiş hoş gelmiş..!
Yine epeyce bir zaman olmuş buralara uğramayalı :) Bende bir ses vereyim dedim. Ne yapıyım vakitsizlik öldürüyor benim saatlerimi , günlerimi , aylarımı :( 2018'in çeyreğine geldik ben hala daha 2017'de zannediyorum kendimi . Ne ara Mart bitti de Nisan ayı geldi anlamıyorum bile :)
Çalışınca vakit çok çabuk geçiyor. Yaz da geliyor pek bir sevinçliyim. Yeni ciciler aldım kendime , bu gidişle aldıklarımı da vakitsizlikten bir ay sonraya anca paylaşırım.
Daldan dala bir paylaşım yapacağım şimdiden uyarıyorum :) Aklıma gelenleri yazacağım artık.
Resmen korku filmi gibi , siz ormanda
ilerlersiniz , karanlık ve sis basmış , etrafta kimse yoktur.He işte aynen öyle
bir gündü bizde gittiğimizde.
23 Mart Cuma günü iş çıkışında , Serhat'la Gülay yengeye gitmiştik fotoğraf
makinemi istemişti , önce yemek yedik sonra " hadi çamlıcaya gidelim"
dedi. O gün gündüz hava fena değildi ama akşamı epey soğumuştu Çamlıca'da epey
estiğinden resmen donduk. Gülay yenge , ikizler, ben Serhat , komşuları gittik.
Kapalı alana ( çay kahve içme yeri ayrı , yemek yeri ayrı ) geçelim dedik ama
bir gittik bildiğiniz dışarı da kuyruk var evet evet bildiğiniz iki grup içerde
yer boşalsın diye bekliyor "bu ne ya , Sosyal tesis değil de sanki ünlü bir restaurant'ın girişinde bekliyorlar , Nusret'e gitsek daha çabuk gireriz içeri"
dedim.Doğal olarak içeri girme hayalleri de suya düştü dışarda durduk çay içtik
döndük , resmen donduk , çay bile aldığımızın ikinci dakikasında soğumaya
başlamıştı.
Herkesin düzgün çıktığı fotoğrafı bulmak
epey zor oldu ama yinede bulamadım :) mesela sağ başta ki dayım çok komik :)
ama ne yapıyım bende en iyi bu fotoğrafta çıkmışım , düşünün bu iyi halim.
31 Mart Cumartesi günü Anneannem'de toplandık. Annem ilk emekli maaşını aldığından ,
bunu kutlamak istedi ve muhteşem bir yemek şöleni vardı , anlatmaya gerek yok
görüyorsunuz :D hoş pek bir şey görmüyorsunuzdur yemeğin sonlarına doğru çekti
dayım fotoğrafı.
Ben o gün inanılmaz kötüydüm , esmer olan
ben , betim benzim atmış şekilde geziyordum. Sabahtan başlayan baş ağrısı , bir
türlü düşmeyen tansiyon (benim normalde
tansiyonum 9-5 , 9-6.. Düşük tansiyonluyum. ) Anneannemlere nasıl gittiğimi
hatırlamıyorum , Allah yürü ya kulum dedi resmen. Ölüyordum , beynim başka
yerde ben başka yerdeydim. Tansiyonumun büyüğü 8 , küçüğü 7 idi..o 8 varya en
son 12 yi gördü , Annem ısrarla doktora gidip iğne yaptıralım diyor , ben
istemiyordum , sabah bir tane ilaç içmiştim baktım düzelemiyorum (hayatımda diş
ağrısı hariç , baş ağrısı için ikinci bir ilacı içtiğimi bilmem , migrende var
malum , onun ilacı ayrı , çok dayanamayacağım zamanlarda o ilacı alıyorum)
ikinci ağrı kesiciyi içtim , kafamı koydum ayaklarımın altına yastık koydum
falan derken neredeyse saat 17:00'dı kendime geldiğimde. Allah kimseyi elden
avuçtan düşürmesin. Allah hastalara acil şifalar versin.
Geçen perşembe bizim şirket yaz sezonunu
Çilek'le açtı diyebilirim. Yazları bazen Erik'te veriyorlarmış o günü sabırsızlıkla
bekliyorum :)
Bu arada fotoğrafını çekmedim ama biz
Serhat'la bir 10 gün önce dondurma sezonunu da açmış bulunuyoruz :)
Şu hatunun saç rengini çok beğendim ,bu
tarz bir şeyler yaptırabilirim.
Ama kafamda deli sorular ;
1) Esmerim yakışır mı ? Hoş hatunda esmer
ona gayet yakışmış.
2) Saçım gür ve kalın telli olduğundan ,
saçı açmaya kalktıklarında yanar mı ? saman gibi olur mu ?
Tabii ki bunun için " ben yaparım
" diyen kuaförlere gitmicem , nedense bütün kuaförler yapıyor zaten ama asıl
müşteri kaybetmeyenler " yaparsam şöyle olur böyle olur " diye
uyaran kuaförler, neden riske atsınlar ki işte bence gerçek kuaförler
bunlar tıp ki benim Acıbademde ki kuaförüm gibi. Niye risk alsın ki ? 2yıl önce
gittiğimde tabii farklı bir renk istiyordum " sana olmaz " dedi
boyamadı şimdi de bununla gidicem bakalım bu sefer ne diyecek.
Yaptıracağım tarihi kesinleştiremiyorum
ne yazık ki. 24 Nisan Evlilik yıl dönümü onun öncesinde gitsem hazır 23
Nisan'da pazartesiye geliyor ama o hafta bir sürü plan yaptım. Plandan kastım
evle ilgili. Yazlıkları çıkaracağım , bütün dolapların içini boşaltıp
düzenleyeceğim , bahar temizliği yapılacak , doktora falan da gitmeyi
düşünüyorum. Herhalde bu iş Mayıs'ın ilk haftasını bulacak gibime geliyor.
Biraz da kestireceğim saçlarımı , önleri uzun arkaları kısaydı ya bu sefer
önden kat yaptıracağım arkalara doğru bakalım kısmet :)
Bir sonra ki yazıma kadar şimdilik hoşça
kalın..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












