23 Mart 2015 Pazartesi

Üsküdar Sucuk Festivali ve Küçük Çamlıca

Bu hafta sonu pazar günü Sevgiliyle uykuya pek bir hasret kalmışız ki ikimizde geç uyandık . Blog arkadaşım Aslı'nın düzenlemiş olduğu "kahve bahane" buluşmasına çok gitmek istemiştim.Hep böyle blogger'ların buluşmasına da pek bir imreniyordum fakat daha demin de dediğim gibi biraz geç kalktık ve Sevgilimle buluşmamız neredeyse 14.00 olmuştu. 


Sevgiliyle buluşup Üsküdar'a indik. Üsküdar'dan Beşiktaş'a geçebilirdik fakat kimsenin numarası olmadığından bizde Sevgiliyle Üsküdar'da takıldık..
Üsküdar bugün inanılmaz bir gün yaşıyordu. Şahin sucuklarının desteğiyle" Üsküdar Sucuk Festivali " düzenlenmişti.Güneşi gören herkeste dışarı çıkmış zaten kilit olan Üsküdar sahili daha bir kilit olmuştu :)


Festivalin olduğu yer Üsküdar Evlendirme Dairesinin Kır alanındaydı ve ben burada düğün yapmak istiyordum :) Bir daha bi düşüneyim diyorum ben burada düğün yapmayı..

Elbette ki sucuk almadık. Almamıza da imkan yoktu. Mikrofonun ucunda ki beyefendi " 
Sucuklarımız 15.30'da dağıtılacaktır " diyordu. Saat daha 14.30 'da o kadar izdiham varsa sucukların dağıtıldığı o anları tahmin bile edemiyorum.. İnternetten okudum da 10 bin kişiye yakın sucuk ekmek dağıtılmış. Yiyenlere afiyet olsun :)


Üsküdara gelmişken bir tur atalım dedik. Sahil şeridini boylu boyunca takip ettik ve Salacak'a doğru ilerledik. Kız kulesi parmağımızın ucundaydı :) Bir gün karar verdik Sevgilimle kız kulesinin içini gezeceğiz. Ben yaklaşık 10 yıl önce gidip içini gezmiştim ama Sevgiliyle de gitmek lazım dimi ya :)
Bu arada gitmek isteyenler için Öğrenci 10 TL - Sivil 20 TL


Üsküdardan sonra Motor'umuza atlayıp hoop Küçük Çamlıcaya :)
Küçük Çamlıca ; gerek doğası gerek manzarasıyla harika bir konumda. Tek sorun çok fazla rüzgar alması.. 


Sevgiliyle Küçükçamlıca köşkünün içine girdik. Koru içinde sıralanmış Sofa , Topkapı ve Cihannüma köşkleri bulunmaktadır. 




Biz Sevgiliyle Cihannüma 'da oturduk ben Sıcak çikolata Sevgili ise Latte söyledi 10,50 ödedik.Olurda kahvaltıya gitmek isterseniz açık büfe kahvaltısı 30.50 TL.Neden bu kadar pahalı bende anlamadım :) Tamam deniz manzaralı falan amenna da Çengelköy'de Boğaz Manzarasında bile daha ucuza yiyebiliyorsunuz. Bir de burası Beltur :)


Havanın sürekli esmesinden dolayı hemencik içeceklerimizi içip kalktık. 




Fotoğrafta her ne kadar belli olmasa da manzara Kartal'dan başlıyor  Kadıköy- Üsküdar - Eminönü ve Beşiktaş'ı kapsıyor. Yaz aylarında burada düğün organizasyonları da gerçekleştiriliyor. Ayrıca dış çekim fotoğraf içinde aklınızda bulunsun diyorum :)


O gün zaten saçlarım rüzgarla imtihan ediyordu. O kadar esiyordu ki fotoğraf çekileceğim zaman ya önüme geliyor , ya arkası havalanıyordu pek bir zorluk yaşadım :) Fotoğrafta da görüldüğü gibi :)


Bu fotoğraf artık klasikleşti :)


Sevgiliyle dolanıyorduk bir anda oyun parkının içine daldı" dur aşkım ben bir barfiks çekiyim " dedi. Ben de ondan yana kalır mıyım ?  Kalmam..Ben de zar zor iplere atladım sonra da bir kolum ağrıdı ki sormayın gitsin :) Keşke ondan yana kalsaydım diyorum ..


Rüzgar gibi geçtik Çamlıca'dan :) Güzel bir pazar günü oldu. Havaların yağışlı ve soğuk olmasından sonra böyle (her ne kadar esse de ) güneşli havalar insanı gerçekten mutlu ediyor..

Saygılar..

18 Mart 2015 Çarşamba

Çanakkale 100. YIL / Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz


Çanakkale içinde vurdular beni ,
Ölmeden mezara koydular beni ,
Of gençliğime eyvah ..!

Çanakkale içinde aynalı çarşı ,
Ana ben gidiyom düşmana karşı ,
Of gençliğim eyvah ..!

Çanakkale içinde bir uzun selvi ,
Kimimiz nişanlı kimimiz evli ,
Of gençliğim eyvah ..!

Çanakkale üstünü duman bürüdü ,
On üçüncü fırka harbe yürüdü ,
Of gençliğim eyvah ..!

Çanakkale içinde toplar kuruldu ,
Vay bizim uşaklar orda vuruldu ,
Of gençliğim eyvah ..!

Çanakkale içinde bir dolu testi ,
Analar babalar umudu kesti  ,
Of gençliğim eyvah..!

17 Mart 2015 Salı

Diyet için faydalı bilgiler 2 / Yoğurt - Limon - Pul Biber Kürü

Evet daha önceden yazdığım Maydanoz - Limon Kürü umarım birçoğunuzun işine yaramıştır.

Bugün ki kürümüz ; Yoğurt-Limon-Pul Biber Kürü


Malzemeler ; 

3 yemek kaşığı yarım yağlı Yoğurt
- Yarım kesilmiş Limon
- Damak zevkinize göre (acı eşiğinize göre ) Pul Biber
 ( Eğer Pul Biberi sevmiyorsanız ya çok az atın yada hiç atmayabilirsiniz. )




3 yemek kaşığı yarım yağlı yoğurdumuzu bir kaseye alıyoruz. Üzerine sıktığımız yarım limonun suyunu ekliyoruz.


Fotoğrafta gördüğünüz gibi sanki sulanmış yoğurt gibi bir görünüme kavuşuyor.


Yoğurt ve Limon'umuzun üstüne Pul Biberimizi ekliyoruz.


Pul biberimizi ekledikten sonra kaşıkla iyice karıştırıyoruz ve kürümüz hazır hale geliyor .

Afiyet olsun.

Çok basit değil mi ?

Bu kürümüzü gece yatmadan yarım saat öncesinden yiyoruz.
Göbek eriten bir kür olduğu için en az 2 ile 3 hafta sürekli kullanılması öneriliyor.

Dip Not : Kürümüzün içinde Limon olduğu için tansiyon hastalarının dikkatli tüketmesi gerekmektedir.

Saygılar..

16 Mart 2015 Pazartesi

Arkadaşlarımıza Ev Ziyareti


İki hafta öncesinden Sevgilimin arkadaşı Mustafa ve Eşi Hilal'in evine gitmek için sözleşmiştik.Düğünlerine gitmek nasip olmamıştı daha doğrusu biz bir arkadaşın gazabına uğramıştık. Düğün gündüzmüş bize bu gazabı uğratan arkadaş akşam dediği gibi bizde geniş geniş o gün takılmıştık. Gündüz olduğunu öğrenince yetişemeyiz ama en kısa sürede evlerine gideriz demiştik.Kısmet bu zamanaymış..


Ev hediyesi olarak çok araştırma yaptık. Şimdi ben hiç tanımıyordum tanısam en azından bir yorumda bulunurdum. Bu yüzden klasik şeylerden ilerledik ;  kahve fincanı , nevresim takımı , saat.
İnternette duvara yapıştırmalı , kalpli çok güzel saatler gördüm Sevgilim " basit kaçar " dedi. Aynı şekilde Taç'tan , Madame Coco'dan Nevresim takımlarına baktık Sevgili yine " basit kaçar " dedi.En son Ümraniye'de bir mağazaya girdik. "Aşkım yani sevdikleri birşey var mı varsa ona göre ilerleyelim " dedim Sevgilim " Mustafa Osmanlı turalarını çok sever o tarz birşey bakalım " dedi. Yukarı da gördüğünüz çay fincanlarının , kahve fincanı olanlarına bakıyorduk. Beğendik , alacaksak böyle birşey alalım dedik. O sırada mağazada ki yetkili bayan " bunların çay fincanları da var bakmak ister misiniz " dedi.Baktım çay fincanları daha hoş duruyor Sevgilim " bunu alalım hayatım sabahları çay içip çin çin yaparlar" dedi. O kadar tatlı söyledi ki çocuk gibi :) Sonunda çay fincanlı olan takımı aldık. 

Pazar günü (15.o3) Sevgilim beni aldı ve biz gittiğimizde saat 17.30 olmuştu. Zaten bizim eve yakındı yollarda sürünmedik ..Güzel bir karşılama yaşadık. Tanışma faslı yaşandı, salona geçtik. Evlerini çok beğendik. Hem ferah , hem sıcak (sıcak derken mecazi anlamda), hem çok güzel renkler seçilmiş..Kısa bir sohbet muhabbetten sonra yemek faslına geçtik. Fotoğrafını çekmeye utandım ama menümüz güzeldi ; Mercimek çorbası , Yeşil Fasülye, Pilav , Fırında Tavuk ve Patates ve Salata. Biz çok aç değildik az az yedik yemekler gayet güzeldi.Sunum da harikaydı. Masadaki bardaklar bile rengarekti çok hoşuma gitti. Acaba ilerde bende böyle hamarat olur muyum dedim biraz sesli düşünmüşüm ki  Hilal " olursun , bende evlenmeden önce hiçbirşey yapmıyordum ben yapabiliyorsam sende yaparsın " dedi. İçimi ferahlattı açıkcası :)


Beyler oturma odasına gitti.Bende Hilal'e yardım ettim. Yine kendi elleriyle ıslak kek yapmış tadı da pek hoş olmuştu , ekler , kuruyemiş ve de çay da masada ki yerlerini aldılar.


Sohbetimiz tam anlamıyla koyulaştı diyebilirim.İşten güçten , evlilikten , sevgililikten bir sürü şey konuştuk :) saat 21.30'du kalktığımızda. 


Sevgiliyle gayet mutlu kalktık. Hem tanıştığıma çok memnun oldum , hemde çok iyi arkadaş olduk.

Bu arada hediyemizi gerçekten çok beğendiler bu da bizi pek bir memnun etti :)

Saygılar..


14 Mart 2015 Cumartesi

Blog'umun Doğum günü !


Görünür de 2 yıl fakat sık kullanıma göre 1 yaşında benim blogum :)

Sevgilim 2012 yılından beri blog yazar beni de bir hayli zorlardı zorlamaktan ziyade " Aşkım sende yaz, gezdiğimiz yerleri gittiğimiz cafelerin tanıtımını yapmış olursun " derdi. Benimde bir kulağımdan girer diğerinden çıkarırdı " Aşkım ya ben uğraşamam sıkılırım " derdim. Sevgilim o zamanlar bana blog adresi olarak http://yagmur-serhat.blogspot.com.tr/ adresini almıştı. Oraya arada sırada yazıyor çiziyordum ama gerçekten arada sırada yılda 1 veya 2 diyebilirim :) Sevgilim kendi bloguna yazdıklarını benim blogumu da kopyalıyor o sayede blogum güncel kalıyordu. Sonra bir gün  Sevgilim , kendi blogunda bana özel bir post yazmıştı bende ona güzel bir cevaplama yapayım dedim ve yanlışıkla şu an kullandığım http://yagmur-serhats.blogspot.com.tr/ adresini açtım ve tarih olarak kontrol ettiğimde de 14.03.2013'de yazmışım. (Okumak isterseniz TIK TIK) . Bu yüzden böyle isim yaptım sonradan değiştirebilirim diye. Fakat değiştirdikten sonra sanırım google'ın indexlemesi biraz zaman alıyormuş falan filan gerek yok dedim bu blogu bu isimle kullanmaya devam ettim :) Velhasıl kelam ( biliyorum çok karışık oldu ama nedense anlatma ihtiyacı hissediyorum ) ben şu an kullandığım blogu unuttum ve sevgilim açtığı blog üzerinden devam ettim.Artık hemen hemen bir fiil yazmaya başlamıştım 2013'ün sonlarına doğru ve Sevgilim 2013'ün Aralığında askere gittikten sonra benim dert ortağım can yoldaşım olmuştu blogum... Şans eseri şimdi ki kullandığım bloguma rastladım ve artık bunun üzerinden devam ettim. Tarihine baktığımda 1 yıl 2 ay olmuş. Sevgilimin açtığı o ilk blogu da kullanıyorum. Daha doğrusu burada yazılanları oraya kopyalıyorum . Asıl önemli olan şimdi ki blogum. Burada arkadaşlarım var, burada tüm yorumlarım , burada yaptığım tüm yorumlar..

Çok güzel blog isimleri görüyorum özeniyorum da ama ilerleyen zamanlarda birşeyler yapmayı planlıyorum şu anlık rafa kaldırdım :)

Blogger'ı kullanmam hayatıma büyük bir renk kattı diyebilirim.Hem çok güzel arkadaşlıklar kurdum ve belli başlı blogların tutkunu oldum. Onların blog yazmasını hep zevkle bekledim. Yazdıklarında da çok mutlu oldum.. Çoğu blog sayesinde hem yeni yerler keşfettim hem yeni kitaplar okudum hem yeni filmler izledim.. Bazı bloglarda bende o blogger'la birlikle gezdim ve hep bir yerlere not ettim " gidersem bunu yerim burada kalırım " diye.. Seyahat bloglarına , gezi bloglarına hayranım zaten :)

Blog Keşif Etkinlikleri oluyor elimden geldiğince onlara da katılıyorum. Yeni yeni yazılarla , yeni yeni insanlarla da bu sayede tanışmış oluyorum.

Blogum daha çok Sevgiliyle gezip gördüğüm yerleri yazmayı amaçlamıştır fakat ailemle yeni bir mekana giderim onun tanıtımını yapabilirim, arkadaşlarımla yeni bir yere gitmişizdir onun tanıtımını yapabilirim veya şirket'le bir organizasyon yapmışızdır bununla ilgili tanıtım yapabilirim.. Arkadaşlarımın nişan'ı,kınası, düğünü olur bunlarla ilgili post'ta yazabilirim..Kısacası benim blog'um Yağmur'la her telden gibi birşey :) Tanıtım var, Seyahat var, Gezi var, Yaşama ve Hayata dair birşeyler var , Eğlence var :) 

Bu blog nelere şahit oldu .. Asker yolu beklememe mi , Sevgiliyle tatillerimize mi , Doğumgünlerine mi, İftarlara mı , Evlenme teklifine mi , Söz ve Nişan'ıma mı ve Allah nasip ederse , Kına gecesine , Düğüne ve Balayına belki çok sonrasına çocuğumuza.. Umarım hiç bıkmadan sıkılmadan blog yazmaya devam ederim..İnanın bazen yazacak ya çok post'um oluyor zaman ayıramıyorum yoğun oluyorum bazen de hiç yazacak birşey bulamıyorum bu sefer de yoğunluğumun "y" si olmuyor :)

Beni takip eden , bloguma renk katan tüm arkadaşlarıma buradan sonsuz teşekkürler :)

Saygılar..

13 Mart 2015 Cuma

Diyet için faydalı bilgiler 1 / Maydanoz - Limon Kürü

Yaz geliyor biz hanımlar hatta beyler, zayıflamak için karış karış internet sitelerini , gazeteleri , dergileri karıştırmaya başlamışızdır..

 Nişanıma 1-1.5 ay kala tartının üstüne bir çıktım ne göreyim 53 kiloya çıkmışım. Anaamm ! En fazla 50 kilo olmam lazım dedim.Diyet yapmaya başlayacaktım ki Nişan stresinden farkına varmadan 49 kiloya kadar düşmüştüm..Şu an tekrar kilo aldıysam da gene en fazla 1 kilo falan almışımdır.
Gerçi Normal zamanda da " senin diyete mi ihtiyacın var ya yürü git " dese de arkadaşlarım, ben kendim için daha fit , giydiklerim daha güzel dursun diye ideal kiloma kadar düşüyorum :) Eh bununla ilgili " çokta sıkı " bir diyet yapmıyorum yediklerime dikkat ediyorum o kadar .Geçen sene yazdığım hatta çok hit aldığım post'umu okumak için : Kilo verme ve Diyet Arkadaşım TIK TIK

Evet eminim ki bir çoğumuz bu Kürü biliyordur. Benim maydanozla aram iyi değildir. Sevgili Arkadaşım Nuray'ın diyet yapmasından ve faydasını görmesinden dolayı sizinle de bu bilgiyi paylaşmak istedim.

Gerekli Malzemeler ;

- 10 / 15 dal taze Maydanoz
- 1 adet Limon
-  Yarım bardak Su

,

Öncelikle maydanozları yıkayıp (dalları da dahil ) temiz bir kaba koyuyoruz.


1 adet limonu sıkıp su bardağına koyuyoruz,


Sıktığımız limonun üzerine su bardağını tamamlayacak şekilde Su ile dolduruyoruz.


Limonlu suyu , daha önceden kaba aldığımız maydanozların üzerine döküyoruz.Sonrasında ise blender'dan geçiriyoruz..Blender'dan geçirdiğimiz kürü , süzgeçten süzerek bardağa boşaltıyoruz.
Maydanoz -Limon Kürümüz hazır hale geliyor.

Afiyet olsun 

Bu kürü 15 gün boyunca sabah aç karnına içiyoruz. 15 gün sonunda 1 hafta bırakıp tekrardan 15 gün içmeye devam ediyoruz.15 gün bittiğinde kendinizde değişiklik fark edeceksiniz.

Nuray çok işe yaradığını söyledi benden söylemesi :)


Maydonoz- Limon Kürü'nün faydaları ;

1) Yağ yakıcı özelliği vardır.
2) Karaciğer yağlanmasına ve deri altı yağlanmasına karşı yok edici özelliği vardır..
3) Cilde parlaklık verir ve genç görünmenizi sağlar.


Dip not : Düşük tansiyon problemi olanlarda ve hamile bayanlarda kullanılmaması öngörülmüştür..

Saygılar..

11 Mart 2015 Çarşamba

Tatilsiz Tatil Planı Yapmak

Yıllık izin planlarımız geldi. Bu nedenden dolayı herkes bir koşturmaca da. Kimisi Balayı için nereye gideceğini düşünüyor , kimisi kız kıza bir tatil yapmak istiyor , Kimisi eşi ve çocuğuyla nasıl bir otel tercih edeceğinin araştırmasını yapıyor. Bu durum ne yalan söyleyeyim benim canımı pek bir sıkıyor..Sevgili arkadaşım Mehtap , tatilbudur 'da çalıştığı için ondan Antalya, Bodrum ne bileyim tatil yerleri olarak hangi otele gidilir , hangi beldesi daha güzeldir , herşey dahil veya ultra herşey dahil otellerin listesini çıkarttırıyorum , sağolsun kırmıyor ona göre liste çıkarttıp bana gönderiyor. Bende hemencik arkadaşlara söylüyorum , onlarda inceliyor ve gönül rahatlığıyla gidecekleri otelden rezervasyon yaptırabiliyorlar..Hani kelin ilacı olsa kendi başına sürer ya ben arkadaşlarımın tatilleri için elimden geleni yapıyorum ama kendime faydam olmuyor :(

Bodrum İsis Otel

Geçen seneden itibaren yıllık iznim 3 haftaya çıktı.Hadi bir haftasını içerde bırakayım.. Malum Allah izin verirse seneye evlilik düşüncemiz var. Nikah için sağlık raporu,ikametgah v.s için 1 gün ayırsam,Kına hazırlıkları ve kına eşyaları için 1-2 gün ayırsam , gelinlik için 1-2 gün ayırsam (ki hemen bulur muyum gelinlik ondanda şüpheliyim) , ev bulmak , evin temizliği v.s. derken bir hafta hoop geçer gider. Annem çalıştığı ve hafta içi izin kullanabildiği için bende hafta içi birer ikişer gün izin alıp o iznimi bitiririm diye düşündüm.. 2.haftasını hadi İstanbulda geçiririm. Haftaiçi halletmem gereken işler var onları hallederim ne bileyim bir yerlere giderim .. Ama geriye kalan o 3. hafta ne yapcam bilmiyorum :( Sevgilim yeni işe başladığı için izin alması o kadar zor ki..

2012'de gittiğim ve hayran kaldığım hatta otel çıkışında " gitmeyelimmmm" diye ağladığım Bodrum İsis Otel fotoğraflarıma bakıyordum :( Bir nostalji olsun diye fotoğrafını yükledim...Ahh ah diye de iç geçirdim..

Antalya / Konyaaltı Plajı

Hadi otel' e gitme gibi bir planımız olmasın.Zaten balayında en güzeline gideriz...
Yıllık izin yazdığım tarih 20 Temmuz ile 27 Temmuz arası..17-18-19 Temmuz da bayram olduğu için birleştirip biryerlere kaçalım dedim sevgilime.3 gün bayram izni bir 3 günde alsa tamamdır 6 gün Antalya'ya kuzeninin yanına giderdik.Ama maalesef sonuç olumsuz :( Umarım şu bir kaç ay içinde değişiklik olur da sonuç olumlu olur. Aksi halde iki hafta İstanbul'da kalıcam.

İskenderun / Arsuz

Hadi Antalya'yı da geçtim bari Teyzemin yanına İskenderun/ Arsuz'a gideriz diye de düşündüm.. Ama sonuç olumsuz olunca isterse Şileye veya Ağva'ya gidelim hiçbirşey ifade etmicek.. Çalışmaya alışığım. Kazandığım Üniversiteye bile gitmeyip çalışmayı tercih ettim (sonradan pişman olsam da) 18 yaşından beri de iş dünyasındayım. 25 yaşındayım düşünün :) Evde 1 hafta durmak bile beni bunaltıyorken her iki iznimde de evde durmak beni delirtir..

Dua edin siz de Sevgilim için de bari üç gün de olsa izin alsın. Şimdi ben bunu kafama takar da takarım. Alt tarafı üç güncük :( Seneye Allah nasip ederse zaten evlendiğimiz de üç gün izin vermek zorundalar. O üç günü , bu seneye saysınlar ne olacak ki =( İstanbul'dan uzak durmak her ikimize de iyi gelecek. Bütün bir yıl çalışıyoruz. Seneye zaten koşturmacalarımız olacak. İyi bir stres atmak lazım. İstanbul'un o sıcağında evde o program benim şu program senin izleyemem.. Kış olsa bir nebze dersin ki , hava soğuk. Şu an bile hafta sonu evden dışarı çıkasım gelmiyor. Ama yazın insan evde duramıyor. Geçen sene de Sevgilim Askerden geldiğinde bir hafta çıkmıştım izne. O zaman dolu dolu geçmişti yapacağım işler vardı onları yaptım ama evde kaldığım zamanda oldu çıldıracak gibi olmuştum.

                                  Dualarınızı eksik etmeyin olur mu ? =(
                                  Saygılar...

8 Mart 2015 Pazar

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun



Birinin kadını olmak istiyor canım,

Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak,konuşulmamak,bakılmamak hatta!

Biraz korunmak biraz şımarmak...
Birkaç çeşit yemek yapmak,
İstiklal Caddesi’nde sıkı sıkı elini tutmak,
Belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek bi yerlerde,
Çay içmek,
Pazar sabahı kahvaltısı etmek,
Uzun uzun sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!
Neden mi?
Herkesin eli tutulmaz..
Herkesle film seyredilmez..
Herkesle çekirdek çitlenmez..
Herkesin kadını olunmaz da o yüzden!
İçinden gelmeli...
Hücrelerine kadar hissetmeli, DNA’larına kadar bilmeli insan!
Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz.
Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa kafa da hiç karışmaz ya olsun!
Oysa bazen tek bir söze ya da bir bakışa yıkılır bütün duvarlar...
Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bi ara..!
Sabahları uyandığımda “günaydın sevgilim” mesajları görmek istiyorum telefonumda.
Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum.
Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum.
Dayanamamak istiyorum!
Çalışırken düşünmek istiyorum sonra onu..!
Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara...
Gülümsediğim için daha çok çalışmak...
Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni hiç sevilmediğim gibi...
Biri o kadar çok sevsin ki beni hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun!
Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum “neredesin” diye “Hımm kim aradı bakayım” diye! Ben sormam ama korkmasın. O sorsun!
“Biliyor musun ne oldu?” ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur.
Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya dinlesin işte. “Ya evet çok mühim bir şeyler olmuş” falan desin bi de sonunda...
Şimdi ben istesem İstiklal Caddesi’nde birinin elini tutup gezemem mi?
İstesem benimle birlikte çekirdek çitleyip aynı anda film seyretmeyi de başarabilecek birini bulamam mı bi arasam?
Şimdi ben yalnız olmak istemesem yalnız olur ve bunları da yazıyor olur muydum?
Hiç sanmam!
Birinin elini tutmakla birinin elini sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!
Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da tutmuş gibi yaparsın işte.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulmazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.
Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal Caddesi’ne gitmeyeceğim!
Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım!
Repliklerin bir anlamı yoksa kimseyle film seyretmeyeceğim.
Zaten çekirdeği unutsun bile, asla olmaz!
Birinin kadını olmak istiyor canım; biraz korunmak biraz şımarmak...
Çekirdek mutlaka olsun!

6 Mart 2015 Cuma

Dünürlerimize Ailecek İlk Ev Ziyareti

           14 Şubat'a iki hafta kala Sevgilimin ailesi bizim eve tanışmaya gelmişti ( TIK TIK ) Ardından Nişan törenimiz oldu ve sıra bizim onlara gitmemiz kalmıştı :)  Sevgilim bana (hala daha Nişanlım diyemiyorum :)) "Aşkım pazar günü müsait misiniz Annemler sizi bize davet ediyor " dedi. " Aşkım annemin izni perşembe hafta sonu gelmemiz çok zor olur " dedim. Konuştuk ve kararımızı perşembeden (dün) yana kullandık.
           O günü bir heyecan bir sabırsızlıkla beklemeye başladım..Salı günü öğleden sonra durduk yere boğazım ağrımaya başladı gelip geçicidir diye düşündüm. Ne gelip geçicisi bildiğiniz grip oldum. Salı günü eve gittim , ilaç içtim , nane limon yaptım , boğazım ağrıyor diye bal limon yaptım ve saat 21.30 da uyuyakaldım. Ertesi gün gözümü açtığımda baktım hala daha boğazım yanıyor " şifayı kapmışım " dedim. İş yerine gittim halsizlik yok diye şükrediyordum bu sefer boğaz ağrısı yerini gribal enfeksiyona bırakmaz mı? Sürekli hapşırıyorum , hapşırdıkça gözlerimden yaş geliyor.İnatta ettim eve gitmeye gerek yok diye. Şu an nasılsın diye bir sorun :) Hala daha aynıyım bir değişiklik yok. Millet iyileşmeye doğru gider ben kötüleşmeye doğru..Bir de benim test edilmiş onaylanmış bir allerjim var hem de toza karşı. Bizim iş yeride ne kadar temizlenirse temizlensin sürekli toz kalkıyor :(

          Perşembe günü iş çıkışı eve gittim hazırlandım ve Dünürlerimizin evine doğru ilerledik :)
Evlerine gittiğimiz de sıcak bir karşılama yaşadık.Ben kimseyi öpmiyim dedim ama İlhan amca ve Kayınpeder haricinde ki hepimiz hastaydık =)

Önce salonda biraz oturduk sonrasında çok vakit kaybetmeden sofraya geçtik.Sevgi Teyzenin Menüsü ; Yoğurt Çorbası , Bezelye , Pilav , Fırında Patates Tavuk , Zeytinyağlı Yaprak Sarması , Yoğurtlu kırmızı biber , Salata ve asitli asitsiz içecekler :) Valla Sevgi Teyze Annemden iyi olmasın el lezzeti çok güzel . Gerçekten çok iyi yemek yapıyor ya. Hemde hasta haliyle bu kadar çok şey yapmış " biz bu kadar alışık değiliz yemeye " desekte Sevgi teyze dolduruyorda dolduruyordu tabaklarımızı :) Eee ben gelin kızım yardım da ediyordum hani :) bende hasta halimle boş boş oturmadım.

Tabii yiyeceklerimiz bunla sınırlı değildi. Biz giderken Pasta almıştık Sevgi Teyze ' de Revani yapmış. Üzerine kuruyemiş ve meyve de yedik.Artık şiştikçe şiştik tabi ben o kadar çok yiyemedim bir de hastalığım coştu :( Benim böyle tüylü , halılı yerlerde allerjim fena halde coşuyor. Bizim evde kilim falan var onlarda küçük ama Sevgilimin evlerinde halılar olduğu için benim burnum tıkanmaya , başım ağrımaya , gözlerimden yaşlar gelmeye başladı :( Saat 20.00 gibi gitmiştik 23.00'a doğru kalktık iyi olsam daha dururdukta ben pek iyi değildim.



O güne dair tek fotoğrafımız baksanıza hastalıktan betim benzim atmış :(

Nişanımdan konuştuk , ailelerden konuştuk . Kısacası şu ki biz dünürlerimizi çok sevdik onlar da bizi. Ailelerin anlaşması bana göre herşeyden önemlisi..İki insanın birbirini sevmesi ve anlaşması evet çok güzel bir duygu ama iki insanın ailelerinin anlaşması bence daha da güzel bir duygu. Anlaşmazlıklar olduğunda bu ayrılığa kadar gidebiliyor çok şahit oldum. Bu yüzden Allah'a şükrediyorum , gönlümüze göre verdiği için. Umarım hep böyle devam eder.

                                                    Saygılar...



2 Mart 2015 Pazartesi

Beni Böyle Sev Final

İzlediğim diziler hakkında pek fazla yorumda bulunmuyorum.Fakat Trt 1 ekranlarında yayınlanan Beni Böyle Sev dizisi hakkında yorumda bulunmamak elde değil..

Çok severek izlediğim bir diziydi ne yazık ki final yaptı.Sevgilimle hiçbir ortak dizimiz yoktur bizim ( gerçi Sevgilim pek fazla dizi izlemez) ama bu dizi ikimizinde ortak dizisiydi.


Ömer'le (Alper Saldıran ) Ayşem'in (Zeynep Çamcı )sevgi ve saygı çerçevesinde yürütttükleri evlilikleri ,


Reyhan'la (Burcu Altın) Mazhar'ın (Umut Kurt) deli dolu aşkları.( ki benim diziyi izleme sebebim Reyhandır ) Onlar birlikte olmak için çok uğraştılar..Sonunda da nişanlandılar hatta Reyhan'ın "Nişanlıcığım " demesi benim de dilime dolandı :)

 Fahriye'nin (Bala atabek) mimikleri ve yorumları ,


 Haluk abi'nin (Erdem Akakçe) hem hızlı konuşması hem söylediğinden birşey anlaşılmaması hemde deli deli hareketleri..

Finali de güzel yaptılar Metin'in annesine kavuştuğu sahne ay nasıl ağlattı beni anlatamam :( Bazı eksiklikler vardı.Mesela Reyhan'la Mazhar'ı evlendirebilirlerdi , Ayşem hamileydi çocuğu doğabilirdi, Fahriye bekardı onu biriyle birlikte yapabilirlerdi...Orhan Gencebay'ın şarkıları hep çalınıyordu konuk oyuncu olarak final bölümünde gelebilirdi..

Bu diziyi çok özlicem hem diziyi hemde şarkılarını.Şarkıları da pek bir duygusal oluyordu insanın ağlamayacağı varsa da ağlıyordu ya :)

Umarım böyle bir ekip yine bir araya gelir :)

                                                                   Saygılar

Share